Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
ağzı açlıktan kokan garibanların yılda milyonlarca euro kazanan topçulara bağış yapması durumu. keriz silkeleme operasyonu.

not: alexspor
seçim oldu da ne oldu?
gözlerim yaşlarla doldu
seçmen mührü yanlış vurdu
bırakmam ben istanbul'u

bin ali der sözüm doğru
yine çıktı dolar kuru
bana ne lan imamoğlu
bırakmam ben istanbul'u
2012 de büyükşehir yasası değişti. 100 km ötede koyde yaşayan vatandas buyuksehir belediyesi icin oy veriyor. simdi bu yetmedi, o vatandasin verdigi oyla tum şehir belirlenecek. tire'deki vatandaş, karsiyakayi kimin yonetecegine karar verecek. tam akp usulü bir geri zekalilik.
seçim gecesi ysk sonuçlarında 25 bin farkla kazandığı gayet açıkken, istanbul'un dört bir tarafı "teşekkür" afişleriyle donatıldıysa, kimse kusura bakmasın ama çıkar sık sık açıklamasını da yapar, gider anıtkabir'e başkan sıfatıyla imzasını da atar.

çiçeği burnunda istanbul büyükşehir belediye başkanı.
fenerbahçe spor kulübü'nün hala faillerinin bulunamadığı 4 nisan 2015 fenerbahçe otobüsüne saldırı olayı sebebiyle protesto amacıyla gerçekleştirdiği hareket.

kulübün tüm resmi yayın organları ve sosyal medya hesapları dondurulmuş durumda.

ayrıca kadıköy'deki alex de souza heykelinin üzeri örtüldü ve fenerium mağazalarının camları karartıldı.

resmi web sitesi
resmi twitter hesabı
resmi instagram hesabı
resmi youtube kanalı
fb tv
kadıköy'deki alex heykeli
fenerium mağazaları

#4nisan2015iunutmadık
son dakika gecilen haber.
http://www.sondakika.com/…aciklamasi-akla-11917575/
mazbata diye tutturma bedeli cok agir olur diyor sayin bahceli.
sensin akla ziyan haberin yok sayin bahceli. mazbata adamin en dogal hakki su anda..
noldu zoruna mi gitti? halk zaten gergin durumda su an. senin yapman gereken cikip kazanani tebrik etmek.

edit: keske su basligi "tehdit" olarak degil de "tebrik" olarak acsaydim. 3 harf ya sadece..
ne istedin bahceli bu milletten?? kendi halkina zillet dedin be.. terorist dedin esas teroristler ile kol kola gezerken..
hadi digerinin mayasi boyle de sana yakisiyor mu bu? yakisiyor mu bu mhp genel baskani'na?
poşete para aldıkları gün kendi tabutlarına çivi çaktılar. efendiler, tripleks villalarınızdan çıkın ara sıra a101'e, bim'e, şoka gidip alışveriş yapın, ahalinin halini görün.

adam yüzde bir milyon akpli, işçi, işten eve dönüyor. çoluk çocuğa dandik marka çikolata vs almış, bir iki süt yoğurt zorunlu ürünlerden almış, makarna almış, çorba almış bu insana 25 kuruştan 2 adet küçük poşet itekledi b303 marketi (sıkıntı olmasın !) "büyük poşet yok" diye. adam önümüzde sinir krizi geçirdi. siktiğim markete bir hafta büyük poşet gelmedi. 3 gram bütçe düzelteceğiz diye göz göre göre vatandaşı siktiniz.

edit: menfaat partisi oldunuz fakiri unuttunuz.

ulan işsize iş bulacağınıza gss prim borcu diye haraç getirdiniz, durduk yerde devlete borçlandırdınız lan, yatacak yeriniz yok sizin.
valla kimse kusura bakmasın; muhatabının hak ettiği hitap şeklidir.
sırf biraz eli para gördü, biraz da popüler diye bir yerlere gelebilmek adına ne idüğü belirsiz bir tipin her dediğine ehere öhere diye süs köpeği gibi gülersen mevzu bahis elemana seni urfalı ameleye peşkeş çekme ehliyeti verirsin.
alan razı- veren razı, bokunuzda boğulun ajans değişikleri.
(bkz: leş)
su heteroseksuel erkekler kendilerini ne saniyor anlamiyorum. bana da bir sürü hetero kadın teklifte bulundu ama gelip buraya yazma gereği duymuyorum. bunlara ne oluyorsa kadınlardan göremedikleri ilgiyi bir iki eşcinselden görünce bir tarafları kalkıyor. hayır bir de entrylerinin altına “mesaj atmayın, kırarım.” yazmazlar mı... götüm.

