Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
faul vermeyerek niyet belli etmişmiş. ulan adam şampiyonluk vermiş ne faulunden bahsediyorsun.

bundan sonra galatasaray içeren herhangi bir derbi yönetebileceğini sanmıyorum.

bakın kısa zaman sonra bu adamı bir beşiktaş veya fenerbahçe maçına verecekler orada da bjk-fb lehine kararlar verecek hep. penaltı uyduracak , haksız kırmızı kart verecek. üzerindeki galatasaraylı imajını silmek için türlü türlü rezillikler yaşatacak. sonra da çıkıp gördünüz mü gs'li dediniz ama hakem büyük beşiktaşlı çıktı diyecekler.

bu gs lobisi şeytana pabucunu ters giydirir. gs lobisinden kurtulacağız ya da kurtulacağız. başka yolu yok bu işin.
emekli olduktan sonra birbirinden alakasız, saçma sapan işlerle uğraşan dayılara döndü adam. o ses jüriliği, youtuberlık falan. mantar yetiştiriciliğini de tavsiye ederim. eniştem uğraşmıştı emekli olduktan sonra.

edit: mesajla söyleyen çok arkadaş oldu. karınca yetiştiriciliğine soyunmuş bile :)
büyük maçları kaldıramadığı idda edilen oyuncu.
bu sezon fenerbahçe'ye deplasmanda 2 gol, galatasaray'a 1 gol, iç sahada başakşehir'e 2 gol, beşiktaş'a da 2 gol attı.büyük maçları kaldıramamış hali bu yani, haberiniz olsun.
sanki kasımpaşa real'le, juventus'la felan oynadı da, onlara gol atamadı..
sizin o ezbere yaptığınız yorumları öpeyim.
kayseriye karşı 45 dakika cansiperane savunma yaptık, adamların 1 golünü de hakem hiç etti ama biz yine 1 tane yiyip yenildik. hiç utanmamız arlanmamız yok hala hakem diye ağlıyoruz şeklinde olması gereken açıklama. başakşehir bursa maçlarında bedavadan aldığınız puanlara sayın.
çanakkale'de şehit olan askerlerimizi, günümüzün basit futbolcularıyla bir tutmaya çalışan hadsiz kişi.
bir aydır sağlık sorunlarımla uğraşıyorum, 10 gün ya oldu ya olmadı ms (multipl skleroz ) hastası olduğumu öğrendim. hayatımda birçok kötü dönem yaşadım bunların üzerine bir mükafat, yani sıradan güzel şeyler yaşamayı beklerken neden ben diye üzülmekle meşgulken ilk gençliğimin bir parçasının, hakan yeşilyurt'un 46 yaşında aniden gittiğini öğrendim.

neden ben ya da neden şu bu diye soramıyorum artık. çok fazla şey çok hızlı değişiyor hayatta, bir sürü insan çıkıp gidiyor hayatımızdan, pek çoğu kötü şeyler yaşatıp haksız yere üzüyor bizi. buna karşın bir özür bile dilemiyorlar evet. hayat böyle bir şey, buna alışıp, bu gerçeklerle yaşamak zorundayız. sonra da böyle bir anda, 46 yaşında dünyadan çekip gidiyoruz işte. hayat bir gün finish çizgisi olan mutluluğa vardığımız bir masal değil.

ama ben hiç beceremedim bunu, beceremiyorum.

açtım akşamdan beri 17 yaşıma döndüm hakan yeşilyurt'u dinlerken. henüz bu kadar fazla hikayem yokken aşk kazanır 'la, kent yağmurları 'yla, naçaram 'la tertemiz duydulandığım günler geldi aklıma.

