taşaksız çeto
s2mlee 100lesh
bacı kaldıran sülo
mea maxima culpa
president of mokoko republic
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
burcu esmersoydan sonrasını okumadım, okumayı bırak bu kadına güzel dendiği için bimere cimere şikayet ettim. savcılığa suç duyurusunda bulundum.
tanım; göreceli olan anket.
edit; arkadaşlar çok beğenmeyin üst komşu rahatsız oluyor.*
tanım; göreceli olan anket.
edit; arkadaşlar çok beğenmeyin üst komşu rahatsız oluyor.*
atmosferdeki karbon oranı artışının geri dönülemez olan noktayı geçmiş olmasıdır. şu andan itibaren tüm dünya fosil yakıt tüketiminden vaz geçse bile dünyayı venüse çevirecek küresel ısınma süreci başladı. hepimize geçmiş olsun..
edit:
kaynak soranlar var. de ki, cosmos bir uzay serüveni.. tabi ki tek bir belgeselden öğrenmedim bu durumu. kıyamet yüksek seslerle geliyordu.
10 sene önce "fosil yakıt tüketimi bitmezse şu tarihten sonra geri dönülemeyecek noktaya geleceğiz" diye haberler vardı. biraz merak lazım, biraz da ilgi. o yüzden kaynak soranlara hayret ederek en somut kaynağı yazdım.
edit2: çok mesaj geliyor. ne zaman tam anlamıyla venüs oluruz diye soranlar, inşallah bir an önce marsa gideriz diyenler,küresel ısınma diye bir şey yok, tam bir saçmalık diyenler vs
edit3: kaynak gibi kaynak
yazar @alpmetin'e çok teşekkür ediyorum. küresel ısınmaya bağlı yüzey sıcaklığındaki artışı ve 2100 yılındaki tabloyu gösteren link yukarıdadır.
burada önemli nokta şu: küresel ısınmayı anlatmıyorum. küresel ısınmadan artık geriye dönüş yok diyorum. kartopu gibi her yıl katlaya katlaya artacak. linkteki tablo bunu gösteriyor zaten.
yüz milyonlarca yıl atmosferde 10000'de 3 olarak sabit bulunan karbon molekülü son 40-50 senede 10000'de 6'ya yükseldi. tam 2 katı.. geçmiş olsun. elbirliğiyle sıçtık dünyanın içine.
edit:
kaynak soranlar var. de ki, cosmos bir uzay serüveni.. tabi ki tek bir belgeselden öğrenmedim bu durumu. kıyamet yüksek seslerle geliyordu.
10 sene önce "fosil yakıt tüketimi bitmezse şu tarihten sonra geri dönülemeyecek noktaya geleceğiz" diye haberler vardı. biraz merak lazım, biraz da ilgi. o yüzden kaynak soranlara hayret ederek en somut kaynağı yazdım.
edit2: çok mesaj geliyor. ne zaman tam anlamıyla venüs oluruz diye soranlar, inşallah bir an önce marsa gideriz diyenler,küresel ısınma diye bir şey yok, tam bir saçmalık diyenler vs
edit3: kaynak gibi kaynak
yazar @alpmetin'e çok teşekkür ediyorum. küresel ısınmaya bağlı yüzey sıcaklığındaki artışı ve 2100 yılındaki tabloyu gösteren link yukarıdadır.
burada önemli nokta şu: küresel ısınmayı anlatmıyorum. küresel ısınmadan artık geriye dönüş yok diyorum. kartopu gibi her yıl katlaya katlaya artacak. linkteki tablo bunu gösteriyor zaten.
yüz milyonlarca yıl atmosferde 10000'de 3 olarak sabit bulunan karbon molekülü son 40-50 senede 10000'de 6'ya yükseldi. tam 2 katı.. geçmiş olsun. elbirliğiyle sıçtık dünyanın içine.
eğer gerçek bir erkekseniz zaten asla futbolu sevemezsiniz ve bu tür işleri de sevemezsiniz.
yani imkan dahilinde değil, futbol maçı izlemek mi? haha kadın işi gibi bir şey, pembe yani biraz, ezik beta işi, ben ateşte kılıç dövmeye gidiyorum..
yani imkan dahilinde değil, futbol maçı izlemek mi? haha kadın işi gibi bir şey, pembe yani biraz, ezik beta işi, ben ateşte kılıç dövmeye gidiyorum..
(bkz: endless loop)
teoman'ın şarkıyı bitiremeden elemanın boşaldığı dizi.
bulmamıştır. zaten hazırda vardır bir tane ona yeşili yakmıştır.
(bkz: sad but true)
(bkz: sad but true)
gta serileri
erkekler haksızken bile yapar bunu. kaybetmemek için yapar, tartışma uzamasın diye yapar, karşısındaki mutlu olsun diye yapar, huzursuzluk çıkmasın diye yapar. yapar da yapar yani.
kadına bunu yaptıracak tek güç ise kaybetme korkusudur. kadın karşısındaki üzülmesin diye düşünüp haksızken alttan almaz mesela. karşısındaki kaybetmekten korkuyorsa son derece anlayışlı ve ılımlı birine dönüşebilir ama.
yani bunu yapsa da sebebi siz değilsiniz aslında, yine tamamen kendisidir.
let the linç begin.
kadına bunu yaptıracak tek güç ise kaybetme korkusudur. kadın karşısındaki üzülmesin diye düşünüp haksızken alttan almaz mesela. karşısındaki kaybetmekten korkuyorsa son derece anlayışlı ve ılımlı birine dönüşebilir ama.
yani bunu yapsa da sebebi siz değilsiniz aslında, yine tamamen kendisidir.
let the linç begin.
