Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
acun,hafta birincisini her hafta puanıyla söylerken bu hafta 'adem 33 puanla 1. , furkan 21 puanla 2. ' demedin ya,sen var ya bayağı taraflı ve yavşak bi adamsın kusura bakmican
ya sen kendini ne zannediyorsun ya amına koduğumun çocuğu. amerikan filmlerinde mi oynuyosun, silahın kabzasıyla çocuğa vurmak ne demek ne! çocuğu zaten yakalamışsın, kim polis yaptı seni, elindeki silahın ne demek olduğunu kimse mi anlatmadı sana, su tabancası mı o tuttuğun! anasını sikeyim sabah sabah kan beynime sıçradı sikicem böyle memleketi de polisini de!
karşı taraf (ki genelde memur kesimi oluyor) işinizi yapmak için o koltukta oturmasına rağmen işini layıkıyla yapmadığı zamanlarda söylenir.
zaten oradaki "ben" ifadesi "tek bir vatandaş olarak ben, sadece ben, hiç kimse değil, yalnızca ben, ben" anlamına gelmiyor, tüm vatandaşları kapsıyor. adam geri zekalıya anlatır gibi "vatandaşların verdiği vergiyle maaşın ödeniyor, ben de vatandaşım. bir zahmet işini yap!" diyor işte.

allah aşkına bu kadar salak olmak için özel çaba mı harcanıyor?
fetöcüleri kemalistler ile el biriliğiyle toparladık hamdolsun.
bir bahane de kemalistleri safdışı bırakmak için lazımın türkçesi dolanıyor bu aralar.

referandumda evet çıkması için önümüzdeki 2 ayda daha çok mağduriyet lazım. ortalıkta kimse kalmayınca elde ne varsa onu kullanacaklar.
perinçek, tsk rahatsız filan hep bu oyunun senaryoları bence.

10 yıl sonra bugünler için ne tezgahlar dönmüş arkadaş diyeceğiz...
dile kolay 350 ton asbest.

cam lifidir bu bahsedilen madde. ciğerlerinize solursunuz. vücudunuz imha edemez. hücreler düzensiz bölünmeye başlar. ve tebrikler kanser oldunuz.

gazi mühendislik fakültesinde okuyorum. yıkılan yer okulun hemen arkası. maskeyle gezen hocalar var. çoğu hoca da komple dersleri iptal etti bu hafta.

ama üzülerek seyrediyorum ki, tepki sıfır. kimsenin bir şeyden haberi yok. bu olay yurt dışında yaşanıyor olsaydı halk sokaklara dökülürdü. sağlığımızla oynayamazsınız denirdi.

bir arazinin bile binlerce insan sağlığından daha önemli olduğu ve insanların bunu kabullendiği bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki.
bu dizinin bitmesiyle benim hayatımdan aşk kavramı da tamamen çıkmış olacak. bana hatırlattıkları her şey için teşekkür ederim.
yükselişini yorumlamayı "alçaklık" olarak nitelendiren sızma gerizekâlı ak itleri gözler önüne seren kur.

bana bak aslanım. kurun yükselmesini yorumlayanlar değil, kuru ve dolayısıyla ekonomiyi bu hâle getirenler, on binlerce maaş alıp işini hakkıyla yapmayanlar, egosunu piyasa koşullarının üstünde görenler ve onlara biat eden mallar alçaktır, haindir.

o kalın ak kafana bunu sokabilirsen hayatta kalma şansın var. aksi hâlde mal geldin, mal gidersin.
çoğu gün en az 12 saat şantiyede çalışıp yorgunluktan ölerek otobüse binen bir genç olarak bir parçası olmadığım, olmak zorunda olduğumu düşünmediğim gençliktir. kusura bakmayın ama sevgi saygı iyilik böyle ezberlerle olmaz. ayakta duramayacak yaşlı, hamile, yorgun birini görürsem elbette yer veririm, ama her 40+ kişiye yer verme mecburiyetim olduğuna inanmıyorum. bunun kuralı olmaz. oturmasam da olur diyebildiğim noktada veririm, yoksa otururum, kimseye açıklama ya da özür borcum da olamaz.

