debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. almanya'nın ermeni soykırımını kabul etmesi

    köylü kurnazı gibi almanya'ya mülteci şantajı yapan über diplomasinin aldığı sonuç.

    böyle eline verirler işte.

  • 2. 2016 alman mallarını almıyoruz kampanyası

    hanımı boşamamla sonuçlanacak kampanya.

  • 3. bmw mercedes ve volkswagen araçlarımızı yakıyoruz

    almanya'nın son ermeni tasarısı mevzusundan dolayı başlattığım kampanya.. benim 7,40'ı ateşe verdim yanıyor.

    bütün akp'li kardeşlerimi bu kampanyaya davet ediyorum.

    ilk tepki geldi capsli; http://www.dha.com.tr/…e-luks-cip-yandi_207753.html

    edit; arkadaşlardan mesajlar alıyorum ''audi'm var napayım, opel'im var napayım, porche'um var napayım'' gibi.. arkadaşım başlık karakter sınıra takıldı dök benzini gitsin.

    bu kampanyaya bakanlarımızı ve özellikle diyanet işleri bakanımızı davet ediyorum.. nihayetinde onlarda mercedes' biniyor..

    metro turizm'in otobüsleri ve muavinleri de kampanyaya destek verebilir.

  • 4. misvak dergisinin ekşi sözlük temalı karikatürü

    mesela 2 gün önce dergus aracılığıyla o bok çukurunda lösev için inanılmaz bağış toplandı!

  • 5. sezaryen bana göre bir insanlık suçudur

    bir süre bakanlık koltuğunda saçmalayamamış olmamanın verdiği açığı kapatırcasına yapılmış bir recep akdağ açıklamasıdır.

    --- spoiler ---

    sezaryenle doğum ile ilgili olarak bakan akdağ, "suni bir algı ile entelektüel ortam oluşturup ihtiyaç yokken doğum yapacak bir kadını ameliyat ederek çocuğunu tabii yoldan doğurmasını engellemek, bana göre bir insanlık suçudur, malpraktis dediğimiz kötü hekimlik uygulamasıdır" dedi.
    --- spoiler ---

    kardeşim oturduğun makam kadınların nasıl doğum yapmalarını salık verecek makam değil, her türlü sağlık hizmetinin daha kaliteli ve ulaşılabilir olmasını sağlama makamıdır. amdan başka bir düşünceniz yok mu lan sizin? bir gün de pankreasla ilgili konuştuğunuzu duyalım amk.

  • 6. sahibinden.com'daki kız öğrenciye kiralık lüks ev

    saka bir yana, bir sonraki adimi taciz/tecavuz olan ilandir. ciddiye alinmalidir. isin trajikomik tarafi, ev sahibinin kendini gercekten zeki sanmasi sanirim. şark kurnazı seni.

    diger taraftan,
    - alabildigine zevksizsin
    - kendini zeki zanneden bi ahmaksin
    - gorunen o ki ahlaksizsin
    - ve korkarim potansiyel bir suclusun

  • 7. yazarların şimdiye dek gördükleri ülke sayısı

    bir ara saçma bir facebook uygulaması vardı, dünya haritası üstünde gittiğin ülkeleri işaretleyip profiline koyuyordun.

    gaza gelip başladım işaretlemeye. işaretledikçe harita boyanıyor, boyandıkça multu oluyordum. türk sporu adına üç defa, endorfin endorfin endorfin! sonlarda vatikanı filan arar hale gelmiştim, ot bulmak için kanepenin minderlerinin arasındaki kırıntıları avlayan tipler gibi.

    tam bitti derken rusyayı unuttuğumu farkedip onu da işaretleyince, tek çırpıda haritanın üçte biri daha boyandı. ve ben hıyarlığımla yüzyüze geldim: rusyada iki yere gitmiştim sadece, st petersburg ve moskova. alt tarafı üçer gün. sırf buna dayanarak, 11 saat dilimi içeren bir coğrafyayı boyayıp millete gururla göstermeye hazırdım. bu kadar salak olabilir miydim gerçekten?

    bu biraz sevişmeye benziyor. başlarda çok önemseyip, sayıyorsun. sayıyorsun ki, yeri gelince arkadaş ortamında o sayıyı ikiyle çarpıp göğsünü gerebilesin. neredeyse kendi yalanına inanacaksın. sonra bir noktada bunun manasızlığını idrak edip, kendine gülüyorsun.

    insanın kendine güvenme serüveni, kendine gülmesiyle başlıyor. ve kendi dahil kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmadan yaşamasını öğrenmesiyle son buluyor.

    fakat bunu başarmak gittikçe zorlaşıyor. facebookta dostlarını sayıyorsun, instagramda laykları, twitterda takipçilerini... her adımda saymaya, sayarak ölçmeye zorlanıyorsun. en değerli şeylerin böyle ölçülemeyeceğini öğrenemiyorsun. bu yüzden bu manyak dünyada yetişenleri de çok yadırgamamak lazım, kendimizi üstün hissetmenin büyüsüne kapılarak. bizim işimiz daha kolaydı.

