ulan sizin influencer'inize ayrı instagram'ınıza ayrı sokayım ya. nefret ediyorum hiçbir boka yaramayıp fenomen olmaya çalışan şu parazitlerden.
oteli de ayrıca tebrik ederim para istediler diye iftira atan bu mala pabuç bırakmadığı için.
bedavacı birinin göt edilmesi olayı.
edit: ayrıca grand yazıcı menüsündeki bazı ürünlerin gelirini her eve bir pati derneğine bağışlıyormuş. @yumidos'a teşekkürler.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
sozlugun andaval kaynadigini gordugumuz baslik. orwell'in herhangi bir eserini yazmak bile sacmayken, adam tutmus 1984 yazmis.
-caps on- ulan kucuk prens yazan var, kucuk prens -caps off-
farkli olacaniz ya amk.
edit: aklimi yitiricem simdi, seker portakali yazilmis.
-caps on- ulan kucuk prens yazan var, kucuk prens -caps off-
farkli olacaniz ya amk.
edit: aklimi yitiricem simdi, seker portakali yazilmis.
muhtemelen erol bulut'un maçtan önce "arkadaşlar verkaç diye bir şey keşfettim süper" diyerek takımı çalıştırdığı müsabaka.
e madem yapabiliyordunuz niye aylardır kanser ettiniz ibneler?
e madem yapabiliyordunuz niye aylardır kanser ettiniz ibneler?
ben bu görüşteki adamlara saydırıyordum. bu olaya özgürlük kısıtlaması olarak bakmıyor, hepimizin uyması gereken bir kural olduğunu düşünüyordum. benim de ailemde kronik hastalarım var. onların riske girmemesi için kısıtlamalardan yanaydım.
fakat diğer taraftan neden bu kadar rahat konuşabildiğime bakıyorum. çünkü işim gücüm yerinde. gelirimde kira gelirim hariç kayıp yaşamadım. kiracımdan kira alamıyorum ancak o kadarına göz yumuyorum.
ya işimi gelirimi kaybetse idim? evet ben de kısıtlamalarda esnetme talep edebilirdim diyorum.
buraya kadar doğru, demek ki objektif bakamıyorum. o yüzden sövmüyorum.
ama abi herkes evde iken uludağ'daki partileri, saraylardaki ziyafetleri görünce, eline poşet alanın akşam 8'e kadar sokakta fink attığını görünce boşuna diyorum.
açılsın madem, her koyun kendi bacağından asılsın.
fakat diğer taraftan neden bu kadar rahat konuşabildiğime bakıyorum. çünkü işim gücüm yerinde. gelirimde kira gelirim hariç kayıp yaşamadım. kiracımdan kira alamıyorum ancak o kadarına göz yumuyorum.
ya işimi gelirimi kaybetse idim? evet ben de kısıtlamalarda esnetme talep edebilirdim diyorum.
buraya kadar doğru, demek ki objektif bakamıyorum. o yüzden sövmüyorum.
ama abi herkes evde iken uludağ'daki partileri, saraylardaki ziyafetleri görünce, eline poşet alanın akşam 8'e kadar sokakta fink attığını görünce boşuna diyorum.
açılsın madem, her koyun kendi bacağından asılsın.
neyine acıdığınızı anlamıyorum.
150bin takipçisi var kadının. en basit bir ürün yerleştirmeden 3-5bin lira para alıyordur, niş bir kitle olduğu için. 360 bin tl ceza fazladır azdır onu bilemem. ama tabi ki vergisini ödeyecek?
annemin yaptığı ürünlere dair şirket açtım,
internetten satış yaptık.
işler iyi gidiyordu, her kuruş vergiyi de ödüyorduk o dönem.
sonra aynı ürünü "zavallı ev geçindiren kadınlar" bizim yarı fiyatımıza satmaya başladılar. çünkü biz ürün fiyatının %40'ını vergiye ezdirirken, onların vergi gideri olmadığı gibi; dükkan kirası, muhasebe, sigorta, stopaj gibi giderleri de yoktu.
noldu? battık.
niye? "zavallı ev kadınalrı ev geçindirmek içni" ürün satıyor diye. çünkü bizim gibi iş yapan 3-4 yer vardı, bu şekilde iş yapan (vergi vermeden) 300 kişi vardı. hiç kimse vergi levhası falan dinlemediği için, 250 liraya bizden almak yerine, 150 liraya diğer kadınlardan alıyorlardı.
bize yazık değil mi şimdi?
edit koyalım: kadının kazancı milyon değil bu arada. 2016 yılından itibaren, vermediği beyanname başına 800tl ceza kesiliyor. 60x800 = 48.000tl diyebiliriz yani. vergisini ödemediği her gelir için de için 3 katına kadar ceza ödüyor. bunların üstünden de gecikme zammını koyup atıyorlar. büyük ihtimalle 80-100bin tl arası gelire gelen ceza bu diyebiliriz.
hiç öyle youtube ile falan da anlaşmalarına gerek yok.
sizin kanalınız takibe girdiği an sizin, ananızın, babanızın, kardeşinizin, eşinizin, çocuğunuzun hesabına tek tuşla erişebiliyorlar. ve yatan her bir kuruşu buradan takip edip, belgelenmemiş olanlara dair ceza çıkartıyorlar.