şu “kırarım” kelimesini homoseksüel içerikli başlıklarda çok görür oldum. özgüvene bakar mısın, nereden baksan kompleks kokuyor.
cumhuriyetçi gençleri türk islam sentezi altında islamcı rotaya sokan bu adama rahmet okumayacağım.
paradoks olarak görülebilecek, ama aslında son derece basit bir konudur bu. bizim halkta "bunlar nasıl müslüman" gibi bir bakış açısı var. anlayamıyorlar... bizim halka çocukluktan beri aşılanan şey, müslümanlık ve iyi ahlak arasında olması gereken kuvvetli bağdır.

aslında öyle bir bağ yok.

evrensel olarak islam eşittir iyi ahlak gibi bir öğreti yok.

mesela abdullah eymen tarafından derlenen "konularına göre peygamberimiz (s.a.v)'den öğütler" adlı bir kitap var.

bahsedeceğim sayfa şuradan görülebilir... bu kaynak der ki, ümmü gülsüm'ün tanık olarak rivayet ettiği bir hadise göre hz. muhammed yalan söylemenin üç durumda caiz olduğunu söylemiş ve bunları savaş, dargınları barıştırma ve aileyi koruma olara sıralamıştır.

kaynak olarak verdiğim kitap bahsi geçen hadis için ek kaynak olarak buhari'yi gösteriyor.

verilen kaynağı ingilizce olarak aradım... ve buldum. öyle ya, bunun türkiye'deki bir elemanın uydurması olmadığı ne malum?

bahsedilen hadisin arapçası ve ingilizce çevrimi şurada görülebilir... burada da detaylı olarak belirtilmiş kaynaklar var.

sonra bir de diyaneti araştırdım... hadislerle islam, 3. cilt, 401. sayfa'ya bakılırsa aynı hadisin burada da yer bulduğu görülebilir.

sanırım hadisin varlığını ispatladık...

gelelim asıl konuya...

akp tabanının büyükçe bir bölümü seçimleri bir demokrasi egzersizi olarak değil, bir savaş olarak görüyor. zaten yıllardır başarılı olmalarının sebebi de birer oyveren olarak değil, birer savaşçı olarak sandığa gitmeleri. karşılarında düşman olarak da siz varsınız.

kısacası, akp tabanının, lider kadrosunun, medyasının sayısız yalan söyleyerek avantaj elde etmeye çalışmaları onlar için aslında caiz. bugünün savaşı artık sandıkta veriliyor. bu şekilde yorumluyorlar. elde ettikleri ganimetleri geri vermek istemiyorlar. seçkin birer müslüman olarak bu hakkı kendilerinde görüyorlar ve bu yolda yaptıklarını haram olarak kabul etmiyorlar.

ortada aslında bir paradoks filan yok.

bu sadece bir savaş taktiği.

bir de şu var... aynı hadiste aile kurumunu korumak için erkeğin karısına yalan söyleyebileceği açıklanmış. bu tarz bir izin ne kadar çarpık bir kültüre yol açabilir, onu da siz düşünün. zaten görüyoruz.
edit2: thy ne yazıkki beni mağdur etmeye devam diyor. tarafıma ulaşıp millerle aldığım ilk biletlerin iadesini gerçekleştireceklerini söylediler. bu durumda ciddi anlamda daha pahalıya aynı bileti satmış oluyorlar. bu durumu kesinlikle kabul etmeyeceğimi kendilerine bildirdim.

edit1: herkese destekleri ve iyi dilekleri için teşekkür ederim, yalnız olmadığımı hissetmek çok iyi geldi. thy ofisi bulamadın mı diye soran arkadaşlara cevaben, havalimanı içerisindeki satış ofisine gitmem gerektiğini söyleyen zaten call centerdı, bunu yazıda belirttim. uçuş saati o kadar yaklaştıktan sonra da şehir merkezine gidip satış ofisi aramam, bulsam bile o saatte açık olanı bulmam imkansızdı. bilginize.