huzur içinde uyusun, ilk gençliğimin saflığıyla birlikte.
cidden şu haberleri gördükçe korkuyorum. çünkü 4 yıldır atama bekleyen okul öncesi öğretmeni kardeşim var. aklına esecek, bir gün yeter artık diyecek ve intiharı düşünecek diye ödüm kopuyor. bakın size kardeşimin onlarca tecrübesinden sadece 2 tanesini anlatayım;

bizimki ücretli öğretmenliğe başvurur. onun bunun lise mezunu ya da önlisans mezunu akrabaları alınır ve kontenjan dolar. bizimki eğitim fakültesi mezunu olduğu halde alınmaz. halbuki yönetmeliğe göre ücretli öğretmen görevlendirme önceliği eğitim fakültesi mezunu veya formasyon alanların olduğu halde* bizimki ilçe milli eğitim müdürlüğüne gider, mevzuata göre öncelik benim hakkım der, liyakata göre önce eğitim fakültesi mezunlarını almanız lazım, bu yaptığınız suç der. yani hakkını arar. bizimkini bekle biz seni arayacağız diye sürekli eve geri gönderirler.

bizimki baktı ücretli öğretmenliğin pek çıkacağı yok, özelde çalışayım bari der. alanı için isim yapmış bir üniversiteden mezun olduğu için çok talep edilir ama teklifler trajikomiktir. birçok yerden sigortasız, asgari ücretin yarısı kadar bir maaş ve haftada 60 saat mesai teklif edilir. kabul etmez. sigortalı, 1500 tl'ye haftada 50 saat mesaisi olan bir yerle mecburen anlaşır. çünkü en iyi teklif bu ve para kazanması lazımdır. sigorta evraklarını verir, işe başlar. anlaştığı kurum 2 ay sonra lise mezunu ve daha ucuza çalışanı bulunca bizimkini çıkarır. ihbar süresi yok, tazminat yok. hatta bizimki bir bakar sigortası bile başlatılmamış vs vs. ilçe milli eğitim'e gidip şikayet eder, ruhsat verdiğiniz kurum bana böyle yaptı der. ilçe milli eğitim bu işi fazla kurcalama, ne kadar para istiyorsan söyle, biz o kuruma iletelim, sana ödesin, yoksa senin diplomanı iptal ederiz diyerek bizimkini korkutmak ister. bizimki geri adım atmaz. kurum sahibi bizimkini arar tehdit eder. bizimki polise bildirir. bakanlıktan kuruma müfettişler gelir. müfettiş bizzat bizimkinide dinler ve bizimkine ülkenin senin gibi öğretmenlere ihtiyacı var, iyi ki hakkını aramışsın, bu işin peşini bırakmayacağız der. sonuç takipsizlik!

kardeşimin birkaç ay önce bana kurduğu şu cümleye cevap bile veremedim;
ben, hakkım olanı almak için niye sürekli kavga etmek zorundayım? artık çok yoruldum.

işte özet bu cümle aslında. buna ne denir ki şimdi? bu yaşananlar kimin suçu şimdi? kim bilir intihar eden öğretmenimiz de neler yaşadı, neler çekti? nerelerde, ne şartlarda çalıştı ve nasıl hakkı yendi? bunlar onu kim bilir nasıl yıprattı? ne zaman gelecekten umudunu kesti? sonra atanamayan öğretmenler dikkat çekmek için intihar ediyorlar diyorlar. bu ülkede atanamadın mı öğretmen sayılmıyorsun bile. toplumda sana beceriksiz gözüyle bakılıyor. sığıntı gibi orada burada geçici işlerde çalışıp bir yandan da sınava hazırlanılıyor. insanlar hayallerinden vazgeçiyor! sonuç sınavdan yüksek puanlar alıp mülakatta nedensiz yere elenmek. bu insanlar iş bulamadığı için değil, hakkı olanı alamadığı için, artık bu adaletsizliğe bir çözüm bulamadığı için intihar ediyor. bu zihniyet insanların hayallerini, umutlarını çalmıyor, öldürüyor. çalınsa yerine yenisi konulur ama ölünce yenisi konmuyor.
fenerbahçe taraftarıyım. bu adam kadar net bir türk golcü uzun zamandır görmedim. adam her şekilde golünü atıyor. trabzon, galatasaray ve şimdi de beşiktaş. her takımda skor yükünü tek başına çekiyor.