150bin takipçisi var kadının. en basit bir ürün yerleştirmeden 3-5bin lira para alıyordur, niş bir kitle olduğu için. 360 bin tl ceza fazladır azdır onu bilemem. ama tabi ki vergisini ödeyecek?
annemin yaptığı ürünlere dair şirket açtım,
internetten satış yaptık.
işler iyi gidiyordu, her kuruş vergiyi de ödüyorduk o dönem.
sonra aynı ürünü "zavallı ev geçindiren kadınlar" bizim yarı fiyatımıza satmaya başladılar. çünkü biz ürün fiyatının %40'ını vergiye ezdirirken, onların vergi gideri olmadığı gibi; dükkan kirası, muhasebe, sigorta, stopaj gibi giderleri de yoktu.
noldu? battık.
niye? "zavallı ev kadınalrı ev geçindirmek içni" ürün satıyor diye. çünkü bizim gibi iş yapan 3-4 yer vardı, bu şekilde iş yapan (vergi vermeden) 300 kişi vardı. hiç kimse vergi levhası falan dinlemediği için, 250 liraya bizden almak yerine, 150 liraya diğer kadınlardan alıyorlardı.
bize yazık değil mi şimdi?
edit koyalım: kadının kazancı milyon değil bu arada. 2016 yılından itibaren, vermediği beyanname başına 800tl ceza kesiliyor. 60x800 = 48.000tl diyebiliriz yani. vergisini ödemediği her gelir için de için 3 katına kadar ceza ödüyor. bunların üstünden de gecikme zammını koyup atıyorlar. büyük ihtimalle 80-100bin tl arası gelire gelen ceza bu diyebiliriz.
hiç öyle youtube ile falan da anlaşmalarına gerek yok.
sizin kanalınız takibe girdiği an sizin, ananızın, babanızın, kardeşinizin, eşinizin, çocuğunuzun hesabına tek tuşla erişebiliyorlar. ve yatan her bir kuruşu buradan takip edip, belgelenmemiş olanlara dair ceza çıkartıyorlar.
yalancı ile ilgili herhangi bir yaptırım yok sonuçta.
pelkas ve gustavo'nun menajeriyse önerdiği adamı gözü kapalı alırım.
her bir vatandaştan birisi olarak;
35 yaşımdayım. 7 yıllık masa üstü bilgisayarıma, 5 yıllık telefonuma bir şey olursa yenisini alamam.
şu an hayatımınızdaki tek gider temel ihtiyaçlar. yemek, kira, faturalar.
sikeyim böyle hayat kalitesini.
35 yaşımdayım. 7 yıllık masa üstü bilgisayarıma, 5 yıllık telefonuma bir şey olursa yenisini alamam.
şu an hayatımınızdaki tek gider temel ihtiyaçlar. yemek, kira, faturalar.
sikeyim böyle hayat kalitesini.
mesele irfan can'ı transfer etmek değil,
mesele irfan can'ın fiyatını yükseltip gs'nin almasını zorlaştırmak.
klasik fb taktiği.
mesele irfan can'ın fiyatını yükseltip gs'nin almasını zorlaştırmak.
klasik fb taktiği.
akp’nin göçmen politikasının sonucudur. kağıt toplayıcısının afgan/pakistanlı olduğuna iddiaya girerim. türk vatandaşı pandemi yasaklarından mütevellit akşam 9’a doğru dışarıda olmaya cesaret edemez. ayağına terliği geçiren üzerinde isminin yazılı olduğu bir peçete dahi yanına almadan soluğu türkiye’de alıyor. ha biz bir ülkeye gitmek için on bin belge gösteriyoruz o ayrı.
edit: küçükçekmece’de 4 yaşındaki kız çocuğu bir afgan tarafından tecavüz edilip öldürülmüştü. bu olaydaki katilin tc vatandaşı çıkması göçmenleri pür-i pak yapmıyor.
edit: küçükçekmece’de 4 yaşındaki kız çocuğu bir afgan tarafından tecavüz edilip öldürülmüştü. bu olaydaki katilin tc vatandaşı çıkması göçmenleri pür-i pak yapmıyor.
şaka gibi ya. fiyatların yükselmesindeki temel neden sanki kendileri değilmiş gibi bir de talimat veriyor ahahaha. e tabii, "reis durumumuzu bilse kurtarır bizi" diye düşünen bir kitle var adamın karşısında. şaşırmamak lazım.
dikkat edilmesi gereken husus, kızın eniştesi tarafından sikilebileceğini düşünmesi..
edit: evet tarafından.
edit: evet tarafından.
bu işin matematiği şöyle:
1 > (etkinlik1 bulaş çarpanı x etkinlik1 sayısı) + (etkinlik2 bulaş çarpanı x etkinlik2 sayısı) + ... + (etkinlikn bulaş çarpanı x etkinlikn sayısı)
insanların bir araya geldiği her türlü etkinlikte virüs bulaşır ve sizin yapabileceğiniz şey r0'u 1'in altında tutmak ve sağlık sisteminin kapasitesini aşmamasını sağlayacak kadar aktiviteye izin vermek. gelecek oy sayısına veya para miktarına göre optimize edebilirsiniz bunu.
akp burada bu aktiviteleri seçiyor. camiye gidenlerin sebep olduğu yayılmanın sağlık sisteminin üzerinde yarattığı etkileri azaltmak için çocuklar okula gönderilmiyor olabilir.
uludağ'da tesisler ciro yapabilmesi için orası muaf tutulurken, bu etkinliğin yaratacağı yayılmaya karşılık istanbul'da kafeler kapalı tutuluyor olabilir çünkü ikisini birden açarlarsa yine artış trendine geçilir.
anlayacağınız, uludağ'dakiler eğlensin ve hastalanırlarsa onlara bakacak hastane olabilsin diye bu haftasonu evde oturdunuz.
