Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
bizim taraftar linc edecek ama arda sacma sapan bir top oynuyor. gecen sene oynadigi futbolla bu sene oynadigi futbol bambaska. basit oynamayi birakmis boyundan buyuk isler yapmaya calisiyor. ardayi farkli yapan iyi futbol gorusuyle basit seyler yapmasiydi. bu tip sacmalamari senden daha iyi yapan irfan var elimizde. senin boyle sacmaliklara girismene ihtiyacimiz yok.
30bin tl para mı lan. istanbul gibi bir yerde yaşıyorsanız aylık kazancınızın en az 700-800bin tl olması gerek. başka türlü hayatınızı yaşayamazsınız. benim maaş 7500 tl artı yemek.
1983 te microchip ureten bir kuruma sahiptik...

bunu ureten kurum olan tubitak, 1980 - 2007 arasinda bildiginiz hayvan gibi proje ve uretim yapmis ... ilgililink, sayfa 9. 2007 ila 2017 arasinda ise resmen durmus ( e tabi hayvanat bahcesi mudur, guresci vs vs derken ... uretime sira gelmemis.... )

o yuzden altyapisi 20-30 sene once yapilmis yatirimlarin uzerine konan akp

(bkz: milgem)
(bkz: mavi vatan)
(bkz: ulaq)
(bkz: uzun ufuk)

30 sene once know-how ve altyapisi olan microchip uretimine baslayacaklarini ilan ediyorlar.

ek bilgi: icine edilip, akp lilestirilmeden once aselsan ve bilkent universitesi ortak nanochip uretimine baslamisti zaten, 2015

yalanciya birsey yapmiyorlar ulan, atin durun ....
bu açıklamanın daha vahim tarafı "millet şimdi araba almıyor ,almasınlar!" şeklindeki pespaye cümleyi de sarfetmesidir.hem bir itiraf millet beklemeye geçti hem de millete tepeden bakan esnaf kurnazlığının dışa yansıması,bekçi olmayacak adam ülkede bakan olmuş.
civardaki tarikatlardan, şeriatçı gruplardan emir alan bir memur(!) un organize kötülüğü bu. bildiğin salt kötülük.

onbinlerce kişinin katılacağı bu etkinlik aylar önce kamu güvenliği sorunu oluşturmuyordu da bir hafta kala mı oluşturdu yani?

ayarlanmış yıllık izinler, otel rezervasyonları, alınan biletler…

ya her şeyi geçtim de ülkenin neşesini de çaldınız be kardeşim siz.. valla yatacak yeriniz yok sizin.
bugünkü yayınında cüneyt özdemire fena giydirmiş fetöcü gazeteci. üşenmemiş, videonun son 12 dakikasını cüneyt özdemire ayırmış yahu. ağzında gümüş kaşıkla doğma mevzuu ve aydın doğanın prensi olduğu iddiaları biraz fantastik geldi ama bir noktada haklı buldum. şöyle ki; reza zarrabın amerikada ki yargılanması sırasında ben de cüneyt özdemirden takip ediyordum davayı. ancak bir kaç yayınında üstüne basa basa "chp bu davayı çok yakından takip ediyor" demesi ve buna ısrarla vurgu yapması çok ilginç gelmişti bana. akpnin adını bir kere bile ağzına almamıştı. hani zannedersiniz ki akp ile reza zarrabın zerre ilgisi yok iken, chp ile sıkı bağları var.
oysa eminim ki akp daha sıkı takip ediyordur. zira, rezanın önüne yatan bakanlar akpnin bakanları idi. işte o dönemde akpnin adını bu dava ile hiç biraraya getirmemesi , ısrarla chp demesi çok enteresan bir durumdu. cevheri güvenin " o davayla ilgili haberleri erdoğanın beğeneceği şekilde servis ediyordu" kısmından dolayı aklıma geldi bu anı. cüneyt özdemir, sohbeti ,muhabbeti keyifli adam, her gün baba haber kuşağını zevkle izliyorum. ama ciddi haberleri başka yerden alıyorum ben.
trafik uygulamasında bir araç durdurulur, arabada ak parti demre ilçe başkanının torunu vardır. polisler ile tartışır.

