Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
size hatırlatmak istediğim birşey var müsadenizle ;

tarih : 25 nisan 2014

olay : fenerbahçe'nin şampiyonluk kutlaması yapması muhtemel olan çaykur rizespor ile oynayacağı maç öncesi seyirci ( sadece kadınlar ve çocuklar yer alabilir ) cezasına ilişkin beşiktaş kulübünün yaptığı açıklama.

türkiye futbol federasyonuna çağrı

beşiktaş jimnastik kulübü olarak, bu zamana kadar türk futbolunun gelişmesi ve dönüşmesi için de hizmet ettik. herkes biliyor ve kabul ediyor ki, futbol dünyanın en güzel oyunudur. ancak futbol taraftar varsa vardır ve her şey taraftarın güzel futbol seyretmesi, eğlenmesi ve coşması için vardır.

bu nedenle çok önemli bir konuya dikkat çekmek istiyoruz. bilindiği gibi 2013-2014 futbol sezonunun sonuna yaklaştık ve ezeli rakibimiz fenerbahçe, bir puan daha alarak şampiyonluğunu ilan etme amacında. fenerbahçe bu puanı alır ya da alamaz; işin bu noktası futbolun cilvesi içinde. fakat gerek fenerbahçe spor kulübü yöneticileri, gerekse de taraftarı, tff’nin verdiği bir maç seyircisiz oynama (kadın ve çocuk izleyicilere açık) cezası nedeniyle şampiyonluk kutlaması planlarını ertelemek zorundalar. tahkim kurulu bu cezayı onadı, fenerbahçe’nin erteleme talebini de reddetti.

biz de diyoruz ki; madem futbol sevgidir, dostluktur, kardeşliktir. madem futbol taraftarla bir olma, coşma ve kutlama yapmaktır. işte bu yüzden türkiye futbol federasyonu, şampiyonluk coşkusu yaşamak isteyen fenerbahçe taraftarı için bu cezayı ertelesin ya da kurallar dahilinde başka bir formül bulsun.

saygılarımızla.

beşiktaş kulübünün bu jestine fenerbahçe kulübü teşekkürle cevap vermiştir. beşiktaş taraftarı büyük oranda tepki göstermiş fakat bu tepki kısa süreli olmuştur.

beşiktaş jimnastik kulübü bir spor kulübüdür. sporun hemen her alanında elinden geldiğince hizmette bulunur. fakat asla bir tiyatro kulübü olmamıştır.
chp yönetimi erdoğan'ı çıldırtacak adayın gerçekten özgür demirtaş olacağını düşünüyorsa çok büyük bir gaflet ve dalalet içindedir.
tavsiye gibi tavsiyeler beklediğimiz başlıktır.

"ömrümde hiç olmadığım kadar dinamiğim. hiç olmadığım kadar enerjiğim, ultra sosyalim, özgüvenim nirvana seviyesinde, mesleğime ilave şeyler kattım donanımıma, çok az uyku ile enerjik kalabiliyor ertesi ertesi güne bile yetecek şekilde bitmeyen enerjim olarak kullanabiliyorum."

arkadaş bu cümleyle "artık çocuğun tüm bakım, ilgi ve alakası annesinde ve ben zihnim ve bedenim kesintiye uğramadan maksimum verimle dinlenebiliyorum." demek istiyor.

"herhangi bir dişi ile göz temasına girdikten sonra flört aşamasına geçebiliyorum." derken de;

"çoluktan çocuktan oynaşmaya vakit kaldı neyseki. zaten velayeti de anneye verdim, aman sabahlar olmasın..."

bu tavsiyeler bana bir avukat virali gibi geldi açıkçası. allayıp pullayıp cahillerin ağzının suyunu akıta akıta kendisine getirme çabası sanki :) bunları yazan kişi belki iyi niyetiyle yazdı ama sorumluluğu anneye iteleyip "hayat çok güzel lan boşanın" demek tam bir ergen kafası.