1 > (etkinlik1 bulaş çarpanı x etkinlik1 sayısı) + (etkinlik2 bulaş çarpanı x etkinlik2 sayısı) + ... + (etkinlikn bulaş çarpanı x etkinlikn sayısı)
insanların bir araya geldiği her türlü etkinlikte virüs bulaşır ve sizin yapabileceğiniz şey r0'u 1'in altında tutmak ve sağlık sisteminin kapasitesini aşmamasını sağlayacak kadar aktiviteye izin vermek. gelecek oy sayısına veya para miktarına göre optimize edebilirsiniz bunu.
akp burada bu aktiviteleri seçiyor. camiye gidenlerin sebep olduğu yayılmanın sağlık sisteminin üzerinde yarattığı etkileri azaltmak için çocuklar okula gönderilmiyor olabilir.
uludağ'da tesisler ciro yapabilmesi için orası muaf tutulurken, bu etkinliğin yaratacağı yayılmaya karşılık istanbul'da kafeler kapalı tutuluyor olabilir çünkü ikisini birden açarlarsa yine artış trendine geçilir.
anlayacağınız, uludağ'dakiler eğlensin ve hastalanırlarsa onlara bakacak hastane olabilsin diye bu haftasonu evde oturdunuz.
sözlükte gezinirken başlığı gördüm dedim ne salak salak başlıklar. sonra girdim film olduğunu öğrendim dedim ne salak salak filmler izliyorlar. sonra önümde açık televizyona baktım salak salak birşey konuşuyorlar. köşede filmin ismine baktım 5 başlı köpekbalığı. dedim ne salak salak filmler izliyorum.
edit:salak olduğumu keşfettiğim başlık
edit:salak olduğumu keşfettiğim başlık
hangisinin benzediğini anlamadığım polis memuru.
irlanda viskisi için. piyasadakilerin çoğu iskoç viskisi. yumuşaklık, tad ve sek içim kolaylığı açısından irlanda viskisi içmenizi tavsiye ederim. örnek olarak varsa tullamore dew, yoksa jameson ama imkanınız varsa bushmills . imkan diyorum zira ben daha bushmills içemedim çünkü türkiye'de yok, varsa da ben bulamadım. çok övüyorlar o markayı irlanda viskisi sevenler, o kadar insan yanılıyor olamaz.
hem daha da ucuzlar iskoçlara göre
edit: ekleme
hem daha da ucuzlar iskoçlara göre
edit: ekleme
mutlu değiliz, şahsen pek umrumda değil.
bu ülkede inşaatçı, galerici, emlakçı, taksici, minibüsçüye kimse üzülmez.
bilin bakalım ortak noktaları ne?
bu ülkede inşaatçı, galerici, emlakçı, taksici, minibüsçüye kimse üzülmez.
bilin bakalım ortak noktaları ne?
ne oldu fashionyan? yol çekiyirdin grand yazıcıya?
reks eyliyirdin ekşici tayfa ile?
reks eyliyirdin ekşici tayfa ile?
nevşin mengü sen misin?
futbolcu rio mavuba ailesi savaştan kaçarken mülteci botunda doğduğu için, fransa milli takımını seçene kadar doğum yeri olarak pasaportunda “uluslararası sular” yazıyormuş. angola'dan kaçış detayını dikkate almazsak şahsen bundan havalısını duymadım. gerçek 1 dünya vatandaşı.
duyanda zannedecek ki;
ülkede psikolojisi normal insan kaldı.
kabul edelim gayet güzel delirdik.
psikolojik sorun denince huniyi takıp sokaklarda gezmek zannediyor sanırım bazı arkadaşlar. panik atak, anksiyete, depresyon vs. de psikolojik sorundur ve insanlar bunları kendi tercih etmiyor.
edit: çoğu psikolojik rahatsızlık "tedavi edilebilir
ya da kontrol altında tutulabilir." tabii ki daha
ağır seyreden ve yapabilecek bir şey kalmayan
durumlarda mevcut. kiminle birlikte olacağı
kişinin kendi tercihi olmakla beraber yarın
başınıza ne geleceğinin de garantisi yoktur. bunu
da düşünerek yazarsanız şu an buraları okuyup
yardıma ihtiyaç duyan arkadaşları daha fazla
üzmemiş olursunuz. zaten yeterince sıkıntı
yaşıyorlar.
ülkede psikolojisi normal insan kaldı.
kabul edelim gayet güzel delirdik.
psikolojik sorun denince huniyi takıp sokaklarda gezmek zannediyor sanırım bazı arkadaşlar. panik atak, anksiyete, depresyon vs. de psikolojik sorundur ve insanlar bunları kendi tercih etmiyor.
edit: çoğu psikolojik rahatsızlık "tedavi edilebilir
ya da kontrol altında tutulabilir." tabii ki daha
ağır seyreden ve yapabilecek bir şey kalmayan
durumlarda mevcut. kiminle birlikte olacağı
kişinin kendi tercihi olmakla beraber yarın
başınıza ne geleceğinin de garantisi yoktur. bunu
da düşünerek yazarsanız şu an buraları okuyup
yardıma ihtiyaç duyan arkadaşları daha fazla
üzmemiş olursunuz. zaten yeterince sıkıntı
yaşıyorlar.
ülkenin gerçeği işte tam olarak bu. ne bekleyeceksin. ha bu parti ha o parti. zihniyet baştan sıkıntılı.
influencer denen gerizekalılara prim vermediği için ilk fırsatta kalacağım oteldir.
quake ya da half life
oyuna tamamen hakim, azıcık şanslı gün olsa 5-6 olucak maç için beşiktaş hakemle kazandi demek kusara bakmayin ama tam manasiyla salakliktir, cekememezliktir. %80 topla oyna, rekor pas yap buna karsin rakibin 3 kere atak yapmış ve diyorlar ki beşiktaş hakemle kazandı. lütfen saçmalamayın. isinize bakin. takim 10 haftadir gol yemiyor diye sanirim bi gol yiyince hemen umutlandiniz
not:fbliler neyse de gsliler siz hiç konuşmayın. siz bu sene şampiyonluk tartışmasında taraf değilsiniz.
not:fbliler neyse de gsliler siz hiç konuşmayın. siz bu sene şampiyonluk tartışmasında taraf değilsiniz.
tamam sığır tamam. karikatür eser. telif hakları var. umarım bir yerlerde bir karikatürlerini paylaşmıssındır da bu şahısların, o narin götünü yatağından kaldırıp, karakola, adliyeye götürürler. orada da böyle andaval andaval konuşursun. sığır herif. yarım aklıyla reklam donatmışsa normaldir diye bir de laf çarpıyor.