sonuç olarak 11 polis demre'den başka ilçelere sürgün edilir. bu ülkede kimse işini kanunlara göre yapamaz hale geldi. insanlar korku imparatorluğu altında o kadar ezildi ki, bırakın konuşmayı nefes almaktan korkar hale geldiler. sürgün edilmek madden ve manen çok zordur. allah yardımcıları olsun.

(bkz: https://twitter.com/…?s=21&t=wvg9tzpxv8e1dqige1iz4g)
bu topraklardaki ermeni, rum kimliklerini ve onlardan geçen sözleri, kelimeleri o kadar unutmuşsunuz ki size garip geliyor bunlar.

garip değildir. eskiden çok daha fazla dilden kelimenin olduğu zengin bir dil konusulurdu. hala da bazı bölgelerde konuşuluyor. varlığına şaşırmak yerine azlığına üzülmek lazım.
sadece dış görünüşüne aşık olduğunuz insanlarla evlenmemeniz gerektiğini gösteriyor bu size. öte yandan kadının açısından bak, 9 ay karnında bir can taşımışsın, doğurmuşsun allah'ın benciline evlat vermişsin. bu süreçte kilo almışsın, bedenen ve psikolojik olarak yıpranmışsın, doğurduktan sonra bütün hayatını bebeğin bakımına adayıp kendi bakımını ihmal etmişsin. evlendiğin evlat verdiğin denyo, sözlük köşelerinde tüm bunları siktir edip evladını beslediğin memelerin sarkmasından bahsediyor.

kadının yerinde olsam tek celsede adamı boşarım, çocuğun yüzünü dahi göstermem bu kıymet bilmez şekilci herife.

edit: biri de kilo alınır önemli değil ama en azından kendine baksın diye yakınmış. siz hiç lohusa gördünüz mü pardon? benim kız kardeşim bebeği 10 dakika yalnız bırakıp duş alamıyordu yahu dişini fırçalamaya, kalkıp kendine iki lokma yemek hazırlamaya fırsat bulamıyordu. hangi bakımdan bahsediyorsunuz acaba?

kadın hem size evlat versin hem de bakımlı olsun istiyorsanız vereceksiniz parasını yardımcı tutacaksınız. hem kadını damızlık olarak kullanıp bütün sorumluluğu üstüne yükleyip hem de bakımlı olmasını bekleyemezsiniz. empati yoksunları sizi.
eğer babamın toplantısı varsa sekreter beni oyalamaya çalışırdı odaya girmemem için. neredeyse her gün oradaydım ve favorim toplantı esnasında babamı bulmaktı. bozuk paraları hep arabada olduğundan, para istediğimde büyük para vermek zorunda kalırdı. o parayla hemen yandaki markete koşar kendimce ne var ne yok alırdım.

yıllar sonra memlekete gittiğimde, bir süre sonra beyin kanamasından hayatını kaybedecek olan marketçi işin aslını anlatmıştı. "el kadar çocuktun. elinde bin lirayla *geldiğinde rahmetli babandan çarptığını anlıyordum. senin gözünü doyuracak üç beş çikolata meyve suyu veriyordum. paranın geri kalanını da babana veriyordum."