romantik mallar ve gerizekalılar tarafından eleştirilmeye devam etsin. adamın sikinde bile değil. atıyor, atmaya da devam edecektir.

beşiktaş'lı olup bu adamı hâlâ eleştirenlerin de kafasını sikeyim. oğlum futbol lan bu. ne bu romantiklik, edebiyat kesmeler. mal mısınız?

bir futbolcu başarılıysa oynar değilse gider. bu adam çok başarılı bir golcü. istenen neyse veriyor. gereksiz edebiyatınızı kendinize saklayın
okurken sikesim geliyor böyle boş yapanları. kaldı ki beşiktaşlı bile değilim.
insan, alışabildiğinin, karşılayabildiğinin, tahammül edebildiğinin, sindirebildiğinin, kaldırabildiğinin sınırlarını ve ne boyuta ulaşabileceğini keşfettikçe değişir. bu değişim olağanüstü haller dışında olgunlaşmayı ve yetişkin olmayı beraberinde getirir.
sapyoseksüel olmak çok yorucu ve kimse inanmıyor zaten. aseksüel olmaya karar verdim.
20 senelerini çalışarak geçirmiş insanlardır. 24 yaşında olsan, sen daha altına sıçarken çalışmaya başlamışlar demektir yani. elden ayaktan düşene kadar niye çalışmak zorunda olsun bu insanlar? hak etmiş lan işte emekli olmayı? iyi misiniz kardeşim? kendi insanınızın düşmanı mısınız?
40 yıllık yaşamımda en uzun ilişkim 6 ayı bulmadı da şubat'ın başında tanıştığım kızla şubat sonunda sevgili olmuştum. yani sevgilin olsa da şaka gibi 14 şubat'ta reelde bir sevgilin olmuyor, o güne denk gelmiyor. sen de her 14 şubat'ı japon turist gibi elde makine; uzaktan izliyor ve bir gün lazım olur diye belleğe işliyorsun.

bir gün ayın ondördü kadar güzel biriyle karşılaştığımda şubat ayını değil 29'uyla; tamamen hayatımdan çıkarabilirim. yine de 14 şubat tüketimden öte duygu yüklü bir gündür. bu çevreye yayılan romantizm havasını seviyorum.
yine ateist üyelerimizin ateist olduklarını ve ateist olunca nasıl da büyüdüklerini, olgunlaştıklarını, daha iyi bir birey olduklarını anlatma yarışına girdikleri başlıklardan biridir. başlıkla ne alakası varsa artık bu üyelerimizin kişisel ateist olma deneyimlerinin. adamlar din ve özellikle de islam ilgili bir zerre miktarınca güzel sözü veya tespiti kaldıramıyor. trajikomik bir durum cidden.

camide benim de içim huzurla dolar ama bu ille manevi bir sebepten olmayabilir zira cami çok kalabalık olunca, örneğin bayram veya cuma namazlarında, hiç huzurla dolamıyorum maalesef. bir kere camiler geniştir, yüksektir, aydınlıktır ve genellikle de boş olduğu için sessizdir. işte tüm bu fiziksel özellikler birleştiğinde kişide huzur hissi oluşturabilir.
yıllar önce biz üniversiteyken evimi evi bellemiş erkek bir arkadaşım chat sitelerini denemek istedi. ben internetteki insanların bizimle görüşme amacının bizi öldürmek, tecavüz etmek, soymak veya böbreklerimizi çalmak olduğunu kendisine anlattım ama bana inanmadı. (evet aşırı tedbirliyimdir)
itirazlarımı sürdürdüm ama sonunda izin verdim çünkü karşılığında maket ödevimi yapmaya söz verdi.