üç maymunu oynamaktan bıkmayanlar, bu adamın dile getirdiği ve herkesin bildiği bir gerçek üzerinden taarruza geçmişler.
mesut çok açık ve net biçimde cumhurbaşkanı'nın yaptığı bir transferdir. bakın destek olmaktan bahsetmiyorum. 1 ay önce "bizim için bir rüya" denilen adam meğerse fenerbahçe aşkıyla yanıp tutuşuyormuş. arteta'nın "inanır mısınız futbola döndürmek için uğraştım, başaramadım" açıklaması yaptığı bir yerde transferin tıkanma sebebi arsenal olamaz öyle değil mi?
kabul edin ya da etmeyin; reis "gel gel" yapmasa, belki geleceğe dair planlardan bahsetmese mesut bir rüya olarak kalacaktı.
7 ocak'daki ali koç-cb görüşmesinin ana konusu bu transferdir. mesut özil kısıklı'da cumhurbaşkanı'nın komşusu olmuştur. kızılay'dan, cb danışmanlarına, belediyelerden ilgili ilgisiz ne kadar siyasi yancı varsa tamamının mesut transferini twitter üzerinden tebrik etmesinin nedeni de reis yalamalığından başka bir şey değildir. ulan aynı ligde yarışan bir kulübün diğerinin yaptığı transferi kutladığı nerede görülmüş?
sezon başından beri yörük gibi gezen karagümrük, şampiyonlar ligi finali için hazırlanıp cillop hale getirilen olimpiyat stadını yıl sonuna kadar kullanma iznini nasıl almıştı ya hakikaten?
tüm bunların benim için bir sakıncası yok. umurumda olan bir durum değil. mesut 1-2 sene ya oynar ya oynamaz. emekliliğinde oturacağı siyasi veya idari koltuğun sözü de çoktan verilmiş, planı çoktan yapılmıştır.
ancak tüm bunları sanki bilmiyormuş gibi davranmak lüzumsuz bir çocukluktan başka bir şey değil.
mesut çok açık ve net biçimde cumhurbaşkanı'nın yaptığı bir transferdir. bakın destek olmaktan bahsetmiyorum. 1 ay önce "bizim için bir rüya" denilen adam meğerse fenerbahçe aşkıyla yanıp tutuşuyormuş. arteta'nın "inanır mısınız futbola döndürmek için uğraştım, başaramadım" açıklaması yaptığı bir yerde transferin tıkanma sebebi arsenal olamaz öyle değil mi?
kabul edin ya da etmeyin; reis "gel gel" yapmasa, belki geleceğe dair planlardan bahsetmese mesut bir rüya olarak kalacaktı.
7 ocak'daki ali koç-cb görüşmesinin ana konusu bu transferdir. mesut özil kısıklı'da cumhurbaşkanı'nın komşusu olmuştur. kızılay'dan, cb danışmanlarına, belediyelerden ilgili ilgisiz ne kadar siyasi yancı varsa tamamının mesut transferini twitter üzerinden tebrik etmesinin nedeni de reis yalamalığından başka bir şey değildir. ulan aynı ligde yarışan bir kulübün diğerinin yaptığı transferi kutladığı nerede görülmüş?
sezon başından beri yörük gibi gezen karagümrük, şampiyonlar ligi finali için hazırlanıp cillop hale getirilen olimpiyat stadını yıl sonuna kadar kullanma iznini nasıl almıştı ya hakikaten?
tüm bunların benim için bir sakıncası yok. umurumda olan bir durum değil. mesut 1-2 sene ya oynar ya oynamaz. emekliliğinde oturacağı siyasi veya idari koltuğun sözü de çoktan verilmiş, planı çoktan yapılmıştır.
ancak tüm bunları sanki bilmiyormuş gibi davranmak lüzumsuz bir çocukluktan başka bir şey değil.
300 binli, 500 binli aldatıcı rakamların gerçek halidir.
multeciler.org sitesinin son paylaştığı verilere göre türkiye'de 0-9 yaş arası 1.052.000 suriyeli mevcut.
her ay güncellenen liste şurada;
https://multeciler.org.tr/…iyedeki-suriyeli-sayisi/
suriyeli sayısı ile ilgili tablo da şurada;
görsel
https://i.ibb.co/3f8n3ff/su.jpg
suriyelilerin 2011 yılından beri ülkemize geldiğini göz önüne alırsak, yukarıdaki tabloda geçen 0-9 yaş arası çocukların çoğunun türkiye'de doğduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.
0-9 yaş arası suriyeliler resmi rakamlara göre ülkemizde bulunan suriyelilerin yüzde 30'unu oluşturuyor.
yani türkiye'deki suriyelilerin yüzde 30'u türkiye'de dünyaya gelmiş...
türkiye'de doğan bu çocuklar tc vatandaşı olmaya hak kazanıyorlar doğal olarak ve bu çocukların aileleri de kolaylıkla tc vatandaşlığı alabilme hakkını kazanıyorlar.
yurtdışında da bunun örnekleri var.
almanya, abd, kanada gibi ülkelerde doğan bir bebek oranın doğal vatandaşı oluyor ve aileleri de vatandaş olabilme hakkı kazanıyor.
türkiye'deki suriyelilerin yüzde 30'unun türkiye'de dünyaya geldiğini ve bu yüzde 30'un dışında kalanların da türkiye'de dünyaya gelen suriyelilerin aileleri olduğunu düşünürsek ülkemize gelen neredeyse tüm suriyelilerin kısa bir süre içinde tc vatandaşlığına kolaylıkla geçebileceğini öngörebiliriz.
yani?
yanisi şu, suriyelileri geri göndermek artık tatlı bir hayalden öte değil...