çok zaman geçti. babam da yok, marketçi de. o günden sonra hafızaya çok şey yazıldı ama çok azı gözlerimi kapadığımda karanlığın içinde böyle canlanıyor: sekreterin elinden kurtularak daldığım babamın odasından, onun bana gözlerinin içi gülerek ve yaramazlığıma kahkaha atarak, daha ben istemeden verdiği parayla hızla çıkıp, beni sıkıştırmaya çalışan sekreterlerden kaçıp soluğu markette alıyorum. halleyler, kekler, hobbyler, vişne suları kucağımda bahçeye doğru koşturuyorum. ne heyecan, ne mutluluk!
konyaspor, top teknigi yuksek bir takim.
statiği düzgün, çimleri öldürmeyecek, ezmeyecek, nefes aldıracak bir platform kurmayi becerememişler ki islami olimpiyat zımbırtısı açılışı zeminin içine sıcmış.
hatta bugun bazı spor sitelerinde, hakem ve gözlemcinin maçın oynanıp oynanmayacağına karar verecekleri yazıyordu.
bu nefis vizyonsuzluk kimin eseri tahmin edebiliyorsunuz.
seneye de olimpiyat yapın siz. avrupa neyinize.
(bkz: #140906490)

tekrar yazmama gerek yok. çalışana anca ekmek var hacı burada, yanına domatesi alamıyorsun...

gerçekten artık sinir uçlarıyla oynuyorsunuz insanların.

edit: en son haber gibi bir saçmalığın yorum kısmından noktasına virgülüne dokunmadan aldığım yorum;

"yürü git hirt, 340 saat calsitiysan mesai saati ücretini almisindir . burada ek çalışmaya babayı veriyorlar."

edit 2: bir başka yorum;

"dogru söylüyor gelin de görün anlarsınız oradadaki hayatı çalışmayana para yok"

çalışmayana para yok? herif para alabilmek için çalışmaktan şikayetçi. lan biz nasıl bir günah işledik?
olum ben çok dalyarak gördüm de böylesini görmedim lan. gözüne baka baka çöpe attım ne demek? bir simit kaç para haberin var mı senin? adam esirgememiş almış herkese bir de. senin gibi dalyaraklar yüzünden bu tip adamlar iyi niyetlerini bir bir yargılayıp asıyorlar bir köşede. elitizmini sikeyim senin.

sanırsın anasından avokadoyla doğdu pezevenk.

mesajlara cevaben edit: ben zalimi döverim, dövemezsem söverim.
şimdi evde göt büyütürken farkında değilsiniz fakat 150 km/h hızla seyreden bir otomobilde camı açıp kafanızı dışarıya uzatırsanız aslında boşluk zannettiğiniz yerlerin hava ile dolu olduğunu, havanın da bir kütlesi olduğunu, yeterli hızlara çıkıldığında havadan da tokat yiyebileceğinizi acı acı tecrübe edersiniz. uçağın yükselmesi ve alçalmasındaki neden ile odunu düz kesmeye çalışırken eğriler çizen testerenizin neredeyse hiçbir fark yoktur. her şey yeterli kuvvete bakar. akşam akşam işim var, yapasım yok, o yüzden gerizekalıya anlatır gibi anlatıyorum.
tekel ve iki yılda bir haraç verilmesi zorunlu olan bir kurumun olası davalardan yırtmak için yaptığı bir şark kurnazlığı. halkı soydukları yetmiyor bir de olası davalarla üç kuruş bile kaybetmemek için böyle şeyler uyduruyorlar.

tüvtürk muayenesinden yeni geçmiş bir araç arıza sonucu kazaya karıştı diyelim, araç sahibi de ben daha yeni muayene ettirdim, aracım kusursuzdu diye tüvtürk'e dava açtı, sonuç: "yoo hafif kusurlu demişiz işte".
41 yaşındayım … haftada 1 kere 10 km , 2 kere 5 km koşuyorum. bugün 20 seans için bir pt ile anlaştım , haftada 3 gün fitness yapacağım . yarın almanca kursunun ilk günü , 26 ağustos’ta pmp eğitimine başlayacağım. arasıra istanbula event ve konserlere günü birlik kaçıyor gece dönüp sabah işe gidiyorum… geçtiğimiz haftasonu 3 şehir değiştirdim 2000 km yaptım.evliyim , çapkınlıkta ne durundayım test etmedim ama bu yukarda saydıklarımı 25 yaşında yapmıyordum. o zaman göre daha dolu bir hayatım var .
sorunun cevabı … benim için şimdilik 41 den öncesi değil .
ancak türkiye içinde başka şirkette iş bulanlar için işe yarayacak bir yasaktır. adam yurt dışında iş bulsa sen istifasını kabul etmesen nolur ki? basar gider. sanki diğer ülke "seni tr'deki sgk kaydın boşa çıkmadan işe alamıyoruz" mu diyecek?