    çok ülkeye gittim, pek azını gördüm, daha hiçbirini "yenemedim".

  • 8. haluk bilginer'in hiç efsane bir rolde oynamaması

  • 9. sevgilisine servise girdin diyen erkek

    ne söylemek istediğini anlayamadığım erkek.

    sevgilisine servise girdin diyen erkek. tekrar okudum yine anlamadım.

  • 10. milli kütüphane'nin kapatılması

    tam bir çomar faaliyetidir... zaten yıllar önce tarihi kitapları hurda diye kilosu 15 kuruşa sattıkları da ortaya çıkmıştı:
    http://www.haberturk.com/…su-15-kurusa-tarihi-belge

    ben yıllarca ders çalışmak için gidip geldiğimden biliyorum, milli kütüphane ankara'nın göbeğinde her gün yüzlerce öğrenciye hizmet veren büyük bir kütüphane. sadece tus kpss çalışanlar değil, akademik araştırma yapanlar, kaynak tarayanlar da geliyor buraya. zaten şehirde bilim kültür namına ne kaldı ki? aynı zamanda cumhuriyetin simge binalarından biri olduğu için hedef tahtasına konulmuş olabilir diye düşünüyorum.

    hem bu kadar kaynağı kaçaksaraya taşıyıp ne yapacaklar? sanki adam okuyor. sen bu kadar kaynağı zar zor araştırma yapmaya çalışan öğrencilerden kaçır mega cahile götür orda küflensin. süper fikir. hey allahım.

  • 11. kalp kırmadan ter kokuyorsun deme yolları

    -ananı sikim, ölü sikip mi geldin lan, git bir yıkan hayvanoğlu hayvan.

  • 12. 31 mayıs 2016 sunexpress almanya seferi rezaleti

    rezalet basliklarini okurken trajikomik yanlari hep goze carpar ama insanin kendi başına gelince trajedisi daha agir oluyor.

    özet ve tanim: 31 mayis 2016 tarihli 02:55 zamanli adana dusseldorf ucaginin iki sefer boyunca teknik aksaklik sebebi ile hicbir bavulu almamasi .

    gurbette diye gazi aldiktan sonra kuzenimin dugunu icin plan yapildi ve ucaga esim , kizim ve annem beraber bircok badire atlattiktan sonra bindi. gercekten vize surecinden planlamaya kadar defalarca problem ve aksakliklar yasandi ama bu en son hamle bardagi tasiran son damlaydi. sunexpressi arayip durumu sorunca yaklasik 10 dakika muzik dinletip *bizimle alakali degil havalimani isletmesi hicbir bavulu yuklememis unutmuslar!!!! dediler. havalimanini arayinca kaptan bavullari almayi uygun gormemis dediler. ıki taraf da uzun bir sure birbirlerine suc attiktan sonra 12 saat sonra herhangi bir ucusla bavullariniz gelcek dendi. tabi bu sirada geri donus biletlerinden dava acmaya kadar hanimin onlarca lafini dinleyip ozur bile dilemeyen sevgili sunexpress sirketinin yapamadigini yani sakinlestirme islemini ben yaptim. velhasil aksam 9 gibi bavullariniz geldi dusseldorf havaalanina gelin denmesi uzerine buruk bir sevincle havaalanina giden esim ve annem, "aaa kusura bakmayin sizinkiler yokmussss " denerek geri yollandi. yine yaklasik 30 dakikalik telefon trafigi sonucunda bavullarin antalyada olabilecegi soylendi. antalya havalimanina durumu anlatinca elimizde yuz kusur bavul var ismen bakamayiz eger kaptan kabul ederse yarin 10 ucagi ile yollariz dediler .

    simdi elimizdeki verilere tekrar bakinca :
    yaklasik 36 saattir hatir icin gurbette bavulsuz esyasiz ve 2 yasinda bir bebekle moralsiz bekleyen bir aile , bu durumu sakince anlatmama ragmen bavullarin sadece gelebilme olasiligi oldugunu belirten havalimani , bizimle alakasi yok diyen uber kurumsal sunexpress sirketi , bavullari almayi uygun gormeyeninden almayi unutan ucak pilotu??!!? , sorununuz varsa yazi yazin mail atin bir ozur dileriz artik diyen call center calisani ve ortaligi sakinlestirmek adina tum yuku kaldirmak zorunda olan bir suser var.