****************
edit: 5901 sayılı tc vatandaşlığı kanunu
madde 8, 1. fıkra: türkiye'de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren türk vatandaşıdır.
yani türkiye'de doğan bu 1 milyon 52 bin suriyeli bebek, henüz suriye vatandaşlığı bulunmadığından dolayı tc vatandaşıdır.
multeciler.org sitesinin son paylaştığı verilere göre türkiye'de 0-9 yaş arası 1.052.000 suriyeli mevcut.
her ay güncellenen liste şurada;
https://multeciler.org.tr/…iyedeki-suriyeli-sayisi/
suriyeli sayısı ile ilgili tablo da şurada;
görsel
https://i.ibb.co/3f8n3ff/su.jpg
suriyelilerin 2011 yılından beri ülkemize geldiğini göz önüne alırsak, yukarıdaki tabloda geçen 0-9 yaş arası çocukların çoğunun türkiye'de doğduğunu kolaylıkla söyleyebiliriz.
0-9 yaş arası suriyeliler resmi rakamlara göre ülkemizde bulunan suriyelilerin yüzde 30'unu oluşturuyor.
yani türkiye'deki suriyelilerin yüzde 30'u türkiye'de dünyaya gelmiş...
türkiye'de doğan bu çocuklar tc vatandaşı olmaya hak kazanıyorlar doğal olarak ve bu çocukların aileleri de kolaylıkla tc vatandaşlığı alabilme hakkını kazanıyorlar.
yurtdışında da bunun örnekleri var.
almanya, abd, kanada gibi ülkelerde doğan bir bebek oranın doğal vatandaşı oluyor ve aileleri de vatandaş olabilme hakkı kazanıyor.
türkiye'deki suriyelilerin yüzde 30'unun türkiye'de dünyaya geldiğini ve bu yüzde 30'un dışında kalanların da türkiye'de dünyaya gelen suriyelilerin aileleri olduğunu düşünürsek ülkemize gelen neredeyse tüm suriyelilerin kısa bir süre içinde tc vatandaşlığına kolaylıkla geçebileceğini öngörebiliriz.
yani?
yanisi şu, suriyelileri geri göndermek artık tatlı bir hayalden öte değil...
****************
edit: 5901 sayılı tc vatandaşlığı kanunu
madde 8, 1. fıkra: türkiye'de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren türk vatandaşıdır.
yani türkiye'de doğan bu 1 milyon 52 bin suriyeli bebek, henüz suriye vatandaşlığı bulunmadığından dolayı tc vatandaşıdır.
bu takım bugün bulunduğu liderlik koltuğuna,
kendi altyapısından çıkan marka hocasıyla,
bütün derbileri kazanarak;
ligin en çok gol atan takımı olarak,
gol krallığında 2 golcüsüyle,
asist kralllığında önde giden oyuncusuyla,
iç sahada üst üste 8 galibiyetle,
son 9 maçta sadece biri penaltıdan 4 gol yiyerek,
8 galibiyet, 1 beraberlikten oluşan 9 maçlık yenilmezlik serisiyle geldi.
algı kasmaya çalışan kız kardeşlere ve onların medyadaki maymunlarına duyurulur.
kendi altyapısından çıkan marka hocasıyla,
bütün derbileri kazanarak;
ligin en çok gol atan takımı olarak,
gol krallığında 2 golcüsüyle,
asist kralllığında önde giden oyuncusuyla,
iç sahada üst üste 8 galibiyetle,
son 9 maçta sadece biri penaltıdan 4 gol yiyerek,
8 galibiyet, 1 beraberlikten oluşan 9 maçlık yenilmezlik serisiyle geldi.
algı kasmaya çalışan kız kardeşlere ve onların medyadaki maymunlarına duyurulur.
inanmayacak olanlara özelden ss atabilirim.bundan bir ay önce aziz sancara mail attım tıpla ilgili bir şey danışmak için sonraki gün geri döndü mailime.resmi mail hesabı bu arada.med.edu'lu e postası.koskoca aziz sancar maile cevap veriyor ama atıyorum izmir yaşar üniversitesi kıl tüy bölümü öğretim üyesi cevap vermiyor.komik bir durum gerçekten.yaptığı iş ile kendini saydıramayan insanlar bu tür yollara başvurur.
eski bir ücret ve yan haklar uzmanı olarak konuyu kısaca özetleyeyim.
bizler işçiye hammadde gözüyle bakarız. yani işçi diğer tüm üretim faktörleri gibi bir kalemdir. bu kalemin de bir piyasa fiyatı vardır. esasen işçinin fiyatı değildir bu. pozisyonun fiyatı vardır. hammadde gibi yani. nasıl plastiğin piyasada bir fiyatı varsa, üretim mühendisinin de bir piyasa fiyatı vardır.
tüm bu fiyatlar bellidir ve bu tür databaseler danışmanlık şirketleri tarafından parayla satılır. bu databaseleri her büyük şirket muhakkak alır ve kendini rakipleri ile kıyaslar. kendisini rakiplerinin neresinde konumlandırmak istiyorsa ona göre ücretlerini belirler.
senelik ücret zammı diye bir ifade doğru değildir aslında. durduk yere kimseye zam yapmaya gerek yoktur. bu, işçinin piyasa değeri arttığı için yapılan mecburi bir düzenlemedir. aslında artan piyasa değeri değil, enflasyon nedediyle eriyen kısmın telafisidir.
bu nedenle, tüm büyük şirketlerin ortalama zammı enflasyon oranı kadardır. sen a performans sergilersen bu oran 3-5 puan yukarısı, d performans sergilersen bu oran 3-5 puan aşağısı olur.