mesajlar için edit: arkadaşlar yurt dışına çıkış yasağı koymaya falan kalkarlarsa ya da girişte sözleşmeye tazminat falan eklerlerse hiç kimse işe girmez. o sektör uzman muhendislerden yazilimcilardan oluşuyor ve o insanlari şirketler kapmak için mucadele veriyor zaten. o adamın hayatını bir gram bile zorlaştırsan dönüp bakmaz bile senin vereceğin işe. yani elemani kaybetmeyi bırak daha baştan işe girecek adam bulamazlar.
küçükken üvey annemden çokça yediğim dayaklar serisini aklıma getirir.

(bkz: imambayıldı)
evet imambayıldı yemeği yüzünden kardeşim ve ben komşuların önünde dayak yemiştik.
yengem haftada birkaç kere evimize gelip temizlik yemek yapıp giderdi. bir akşam imambayıldı yapmıştı.
yemek ertesi güne de kalmıştı ama bir tabak. kardeşimle öğlende acıktık (ki üvey annem yemek yapmadığı için biz mütemadiyen açtık) ve bir ekmekle birlikte bir tabak imambayıldıyı yemiştik. akşam üvey annem eve geldi. gelirken de konu komşuyu eve toplayıp saatlerce evde çay kahve içmeye bayılırdı.
mutfağa bir girdi baktı ki yemek kalmamış.

sözüm ona biz bir tencere yemeği yemişiz. evde yemek var diye o da geç gelmişmişmiş (aslında bizim evimizde hiç kolay kolay ev yemeği olmazdı). biz nasıl bütün evin rızkını yemişiz, bencilmişiz, düşüncesizmişiz, biz çok yemek yermişiz de onlara hiçbir şey bırakmazmışız, bu saatten sonra evde ne yenirmiş de ne pişermiş de, verdi sopayı bize.
iki üç komşu kadın da bize bakıp bakıp, ay terbiyesizler ay hayırsız çocuklar, diyerek bakındı.
ahh vah etmediler, bizi üvey annemle birlikte yargıladılar.

1 tabak yemek yedik diye dayak yedik.
bazı yazar arkadaşların düştüğü hata, bu adam bitik beşiktaş’ta iş yapmadı değil bu adam beşiktaş’ı tek başına bitirdi.beşiktaş’ın şampiyonlar liginde rezil olmasının baş sorumlusu bu kalastır. 14 gol atmış diye övülüyor 5 tanesi penaltı zaten. gol pozisyonuna girmesi kendi başarısı değil takımın başarısıydı.inşallah fenerbahçe alır eğlenceli bir sezon geçiririz.

not: bjk
katıldığım düşünce. eğer kaçarsa, yargılanması için türkiye tarafından kırmızı bültenle aranacak. yapılan bütün yolsuzlukların, adam kayırmaların, hukuksuzlukların hesabının sorulması lazım.
seçim yaklaştıkça siyasi hayatı bitecek gereksizler siktir yedikleri muhalefet kanadına bir bir muhalif olmaya başladılar.

m.ince baktı m.ali çelebi akp'ye yanlayarak tekrar vekillik alma yolunda ilerliyor, ben de geçer miyim cumhur tarafına acaba? dedi herhalde.

beğenmediğimiz kılıçdaroğlu bile hepinizden daha adam çıktı be yazıklar olsun. hatta ümit özdağ gereksizi bile 2.turda rte karşısındakine destek veririm diye söyledi. siz hala sadece muhalefet ittifakını eleştirip durun.
özetin özeti olarak anlatmaya çalışacağım.