edit: imla
thy ile görüşmeye ben böyle gittim. bi baktım herkes takım elbiseler, inanılmaz bir gerilim, herkes mırıl mırıl bir şeyler tekrar ediyor. ingilizce ezber yapıyolarmış sjjs. neden türk hava yollarında çalışmak istiyorsunuz diye nasıl olsa sorucaklar herkes biliyor.

neyse bana verdikleri görüşme saatinden 2-3 saat sonra beni görüşmeye alma zahmetinde bulundu ik'cı seksi şey. selam hoş, beş derken, ilk sorusunu bu iş görüşmesine neden bu şekilde geldin, bu rahatlığı nerden buldun oldu.

aaaaalllllaaaaaah. dellendik fıttırdık.

herkes aynı kıyafet ve kılıkla gelirse, insanların tarzı ve karakteri hakkında nasıl fikir sahibi olabilirsiniz ki. bence bir insanın saçı, sakalı, günlük giyim tarzı en büyük fikri verir kişi hakkında. bunu düşündüğüm için de iş görüşmelerine her zaman sivil giderim. beğenmeyen ezberci işletmelere de siktir çekin. götü kalkık sikik bir ik personelinin karşısına çıkmak için takım elbise giyip, tıraş olacak kadar kendinizi aşağılamayın. sizin onlara ihtiyacınız varsa, onların da size var. yoksa zaten görüşmeye çağrılmazdınız.

takım elbiseyi sikiyim.

wowowo editi: arkadaşlar çok mesaj gelmiş tek tek cevap veremiyorum. birincisi işe alınmadım :d zaten ik'cının tavrından anlamıştım, o yüzden sorun etmedim. ikincisi takım elbiseyle gitmek kötü bir şey değil söylediğimden o anlam çıkmasın, bahsettiğim de bu zaten. herkesin kendi tarzı ve karakteri var. benim giydiğim de gayet şık bir kot, gömlek kombiniydi zaten. öyle taşak geçer gibi de gitmedim. ama insanlarla içi içe, sürekli güleryüzlü, yardımsever olmanı gereken bir işe başvururken de gerim gerim gerilerek gitmek istemedim, neysem olduğum gibi, güler yüzle ve rahat bir giyimle gittim. ben böylesini daha doğru buluyorum, yoksa ağustos ayında takım elbiseyle iş görüşmesine giden adam o işi benden daha fazla hakediyodur zaten, o alsın işi :d
bugün 7 kişi işten çıkarıldık. performan vs gibi nedenlerle değil tamamiyle ekonomik krizin çalıştığım sektörü etkilemesi.
kimse hariçten gazel okumasın piyasalar çok kötü nakit para dönmüyor.
düşünün ihbar ve kıdemi veriyorlar ama onuda 3 taksitle.
uzun zamandan sonra yine iş arama stresi yok mülakata elimi kolumu.nereye koyacağın yok işe alındım yeni ortama ayak uydur başım zonkladı yemin ederim
allahtan bir müddet işizlik maaşı alabileceğim

hayat bağzen çok zor
rus ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan fyodor mihailoviç dostoyevski aşağıdaki cümleyi kurmuştur.

"hepimiz gogol'un palto'sundan çıktık"

bahse konu olan nikolay vasilyeviç gogol'un palto* isimli eseri sadece 45 sayfadır lakin tüm rus edebiyatının mihenk taşıdır.

gerek nikolay vasilyeviç gogol'un yazarlığı gerek ise palto'nun edebi yönünü tartışılamaz.
biz altı kişilik bi aile olarak bi tır alıp içini oda oda kendimize göre dekore ettirip kiradan ve gezdiğimiz yerlerde otel, pansiyon masrafından ve çalıştığımız veya okuduğumuz yerlere aynı mesafede ortak konum bulamayışımız sorunlarından kurtulacaktık. elektriği, suyu da ayarlamıştık. dizaynı da hazırdı.