ücrete zam yalnızca terfide yapılır. bunun dışındaki senelik zamlar aslında düzeltmedir. aynı zamanda başarılı süperstar personeli elde tutmak, başarısız hımbıl personele de yol vermek ya da cezalandırmak maksadıyla kullanılır.
eğer bir şirketin senelik ortalama zammı ülkedeki senelik enflasyon oranından azsa o şirket kurumsal bir şirket değildir. enflasyon oranının altına verilen her kuruş zam aslında maaşınızdan yapılan indirim demektir. bu tür şirketlerde fazla vakit kaybetmeyin. bu şekilde ücret yöneten firmanın terfisinden atamasına hiç bir yeri kurumsal olamaz.
bizler işçiye hammadde gözüyle bakarız. yani işçi diğer tüm üretim faktörleri gibi bir kalemdir. bu kalemin de bir piyasa fiyatı vardır. esasen işçinin fiyatı değildir bu. pozisyonun fiyatı vardır. hammadde gibi yani. nasıl plastiğin piyasada bir fiyatı varsa, üretim mühendisinin de bir piyasa fiyatı vardır.
tüm bu fiyatlar bellidir ve bu tür databaseler danışmanlık şirketleri tarafından parayla satılır. bu databaseleri her büyük şirket muhakkak alır ve kendini rakipleri ile kıyaslar. kendisini rakiplerinin neresinde konumlandırmak istiyorsa ona göre ücretlerini belirler.
senelik ücret zammı diye bir ifade doğru değildir aslında. durduk yere kimseye zam yapmaya gerek yoktur. bu, işçinin piyasa değeri arttığı için yapılan mecburi bir düzenlemedir. aslında artan piyasa değeri değil, enflasyon nedediyle eriyen kısmın telafisidir.
bu nedenle, tüm büyük şirketlerin ortalama zammı enflasyon oranı kadardır. sen a performans sergilersen bu oran 3-5 puan yukarısı, d performans sergilersen bu oran 3-5 puan aşağısı olur.
ücrete zam yalnızca terfide yapılır. bunun dışındaki senelik zamlar aslında düzeltmedir. aynı zamanda başarılı süperstar personeli elde tutmak, başarısız hımbıl personele de yol vermek ya da cezalandırmak maksadıyla kullanılır.
eğer bir şirketin senelik ortalama zammı ülkedeki senelik enflasyon oranından azsa o şirket kurumsal bir şirket değildir. enflasyon oranının altına verilen her kuruş zam aslında maaşınızdan yapılan indirim demektir. bu tür şirketlerde fazla vakit kaybetmeyin. bu şekilde ücret yöneten firmanın terfisinden atamasına hiç bir yeri kurumsal olamaz.
amator eglendirir.
ben iki tuslu klavyemle (1 ve 0) direkt memory'e yaziyorum programlari. hem de monitor bile olmadan. hey yavrum heyy..
ben iki tuslu klavyemle (1 ve 0) direkt memory'e yaziyorum programlari. hem de monitor bile olmadan. hey yavrum heyy..
bentley’in ingilizlerin olduğunu sananlarca eleştirlen gerçek.
geçmişin mirasını yiyorlar doğrudur, üretimleri düşmeye devam ediyor, genç nüfus az, ülkede göçmen bolluğu var onlar da olmasa hizmet sektörü siki tutacak.
sanayi devriminin temelini atan ülke 1945’te duman olan almanya’nın yanında fasülye gibi kaldı.
ellerinde ortadoğu petrollerini sömürdükleri dönemlerden kalma şirketler var. shell, bp gibi.
bu arada bentley artık volkswagen’in.
geçmişin mirasını yiyorlar doğrudur, üretimleri düşmeye devam ediyor, genç nüfus az, ülkede göçmen bolluğu var onlar da olmasa hizmet sektörü siki tutacak.
sanayi devriminin temelini atan ülke 1945’te duman olan almanya’nın yanında fasülye gibi kaldı.
ellerinde ortadoğu petrollerini sömürdükleri dönemlerden kalma şirketler var. shell, bp gibi.
bu arada bentley artık volkswagen’in.
bu saatten sonra baklava ve dolma yunanlılarındır aksini iddia eden 6alatasaraylıdır.
edit: biri bana mesaj attı kompleksli herif seni her yazınızda 6alatasaray var diyo ee napalım kime 6 attık kiminle taşak geçicez başka hahshshs
edit: biri bana mesaj attı kompleksli herif seni her yazınızda 6alatasaray var diyo ee napalım kime 6 attık kiminle taşak geçicez başka hahshshs
bu plana inanan herkes kendini o beşyüz milyonun içinde görüyor. öyle değilse eğer kendilerini öldürerek inandıkları plana hizmet ederler. neymiş ev fiyatları ucuzlarmış. emlakçıları öldürsen o dediğin yine olur. ufuksuz pezevenk bari de ki ilk baharda herkese yetecek kadar selvi ağacı gölgesi olur ve böylelikle uzanıp yeşil çimlere ılık rüzgarın araladığı dalların arasından süzülen güneş ışığının yüzümüze vurmasıyla uyur.
batmak üzere olan bir çiftçinin beyanı.
--- spoiler ---
devlet, cumhurbaşkanı bir şeyler yapmaya çalışıyor biliyorum, yanındakiler onu yanlış yönlendiriyor. reisin haberi olsa kurtarır bizi.”
--- spoiler ---
bas amcam ampule. devam.
--- spoiler ---
devlet, cumhurbaşkanı bir şeyler yapmaya çalışıyor biliyorum, yanındakiler onu yanlış yönlendiriyor. reisin haberi olsa kurtarır bizi.”