özgüven bu hayattaki her şeydir. bırakın mal desinler, napıyo bu gerizekalı desinler, siklemeyin. insanların dediklerini kale almayın. size göre doğru olan ve başka bir canlıya zararı dokunmayan her şeyi yapın. doğru bildiğiniz yolu başkalarının düşünceleriyle değiştirmeyin. amına kodumun insanları her şeye bir kulp takarlar bırakın götlerine soksunlar o kulpu. kendinizle gurur duyacağınız işler yapın ve kendinizden nefret etmenize sebep olacak şeylerden uzak durun.
sigara bana kalırsa hayattaki bir yan ürün gibi. bir şey içerken sigara, uyanınca sigara, uyumadan önce sigara vs vs... dolayısıyla sigarayı bıraktıktan sonra tüm bu eylemler boşluk hissettiriyor. tıpkı yıllarca çayı kıtlama şekerle tüketip, bir anda bunu bırakmak gibi. içmemek emin olun zor değil. sadece içmiyorsun, herhangi bir çaba, masraf vs gerektirmiyor. zor olan sigarayı yan ürünlükten çıkarabilmek. işte o zaman hiçbir şey hissetmeyeceksin
başlığın asıl hali "kyk kız öğrenci yurtlarında kalan öğrencilerin 112 acil servis ambulanslarını gereksiz şekilde meşgul etmesi" olmalıydı ama karakter sınırından dolayı olmuyor tabi.
bu başlığı 112 acil serviste görev yapan ve defalarca kyk kız yurtlarından bildirilen vakalara ambulans ile gitmek durumunda kalmış bir doktor arkadaşımdan dinlediğim olaylar neticesinde açtım. kendisinin bu şekilde bir talebi olmadı, benle dertleşmek için paylaşmıştı fakat dediğine göre hemen hemen her şehrimizde de benzer durumlar varmış.
konuyu çok uzatmak istemiyorum, özet olarak aslında hiç bir sağlık problemi olmamasına rağmen tamamen eften püften sebeplerle ve çoğunlukla sadece "drama queen" olmaktan dolayı, ilgi çekmek için baygınlık ve sinir krizi geçirme numaraları ile 112 acil servisten ambulans talep edilmesi olayları çok sık yaşanmaktaymış. öyle ki çoğu zaman ambulans geldikten sonra ambulansa geçince hastaneye gitmesekte olur, biraz duralım sonra geri yurda çıkayım diyenlerin falan haddi hesabı yokmuş. ekseriyetle sevgilimden ayrıldım, çok kötüyüm vs. gibi şeylerle etraftan ilgi çekmek, arkadaşlarına şov yapmak için ambulans çağıran bu sözde üniversite öğrencisi, özde zır cahil tipler yüzünden gerçekten bu ambulans hizmetine o an hayati şekilde ihtiyacı olup bu hizmete erişemeyen insanlar olabilir.
bu arada kızları itham ediyorsun, kadın düşmanı falan diyeceklere baştan söyleyeyim. erkek yurtlarında ambulans talep edilen vakaların neredeyse hepsi gerçekten acil müdahale gerektiren durumlar oluyormuş. bu da bir dip not. bu ciddi bir konu, kimseyi yermek için falan bu başlığı açmadım.
bu başlığı 112 acil serviste görev yapan ve defalarca kyk kız yurtlarından bildirilen vakalara ambulans ile gitmek durumunda kalmış bir doktor arkadaşımdan dinlediğim olaylar neticesinde açtım. kendisinin bu şekilde bir talebi olmadı, benle dertleşmek için paylaşmıştı fakat dediğine göre hemen hemen her şehrimizde de benzer durumlar varmış.
konuyu çok uzatmak istemiyorum, özet olarak aslında hiç bir sağlık problemi olmamasına rağmen tamamen eften püften sebeplerle ve çoğunlukla sadece "drama queen" olmaktan dolayı, ilgi çekmek için baygınlık ve sinir krizi geçirme numaraları ile 112 acil servisten ambulans talep edilmesi olayları çok sık yaşanmaktaymış. öyle ki çoğu zaman ambulans geldikten sonra ambulansa geçince hastaneye gitmesekte olur, biraz duralım sonra geri yurda çıkayım diyenlerin falan haddi hesabı yokmuş. ekseriyetle sevgilimden ayrıldım, çok kötüyüm vs. gibi şeylerle etraftan ilgi çekmek, arkadaşlarına şov yapmak için ambulans çağıran bu sözde üniversite öğrencisi, özde zır cahil tipler yüzünden gerçekten bu ambulans hizmetine o an hayati şekilde ihtiyacı olup bu hizmete erişemeyen insanlar olabilir.
bu arada kızları itham ediyorsun, kadın düşmanı falan diyeceklere baştan söyleyeyim. erkek yurtlarında ambulans talep edilen vakaların neredeyse hepsi gerçekten acil müdahale gerektiren durumlar oluyormuş. bu da bir dip not. bu ciddi bir konu, kimseyi yermek için falan bu başlığı açmadım.
(bkz: ismail yk)
yk üyesinin ne oldugunu bilmiyorum. yk deyince benim aklima sadece yurtseven kardesler geliyor.
yk üyesinin ne oldugunu bilmiyorum. yk deyince benim aklima sadece yurtseven kardesler geliyor.
sanırım formülü şu: ilgisini çeken başlıkta yazılanlara bakıyor, gözüne kestirdiği bir entry'nin sahibinin son entrylerini açıp sıkılıncaya kadar artık 15-20-30 kısmetinize kalmış favlıyor, okuduğunu bile sanmıyorum.
bu açıklamadan sonra fazıl say' ın silahı masaya koyup "bilmiyordum, vur beni" demesini beklerdim.
gündüz onur yürüyüşü basıp akşam travestilerle ilişkiye giren kaypakların ülkesi burası.
dolar 5.28'e çıktığında suspus olan akçomar kadar şerefsiz değildir.
ayrıca
(bkz: dolar 4.85 olunca suspus olan eksici)
(bkz: dolar 5.35 olunca suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.49 olunca suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.90'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.99'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 7.90'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 8.90'a inince suspus olan ekşici)
ayrıca
(bkz: dolar 4.85 olunca suspus olan eksici)
(bkz: dolar 5.35 olunca suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.49 olunca suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.90'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 5.99'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 7.90'a inince suspus olan ekşici)
(bkz: dolar 8.90'a inince suspus olan ekşici)
yedigim mandalina eksi cikarsa icinde daha cok c vitamini varmis gibi geliyor.
(bkz: yerken iyiydi)
şu sözlükte ne kadar çok seviyorsunuz böyle ilgi budalası, yarrak kürek işler yapan, boş vakti bol tipleri yere göre sığdıramamayı, öve öve bitirememeyi.
tanım: sivil hayata göre zaman zaman "kısıtlı" kalabilecek kahvaltı.
başlığı görünce askerdeki bir kahvaltı anımı anlatayım dedim. download sürerken zaman geçsin.