şahsen ben daha kullanılabilir, hayata geçirilebilir tavsiyeler beklerdim.
gençler vicdani ret hakkını da desteklemiyorsanız kusura bakmayın da haksızsınız.
diyelim bedelli çıktı 2 yıl sonra yine aynı tantana başlayacak.

eğer siz askerliğin sizin için zaman-para kaybı olduğunu iddia ediyorsanız yapmanız gereken şey tam olarak da vicdani ret hakkını desteklemeniz.

vicdani ret çıksın, sorun ortadan tümüyle kalkar. vicdani ret hakkını kullananlara da devlet memurluğu yaptırmasınlar, herkes kazançlı çıksın.
-adam doğru söylüyor sabri bey. yeni trend bu. sadomazo diyorlar buna, sadomazo.

-haa eyvallah... doğru, doğru. emrullah abi benim bi arhadaşım var. tencere imalatçısı. aynı yaştayız. lavuk burdan atlıyor uçağa tayland'a gidiyor. garıyı üzerine işetiyor. yıkanmadan geri geliyor.
''halk büyük yalanlara, küçük yalanlara göre daha çabuk inanır.

asla, kendinden başka bir seçeneğe hareket alanı bırakma!

asla, kabahat üstlenme!

sadece bir rakibine odaklan ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yık!

hatalı olduğunu ya da yanlış yaptığını asla kabul etme!

bir yalanı yeteri kadar tekrarlarsan, halk eninde sonunda ona inanır!

halkı her zaman ateşle. asla soğumasına izin verme!

asla, rakibinin üstün bir yanı olduğunu kabul etme!''

-adolf hitler'in propaganda felsefesi
3 yılın ardından benim de çıktığım listedir. ama şöyle bir eleştirim olacak. hacı hiç bir yerden bildirim veya mesaj gelmedi yazar olduğuma dair. hatta bayağı da şüphe ettim yani acaba çaylak mıyım veya bir hata mı oldu diye* ama neyse efenim, en nihayetinde çıkmışız değil mi, darısı sevgili çaylak arkadaşlarımın başına.

edit: bakan kör diye bir tabir vardır ya evet ! o ben olmuşum*mail kutuma gelmiş arkadaşlar yardımlarınız için teşekkür ederim.
her söylediği saçma laf sözlükte gündem yapılan bir adet yobaz hoca barındıran başlıktır. lütfen bu adamın söylediği tüm lafları sözlükte paylaşmayın.
91 civarı doğumluların hayatını etkileyen oyundur. nice mühendis, doktor ya da mimar olacak insanlar lise hayatlarını savaş var diye okula gitmeyerek kaybettiler.
çok sevdiğim bir hikaye var bu konuyla ilgili;