4 yetişkin 3 çocuk toplam 7 kişi için 5 nisan 2019 için dubai istanbul biletlerimizi millerimiz ile aldık. 3 nisan günü önemli bir işimizin çıkması sebebiyle erken dönmeye karar verdik ve thy çağrı merkezini arayarak 4 nisan gece 02.00 uçağı için müsaitlik sorduk ve kişi başı 25 usd fark ile uçuşumuzu değiştirebileceğimiz yanıtını aldık. ancak kişi başı oluşan bu farkı telefon veya online ödeyemeceğimiz, dubai havalimanında bulunan thy bilet satış ofisinden uçuştan 2 saat öncesine kadar ödememiz gerektiği söylendi, biz de kabul ederek biletimizi değiştirdik. buraya kadar herşey gayet normal. dubai havalimanına uçuştan 3,5 saat önce varmamızla havalimanı içerisinde bir thy satış ofisi olmadığını öğrendik. bunun üzerine check-in kontuarındaki görevlilerle görüştük, bilet rezervasyonumuzun göründüğü ancak biletin kesilmediğini, bunu da ancak çağrı merkezinin yapabileceğini söylediler. çaresizce çağrı merkezini aradık, onlar da sistemin telefonla veya online ödeme kabul etmediğini kendilerinin bile “yokluğundan haberlerinin olmadığı” dubai havalimanındaki thy satış ofisine gitmemiz gerektiğini söylediler. böyle bir satış ofisi olmadığını söyleyince uzunca bir beklemeden sonra bu sefer" sizin biletinizi değiştiren arkadaş size orada ofis olmadığını söylemedi mi" gibi bir soru sordular. peki ne yapmam gerek diye sorunca "birşey yapamazsınız, ilk biletiniz de iptal edilmiş sistemden, bu bilete de fark ödemesi alamadığımız için biletinizi kesemiyoruz” yanıtını aldım. yani özetle ilk biletim iptal edilmiş, değiştirilen uçuşa da ilave parayı alamadıkları için biletim iptal edildi. yapabileceğiniz tek şey yeni bilet almak olabilir diye tarafıma iletildi. ardından thy uygulaması üzerinden bilet fiyatlarına bakarak kişi başı 3.200 tl gibi bir rakama bilet buldum ve allah'tan kartımdaki limit yeterli geldi ve yeniden biletleri alarak uçabildim. thy'ye bu bilet parasını iade istediğimi telefonda ilettim, konu ile ilgili şikayet dosyasını oluşturdular, şu anda cevap bekliyorum. umarım acilen iadeyi yaparlar yoksa her türlü hukuki mücadeleye hazırlanıyorum çünkü hesap kesim tarihine 22.400 tl gibi bir rakamı nasıl denkleştiririm onu kara kara düşünüyorum.
özetlemek gerekirse; thy tarafıma hiçbir uyarı vs yapmadan 25 usd x 7 (toplam 175 usd) fark tutarını benden tahsil etmediği* için uçak biletimi iptal etti. ama ne hikmetse aynı uçağa, aynı kişiler için 22.400 tl'ye yeni 7 adet bilet satmak ve ücretini tahsil etmek için hiç zorlanmadı.
ekrem imamoğlu ;
"adama, kişiye, kişilere gruplara, cemaatlere, vakıflara, derneklere hizmet işi bitti. ibb'ye ve istanbullulara hizmet dönemi başlayacak. inanın istanbul büyükşehir belediyesi'nin en kritik odaları, makamım dahil toplumun gözü önünde olacak." şeklinde açıklama yaptı.
kaynak: https://tr.sputniknews.com/…campaign=url_shortening

https://twitter.com/…as7/status/1113835619636191232
edit: video linki eklendi
erken flört evrelerinde cinselliğe giden süreci hızlandırmak, bürokrasiyi hızlıca aşmak isteyen kararlı ve gözü pek bi kızdır.

duş kelimesi ilişkide sekse giden yolda önemli bir katalizördür. genelde laf arasında alakasız bi yerde "naapim ben de, duştan yeni çıktım işte canım" kalıbı içinde kullanılsa da, keramet kelimenin kendisinde olduğundan farklı cümle içi kullanımları da aynı mesajı taşır. yani ben de işte şimdi duştan çıktım çok rahatlattı cümlesiyle, sabah japon pazarında uygun duş başlığı bulamadım cümlesi arasında anlamsal fark yoktur. her ikisi de, hava su muhabbetini geçelim, bana bornozumun ne renk olduğunu sor demektir
aslında rusya'nın savaş uçağını boş yere düşürüp üzerine bir de ankara büyükelçisini öldürmeseydik, durduk yerde s400 filan almak zorunda kalmayacaktık.

bu s400 alışverişi tamamen tayyip'in putin'le ilişkileri düzeltip ülkeye rus turist çekerken rusya'ya domates satma stratejisinin bir parçasıdır. fikrin sahibi de putin'dir. putin de bunu paraya ihtiyacı olduğundan değil, bir yandan türkiye'yi sıkıştırırken diğer yandan nato'ya "bakın, ortağınızı ne hale getirdim" mesajını vermek için yapmaktadır.