ülkemizin güzel dağlarının birinde nöbet bitmek üzere.
sanırım mart ayındaydık. ayaz götümüzü dondurmuştu. sanırım 5-7 ya da 4-6 nöbeti. saatlerini tam hatırlamıyorum da kahvaltıya denk geliyorduk o sabah.
acıkmışım, nöbet bitse de gidip öküz gibi karnımı doyurayım diye bekliyorum arkadaşımla. arkadaş dediğimde, cep herkülü. kendisi adanalı, bağ bahçe işleriyle çok uğraşmış, elinden her iş geliyor. özellikle ilk zamanlar karlı dağlara tırmanırken, buz üzerinde düşüp götümü kırmamamda büyük etkileri olmuştur kendisinin. ne zaman burnumdaki sümük donmuş bastığım yeri göremeyip taaa ebesinin nikahına kadar yuvarlanacakken, boyu benim yarım olmasına rağmen ensemden beni kapar geri yoluma koyardı. allah razı olsun tekrardan, bak duygulandım cidden.
neyse edebiyatı bırakayım, bir sabah yine bu arkadaşla nöbetteyiz, geceyi sağ salim atlatmışız, kahvaltıyı bekliyoruz. şansımıza da son nöbet yerimiz nizamiyeye yakın. iki dakika bekle dedi gitti bu arkadaş, kimseye görünmeden kayboldu. sonra elinde iki adet haşlanmış yumurta, iki adet asker ekmeği (tombik ekmek dediğimiz ekmek gibi, tek kişilik yani) ile döndü yanıma. sen dedi bak sağa sola, bana çok az müsaade et. tamam dedim bekliyorum bende heyecanla. bu arada askerde yumurta çıkar ama sen nöbette filan olursun ya da mutfakta ki arkadaş erkenden haşlamış olur yumurtaları, sen eline aldığında buz gibidir yumurta, bizim cep herkülü sıcak sıcak getirmiş yumurtaları. açtı ekmekleri, iki yumurtayı da soydu, tam ekmeği ortalayacak şekilde içine yerleştirdi. bütün halde yumurtalar... sonrasında ekmeğin tüm çıkış noktalarını parmaklarıyla sıkıca kapatarak yumurtaları ekmeğin içinde "pört"letti. ama nasıl pörtletmek. resmen yumurta ekmeğin her yerine homojen olarak dağıldı. dilimleyip koysan bu kadar denk gelmez. verdi bana ekmeği, sonra kendisininkini "pört"letti. ikimizde hazırdık. bir yandan sağı solu kesiyoruz ama hava artık aydınlandığı için ortalık biraz daha ferah tabi. tam ısıracakken "dur" dedi,"daha bitmedi". cebinden bir de şeftali suyu cıkarttı küçük karton kutuda. kahvaltıda verirlerdi bazen. açtık onu da. bir elimle kocaman yumurtalı ekmeği tutuyorum diğer elimde şeftali suyum. hayatımda ne o kadar lezzetli yumurta yedim ne de şeftali suyunun yumurtayla bu kadar güzel gidebileceğini bilirdim. bu da böyle bi anımdır.
şimdi ben bunu böyle uzun uzadıya neden anlattım.
arkadaşa tekrar teşekkürlerimi iletmek, bedelli/bedelsiz askere gidecek dostlara bir çok şeyin "iyi" ya da "kötü" olmalarının kendi ellerinde olduğunu hatırlatmak için.
yani kahvaltı nasıl cıkarsa cıksın, keyif almak istedikten sonra alırsınız, bunlar fani şeyler.
şaka lan şaka bunlar için anlatmadım bunu; ben tavuk ürünleri üreticileri derneği onursal başkanıyım, gece gece canınız yumurta çeksin de yarın biraz ciro yapalım istedim.
başlığı görünce askerdeki bir kahvaltı anımı anlatayım dedim. download sürerken zaman geçsin.
ülkemizin güzel dağlarının birinde nöbet bitmek üzere.
sanırım mart ayındaydık. ayaz götümüzü dondurmuştu. sanırım 5-7 ya da 4-6 nöbeti. saatlerini tam hatırlamıyorum da kahvaltıya denk geliyorduk o sabah.
acıkmışım, nöbet bitse de gidip öküz gibi karnımı doyurayım diye bekliyorum arkadaşımla. arkadaş dediğimde, cep herkülü. kendisi adanalı, bağ bahçe işleriyle çok uğraşmış, elinden her iş geliyor. özellikle ilk zamanlar karlı dağlara tırmanırken, buz üzerinde düşüp götümü kırmamamda büyük etkileri olmuştur kendisinin. ne zaman burnumdaki sümük donmuş bastığım yeri göremeyip taaa ebesinin nikahına kadar yuvarlanacakken, boyu benim yarım olmasına rağmen ensemden beni kapar geri yoluma koyardı. allah razı olsun tekrardan, bak duygulandım cidden.
neyse edebiyatı bırakayım, bir sabah yine bu arkadaşla nöbetteyiz, geceyi sağ salim atlatmışız, kahvaltıyı bekliyoruz. şansımıza da son nöbet yerimiz nizamiyeye yakın. iki dakika bekle dedi gitti bu arkadaş, kimseye görünmeden kayboldu. sonra elinde iki adet haşlanmış yumurta, iki adet asker ekmeği (tombik ekmek dediğimiz ekmek gibi, tek kişilik yani) ile döndü yanıma. sen dedi bak sağa sola, bana çok az müsaade et. tamam dedim bekliyorum bende heyecanla. bu arada askerde yumurta çıkar ama sen nöbette filan olursun ya da mutfakta ki arkadaş erkenden haşlamış olur yumurtaları, sen eline aldığında buz gibidir yumurta, bizim cep herkülü sıcak sıcak getirmiş yumurtaları. açtı ekmekleri, iki yumurtayı da soydu, tam ekmeği ortalayacak şekilde içine yerleştirdi. bütün halde yumurtalar... sonrasında ekmeğin tüm çıkış noktalarını parmaklarıyla sıkıca kapatarak yumurtaları ekmeğin içinde "pört"letti. ama nasıl pörtletmek. resmen yumurta ekmeğin her yerine homojen olarak dağıldı. dilimleyip koysan bu kadar denk gelmez. verdi bana ekmeği, sonra kendisininkini "pört"letti. ikimizde hazırdık. bir yandan sağı solu kesiyoruz ama hava artık aydınlandığı için ortalık biraz daha ferah tabi. tam ısıracakken "dur" dedi,"daha bitmedi". cebinden bir de şeftali suyu cıkarttı küçük karton kutuda. kahvaltıda verirlerdi bazen. açtık onu da. bir elimle kocaman yumurtalı ekmeği tutuyorum diğer elimde şeftali suyum. hayatımda ne o kadar lezzetli yumurta yedim ne de şeftali suyunun yumurtayla bu kadar güzel gidebileceğini bilirdim. bu da böyle bi anımdır.