büyük amerikan imalat fabrikalarından birinin yönetim kurulu üyeleri kâr ve zarar hesaplarını incelerken, fabrika müdürünün aylığına takılmışlar ve bu ücretin yüksek olduğunu düşünmüşler. içlerinden iki kişi seçerek fabrika müdürü denen bu adamın neler yaptığını bir görmelerini ve ondan sonra bu konuda karar verilmesini kabul etmişler.
iki kişilik heyet bir sabah sessizce fabrikaya gitmiş ve fabrika müdürünün odasına girmiş. gördükleri manzara şu olmuş: fabrika müdürü elinde kahve fincanı, ağzında purosu, etrafa halka dumanlar yaymakla meşgul. masanın üstünde ne bir dosya, ne bir kâğıt, hiç bir şey yok. bir müddet kendisi ile oradan buradan konuşan heyet üyeleri, bu müddet zarfında müdürün hiç bir işle meşgul olmadığını ve yalnız birkaç basit telefon konuşması yaptığını görmüşler.
heyet aldığı intibadan memnun, idare meclisine “fabrika müdürü denilen zatın yanında bulundukları üç küsur saat zarfında hemen hemen hiçbir şeyle meşgul olmadığını ve bu bakımdan böyle basit bir iş için verilen yıllık 100.000 dolardan en aşağı üçte iki nispetinde bir tasarruf sağlanabileceğini” söylemiş. tabii fabrika müdürü bu indirmeye razı olmamış, işten ayrılmış. yeni maaşla çalışmayı kabul eden birçok istekli arasında bir zat yeni fabrika müdürü tayin edilmiş. üç aydan sonra idare meclisine gelen imalat istatistiklerinde az, fakat dikkati çekecek kadar bir düşme başlamış. “fabrika müdürü yenidir, tabii bu kadar acemilik olur” demişler. altıncı ayın sonunda üretim ve kâr istatistik eğrisi bir hayli düşmüş. hatalı üretim miktarı ise artmış.
eski heyet azaları, yeni fabrika müdürünü odasında ziyaret etmişler. adamcağız kan-ter içinde bir elinde telefon, öteki eli evrak imzalamakla meşgul, başıyla gelenlere oturmalarını işaret etmiş. gelen giden o kadar çok ki, adamla doğru dürüst konuşmaya bile imkân olmamış. fakat heyetin kanaati şu olmuş: “böyle canla başla çalışan bir adam başta olduğu müddetçe işlerin düzelmemesi için hiçbir sebep yoktur, biraz daha bekleyelim.”
sene sonu gelmiş, her zaman kâr eden fabrikanın bilânçosu zararla kapanınca idare meclisi azaları birbirine girmişler ve işi yeniden incelemeğe başka bir heyeti memur etmişler. yeni heyet müdürün odasına değil fabrikaya gitmiş ve iş başında bekleyen insanlar görmüş, sebebini sormuş. aldıkları cevap şu: “hususi bir döküme başlayacağız. fabrika müdürü ben gelmeden başlamayın dedi, biz de bekliyoruz. her halde elektrik atölyesinden bir türlü ayrılmaya vakti olmadı.”
o sırada gözleri, yaşlı bir ustabaşına ilişmiş. adamı şöyle bir kenara çekmişler ve fabrikanın eskiye nazaran daha fena çalışmasının sebeplerini sormuşlar. yaşlı ustabaşı içini boşaltmak ihtiyacını uzun zamandır hissetmiş olacak ki, “baylar” demiş:
“eski müdürümüz teferruatla uğraşmaz, ileriye ait planlar yapar, işi bize bırakır, biz de normal zamanlarda onu rahat bırakırdık. ani, içinden çıkamayacağımız olağanüstü bir problemle karşılaştığımız zaman ancak ona başvururduk ve o zaman da bilirdik ki o bizim bu sorunumuzu çözecek. o hakiki fabrika müdürü idi. güler yüzlü idi. purosunu içer, bizimle şakalaşır, fakat hepimiz için düşünürdü. şimdiki müdür de çok dürüst, iyi niyet sahibi, hatta çok daha çalışkan bir adam. fakat o hiçbirimize inanmıyor, her işin kendisi tarafından görülmesini istiyor. yani o bizim yerimize ustabaşlık yapıyor. tabii biz de amele çavuşu mertebesine düşüyoruz. haydi neyse buna da aldırmayalım ama fabrika müdürlüğü boş kalıyor. elinde purosu ileriyi görmeğe çalışan, tedbir alan, düşünen adamın yerinde kimse yok.”
--- spoiler ---

infinity warda ölen karakterlerin hepsinin geri döneceğini düşünüyorum. strange kazandıkları senaryoda muhtemelen captain marvelin thanosu alt edip zaman taşıyla her şeyi geri aldığını gördü. bu yüzden zaman taşını thanosa verdi.
--- spoiler ---
rte'nin kılıçdaroğlu olmasa konuşacak bir şey bulamayacağını göstermiş açıklama.

son sürat kılıçdaroğlu'nu adaylığa çekmek için mücadele veriyorlar ama bu sefer oyunu istedikleri gibi oynayamayacaklar.
deli saçması.

bunu diyen birisi hastanenin önünden minibüsle dahi geçmemiştir.

hastanelerin acil, yoğun bakım, klinikler, ameliyathane ve diğer bölümlerinde inanılmaz özveri ve gayret içerisinde çalışır hemşireler.

para için yapan birisi ilk maaşını aldıktan sonra muhtemelen işi bırakır zira para için kimsenin nazı, niyazı çekilmez. hastaya bakmak ona yardımcı olmak tam anlamıyla taş gibi sabır gerektirir.

hemşireler olmadan sağlık sisteminin icra edilmesi düşünülemez.
kavga fobim var. ama öyle kavga etmekten korkmak falan değil. kavga izleyemiyorum da. meselam diyelim 3 kişi 1 kişiyi sıkıştırmış dövüyorken ben onları izlersem sanki bana 'sen ne bakıyon birader.' deyip, 4'ü birden beni dövüp sonra kaldıkları yerden o tek adamı dövmeye devam edeceklermiş gibi geliyo.

tıbbi adı kendigölgesindenbilekorkmafobia'ymış. evet.
4. kez üst üste final four’a çıktığımız maç..