--- spoiler ---
bas amcam ampule. devam.
yolda 1 lira bulsak haramdır bizden çıkar bu para diye düşünür, korkarız. ama dünyada kötülüğün anası olan, çalan, öldüren vb. kötülükleri yapanlara bir şey olmaması ilginçtir..
hülasa, kötü ve zenginsen no problem, fakirsen haram 1 tl bile çıkar senden.
edit. yazım hatası
hülasa, kötü ve zenginsen no problem, fakirsen haram 1 tl bile çıkar senden.
edit. yazım hatası
cocuklarını düşünemiyorum. ultra dış mihrak faiz lobisi fetöcü deccal falan olur herhalde.
bileğe basma kasti bir şekilde yapılırsa kırmızı karttır. bunun haricinde rakibin ayağındaki topu kapmaya çalışırken kontrolsüzce dalıp bileğe basan futbolculara da kırmızı kart verilebilir.
burada kırmızı kart beklenen pozisyonların hiçbirinde ne kasti bir basma var ne de kontrolsüzce bir giriş. var hakemleri sizin twitter'da kesip biçtiğiniz önü arkası olmayan slow motion videolar üzerinden karar vermiyor.
türkiye'de nedense son yıllarda bu bileğe basma mevzusu çok fazla abartılmaya başlandı. pozisyonda top ortada iki oyuncu da topa hamle yapma maksadıyla ayağını uzatırken birinin ayağı altta kalıyor, twitter'da bileğe basma görüntüsünü görüp maçı izlemeyen mallar da yaygara koparıyor işte. ya saniyelik pozisyonlar bunlar, hiç mi halı sahada top oynamadınız? adam kimsenin ayağında olmayan topu almak için hamle yapıyor, aynı şekilde rakibi de yapıyor sonuç olarak basma illaki oluyor yani en fazla sarı kart verirsin.
hele mensah'ın pozisyonu için kırmızı diyenler neyin kafasını yaşıyor anlayamıyorum. adam top sürüyor, kaleye dribbling halinde, defans oyuncusu ayağını araya sokuyor burda mensah'ın ne suçu var şimdi? sarı bile değil bu pozisyon ama algıcı bir şerefsiz pozisyonun öncesini kesip arka kamera açısıyla twitter'a servis edince ne mensah'ın top sürdüğü anlaşılıyor ne de ayağını sokan tarafın rakip olduğu. maçı izlemeyip o videoyu gören tipler de mensah bileğe bastı kırmızı nerede diyorlar.
bunu beşiktaş dahil her takım taraftarı için söylüyorum, acınacak haldesiniz. her hafta maç değil hakem izliyorsunuz. rakip takıma çıkacak kırmızı kartlardan, havadan gelecek bir penaltıdan medet umuyorsunuz. sırf bir takımın eski futbolcusu diye süper lig seviyesinde milyon eurolar kazanan adamların hatır şikesi yapacak kadar salak olduklarını düşünüyorsunuz. anadolu takımlarının mecburiyetten oynattıkları alt lig seviyesindeki kalecilerin bilerek gol yediklerini iddia ediyorsunuz. sizin takımınız hariç herkes şike yapıyor amk.
ben bu ligde saçma sapan hakem hatalarının gündem olmasının en büyük sebebini söyleyeyim. standartsızlık. hakemler bugün verdiklerini yarın vermiyorlar. normalde kararları doğru ama herkese eşit uygulanmayınca kural tanımıyor kimse.
burada kırmızı kart beklenen pozisyonların hiçbirinde ne kasti bir basma var ne de kontrolsüzce bir giriş. var hakemleri sizin twitter'da kesip biçtiğiniz önü arkası olmayan slow motion videolar üzerinden karar vermiyor.
türkiye'de nedense son yıllarda bu bileğe basma mevzusu çok fazla abartılmaya başlandı. pozisyonda top ortada iki oyuncu da topa hamle yapma maksadıyla ayağını uzatırken birinin ayağı altta kalıyor, twitter'da bileğe basma görüntüsünü görüp maçı izlemeyen mallar da yaygara koparıyor işte. ya saniyelik pozisyonlar bunlar, hiç mi halı sahada top oynamadınız? adam kimsenin ayağında olmayan topu almak için hamle yapıyor, aynı şekilde rakibi de yapıyor sonuç olarak basma illaki oluyor yani en fazla sarı kart verirsin.
hele mensah'ın pozisyonu için kırmızı diyenler neyin kafasını yaşıyor anlayamıyorum. adam top sürüyor, kaleye dribbling halinde, defans oyuncusu ayağını araya sokuyor burda mensah'ın ne suçu var şimdi? sarı bile değil bu pozisyon ama algıcı bir şerefsiz pozisyonun öncesini kesip arka kamera açısıyla twitter'a servis edince ne mensah'ın top sürdüğü anlaşılıyor ne de ayağını sokan tarafın rakip olduğu. maçı izlemeyip o videoyu gören tipler de mensah bileğe bastı kırmızı nerede diyorlar.
bunu beşiktaş dahil her takım taraftarı için söylüyorum, acınacak haldesiniz. her hafta maç değil hakem izliyorsunuz. rakip takıma çıkacak kırmızı kartlardan, havadan gelecek bir penaltıdan medet umuyorsunuz. sırf bir takımın eski futbolcusu diye süper lig seviyesinde milyon eurolar kazanan adamların hatır şikesi yapacak kadar salak olduklarını düşünüyorsunuz. anadolu takımlarının mecburiyetten oynattıkları alt lig seviyesindeki kalecilerin bilerek gol yediklerini iddia ediyorsunuz. sizin takımınız hariç herkes şike yapıyor amk.
ben bu ligde saçma sapan hakem hatalarının gündem olmasının en büyük sebebini söyleyeyim. standartsızlık. hakemler bugün verdiklerini yarın vermiyorlar. normalde kararları doğru ama herkese eşit uygulanmayınca kural tanımıyor kimse.
sürekli mutlu olmayı istemek. arkadaşlar, dostlar, romalılar dinleyin. insaniz yahu insan. bazen mutlu, bazen üzgün, bazen nötr, bazen havalı, bazen paspal, bazen dinç, bazen yorgun olabiliriz. her an mutlu olamayız, mutluluğu da çok büyük şeylerde aramamalıyız, bir çocuğun gülümsemesi, bir dost sohbeti, sevdiğinin bir bakışı da mutlu eder insanı.