şimdi ben bunu böyle uzun uzadıya neden anlattım.
arkadaşa tekrar teşekkürlerimi iletmek, bedelli/bedelsiz askere gidecek dostlara bir çok şeyin "iyi" ya da "kötü" olmalarının kendi ellerinde olduğunu hatırlatmak için.
yani kahvaltı nasıl cıkarsa cıksın, keyif almak istedikten sonra alırsınız, bunlar fani şeyler.
şaka lan şaka bunlar için anlatmadım bunu; ben tavuk ürünleri üreticileri derneği onursal başkanıyım, gece gece canınız yumurta çeksin de yarın biraz ciro yapalım istedim.
şimdi o değil de adam haklı beyler. tamam bu tipitipi sevmez, fazıl say'a saygı duyarız ammaa sayın say madem tanımıyorsun hatipoğullarından hakan'ı, ne diye takip ediyorsun o zaman adamı. mesela fazıl say seni beni takip ediyor mu? etmiyor. neden? çünkü bizi tanımıyor amk.
bu arada hakan senin mesleğin ne lan hakikaten.
bu arada hakan senin mesleğin ne lan hakikaten.
kanımı donduran olay. piyasa değeri binlerce liralık 30 ton soğan yakalanmış. kim bilir kaç gencimiz zehirlenecekti. türk zabıtasına teşekkür ediyorum, soğan tacirlerine göz açtırmıyorlar. umarım soğanlardan "tc zabıta" yazıp poz da vermişlerdir.
https://www.haberturk.com/…ton-sogan-ele-gecirildi#
https://www.haberturk.com/…ton-sogan-ele-gecirildi#
her ilişki kendine özeldir. sizin deneyiminizin olumlu ya da olumsuz sonuçlanması sizi bağlar. kendinizden yola çıkarak, başkalarına tavsiye vermeyin lütfen
bir ilişkinin gidişatını belirleyen pek çok parametre var. ilişkinizin olumlu ya da olumsuz sonuçlanması bir ya da bir kaç değişkenden etkilenebilir. yaş da bu değişkenlerden biri sadece.
bir de niye hep erkeğin yaşça büyük olduğu başlık açılıyor da; aksi hiç düşünülmüyor? misal ben şu an kadın kısmının büyük olduğu ilişkiyi yürütüyorum ve ilişkimiz de miss gibi gidiyor. üstelik bizde yaş farkı daha fazla :).
bir kere kendisi şu ana kadar en çok sohbet edebildiğim sevgilim oldu. bunu çok önemsiyorum, çünkü ben muhabbeti severim. üstelik mizah anlayışımız da uyuştu ve biraraya geldiğimiz her an deliler gibi eğleniyor, şen kahkalarımızı hiç eksik etmiyoruz. dünyaya aynı pencereden bakıyoruz ve siyasi görüşümüz de hemen hemen aynı. ikimiz de dinsiz - imansısız ne güzel :).
ayrıca hayattan keyif aldığımız pek çok şey de örtüşüyor. doğayı ve tarihi eserleri çok seviyoruz örneğin. tarihi de severim ben, sevgilim özel olarak roma tarihine meraklı. çeşme kalesini gezerken bana bir sunum yaptı, kaleyi gezen teyzeler özendi bize. 'aaa bizim rehber ne biçim anlatıp geçiştirdi her şeyi ayol, bak genç ne güzel anlatıyor.' dediler :). 'teyzecim o bana özel, kişisel rehberim.' diyemedim elbette.
sonra film ve müzik zevkimiz falan da acayip örtüşüyor. oturduk netflix'de marco polo izledik, sonra roman empire. bana rick and morty ve over the garden wall 'ı öğretti :). ikisini de çok sevdim.
ayrıca ikimiz de sigara içmiyor, alkolü az tüketiyor, çay ve kahveye ise bayılıyoruz. bak bu da mühim bir şeymiş; çay- kahve sevmeyen adamla vakit geçirmenin zorluğunu daha önce deneyimledim zira. sadece sevgilim çok fazla tatlı seviyor, o kadar kusur kadı kızında da olur diyorum. sonuçta sıfır göbüşr ve kilo almayan genlere sahip.
aslında ikimiz de bu kadar iyi anlaşabildiğimiz için şaşkınız ve bunun nedenlerini de çok sorguladık. sonunda sevgilim, 'galiba ikimizin de ebeveynleri aynı kuşaktan ve sonuçta biz benzer değerlerle büyütülmüşüz dedi. evet sevgilimin ebeveynleri epey geç anne baba olmuşlar. arada bu kadar geç doğması ile ilgili, özellikle babasına sitemlerini sunuyorum. yine de bir şekilde yolumuz kesiştiği için kendimi çok şanslı hissediyorum.
#75579127 şu entry'imi henüz sevgilim yokken yazmıştım. kafalar uyduktan, taraflar mutlu olduktan sonra bu ilişki biçiminde eleştirilecek bir yan bulamıyorum.
hastalandığım zaman 'gelme' diye ısrar ettiğim halde, işi gücü bırakıp bana çicek gibi bakan adamı nasıl sevmeyeyim ben? kuzum bana çay taşımaktan helak olmuştu.
tüm çiftlere ilişkilerinde mutluluklar dilerim efendim. darısı isteyenlerin başına.
bir ilişkinin gidişatını belirleyen pek çok parametre var. ilişkinizin olumlu ya da olumsuz sonuçlanması bir ya da bir kaç değişkenden etkilenebilir. yaş da bu değişkenlerden biri sadece.
bir de niye hep erkeğin yaşça büyük olduğu başlık açılıyor da; aksi hiç düşünülmüyor? misal ben şu an kadın kısmının büyük olduğu ilişkiyi yürütüyorum ve ilişkimiz de miss gibi gidiyor. üstelik bizde yaş farkı daha fazla :).
bir kere kendisi şu ana kadar en çok sohbet edebildiğim sevgilim oldu. bunu çok önemsiyorum, çünkü ben muhabbeti severim. üstelik mizah anlayışımız da uyuştu ve biraraya geldiğimiz her an deliler gibi eğleniyor, şen kahkalarımızı hiç eksik etmiyoruz. dünyaya aynı pencereden bakıyoruz ve siyasi görüşümüz de hemen hemen aynı. ikimiz de dinsiz - imansısız ne güzel :).
ayrıca hayattan keyif aldığımız pek çok şey de örtüşüyor. doğayı ve tarihi eserleri çok seviyoruz örneğin. tarihi de severim ben, sevgilim özel olarak roma tarihine meraklı. çeşme kalesini gezerken bana bir sunum yaptı, kaleyi gezen teyzeler özendi bize. 'aaa bizim rehber ne biçim anlatıp geçiştirdi her şeyi ayol, bak genç ne güzel anlatıyor.' dediler :). 'teyzecim o bana özel, kişisel rehberim.' diyemedim elbette.