2015 senesinin uzun bir süresi iş dolayısıyla şehir dışındaydım. istanbul’a dönüşüm fenerbahçe-malaga maçına denk geldi. arenadaki ilk maçımdı. ricky hickman önümde sakatlanmıştı. 2 maccabi maçından sonra arenada bağırmaktan 1 hafta sesim kalmamıştı. israil’deki maç sonunda sabaha kadar uyuyamamıştım.

sene 2016 rakip real madrid, tribündeyiz yine kardeşimle 2 maçta da.. yine 1 hafta ses yok..

final four final maçı. vakit geçirmeyi sevdiğim evimin yakınlarındaki bir kafede bir basketbol maçını 7’den 70’e bir sürü insanla birlikte izledik. o anı görmeliydiniz. son saniyede kaybettikten sonra darmaduman olan onlarca insan. bogdanoviç’in, ekpe’nin mutsuz bakışları ve yine yeniden kısılan sesim..

sene 2017. pana maçları. ilk maç. gerideyiz. yine iş dolayısıyla şehir dışındayım. elimde telefon ilk maçı izlemeye çalışıyorum. pana deplasmanında seri 1-0. ikinci maç ser 2-0. şehir dışında olduğum için 3. maça gidemiyorum.. içim rahat, turu alıcaz.

sene 2017/mayıs. şehir dışına devam. rahat geçen maç. keyifler yerinde..

ve final maçı. gündüz saatlerinde heyecan sarmış durumda. bir sene önce son topta kaçırmışız. günlerce uyku girmemiş gözüme. kazanacağımızdan adım gibi eminim halbuki fakat bir heyecan ki sorma gitsin.

aldık o kupayı.

geçen sene, ondan önceki sene, bir önceki sene.. fenerbahçe basketbol’a dair en büyük hayalim, takımın yanında mütevazi bir biçimde suratında kocaman bir gülümseme varken obradoviç’in o kupayı kaldırdığı anı görmek..

hala o an en güzel anılarımdandır. o kupayı kaldırıp kocaman tebessümle taraftara bakması, o 5-10 saniyelik an yaşadığım en güzel anlardan..

sene 2017/2018 udoh (eyşan) ve bogdanoviç gitmiş. çevremde mağlubiyetler geldikçe bi umutsuzluk, mutsuzluk..

sene 2018/nisan..

4. maç. son 7.5 dakikayı televizyonun karşısında, uzanarak izledim.. bi ara ayağa kalkıp kardeşime ‘ulan kaliniç keşke ortanca kardeşimiz olsaydı’ dedim.. sonra yattığım yerden izlemeye devam ettim..

biz final four’a alıştık.. takımın bize verdiği güven, bambaşka bir seviyeye ulaştı. keyifli keyifli nasıl olsa kazanırız diye maç izlemeye başladık..

maçın bitmesine 7 saniye kala 4. final four’u garantilemişken yanlış hücumdan dolayı takımına fırça atan obradoviç sayesinde..

o hiç doymadı.. o doymadıkça, biz rahat rahat maç izliyoruz..

obradoviç’ten, malzemeci erkan’a kadar hepinize milyonlarca kez teşekkür ederim.. çocuklarımıza, torunlarımıza anlatacak binlerce güzel anılar bıraktığınız için..
oyunu, yani geleceğini, maksimum 12 ay için satacak olan onursuzları da sevindirecek olan açıklama.

ak kanatta götlerin alev alev olduğu, kılıçdar'ın seçime bu denli çok çağrılmasından belliydi. ölecek adam toplamak için kışla kışla gezerek telkin turları düzenleyen ak kurmayların bile bedelli müjdesi vermesi, artık araştırma sonuçlarının siyasal islamcılar tarafında ne kadar vahim olduğunun kanıtı.

ev ev dolaşıp milletin kredi kartı borçlarını bile silseniz, sizi yolsuz partinizle beraber o saraydan indireceğiz. türkiye'nin hükümetini de ordusunu da artık türkler yönetecek.
akp hükümetidir.