sonra çay bitti, sofrayı kaldırıp yattık.
beni de hem kazlar kovaladı hem de hindiler gagaladı küçükken. hala daha yanlarından geçerken tırsarım biraz (burası da "adsız alkolikler kulübü" vs tarzı toplu terapi seansı yapılan yerlere benzemiş aynı "i am pechorin. ı was chased by the geese" "hello pechorin..we are just like you, too")
öncelikle biz bunları kitaplarımızda zaten daha önce yazdık;

(bkz: çocuğa saldıran rottweiler /@natuk baytan)

tekrar izah etmeye çalışalım, yeterli şekilde sosyalleştirilmeyen her köpek saldırgan olabilir ve bu elbette sahibinin suçudur ama burada sorun şu, örneğin benim beagle cinsi bir köpeğim var, diyelim ki ben bunu hiç sosyalleştirmedim ve tamamen vahşi bir hale getirdim ve köpeğim de gitti ve birine saldırdı, böyle bir durum köpeğimin fukara sümüğü gibi duvara yapışması ile son bulur çünkü kendisi 6-7 kg ve 30-35 cm civarında bir köpek, zarar vermek istese bile kolayca engellenebilir ama pitbull ve diğer iri köpekler saldırdığında fiziksel olarak kendini koruyabilecek insan sayısı azdır, çocuklara hiç değinmiyorum bile.

pitbull saldırısını diğer köpek saldırılarından farklı kılan bir husus daha var. genel olarak bir köpek saldıracağı zaman önce hırlar, havlar, dişini gösterir, yani mutlaka bir şekilde vücut dilinden agresif olduğunu anlamak mümkündür ve bir nebze de olsa kurbana kaçmak yada kendini savunmak adına biraz zaman verir. pitbull ise diğer köpeklerin aksine uyarı sayılabilecek herhangi bir şey yapmadan, direkt olarak kurbanına saldırır, ne havlama, ne hırlama, sadece kurbanına konsantre olur ve adeta bir mermi gibi hedefine doğru koşar, kurban hazırlıksız yakalanır ve kendini savunmak yada kaçmak adına hiçbir şey yapamaz.

pitbull sahibi olarak köpeğinize çok iyi bir eğitim verebilirsiniz, onu çok iyi sosyalleştirebilirsiniz ama asla içindeki saldırganlığı yok edemezsiniz. bu cins nesiller boyunca dövüş köpeği olarak üretilmiştir ve bunu içinden söküp atamazsınız. yine kendi köpeğimden örnek verebilirim, beagle bir av köpeği ve doğal olarak çok iyi koku alıyor ve aldığı kokunun peşinden gitmek istiyor, ona ne kadar eğitim verirsem vereyim bunun değişmesi mümkün değil, ilginç bir koku aldığı zaman onun kaynağını bulmak için gitmeye çalışıyor, bunu eğitimle değiştirmek mümkün değil.

tekrar söylüyorum, bir insana zarar verdikten sonra kime ne faydası var suçlunun sahibi olmasının? potansiyel olarak bu köpeklerde saldırganlık var mı? evet, var. anladık sahibine göre saldırganlığı kontrol altına alınabiliyor. iyi ama sahibine neden güvenelim? sadece insanların iyi niyetine mi bırakılsın bu köpeklerin nasıl yetiştirileceği? apaçilerin, hanzoların insafına kaldık yani, onlardan köpeklerini uslu yetiştirmelerini beklememiz gerekiyor.

bir benzetme yapmak gerekirse; aslında silahlar çok güzel şeyler, onların kötü yapan sahipleri, tetiği çeken olmadığı sürece silahın da zararı yok, onu da ruhsatsız herkes alsın bari, biri öldürülürse, suçu sahibine atarız.