sonra film ve müzik zevkimiz falan da acayip örtüşüyor. oturduk netflix'de marco polo izledik, sonra roman empire. bana rick and morty ve over the garden wall 'ı öğretti :). ikisini de çok sevdim.
ayrıca ikimiz de sigara içmiyor, alkolü az tüketiyor, çay ve kahveye ise bayılıyoruz. bak bu da mühim bir şeymiş; çay- kahve sevmeyen adamla vakit geçirmenin zorluğunu daha önce deneyimledim zira. sadece sevgilim çok fazla tatlı seviyor, o kadar kusur kadı kızında da olur diyorum. sonuçta sıfır göbüşr ve kilo almayan genlere sahip.
aslında ikimiz de bu kadar iyi anlaşabildiğimiz için şaşkınız ve bunun nedenlerini de çok sorguladık. sonunda sevgilim, 'galiba ikimizin de ebeveynleri aynı kuşaktan ve sonuçta biz benzer değerlerle büyütülmüşüz dedi. evet sevgilimin ebeveynleri epey geç anne baba olmuşlar. arada bu kadar geç doğması ile ilgili, özellikle babasına sitemlerini sunuyorum. yine de bir şekilde yolumuz kesiştiği için kendimi çok şanslı hissediyorum.
#75579127 şu entry'imi henüz sevgilim yokken yazmıştım. kafalar uyduktan, taraflar mutlu olduktan sonra bu ilişki biçiminde eleştirilecek bir yan bulamıyorum.
hastalandığım zaman 'gelme' diye ısrar ettiğim halde, işi gücü bırakıp bana çicek gibi bakan adamı nasıl sevmeyeyim ben? kuzum bana çay taşımaktan helak olmuştu.
tüm çiftlere ilişkilerinde mutluluklar dilerim efendim. darısı isteyenlerin başına.
ben yaştaki ihtiyarlar, şimdiki 20'li yaşlardaki çıtır avratları pek bilmezük... zaten bunlara yeşillenmek bizim aklımıza dahi gelmez... bizim zamanımızda cikletlerin içinden çıkan artist - aktirist fotoğraflarını biriktirirdik.. zamanın popüler aktiristleri; filiz akın, türkan şoray, hülya koçyiğit, belgin doruk vs. idi... ben çocukken filiz akın'a aşıktım... filiz akın'ın baş rol oynadığı erkek sinema sanatçısını doğrusu kıskanırdım. yani filiz akın'ı erişilmez güzel kadın olarak görürdüm. en son aşık olduğum ünlü kadın filiz akın'dır. buradan itiraf ediyorum kendisine... benden 15 yaş büyük olduğunu söylemem gerek bu arada... :)
boğaz'da villada oturan adamın götüyle güldüğü versus olur. genelde bu tarz villalarda oturanlar zaten paris'e alışverişe gidip geliyorlar.
hakikati gizleyebileceğini zanneden asalak bir patronun insanlara reva gördüğü çalışma ortamıdır. ortaya çıkmasın diye üzerini örtmeye çalışma gayreti insan olanı utandırır. iktidar yandaşı olduğu için dilediğince pervasız davranabileceğini zanneder. bu aymaz patronların karşısına dikilenler her zaman vardı ve her zaman da var olacaktır.
https://patronlarinensesindeyiz.org/
https://patronlarinensesindeyiz.org/
robinson'un arkadaşı
etüt saatlerini mukabele saatine çevirdiklerinden olabilir.
aslında tekliflerin bir çoğu, çaylak veya yazar kadınlar bir kahve içseks mi?
cok dikkatli araba kullaninca atla deve degil.
trafikte kaza yapmamanin puf noktasi, herkesi beyinsiz ve sizi oldurmek icin yola cikmis kabul edip surmek. arabayi bir ww2 sava$ pilotu gibi surun. ciddiyim.
6 yil boyunca haftanin neredeyse her gunu toplamda en az 80 km yol gittim geldim, bu surec boyunca dikkatli davranmasam en az 6 tane ciddi kazaya bulasmis olabilirdim. bir tanesi sinyalimi yaktiktan hemen sonra 100 metre oteden hizlanip gecmemi engelleyen o.c. yuzunden kamyon altina girmeli. altidan sonra saymayi biraktigim icin kesin bilmiyorum sayisini ama bir ara ciddi ciddi sayisini tuttum bunun.
simdi trafigi daha sakin bir yerde oturuyorum ve gunluk yaptigim yol 10km toplamda. ne zaman $ehre gitsem yine geriliyorum cunku cogunluk gercekten beyinsiz gibi araba kullaniyor. (otobanda kaza hic eksik olmaz telefonla oynayan embesiller yuzunden)
trafikte kaza yapmamanin puf noktasi, herkesi beyinsiz ve sizi oldurmek icin yola cikmis kabul edip surmek. arabayi bir ww2 sava$ pilotu gibi surun. ciddiyim.
6 yil boyunca haftanin neredeyse her gunu toplamda en az 80 km yol gittim geldim, bu surec boyunca dikkatli davranmasam en az 6 tane ciddi kazaya bulasmis olabilirdim. bir tanesi sinyalimi yaktiktan hemen sonra 100 metre oteden hizlanip gecmemi engelleyen o.c. yuzunden kamyon altina girmeli. altidan sonra saymayi biraktigim icin kesin bilmiyorum sayisini ama bir ara ciddi ciddi sayisini tuttum bunun.
simdi trafigi daha sakin bir yerde oturuyorum ve gunluk yaptigim yol 10km toplamda. ne zaman $ehre gitsem yine geriliyorum cunku cogunluk gercekten beyinsiz gibi araba kullaniyor. (otobanda kaza hic eksik olmaz telefonla oynayan embesiller yuzunden)
orospudur. hadi daha kibar söyleyeyim. seks işçisidir.
durumu yok, okuması için para kazanması lazım diyenlere de götümle gülüyorum. ayşe garsonluk yaparak okul harçlığını çıkarırken fatma niye bedenini satıyor? çünkü para tatlı geliyor. lüks yaşayarak kendini tatmin ediyor. geçiniz.
edit: mesajlar için teşekkürler arkadaşlar edilen küfrü gördüm, farkındayım. cevap vermeye gerek görmüyorum sadece.
durumu yok, okuması için para kazanması lazım diyenlere de götümle gülüyorum. ayşe garsonluk yaparak okul harçlığını çıkarırken fatma niye bedenini satıyor? çünkü para tatlı geliyor. lüks yaşayarak kendini tatmin ediyor. geçiniz.