    simdi kim kimin belasini versin bilemedim . madem boyle bir problem var neden yolculara bu durum anlatilmiyor? hadi olaganustu bir durum oldu neden yolcular aranmiyor? biz saatlerce telefon gorusmeleri yaparak onlarca yonlendirme ile gerekli bilgilere ulasmak zorunda miyiz? bunlari da sineye cektik diyelim , neredeyse iki gun olmasina ragmen bavullariniz geledebilir gelmeyedebilir curetini nasil gosterebilirler?

    binlerce kilometre uzakta olan birinci derece yakinlarinin magduriyetinu anlatmak rahatlatsa da yasal yoldan da magduriyetin ustune gitmek isterim .

    edit : onlarca destek mesaji ve entryler icin tesekkur ederim. tabi ki denildigi gibi dunyanin sonu degil ama ortada bir sorumsuzluk soz konusu. dedigim gibi sadece onceden biz bavullari alamayacagiz ozur dileriz denilse ben ucusu iptal edecegim belki de? zaten kirk bin hatir icin yapilan bu seyahatin bu kadar burnumuzdan getirilmesine kimin hakki var ? an itibari ile antalya havalimanini aradim butun bagajlari yolladik ama sizinkinin raporunu bilmiyoruz aslinda dun gitmis olsa gerek de dedi. tesekkur edip kapattik yine. galiba stresi herkese bolunce sabirtasi daha dayanikli oluyor. su an sukunet devam ediyor bakalim israrla cildirmamaya gayret ediyoruz. maddi olarak cok kaybimiz olacagini sanmiyorum 5 10 kiyafet iki ayakkabi alti ustu . orada yasanan stress kafidir. tabi ki kizimin kendi el cantasi yedek kiyafetleri var . ama var diye sunexpressin bize uygun gordugu hayati yasamak zorunda degiliz. dere kenarinda oturuyorsunuz daha ne diye camasir makinesi kullancaksiniz demek gibi bir sey oldu.

    edit2: adana dusseldorfa seyir eden direk ucus sadece sunexpresste o da ne yazik ki haftada bir gun carsambalari ve saat 2 55 te var. ayrica yahni de pek ucuz degildi bence .

  • 13. ilk e-mail adresi

    ben bunu anlatıcam ya.

    benim üniversite okuduğum yıllarda internet öyle her evde yoktu, hele hele yer minderlerinden tasarım harikası yarattığımız evimizde kesinlikle yoktu. 3210 devri olduğu için akıllı telefon falan da yok. cdciden film kiralayıp izlemek var, tavla oynamak var, park bahçe gezmek, oralet içmek var ve sizi temin ederim benim bir mail adresim yok üniversite 2. sınıfta olmama rağmen.

    bir gün erkek arkadaşımın kankasıyla geziyoruz. dedi ki benim bi maillerime bakmam lazım internet cafeye gidelim. tamam dedim çünkü internet cafenin ne olduğunu çok şükür ki biliyorum. bölümümden dolayı sürekli bi şeyler araştırmaya gidip çıktıya tüm harçlığı yatırıp çıkmışlığım çok. neyse oturduk, yengesine çay söyledi msne girdi ki o esnada kesinlikle ne olduğunu bilmiyorum, biraz takıldı sonra hadi gidelim dedi. tam kalkarken gerizekalı herif dedi ki bana "ya senin mailini de ekleyim." ya demesene? sana ne acaba benim mailimden? her gün görüşmüyoruz sanki!

    ulan yok yok. mailim yok benim.

    yok benim mailim dedim. kendisi işgüzar bi insan olduğu için geri oturdu. yahu öğrencisin, her dakka para yazıyor sana ne milletin mailinden! bu kadar insan sevgisi, bu kadar yardımseverlik niye acaba! alalım sana bi adres ya lazım olur dedi.

    ben de heveslendim hemen, taaam alalım dedim ve gözleri kalp olmuş imoşına döndüm bi anda. ne olsun dedi. yani orada bence direkt isimsoyisim alsa ve bana fikrimi sormasa olurdu çünkü ben dünyanın en ciddiyetsiz insanıyım, o sıralar daha çok.

    erkek arkadaşımla aşırı uyumlu bi çifttik. zaten o oldu, daha da kimseyle uyamadım. çok eğlenceliydik ve insanlar ikimize delimanyak lakabını takmışlardı. moreller bozulunca falan bizi çağırırlardı çünkü biz maymundan geliyorduk ve şebeklik yapıp duruyorduk. onun en sevdiği sayı 7, benimkisi 8.