dünyada yüzlerce köpek cinsi var ve çoğunluğu da tehlike arz etmeyen çok güzel yaratıklar, lütfen kendinize pitbull dışında bir cins köpek seçin, pitbull ekmek su falan değil kardeşim, buna sahip olmadığı için ölen insan yok henüz ama bazıları sahip olduğu için ölen çok.
sanki cavaniler suarezler aubaneyanglar kapıda bekliyor da bu var diye giremiyorlar. boğa gibi adam lan işte. süre aldıkça oyununun geliştiğini nasıl görmezsiniz. talisca ile uyumu, rakibi hep defansa sürüklemesi, topu bizim şapşal stoperlerden uzak tutması hiç mi para etmiyor.

rize maçında ilk 11 çıktığı takdirde yine ampulünü asacak kavalcı. ha bu arada o kaval çalmalı gol sevinci ne ayak? hep kenarda bir yere bakarak air kaval çalıyor. bilen varsa yeşillesin.
fenerbahçe dergisinin mart sayısında yazmış. yargıtay kararını beklemekten vazgeçmiş. bu durum yönetimi zayıflatıyormuş. yargıtay karar verse dahi hiçbir eyleme girişmeyecek. istifa etmiyor yani.

olağanüstü toplantı da kesinlikle olmayacakmış. en az 5 sene daha kalır.

hey gidi gençliğim.
olumlu bir haberdir. "eski teknoloji bu ne yapacağız?" diye düşünen zeka küpü vatandaşları pazartesi günü derhal savunma bakanlığı müsteşarlığı koltuğuna bekliyorum. bu kadar yüce bir zeka harcanmamalı...

bu uçaklar sonraki teknolojilerin öncülü olduğu için çok önemli. ayrıca ışid, pkk gibi karadan havaya ateş gücü olmayan mağara maymunlarının kafasına bomba yağdırmak için koskoca f-16'ları kaldırmayacak artık tsk. hava kuvvetlerini inanılmaz bir yakıt israfından kurtaracak bu yavrular . bugün dünyanın en büyük orduları dahi böyle görevlerde 40'lardan 50'lerden kalma uçaklarını kullanmaktalar. mantıklı olan bu olduğu için.

bunun dışında eğitim ve talimlerde de kullanılacaktır. daha ucuza pilotlarıneğitimleri de aradan çıkarılacaktır. hürkuş fabrikalarında mühendisler, tasarımcılar tecrübeler edinecek ve belki de böylece uçak tasarımında türk ekolü bile yaratılabilecektir.

ve daha birçok getirileri olacaktır. bu projeyle kafa bulanlar ciddi anlamda sığ ve vizyonsuz kişilerdir. ayrıca bir sürü insanın alın teri var burada, azıcık saygı...
ortaokul ikinci sınıfta ingilizce dersindeyiz. bizim durumumuz çok kötü değildi ama o zamanlar babam işsizdi. velhasılı zaten çok da süslü bir çocuk olmadığımdan çorabın lastiğinden bir toka yapmış annem ben de takmışım. hocamız tokamı gördü, kafandaki ne dedi toka dedim. neyden yaptın dedi çoraptan dedim. çıkarttırdı bana tokayı tüm sınıfın önünde tutup güldü. çok içime oturmuştu. sanırım şimdiki cicili bicili tokaları sevmem -yaşıma rağmen- buradan geliyor.
öncesinde çok sinirli olup, insanlara sataştığım, mal mal şeylere ağladığım, ağzımın yüzümün kaydığı dönem,
sonrasında tam bir sevgi pıtırcığı edası ile "sevin beni" diye kedi gibi sırnaşık, sakin bir hal aldığım dönem.

regl iken sen sen değilsin
evvelinde nerdeyse 3 paket sigara içerdim.

bir gün "yeter bu kadar dedim " ve bıraktım uzun yılların tiryakiliğine rağmen.

sonra aralarda, muhabbetlerde falan tek tük kaldı. kafada bitince bitiyor demeyeceğim, bir insanın maddeye bağımlılığı başka bir şeyin yokluğundan geliyor sanırım, ben bu yokluğu doldurdum sadece.
termodinamiğin 1. yasasını bilir misiniz ? enerjinin korunumudur. doğada görülen şeyler genelde hayatın yansımasıdır, ya da tam tersi.