önce kendi adıyla denedi ama kimse mesajlarına dönmedi. sonra daha havalı bir erkek ismi denedi ama bu sefer de mesaja dönen kızların fotoğraflarını beğenmedi.
peki o zaman bir de kadın ismiyle deneyelim dedi. ayşe gibi yaygın bir isim denedi ve karşıdakiler fake olduğunu hemen anladı. nihayet adını pelin yaptığında gelen mesajları görmeliydiniz. her mesaj geldiğinde çıkan o bip sesi neredeyse evi yıkacaktı. o kadar talep gördü ki korkumdan önce bilgisayarı kapadım sonra modemin fişini çektim. yemin ederim bir ara ekrandan odaya adam fırlayacak sandım.

o günden beri pelin isminin erkekler için daha çekici, daha kadınsı ve belki de fonetiği sebebiyle seksi olduğunu düşünmüşümdür. gerçi bu teorimi ispat edecek kadar pelin tanımadım ama kafamdaki pelin taş gibi bir şey. sanki bütün pelinler de öyle gibi geliyor.
hikayenin sonu benim için iyi bitti. arkadaşım ülkede kadın olmanın ne demek olduğunu çok hızlı bir şekilde öğrendiği için her zaman centilmen ve kadınlara saygılı biri oldu. sonra gay oldu ama bunun konumuzla alakası yok.
galatasaray kardeş. galatasaray. mutlu musun? kaç para aldın? hayatın kurtuldu mu? zeki çevik ve ahlaklı olan türk futbolu mensupları her gece sahadan yataklara, hergün yatlardan katlara atlarken sen de orada oluyor musun? entry başına kaç bin lira alıyorsun? başkalarına spor takımı destekledikleri için saldırarak kaç ülkede tatil yaptın? aa bir saniye, yoksa futbolu onlar oynuyor, paraları sadece onlar kazanıyor, içip sıçıp gezip onlar tozuyor, sen de hayatını özürlü gibi bağırıp çağırarak boşa mı harcıyorsun? olmaz canım öyle şey ya.. olamaz olm adamın dibisin sen çünkü. boşver be kanka.
2000 yılında babamla gidip 20'tl ye bir bilgisayarcıdan orjinal olarak almıştık. eve geldik taktık cd'yi. çalıştırmadı. meğersem eski ofis bilgisayarıyla oynanmıyormuş. daha iyi birşey lazımmış.

o oyunu oynatabilcek bilgisayarı ancak 2004'te alabildim. zira 2000 yılındaki kriz şartlarında babam işleri batırdı. aynı bu sene benim de batırdığım gibi. haha. ticari zeka bizim ailede hiç yok. amcam da aynı krizde batırmıştı işlerini.

neyse yeni bilgisayar aldığımda bu oyunun ikincisi çıkmıştı. o derece eskimişti yani. ama ben yine de içimde kalmasın diye taktım oynadım. ama o da ne. bu sefer de direksiyonsuz olmuyor. microsoft direksiyon setinin fiyatlarına baktım. o zamanın parasıyla 300 lira. o kadar para kalmadı bizde. çünkü hepsini bilgisayara harcadık.

o direksiyon setini de 2008'de anca alabildim. bu sefer de yeni aldığım bilgisayar eskidi. ben bu oyunu hiçbir zaman keyifle oynayamadım.

sene 2019. dirt rally oynuyorum. ama bu sefer de logitech g29 olmadan keyifli olmuyor. ve bilin bakalım yine kimde para yok??

haha of course me aq
terörist kavramının bu kadar eğilip bükülen, istediği kişiler ve kurumlar üzerinde kullanılabilen bir kelime olduğunu görmemizi sağlamış ifadedir. a.k.partisi’nin içini boşaltmadığı bir kelime kalmadı bugüne kadar.
fb ile bjk taraftarlarını kardeş yapmıştı, onlara trabzonluları da eklemiş görünüyor.

hadi 17 kulüp birleşip patlatın bir bildiri daha. haha.
başlık çok sessiz, galiba belhanda bugün maç alıyor. golden sonra da gözleri doldu, futbolcuğunu bir kenara bırakırsak duygusal bir adam olduğu belli. fatih hoca bu tür oyuncuları kolay bırakmaz.
trabzonspor maçından sonra "hakemler de insan, hata yapabilirler" sözü ile kapağın kralını yapmıştır.