    anladınız di mi konunun nereye gittiğini? olsun ben yine de anlatıcam.

    delimanyak78@mynet.com şeklinde bir adres aldık ve nasıl giriş yapacağımı bile bilmediğim bir mail adresim olduğu için dünyanın en mutlu inanı benim. peki bu kadarla bitti mi ergenliğim? tabii ki hayır. her konuda ergenliğini sonuna kadar yaşamış bi insan olarak erkek arkadaşıma da manyakdeli87@mynet.com adresini aldıktan sonra mekandan çıktık.

    ama bu kadar, bu mail konusu uzun süre açılmadı. keşke bi daha hiç açılmadı deyip yazıyı burada bitirebilseydim.

    bir yıl sonra bilgisayar dersindeyiz ve hoca maile dosya ekleyip göndermeyi öğretti ve vereceğim adrese herkes bir dosya ekleyip göndersin dedi. o an yaşadığım sevinci, mail adresini alan arkadaşa duyduğum minneti anlatmamın bir yolu yok. benim de bir mail adresim var sevincinin hüsrana dönüşeceğini kim tahmin edebilirdi ki? ben kesinlikle değil. güzelce dosyamı ekleyip mailimi attım. hoca delimanyak78 kim dediğinde gururla "benim" dedim. çünkü büyük ihtimalle dosyayı sadece ben doğru eklediğim için bana sesleniyordu. asdsdfdg.

    "kızım düzgün bi mail adresi alsana bu ne böyle" dedi.

    ben konuyu anlamamış olacağım ki aynı mallığı bir kere daha yaptım. bir üniversiteye iş başvurusu yaptım, kabul edildim ve görüşme esnasında mail adresimi istediler. hala gerzek gerzek ulan ya var benim mail adresim var diye seviniyorum. zerre utanmadan, son derece şuursuz bi şekilde mail adresimi söyledim. adam gözleri kocaman olmuş bi şekilde baktı baktı ve bilgi işleme gidin de size isim soyisim şeklinde bi adres versinler dedi.

    inanmıycaksınız ama o an anladım. artık anladım, nihayet anladım. en sonunda idrak ettim.

    eve gidince o sıralar ilkokulda olan kardeşime gidip bana bi mail adresi alsana dedim. çünkü evet hala nasıl alınacağını bilmiyordum. onun mail adresi alırken nasıl dalga geçtiği konusunu şu an konuşmak istemiyorum.

    bilgi işlem mi? olm bulamadım yerini, mail adresi alamayan insanım nasıl bulayım allaseniz.

  • 14. almanya'daki türk lobisi

    akp'ye oy devşirip, cami parası toplamak için varlardır.

  • 15. yamaç paraşütçüsüne kartal saldırısı

    ülkenin kartalları bile trollük peşinde. soluduğumuz oksijenden mi kaynaklanıyor nedir, insanından hayvanına herkesin kafası kırık amk. allah sonumuzu hayır etsin.

  • 16. süper baba'de ipek'in resurrection sahnesi

  • 17. ermeni ve yunan bayrakları arasındaki hdp bayrağı

    "7 haziran'da oy verdiğim partiden, sinirden bu başlığı bana açtıran partiye nasıl dönüştünüz? ya da belki hep böyleydiniz de biz bilemedik"

    sen bilememişsin arkadaşım.

    hdp zaten eşbaşkanı ve örgütleriyle birlikte 1915 olaylarını "ermeni soykırımı" olarak tanımlayan bir parti. hatta soykırımlar konusunda özür dilenmesi için çalışmalar yapacaklarını seçim bildirgelerinde yazmışlardı.

    alman meclisinin bugün aldığı karar hukuki açıdan geçersiz olsa bile (okuyunuz: #60898436), soykırım tezini savunanların siyasi açıdan bir zaferidir ve bu mücadelede türkiye'ye karşı aynı cephede bulunanların birlikte kutlama yapması doğaldır.

    geçen sene neye göre oy verdin bilmiyorum da, sırf serok selo'nun "sen başkan yaptırmayacağız" gazına gelip verdiysen geçmiş olsun.