edit: mesajlar için teşekkürler arkadaşlar edilen küfrü gördüm, farkındayım. cevap vermeye gerek görmüyorum sadece.
ekonomi bilimine göre yasak olan her madde gibi serbest olması gereken bir maddedir. yer: amsterdam üniversitesi, ders: principles of economics and business 1, konu: monopoli, oligopoli ve kartelleşme. hoca ders sonunda bu maddenin neden yasaklanmaması gerektiğini anlatır: "...sebep çok basit, polis her baskın dalgasında bu malı sokaktan çektiğinde tüketim(talep değil) ve arz bir süre düşüyor ancak daha sonra arz ve tüketim tekrar yükseliyor ve yükselirken fiyat da yükseliyor; denge fiyatının zaten çok üstünde olan malın fiyatı iyice yükseliyor; "tüketici fazlalığı" ve "üretici fazlalığı" düşerek dara kaybı artışına sebep oluyor, bu da ulusun zenginliğini düşürür..." öğrenciler alkışlar ve ders biter.
edit: bir iki noktalama ve dara kaybı-deadweight loss çevirisi için @jellenmis balik'a teşekkürlerimi sunarım
edit: bir iki noktalama ve dara kaybı-deadweight loss çevirisi için @jellenmis balik'a teşekkürlerimi sunarım
başlık altında yazılanlar doğru ise “etik etik” diye saçmalamayı bir kenara bırakıp direk kriminal açıdan değerlendirilmesi gereken olaydır bu.
öncelikle, verilmeyen bir hizmet için alınan para iade edilmiyor. sözlük dili ile yazalım... internet sitesinden satın aldığınız televizyonun parasını vermişsiniz ama ürün ortada yok.
ikincisi ve belki de daha vahimi, kayıt dışı (vergisiz) kazanç. bu kadın biraz araştırılsa belki bu olayda tasvir edildiği gibi kayıt dışı milyonlarca lira para aldığı ortaya çıkacak. bunların hepsi ayrı ayrı cezaya bağlanıp bu kadın hapiste süründürülebilir. olması gereken de aslında o.
var böyle “doktorlar”. olayı araştırıp komik bir para cezasına bağlayan dernek de ayrı bir trajedi. o nasıl ceza?
bu başlıkta bile “evet çok uzun süre okula gidiyorlar ama” tadında, daha baştan mazereti hazırlayan yazılar var.
çok uzun süre okula gidiyorlar, ama seçtikleri için gidiyorlar. gitmek zorunda değiller. hayatları ile ilgili yaptıkları seçimler doktorlara hırsızlık hakkı tanımıyor.
normal bir ülkede bu kadın ve bunun gibiler mesleklerinden men edilir, haksız elde ettikleri kazanç da icra yolu ile kurbanlarına geri ödenirdi. vergi kaçırma ile ilgili ceza ayrı...
ülke resmen tepeden tırnağa yankesiciler tarafından işgal edilmiş durumda.
öncelikle, verilmeyen bir hizmet için alınan para iade edilmiyor. sözlük dili ile yazalım... internet sitesinden satın aldığınız televizyonun parasını vermişsiniz ama ürün ortada yok.
ikincisi ve belki de daha vahimi, kayıt dışı (vergisiz) kazanç. bu kadın biraz araştırılsa belki bu olayda tasvir edildiği gibi kayıt dışı milyonlarca lira para aldığı ortaya çıkacak. bunların hepsi ayrı ayrı cezaya bağlanıp bu kadın hapiste süründürülebilir. olması gereken de aslında o.
var böyle “doktorlar”. olayı araştırıp komik bir para cezasına bağlayan dernek de ayrı bir trajedi. o nasıl ceza?
bu başlıkta bile “evet çok uzun süre okula gidiyorlar ama” tadında, daha baştan mazereti hazırlayan yazılar var.
çok uzun süre okula gidiyorlar, ama seçtikleri için gidiyorlar. gitmek zorunda değiller. hayatları ile ilgili yaptıkları seçimler doktorlara hırsızlık hakkı tanımıyor.
normal bir ülkede bu kadın ve bunun gibiler mesleklerinden men edilir, haksız elde ettikleri kazanç da icra yolu ile kurbanlarına geri ödenirdi. vergi kaçırma ile ilgili ceza ayrı...
ülke resmen tepeden tırnağa yankesiciler tarafından işgal edilmiş durumda.
bu benim. bazen sırf egosu abazanlar tarafından şişirilmiş kezbanlara asıl yerlerini belli etmek için onları çıldırtacak hale getirip reddediyorum. bazen narsist kişiliğime haz için yem ettiğim kadınlar bunu anlamlandıramasalar da seksten alınan hazdan daha fazlasını hissediyorum o yüzlerindeki ifadeyi görünce.
iyi ve kaliteli bir erkek duygusal hiçbir şey hissetmediği hiçbir kadına dokunmaz. önüne gelene yazılıp seks dilenmek abazan erkeklere ve kezban kadınlara göredir. zaten bunlar genelde hayatı sekse indirgeyecek kadar vasat insanlar olurlar, başka yaşam amaçları da yoktur.
iyi ve kaliteli bir erkek duygusal hiçbir şey hissetmediği hiçbir kadına dokunmaz. önüne gelene yazılıp seks dilenmek abazan erkeklere ve kezban kadınlara göredir. zaten bunlar genelde hayatı sekse indirgeyecek kadar vasat insanlar olurlar, başka yaşam amaçları da yoktur.
sokayım sizin gibi yazarlara afedersiniz. ak-trollün biri sırf algı kasmak için kaynak bile göstermeden başlık açıyor sonra kalkıp chp benden babayı alır diyorsunuz. sen verme zaten chp’ye oy moy amk dallaması.
tanım: kaynaksız iddia.
tanım: kaynaksız iddia.
benim anlamadığım efsane cuma olarak indirim yapıyorlar bizimkiler şu anda. be amk adı ustunde dunyada kara cuma olarak yapılıyor bu eylem. efsane cuma diye yapacaksanız siktirin gidin yılın herhangi bir zamanı yapın.toplumsal çomar eleştirilerin boşa olmadiğınının kanıtısınız şu anda. adamlar resmen çomarlıkla değişim yaşattılar.
babamdan sabahın 8’inde gelen “su mercimeği ile dere temizleme videosu”.
allah uzun ömür versin ama bazen hasta olduğundan şüpheleniyorum.
allah uzun ömür versin ama bazen hasta olduğundan şüpheleniyorum.