enerji konusunda ülkemizin durumu malumunuz, hala elektrik enerjisi üretmek için termik santrallerde kömür yakan bir ülkeyiz.

son yıllarda turistik tesisten tarımsal işletmelere kadar binlerce bireysel yatırımcı güneş enerjisinden elektrik üreterek sisteme vermeye başladı. ne güzel bir gidişattı bu, hem temiz enerji hem de ülkenin enerji konusunda dışa bağımlılığını giderek azaltıyordu.

kimin kesesine dokundu bu durum bilemiyorum fakat epdk bugün aldığı kararla artık bu üreticilerin kapasitelerinden fazla üretimine el koymaya karar verdi.

maaşlı bir çalışana 'sen mutfak masrafını al üstünü devlete ver' demek gibi bir şey bu.

enerjide kara günler bizleri bekliyor vesselam.

not: karar 50kw üzeri içinmiş altında kalanlar endişelenmesin

not 2: resmi gazete linki

not3: epdk'nın kararı linkte word dokümanı mevcut
bu adamlar (kim oldujlarını çok iyi biliyorsunuz) çok iyi şantaj yapıyorlar, insanların açığını çok iyi kullanıyorlar.

cücü, adım gibi eminim büyük bir açığın var ve bu yüzden birilerine köle olmuşsun. yoksa düşmekte olan bir hükümeti, hem de yurtdışında yaşadığın halde eleştirmeyecek, her fırsatta muhalefete çakacak kadar salak değilsin.
bugün şehit edilmesinin 5.yıldönümü olan yiğit türk çocuğu, can kardeşimiz.

eren, biz her sene burada olup nefes aldıkça seni de, seni hayattan koparanları da hafızamızdan çıkarmayacağız. türk çocuğunun bir damla kanını akıtan şerefsizlerin başlarını ezeceğiz. nitekim öyle de oldu, seni ve ferhat astsubayımızı şehit eden soysuz it hak ettiği gibi geberdi. bebek katili pkk terör örgütünün sözde karadeniz sorumlusuydu, üstünde bile on binlerce dolarlık teçhizatlar vardı. sonra ne oldu? hepsi nafile... saatlerce böğürerek eşek cennetini boyladı.

işte o soysuz

normalde bu tarz bir görsel paylaşmam ancak türk milleti ve türk kamuoyunun hafızasından bu olayın asla silinmemesi gerektiği için paylaşıyorum bunu. unutulmasın, unutulmasın ki eren ve eren gibi nice türk evladının kanına giren bu soysuz terör örgütü pkk'ya duyulan öfke ve kin bir an bile dinmesin.

eren, sizlerin acısını hiçbir şey dindirmiyor. ülkemizin neresinde olursak olalım bayrağımıza baktığımızda sizleri görüyoruz. ancak bil ki bugün abilerin, kahraman türk oğulları bu ülkede bir "eren" daha şehit olmasın diye kuzey ırak'ta, suriye'de tarih yazıyor...

ne seni unutacağız ne sana siper olmak için vücuduna isabet eden 41 kurşunla şehit olan, askerlerinin deyimiyle "ferhat babayı". ne de bu vatan uğruna evvelce gidenleri...

evvelce gidenlerin asil ruhları şad olsun!
tüm akrabayı, eşi, dostu, halısaha takımı yazar gibi devlet bankalarının yönetim kurullarına yazıp binlerce lira maaş + promosyon + huzur hakkı vb. cash almak helaldir ama emeklinin parasını her gün hesaplarında işleten bankanın bu sebeple teşvik etmek amacıyla emekliye maaşının da altında promosyon vermesi o da bir defaya mahsus haramdır öyle mi? eğer siz cennetlikseniz ben kesin cehennemliğim ve orada kalmayı da yeğlerim.