2003-2018 enflasyon ve alım gücü rezaleti başlığımı inceleyenler bilir bu konuyu da işlemiştim içerisinde. kullanılan şubat verileri ile bugün kontrol ettiğim mart verileri arasında geçen sürede, değeri tam: 5.989.973.639 türk lirası olan yeni banknot basılmış.
evet, bir ayda tam 6 milyar tl'lik banknot artışı olmuş durumda.

bakın koca seçim için ayrılan bütçe 547 milyon tl, bir ayda basılan banknot 6 milyar tl...

sonra ehonomi çoh eyi diyen troll sıçmıkları kriz başlıklarında bıdı bıdı yapıyor...

bu enflasyon rakamları ve bu hızda banknot basmaya devam edersek yakında paramızda bol sıfırlar görmeye başlarız.

hatta yönetenlerin vizyonu ile gelinecek nokta bu bile olabilir.

bu ekonomi kıçımıza kaçar millet vaziyet alın...

edit: mart verilerini içeren tablo

edit 2: kaynak türkiye cumhuriyet merkez bankası'dır.
katıldığım, aynı zamanda konusu olduğum tespit. kendi bakış açımdan değerlendireyim

kadınım. birkaç aydır hemen her gün instagram'da paylaşımda bulunuyorum. bazen kendi kendime garip geliyor bu durum. şöyle bi durup bakınca kendime yabancılaştığım oluyor. birkaç gün önce sebebini saptadım.

hani komik bir şey görürsünüz, eliniz telefona gider kankanıza/eşinize/kardeşinize falan gönderirsiniz. ya da güzel bir manzaraya karşı bakarken yanınızda birisi olur, o anın heyecanını birlikte paylaşırsınız. beni heyecanlandıran bir şey olduğunda uzak mesafe ilişkisi yaşadığım ve çok iyi arkadaş olduğum sevgilimle paylaşıyormuşum hep. instagram'a koyduğum story'leri ona gönderiyormuşum. ayrıldığımızdan beri bu iletişimi instagram'a transfer ettiğimi farkettim. ben hep yalnız seyahat ediyorum, aktivitelerimi yalnız gerçekleştiriyorum. yalnız içiyorum, yalnız koşuyorum. sevgilim varken de bu böyleydi. yalnız aktivite yapıyor ama yaptığım her şeyi onunla paylaşıyormuşum.

sanırım bazi aktiviteleri yalnız yapmayı tercih etsek bile etkileşim almak istiyoruz. hakkında yorum duymak, paylaşmak, gülmek, geyik yapmak, eleştirilmek. bunu yapmak istediğiniz belli kişi/kişiler yoksa sosyal medya bu ihtiyacı giderebiliyor.

özellikle eşiniz, sevgiliniz falan benim gibiyse yalnız hissedip hissetmediğini irdeleyin derim. kadının yanındasın ama o an duyduğu heyecanı paylaşamıyorsundur belki.
aleyna tilki varken hala saçmasapan isimler zikredilen adaylık.

hatunun youtube’da 600 milyon tıklanmışlığı var. 10’da biri oy verse 60 milyon yapar ki zaten bu kadar seçmen yok %100 oyla seçilir*

teşekkürler.

edit; en güçlü özelliği şimdi aklıma geldi, diploması da yok*
evet haklılar orası beşiktaş değil. fakat göztepe de değil. orası aliağa belediyespor kulubü. göztepe yıllar önce batarak kapandı. bunu bilmeyenlerce eleştirilen futbolcu.
pepe için yapicak bir şey yok beşiktaş'a diyecek bir şey de yok aynısı bize olsa biz de oynatirdik kimse birbirini yemesin.

beşiktaş'in şerefli duruşundan sonra pazar günkü maça olan bakış açımda değişti. tabi ki takımimin kazanmasını çok istiyorum ancak kaybetsek dahi geçen haftaki dusuncelerime oranla o kadar da üzülmeyeceğim.

2014-2015 sezonunda şampiyon olduğumuz o sene oynanan beşiktaş maçında semih kaya'nın topun kendisinden çıktığını söyleyerek hakemi uyardığı gibi centilmen ve adil olmamızı istiyorum. yeniliyor olsak dahi bu centilmenligi hakeden bir rakip olucak karşımızda.

umarım kimsenin aklında soru işareti barındırmayan, hakemin konuşulmadigi keyifli bir maç olur ve umarım galatasarayimiz kazanır.
rte dediğiniz adam, makamına adeta tapan bir adam.
şimdi böyle biri neden 1,5 yılı çöpe atıyor?
kasım '19 u neden beklemiyor?