normalde 50 tl olan ücretsiz kargo sınırını 150 tl'ye çekti biraz önce. bir black friday ancak bu kadar yanlış anlaşılabilirdi. :)
sen 5tl kargo ücretinin peşine düşersen ben de başkasından sipariş veririm.
sen 5tl kargo ücretinin peşine düşersen ben de başkasından sipariş veririm.
yalnızca şu başlığa girilen entryler bile sözlüğün nasıl formatından çıkıp ergen mastürbasyon aracı haline geldiğini gösteriyor. bir iki analiz dışında 'babayı alırsın' 'başını alırsın' 'sen önce şunu bi al' diye girdi yapılmış. tanım? yok. herhangi bir katkı? yok.
bol küfür, bol testesteron kokusu. kahvede bile daha düzeylidir insanlar. daha rasyoneldir.
atatürk'ün yurtta sulh cihanda sulh demezi boşuna değil. ömrü savaşlarla geçmiş bu kadar başarılı bir askerin bu cümleyi kurmasını düşünmek yerine askerliğini kantinde yapmış, oğluna çürük raporu almış birisinin ıslak hayallerinin peşine takıldık. çok değil 2 yıl önce yok halep 82, şam 83 falan diye slogan atıyorduk. biz bu cümleyi egemen bir ülke hem de komşumuz için kurarak onlar da iskenderun 33 falan derler. önemli olan bunu yapıp yapamamaları değil, bizim suriye ile dost olmak varken herşeyi boka saldırıp bu tür cümlelere olanak sağlamamızdır. bizim kararlı duruşumuz olsaydı ne ırak'da ne de suriye'de milyonlar ölürdü. ülkemiz göçmen akınına uğramaz, o insanlar da evlerinden olmazdı.
ıslak rüya görenlerin rüyalarına ıslak bir rüya ile karşılık vermektir.
bol küfür, bol testesteron kokusu. kahvede bile daha düzeylidir insanlar. daha rasyoneldir.
atatürk'ün yurtta sulh cihanda sulh demezi boşuna değil. ömrü savaşlarla geçmiş bu kadar başarılı bir askerin bu cümleyi kurmasını düşünmek yerine askerliğini kantinde yapmış, oğluna çürük raporu almış birisinin ıslak hayallerinin peşine takıldık. çok değil 2 yıl önce yok halep 82, şam 83 falan diye slogan atıyorduk. biz bu cümleyi egemen bir ülke hem de komşumuz için kurarak onlar da iskenderun 33 falan derler. önemli olan bunu yapıp yapamamaları değil, bizim suriye ile dost olmak varken herşeyi boka saldırıp bu tür cümlelere olanak sağlamamızdır. bizim kararlı duruşumuz olsaydı ne ırak'da ne de suriye'de milyonlar ölürdü. ülkemiz göçmen akınına uğramaz, o insanlar da evlerinden olmazdı.
ıslak rüya görenlerin rüyalarına ıslak bir rüya ile karşılık vermektir.
ben sakalla bıyıkla zar zor insan içine çıkıyorum adamlardaki lükse bak alüminyumnitrat dediğim sorunsaldır.
dusun, okumussun. kendini egitmis, gelistirmissin. iyi bir isin, gucun, ugraslarin, hobilerin var. kazaniyorsun, vergini veriyorsun. ulkene deger katiyorsun. aile kurmussun. cocugun var. istanbul'da bir sokaga giriyorsun. tersten baska bir arac geliyor. haklisin, yol vermiyorsun. anlamiyor, kibirleniyor ve tartisiyorsunuz. adam cikarip seni sokak ortasinda vuruyor ve bu kisinin en az 40bin hayrani var.
sibel erkan olayı ilk dikkatimi çeken dolayısıyla ilk aklıma gelen siyasi olaydır.
11 yaşımdaydım gazetede nerdeyse yarım sayfa boyutlu puntayla yazılmış dev-genç yazısını, ben akran bi kızın rehin tutulduğunu okumuştum. tabii o zaman dev genç'in ne olduğunu bilmiyorum, ilk okuduğumda galiba yazının büyüklüğü de etkili oldu dev gibi bir genç düşünmüştüm. sonra metni okudum ve bir grup genç olduklarını öğrendim. sonrasında sibel'in ifadesiyle gençlerin kıza davranışlarını öğrenmiş dev genç'e sempati duymaya başlamıştım.
ondan önce hatırladığım 6. filo defol pankartı ve denize atılan amerikan askerleri var ama etkilendiğimi söyleyemem. defol demeleri garip gelmişti, biz misafirperveriz ya, "niye ki" demiştim içimden. git filan deselerdi diye düşünmüştüm çocuk aklımla.
ilk etkilendiğim olay da nihat erim'in bir alana yığdığı kitapları yakması olayıydı. çok üzülmüştüm, çok garipsemiştim. sonrasında nihat erim'e "kitapsız" lakabı takılmıştı ben de çok yakıştırmıştım doğrusu. kitapsız demek hele o zaman için çok ağır bi ithamdı ve benim için biraz öç alma gibiydi kitapları yakan adama kitapsız denmesi.
11 yaşımdaydım gazetede nerdeyse yarım sayfa boyutlu puntayla yazılmış dev-genç yazısını, ben akran bi kızın rehin tutulduğunu okumuştum. tabii o zaman dev genç'in ne olduğunu bilmiyorum, ilk okuduğumda galiba yazının büyüklüğü de etkili oldu dev gibi bir genç düşünmüştüm. sonra metni okudum ve bir grup genç olduklarını öğrendim. sonrasında sibel'in ifadesiyle gençlerin kıza davranışlarını öğrenmiş dev genç'e sempati duymaya başlamıştım.
ondan önce hatırladığım 6. filo defol pankartı ve denize atılan amerikan askerleri var ama etkilendiğimi söyleyemem. defol demeleri garip gelmişti, biz misafirperveriz ya, "niye ki" demiştim içimden. git filan deselerdi diye düşünmüştüm çocuk aklımla.
ilk etkilendiğim olay da nihat erim'in bir alana yığdığı kitapları yakması olayıydı. çok üzülmüştüm, çok garipsemiştim. sonrasında nihat erim'e "kitapsız" lakabı takılmıştı ben de çok yakıştırmıştım doğrusu. kitapsız demek hele o zaman için çok ağır bi ithamdı ve benim için biraz öç alma gibiydi kitapları yakan adama kitapsız denmesi.
yani "kambur değiller, bedensel engelleri yok" anlamında dediyse ben de katılıyorum.