(bkz: barış arduç)
yalnız bu ülkede lucifer çekilir ise lucifer, abisinin elini tutar ve cuma namazı kılmaya gider. ondan çok da şey etmemek lazım.
yalnız bu ülkede lucifer çekilir ise lucifer, abisinin elini tutar ve cuma namazı kılmaya gider. ondan çok da şey etmemek lazım.
kadınsanız :
birkaç açık poz
sahte sosyal medya takipçi paketi
sahte sosyal medya beğenme paketi
biraz instagram filtresi
mümkünse tinder ve türevi uygulamalara bırakacağınız bir instagram adresi
içerik çok önemli değil, nefes aldığınızı belli etmeniz bile bu ülke için başarı, malum ülke hanzo kaynıyor. ama aşağıdakilerle bu oranı artırabilirsiniz :
kapağı dahil açılmamış bir kürk mantolu madonna, bir iki basit smoothie tarifi ve bir iki lüks otelde, popo dışarıda bir görüntü. aralara da ingilizce, italyanca veya fransızca kelimelerden oluşan story serpiştirmeniz, kültür seviyesi bir iki tık yukarıda insanları toplamanızı kolaylaştıracaktır.
erkekseniz :
çok sağlam bir tip ya da yüksek mizah yeteneği.
içerik biraz daha önemli. elle tutulur veriler içermeli.
5 x biraz instagram filtresi
5 x sahte sosyal medya takipçi paketi
5 x sahte sosyal medya beğenme paketi
notun bonusu :
normal şartlarda ortalama bir kadın, instagram hesabına gelen tüm istekleri onaylasa, zaten doğal olarak influencer olabiliyor. ayrıca bir şey yapmanıza gerek yok. ülkede abaza dolu.
birkaç açık poz
sahte sosyal medya takipçi paketi
sahte sosyal medya beğenme paketi
biraz instagram filtresi
mümkünse tinder ve türevi uygulamalara bırakacağınız bir instagram adresi
içerik çok önemli değil, nefes aldığınızı belli etmeniz bile bu ülke için başarı, malum ülke hanzo kaynıyor. ama aşağıdakilerle bu oranı artırabilirsiniz :
kapağı dahil açılmamış bir kürk mantolu madonna, bir iki basit smoothie tarifi ve bir iki lüks otelde, popo dışarıda bir görüntü. aralara da ingilizce, italyanca veya fransızca kelimelerden oluşan story serpiştirmeniz, kültür seviyesi bir iki tık yukarıda insanları toplamanızı kolaylaştıracaktır.
erkekseniz :
çok sağlam bir tip ya da yüksek mizah yeteneği.
içerik biraz daha önemli. elle tutulur veriler içermeli.
5 x biraz instagram filtresi
5 x sahte sosyal medya takipçi paketi
5 x sahte sosyal medya beğenme paketi
notun bonusu :
normal şartlarda ortalama bir kadın, instagram hesabına gelen tüm istekleri onaylasa, zaten doğal olarak influencer olabiliyor. ayrıca bir şey yapmanıza gerek yok. ülkede abaza dolu.
yaz mevsimindeydi. apartmanın bahçesine salardık. 10-12 taneydi. hepsine isim vermiştim. kayıplar başlayana kadar herşey güzeldi. kimi hastalandı, kimini de kedi kaptı. sonra babamın bir arkadaşına verdik hepsini.
uzun zaman sonra o adam bize yemeğe gelmişti. hevesle ne yaptı bizimkiler diye sormuştum. çok büyüdüler demişti. koca tavuk oldular. hatta x isimli olanı getirdim dedi. sinan çetinle film gibi misali buluşma gerginliği başladı bende. sofraya oturduk. masaya gelen tavuğu göstererek bak bu x isimli olanı getirdim işte demişti gülerek. masada ben hariç herkes gülmüştü. çocuğum lan ben, böyle şaka mı olur. gözlerim dolmuştu hemen oracıkta. odama gitmiştim hızlıca. o adam ne zaman gelse yüzüne bakmadım bir daha. inşallah ölmüştür amk çocuğu. hala kinliyim bak.
uzun zaman sonra o adam bize yemeğe gelmişti. hevesle ne yaptı bizimkiler diye sormuştum. çok büyüdüler demişti. koca tavuk oldular. hatta x isimli olanı getirdim dedi. sinan çetinle film gibi misali buluşma gerginliği başladı bende. sofraya oturduk. masaya gelen tavuğu göstererek bak bu x isimli olanı getirdim işte demişti gülerek. masada ben hariç herkes gülmüştü. çocuğum lan ben, böyle şaka mı olur. gözlerim dolmuştu hemen oracıkta. odama gitmiştim hızlıca. o adam ne zaman gelse yüzüne bakmadım bir daha. inşallah ölmüştür amk çocuğu. hala kinliyim bak.
çok yanlış algılanarak verilen bir cevaptır.
üstat hatalı, yaşlılığına vermek lazım.
üstat hatalı, yaşlılığına vermek lazım.
doktor orkun'un çalışmalarının bilim dünyası için ne kadar önemli olduğunu gözler önüne sermiştir.
toksik ilişki yaşandığı fark edildiğinde hemen sonlandırmak. özsaygı dopingi diye buna derim.
(bkz: suuçtu şelalesi)