mehmet şimşek' in yakın zamanlardaki konuşmalarını dinlediniz mi hiç?
açık açık dedi ki 90 yılın en büyük krizi geldi artık. dikkat, bunu diyen iktidarın en önemli isimlerinden biri.
bakın 2000' lerde yaşanandan çok daha da büyük bir krizden bahsediliyor.
biz goy goy yapıyoruz euro, dolar şu oldu, bu oldu diye. ama durum vahim.
tabloya bakıldığında her şey mümkün. kazanılmış hak ıvır zıvır hikaye.

yerli ve milli para diye bir zırva çıktı farkında mısınız? mesela bir sabah uyandığınızda para birimimiz değişse ve buna destek adı altında bankalardaki tüm dövizleriniz bu para birimine çevrilse ne olur? mümkün değil dimi? dönsene bi ardına. mümkün değil dediğin neler mümkün artık? bence de.

ohal, boş yere sürekli uzatılmıyor.
kazandaki yemek bitti artık. kazanın içi boş, artık dibi yanıyor.
koku yayılmaya başladığından da seçim bu denli öne alındı.
umarım, umarım haksız çıkarım. ve hatta umarım haksız çıkarım ve utanırım.
ama sen görmek istemiyorsun diye tablo yok olacak değil.
ha benim zerre sikimde olmayacak bir durum.
kıçında donu olmayan ve milyar dolarlık yolsuzlukları savunan zavallılar yansın.
ulan adamlar bu birayı ilk ürettiğinde biz daha ''orta asya'dan anadolu'ya nasıl kapağı atarız?''ın planlarını yapıyoduk. hayatında efes pilsen'den başka bişey içmemiş adam gelmiş bu biraya laf ediyor.

tanım: dandanakan savaşı ile yaşıt dünyanın halen üretimde olan en eski birasıdır. ve bugün hala ilk üretildiği binada üretilmektedir. tarih kitaplarında yer almayı hak ediyor.
yerli ve milli kaliteli dizi.

kurtuluş savaşını anlatan kurtuluş dizisini hd yapıp yayınlamaktan aciz olan trt'ye örnek olsun.
pınar süt mamülleri sanayii a.ş.'nin 31.12.2017 tarihli finansal tablolar ve bağımsız denetçi raporuna hızlıca göz atalım.

net dönem kârı: 2016'da 60, 2017'de 47 milyon tl. değişim - % 21,55

pazarlama giderleri: 2016'da 77, 2017'de 89 milyon tl. değişim + % 15,65

şimdi pazarlama giderleri içindeki reklam ve ilan giderlerine bakalım. 2016'da 34, 2017'de 40 milyon tl. değişim + %15,95

bir yıl öncesine nazaran pazarlama giderlerini %16 arttırıp net kârı %21 düşürmek? tek sebebi boykot diyemeyiz ama başka bir mantıklı açıklaması olan buyursun gelsin.

tanım: bireysel olarak sürdürdüğm boykot.
ünlüler yenildikçe öyle bir zevk alıyoruz ki, evde kahkahalar havada uçuşuyor. yalnız mıyız, sizde eğleniyor musunuz arkadaşlar?

özellikle yenildikçe turabi, ümit, merve, elif, adem suratları çok hoşuma gidiyor.

damla-hilmicem-murat müthişsiniz! böyle devam.
"o bütçeyle bi zahmet" diyen fasülyeler baş verdiğine göre giriş yapabiliriz.

obradovic'in yüksek bütçesi olması bir neden değil sonuçtur arkadaşlar. bu adam 1992 senesinde 22 yaş ortalamasıyla partizan'ı şampiyon yapabildiği için 25 milyon bütçeyi tak diye önüne koyuyorlar.

tanım: avrupada herhangi bir takımın gözü kapalı güvenebileceği sayılı koçlardan.
30 cm sana girsin, amk ergeni, burası facebook değil, twitter değil, bilgi paylaşım platformu, sen altına yediğin mamayı sıçarken buradaki çoğu yazar işten dönüyordu, senin yediğin o dandik mamanın formülünü yazıyordu.. git önce kendine saygın bir yer edin.. seni yazar yapanın...kalite gittikçe düşüyor pis ergenler yüzünden.. adam gibi eğitim alın, büyüklerinize saygı duyun..