yok eğer başka bişey kastettiyse o zaman kendisine şunu sormak lazım:
- fatih bey bütün kazancı taksi plakasına mı gömdünüz. bari biraz da gayrımenkul'e, döviz sepetine falan yatırım yapsaydınız.
yok eğer başka bişey kastettiyse o zaman kendisine şunu sormak lazım:
- fatih bey bütün kazancı taksi plakasına mı gömdünüz. bari biraz da gayrımenkul'e, döviz sepetine falan yatırım yapsaydınız.
güneş varsa her daim takan insandır. hava ısısıyla gözlük takmak arasında doğru orantı kuran kişi kadar tuhaf değildir.
günün ilerleyen saatlerine kadar içinde bulunacağım veritabanı ancak benim derdimden anlasa anlasa 181 cm boyunda, yakışıklı, hafif göbekli (zayıf değil), kel ya da uzun saçlı olmayan, akıllı, kültürlü, 1 dil bilen, en az 1 bilimsel makalede adı geçmiş ve okuduğu kitap sayısı +100 olanlar anlar.
bu sefer kriterlerimi inanılmaz düşürdüm. bu indirim kaçmaz aslkjdf
bu sefer kriterlerimi inanılmaz düşürdüm. bu indirim kaçmaz aslkjdf
(bkz: kuro)
bir mekan sahibi olarak rahatlıkla diyebilirim ki öyle masumane bir öpücükle müşteri kovmazlar. ki mekanın ilk tepkisi öncelikle bir iki defa garsonu gönderip rahat davranmamalarını sağlamak olur. ha anlamıyorsa ve devamlı müşteri ise beyfendi kenara çekilip uyarılır. arkadaşı direkt kasaya davet ettiklerine göre işin içinde abartı bir durum vardır ve ciddi rahatsız olan bi kitle vardır. işletmeci olmadığınız için bilmiyorsunuz ama mekanda öyle bir masa varsa diğer masalar size direkt kerhaneci muamelesi yapıyorlar. o masadan önce siz ayıplanıyorsunuz ve ekstra bir gayret içine girmek durumunda kalıyorsunuz. gençler yapınca ergenlik mergenlik deyip sessizce çocukların kulağına eğilip uyarıyorsun da 30 40 yaşında insanlar yapınca olmuyor abicim. ya kavga çıkıyor ya da böyle sağda solda bik bik konuşuyorlar. mecbur mu millet senin şalap şalap öpüşmeni dinlemeye görmeye. bi kere yanındaki kadına bi saygın olsun.
bunlar daha hiç bir şey aha da buraya yazıyorum, 10 sene sonra prometyus yazdıydı dersiniz:
- yavaş yavaş başladılar, hepsi vatandaşlık alacak.
- dernekler, vakıflar kuracaklar.
- ülkedeki yasadışı her işin kontrolünü ele geçirecekler. uyuşturucuyu bunlar kaçıracak, kadın ticaretini bunlar yapacak. milleti haraca bağlayacak, zenginleşecekler.
- kendi mahallelerini kurdular bile, yakında bu ülkenin insanları o mahallelerde barınamayacak, polisi o mahallelere giremeyecekler. bütün suç organizasyonları oralardan kontrol edilecek.
- suç örgütleri büyüyecek, organize hale gelecek.
- önce devlet onların yaptıklarını görmezden gelsin isteyecekler, rüşvetle iş yürütecekler... güçlendikçe devleti kontrol etmek isteyecekler.
- eş güdümlü olarak siyasete de girecekler ve bunun finansmanını da suç ile kazandıkları zenginliklerle sağlayacaklar.
- gün gelecek oğlunuzun, kızınızın sokakta önü kesilecek, parası elinden alınacak. okulda dayak yiyecek, saldırıya uğrayacak. hep bunların çocukları o işlerin içinde olacak.
böyle böyle gidecek. ha bunun sebebi suriyeli olmaları ama suriyeli olmaları değil. ırksal birşey değil yani. bu insanlar savaşta ezildi, sertleşti, herşeylerini kaybetti ve şimdi haklı olarak geri istiyorlar. bunu kazanmak için de bildiklerini ve savaşta öğrendiklerini yapacaklar. sen devlet olarak kontrolü kaybedersen, yolu yordamı göstermezsen, denetlemezsen bu yukarıda saydıklarım sırayla gerçekleşecek. devlet bunları yapar mı? güldürmeyin allah aşkına beni... devlet son 40 senedir, sistematik şekilde milletin duygularını, emeğini, parasını, hayallerini söndürmekten başka bir iş yapmıyor ve bu sebeple diğer türlüsünün yapılabilir olacağına dair bir fikri de yok. bu böyle gider.
- yavaş yavaş başladılar, hepsi vatandaşlık alacak.
- dernekler, vakıflar kuracaklar.
- ülkedeki yasadışı her işin kontrolünü ele geçirecekler. uyuşturucuyu bunlar kaçıracak, kadın ticaretini bunlar yapacak. milleti haraca bağlayacak, zenginleşecekler.
- kendi mahallelerini kurdular bile, yakında bu ülkenin insanları o mahallelerde barınamayacak, polisi o mahallelere giremeyecekler. bütün suç organizasyonları oralardan kontrol edilecek.
- suç örgütleri büyüyecek, organize hale gelecek.
- önce devlet onların yaptıklarını görmezden gelsin isteyecekler, rüşvetle iş yürütecekler... güçlendikçe devleti kontrol etmek isteyecekler.
- eş güdümlü olarak siyasete de girecekler ve bunun finansmanını da suç ile kazandıkları zenginliklerle sağlayacaklar.
- gün gelecek oğlunuzun, kızınızın sokakta önü kesilecek, parası elinden alınacak. okulda dayak yiyecek, saldırıya uğrayacak. hep bunların çocukları o işlerin içinde olacak.
böyle böyle gidecek. ha bunun sebebi suriyeli olmaları ama suriyeli olmaları değil. ırksal birşey değil yani. bu insanlar savaşta ezildi, sertleşti, herşeylerini kaybetti ve şimdi haklı olarak geri istiyorlar. bunu kazanmak için de bildiklerini ve savaşta öğrendiklerini yapacaklar. sen devlet olarak kontrolü kaybedersen, yolu yordamı göstermezsen, denetlemezsen bu yukarıda saydıklarım sırayla gerçekleşecek. devlet bunları yapar mı? güldürmeyin allah aşkına beni... devlet son 40 senedir, sistematik şekilde milletin duygularını, emeğini, parasını, hayallerini söndürmekten başka bir iş yapmıyor ve bu sebeple diğer türlüsünün yapılabilir olacağına dair bir fikri de yok. bu böyle gider.