şöyle bir örnekle açıklayalım: bir erkek yakışıklıysa çocukken kadınlar tarafından şımartılmış olma ihtimali yüksek. yani yakışıklılık barı yüksekse elde tutmak için verilmesi gereken özveri barı da yükselir. etkinlik katsayısı nedir bilmek zor tabi ki...

ben mükemmel erkek olsam bir kadınla olmazdım. yahu zaten mükemmelim, istediğim kadını elde edebilirim, neden tek bir kadınla olayım.

not 1: yukarıdaki hipotez tamamen kendi düşüncemdir ve doğruluk payı da yüksek değildr.

not 2: ( artık yolunu yaptığıma göre ) çirkin erkek sevenler eqlesin.
son günlerde gün aşırı meydana gelen çanakkale merkezli depremlerinden sadece biri. hafif sallantılar halinde olması belki beklenen istanbul depreminin şiddetini azaltıyordur diye umut ediyorum. her sallayışında ev arkadaşım olan simba beyin, kendisi kedidir, "panik yapıyım mı, yoksa yalanmaya devam mı edeyim?" bakışı ile karşı karşıya geliyorum. bense yıllarca kandırıldığımızı düşünüyorum. hani kedi, kuş, köpek gibi hayvanlar önceden hissedip haber veriyorlardı. hatta sadece depremi değil bir çok tehlikeyi önceden sezip sahiplerini falan ölümlerden kurtarıyorlardı. bizimkinin götünde pireler uçuşuyor arkadaş. yat sen yat ikide bir sallıyor alışamadın mı daha.
izmir'in bir köyünde de benzer bir olayı anlattı köylü. arazi anlaşmazlığı olan komşusu hamile keçinin arka bacaklarını kırıp, kurtulamasın diye ağıla kapatmış.
keçicik o haliyle doğum yapıp yavrusunu emzirmiş, can vermiş.
yiğit, masum anadolu insanı.
bu adamı geldiğinden beri oynadığı her maçta izledim. beşiktaş'a neler verdiğini anlamak için sakat olduğu zaman aralığına ve istatistiklere bakmanız yeterli.

1-2 yorumcunun lafına kanıp topsuz oyunda yok bla bla yapanları dikkate almaya değmez. bu adamın işi, topu alıp gerekli yere servis etmek, servis edeceği yer zaman zaman kale direğinin iç kısmı, zaman zaman quaresma'nın ayak içi ama adam mesafe tanımaksızın isabetli pas, orta ve şut atabiliyor. tamam pas yüzdesi düşük ama ben bunu maç eksiği ve konsantrasyon düzeyine bağlıyorum. ayrıca bu adam bir faktör bir tehdit. bu adama top geldiği zaman 3. bölgede rakip korkudan altına ediyor, alan kapatmak yerine talisca'nın önünü kapatmaya çalışıyor. rakip takım taraftarı falan olduğunuzu düşünün, talisca aldı topu sürdü birazcık ve kaleyi cepheden görüyor, ha siktir dersiniz içinizden, bu çok önemli bir şeydir.

al gülüm ver gülüm oyunu sevmediği doğrudur, oğuzhan ve atiba ile bu nedenle anlaşamıyor çünkü talisca aldığı zaman topu ayağına sonuç almak istiyor, dikine dripling yapıp ya kaleye bombalamak ya da gol pası atmak için oynuyor. topun kıymetini bilen oyunculardan değil ve bence beşiktaş hücum şablonuna çok farklı bir boyut, farklı bir zenginlik katıyor bu yönüyle. rakip beşiktaş'a nasıl olsa orta yapcak, nasıl olsa kısa pasla dikine gidecek diye önlem alamaz talisca varken. plan bozan adam oluyor o bölgede. attığı ve attırdığı gollere bakarsanız kontra atak futboluna ne kadar yatkın olduğunu görürsünüz. şu adam fener'de olsa adamlar tapıyordu biz hala tartışıyoruz.