şu aşamada ta aralık '17 gibi imzalandığı açıklanan 2.5 milyar dolarlık s400 anlaşmasından geri çekilirsek domatesler yine elimizde kalabilir, rusya'nın tayyip'i olan putin'in bir emri ile turizm acentaları yine türkiye rezervasyonlarını iptal edebilir.

anlaşmadan geri çekilmezsek bu defa da başta abd olmak üzere nato ile ters düşeceğiz.

bir de hepsinin üzerine ortada suriye konusu var. ilişkileri sözde düzelttikten sonra putin'den icazet alıp orada operasyon felan yapan tayyip s400 nişan yüzüğünü "ben istiyorum ama ailem karşı" tadında iadeye kalkarsa turist - domates ikilisine bir de suriye ayağı eklenecek.

kısacası...

konu s400, f35 filan değil...

konu şu...

biz aslında ait olduğumuz nato ve zamanla iyi bir ticaret ilişkisi kurduğumuz rusya arasında (win / win) nasıl pinpon topuna döndük? nasıl oldu da bir anda ya birini, ya da diğerini seçecek konuma getirildik. 50 senede inşa edilen bu güzel durumu 2015 sonrasında nasıl yıktık?

türkiye'yi bu duruma sokanlar oturdukları koltukları hak ediyorlar mı? iett'de otobüs tarifesi yöneten herkes 80 milyonluk ülkenin dış politikasını da yönetebilecek derinliğe sahip midir?

biz hak ettiğimiz gibi mi yönetiliyoruz?

şimdi ergen tartışmasına devam edebilirsiniz... aslında s400 f35'i mahvedermiş, ama f35'in de kimseye açıklanmamış ışık hızını geçme özelliği varmış, hatta s400 dünyanın dönüş yönünün tersine fırlatılırsa kara delik yaratıp düşmanları yutuyormuş ama f35 de buna karşı bir paralel evren tetiğine sahipmiş, aynı anda sekiz düğmeye basıp bir de üçgen - kare - kare - daire kombosu yapınca bir anda tüm dünyada abba çalıyormuş.

of ya...
bağnaz, hosgorusuz fikirlerin nesilden nesile aktarildigini, çoğu kişinin bunları kendi fikriymis gibi benimseyerek döngüyü devam ettirdigini, içindeki bu kalıpları kirabilmek için bilinçli bir çaba gerektiğini özetleyen bir soru.

adamın yazdığını okumayan/anlamayan onun yerine laf sokmaya koşan "özgür fikirliler" hemen kosmuslar ama.
bu konu thy'nin takdirine kalmış ve şartlara bağlanmış. uçak boş uçacağına üç beş gelsin, hem de personelin yakınlarına da yapılan bu güzellikle de personelin çalışma motivasyonuna katkı sağlıyorlar. büyük ihtimalle de bunun sayısal olarakta bir kısıtlaması vardır. bilen arkadaşlar ayrıntılarıyla anlatırlar.
tokat-erbaa belediyesidir.
adamlar giderayak bir köfte yiyelim demişler ve tam 91.000 liralık köfte yemişler.

fatura tarihine dikkat: 28 mart 2019.
seçimden sadece 3 gün önce.

tokat erbaa ilçesi 2014 seçim sonuçları (akp kazanıyor)
https://www.haberturk.com/…rel-secim/ilce/erbaa-756

tokat erbaa ilçesi 2019 seçim sonuçları(akp kaybediyor)
https://secim.haberler.com/…-erbaa-secim-sonuclari/

edit: aşağıda akitin biri "5 senelik köfte faturasıdır" diye savunma yapmış. ulan şu ülkede hangi esnaf 5 sene boyunca bekleyebilir alacağını? 5 sene ben sana köfte vereceğim, faturayı 5 sene sonra keseceğim öyle mi? hangi köfteci dayanabilir buna?