öyle bir kapak yapmış ki burada götüne giren kapak ile algısı kapananlar "döneklik yapmış" bile diyebiliyor. ulan mal herif. resmen sizin o yaptığınız olayla dalga geçmiş "kesin sesinizi, zerre konuşmaya hakkınız yok" demiş herif.

ama işte karşısındaki kişiler sığır olunca geçirdiği lafı bile idrak edemiyorlar. hahahahahahaha.
günümüzde iq'su azıcık ortalamanın üzerinde olan bir insan, dinlerdeki çocuk hikayesine inanmaz. ilk çağ hikayelerini insanlar yiyordu ancak şimdi insan beynine hakaretten başka bir şey değil.
neymiş efendim, tanrı adem'i yaratmış, herkes secde etmiş, şeytan etmemiş, ben ateşim daha üstünüm demiş, tanrı şeytan ile iddiaya girmiş, falan..
şu avrupa ülkelerinde 30 yaş altındaki insanlar arasında "dinsizler" %50'yi geçti:

ingiltere, fransa, ispanya, hollanda, belçika, norveç, danimarka, finlandiya, macaristan, çek, estonya, isveç.

https://www.theguardian.com/…people-survey-religion

türkiye'de de kimle konuşsam çıkmış dinden. can korkusu yüzünden anket yapılamıyor ama dinsizlik yükselişte.

çünkü insanların bilgiye erişimi var. dinin en büyük düşmanı da bilgidir.
anayasaya aykırı açıklama. anayasamızda insanların yürüyüş ve protesto hakkı vardır. bu arada apo denilen ilkel adamı günahım kadar sevmem ve hiç bir şeyini savunmadım ve savunmam. hatta türkiyenin ilerlemesinin önünde büyük bir sorun teşkil ettiğini gördük yıllar boyunca.

fakat bu protesto eylemini yapmaya her vatandaşın hakkı vardır.
örneğin newyork'un ortasında abd karşıtı slogan atan mısırlıları ve ıraklıları gördüm , trafigi de kapatmıslardı. polis sadece güvenlik amacıyla ekibe eşlik ediyordu provakasyon cıkmasın diye. new york'a gittiğinde bunlara dönüp bakmazsın, acaba ne diye müsaade ediyorlar, acaba burada bir içişleri bakanı yok mu diye düsünmezsin. ama bence bir düsün. adam niye müsaade ediyor ny city'de abd karşıtı mısırlı islamcıların ya da ıraklı abd karşıtlarının eylemlerine?

hala göçebe kabile toplumu psikolojisinde olduğumuzu görüyorum entylerden.
devletin resmi fikirlerine uygun olmayan konularda protesto eylemleri gerçekleştirilebilir. ama bunu sindirecek bir demokrasi kültürü devlette de ekşiye yazan vatandaşlarda da yok belli ki.

azıcık zeki olun. onların protesto yürüyüşü yapması, ülkenin demokrasisine yarar, apoculara değil. onlara müdahale etmek de ülkenin demokrasisine zarar verir, apocuların elini güçlendirir. neyse ya, son 1 yıldır ekşide ve sosyal medyada gördüğüm fanatik kabileci bakış açısına çok alıştığım için bişey de demeyeceğim daha...
sol bek. sen japonsun, akilli adamsin, meditasyon kitabin var amk. ne sovuyon? sol beksiz koma bizi.
10 yılı geçmiş başvurumun olduğu program. çağıracakları yok galiba. katılanları gördükce kahroluyorum. 10 yılda hac çıkıyor bre insafsızlar siz hala çağırmadınız beni.
dertleşmek demeyelim de tıbbi konularda özellikle de ortopedi, kas islelet sistemi, spor yaralanmaları, iskelet sistemi tümörleri gibi konularda derdinizi dinler elimden geleni yapmaya çalışırım. umarım kimse bu durumlardan mustarip değildir de mesaj göndermez.