öyle bir özel yetenek ki; her maçı kazandırabilir çevirebilir. ben böyle topa vuran adam uzun zamanlardır görmedim. adam hem plase vuruyor hem de bunu korkunç bir sürat ve isabetle yapıyor.

muhtemelen seneye de kalacak ve bence bu daha hiçbir şey, gelecek yıl öyle bir oyun oynayacak ki gittiğinde arkasından ağlayacağız gomez gibi. 20-25 milyon euro beşiktaş'ı aşan rakamlar, tek adama bağlamayı doğru bulmuyorum, o paraya türkiye'de takım kurar ilk 10'a girersin, o paraya belki yeni bir talisca bulamazsın ama çok kaliteli avrupa çapında 3 oyuncu bulur getirirsin. zaten şu haliyle 30 yaşında olsa 7-8 milyon ederi olurdu, bu adam genç, bu adam hot prospect for the future, bu adam daha bu meziyetlerinin üstüne çok şey koyabilir doğru yerlerde. karakteri de düzgün bir çocuk, fiziki alt yapısı muazzam, o boyla o yumuşak bilekler, o şut kabiliyeti arayıp da bulamayacağınız şeyler. biraz güçlense, az biraz daha tecrübe kazansa ve oyun zekasını biraz daha ilerletse bu adam psg'de, real'de, united'da falan üst düzey oynayabilir. şu haliyle atletico, tottenham, dortmund, napoli gibi takımlarda zaten oynar.

velev ki bir şekilde aldık bonservisini ve takımda tuttuk, işte o zaman alex ve hagi'den sonra o düzeyde bir yıldız olacaktır türkiye'de. bizim ligden pahalı transfer çıkmaz ama bu adamın birkaç sene içinde etiketi 40 milyonları görecek buna şüphe yok çünkü özel bir yetenek, özel bir oyuncu ve mental olarak sakat bir adam değil kesinlikle.
nur içinde yatsın babası taci oranın en büyük kırtasiyecisiydi. çoktur parası olmayanlara okullar açılmadan bir gün önce artan kitapları, defterleri verip 'aman çocukları okula yollayın' diye teşvik etmişliği. şimdi ak başkan tabii, devşirdiler.
daha bunun hastalık olduğu anlaşılmadan evvel, elimde kitapla dükkanına gidip 'taci bu kitapların içindeki harfler zıplıyo, düz duran harfli kitap var mı?' dedim diye tezgahın arkasında yarılmışlığı var. sonra babamla konuşup doktora götürsün diye yönlendirmişti. gözlerim doldu reklamsa bile.
tinder: fotoğraflarından insanları beğenip mesajlaştığın ya da buluştuğun çöpçatan uygulaması

airbnb:evinin tamamını ya da bir odasını sehirdeki turistlere kiraladığın uygulama

uber: sanırım blablacar gibi arabayla bir yere giderken belli bir ücret karşılığı yolcu taşınan uygulama
ekşisözlük başlığında bir tane daha "netflix içeriği yetersiz" entry'si girilirse reed abi kendi gelip dizi çekmeye başlayacakmış.

http://i.imgur.com/fap2med.jpg

netflix ile ilgili tek bilgi: içeriği yetersiz. evet yetersiz. sistemimizden atalım artık evet içeriği yetersiz. lütfen yeter siz.
pegasus'a çok defa küfretmiş ve hizmetini beğenmeyen biri olarak bagaj ağırlığı konusunda eleştirilmesi anlamsız olan firmadır çünkü dünya'daki bütün havayolları aynı kuralı uyguluyor.

bilet alırken "kişi başı 15 kg bagaj vereceğim. fazla olması durumunda ek ücret çıkacağını biliyorum ve kabul ediyorum" demiş oluyorsunuz, o yüzden hiç ağlamayın. sadece bazı havayolları prestijden ötürü bazı kolaylıklar sağlayabilir üstteki iki entrye benzer durumlarda ancak onların da ekstra bagaj ücreti talep etme hakları mevcut zira onlardan bilet alırken de aynı koşulları kabul etmiş oluyorsunuz.

sonuç olarak; ekstra bagaj ücreti üzerinden çakılması anlamsız olan firma.