    (bkz: hdp'nin değiştiğine inanan insanın mantığı/#51876496)

  • 18. ermeni soykırımı

    bir ermeni olarak soyluyorum ki tarihimizde karşılıklı olarak istemedigimiz olaylari yasamisiz evet bunları kabul edip bunlarla yüzleşmek elbette ki erdemdir ancak kanaatimce bu olayları unutup tekrar kardeş gibi yaşamak daha büyük bir erdemdir.

    edit: işbu entry den bazı dostlar karşılıklı bir katliami kabul ettiğimi anlamış. yanlış anlamış. entry den öyle bir anlam çıkarmak için zorlamak lazım kanaatindeyim.

  • 19. et fiyatından memnun olan yurdum insanı

    antrikot versen fritöz de pişirmeye çalışacak yurdum insanıdır.

    ehonomi çoğ eyi çoğ eyi.

  • 20. ermenilerden özür diliyoruz kampanyası

  • 21. atalay filiz

    pis bir katil.sizin annenizi öldüren biri hakkında birçok insan oh be ne güzel zeki adam keşke birazcık saklansa da merak etsek ehiehi diye yorum yapsa nasıl hissedersiniz merak ediyorum, nasıl bir vicdanla bunları yazabiliyorsunuz akıl sır erdirmek mümkün değil.

  • 22. recep tayyip erdoğan

    hakkında fezlekelerde 'kalpazanlık' suçu da yer alan ve diplomasının sahte olduğu bariz bir ihtiyardır.

    'halkı kin ve nefrete sürüklemekten' hükümlü olduğunu da ekleyelim.

    buna reis filan diyen maymun sürüsü; korkun lan korkun. düşündüğünüz herşey er ya da geç başınıza gelecek.

    güvendiğiniz adamın haline bakıp, kendinize pay biçin.

  • 23. trt çocuk'ta şok subliminal mesaj iddiası

    lan ben de diyorum bizim oğlan niye uykusunda şalom malom diye sayıklıyo.

  • 24. yaşar nuri öztürk

    içimde bu dine kırıntı miktarda sempati, ilgi, sevgi varsa bu adam sayesindedir dinci ibneler.

    din denen şeyin merhamet, huzur, adalet barındırdığını iyiliği emrettiğini ondan öğrendim. sonra sizin gibi ibneler geldi. bana dinin tecavüz, hırsızlık, vahşet, sefalet, cehalet barındırdığını gösterdi.

  • 25. survivor 2016

    senin kadar rezil bir adam görmedim diyen serkay, efendiliğini küfür ve tahrike rağmen bozmayan semih. kimse kusura bakmasın tutulacak birileri varsa onlar da kesinlikle bu gönüllüler değil.

  • 26. kral tv'deki kliplerle 31 çekmiş efsanevi nesil

    (bkz: nez- sakın ha)
    (bkz: petek dinçöz - okşa)

    az mı bekledik amk.

  • 27. 1995 doğumlu efsanevi nesil

    bundan 10 sene sonra bile gözümde ergen olacak nesildir. 1990 ve üstü doğumlulara olan bakış açım değişmiyor malesef.

    (bkz: gözü toprağa bakmak)

  • 28. burak yılmaz

    güzel kızlar için çakallığa giriş dersinin kurbanı olmak üzere olan futbolcu.

    1- süper zengin ve hafif salak bir erkek bul.
    2- onu cinsellik yoluyla kendine bağla.
    3- naz yaparak ve de çeşitli tripler atarak süratle evliliğe zorla. (bu safhada hamile kalan über çakallar da yok değil)
    4- hemen hamile kal ve çocuk yap ki hem sana sigorta olsun hem de ilerde eğer boşanırsan alacağın nafakaya bir kamyon yükü daha para ekle.
    5- evlilikte en küçük bahanede dahi hır çıkar, ve ilk fırsatta boşan.
    6- mahkemede mağdur ol, paraları götür.
    7- tebrikler, zengin ve bekar bir annesiniz.
    8- bir kaç yıl 'idle mod' da takıl, gününü gün et
    9- birinci aşamaya geri dön, ikinci enayiyi bul (tercihen zengin, dul ve salak bir erkek)

    arkadaşlar ilk 4 madde tüm güzel ve de güzel olmayan kızların hayalidir (istisnalar muhakkak vardır) bu süreç kızlar için hayattaki en büyük başarıdır. bu işin son yıllardaki şampiyonu ingiltere tahtına sürekli şeker mi şeker varisler doğuran kate middleton ablamızdır.
    diğer örnekleri: tüm futbolcu eşleri, şarkıcı eşleri, işadamı çocuğu eşleri vb.

    haberi doğru olarak farzederek aşağıdaki çıkarımı yapmak istiyorum:

    burak kardeşimin şanssızlığı bir üst model kıza denk gelmesi ve kızın 5. maddeden sonrasını execute etmesi gibi görünüyor.

    o profildeki bir çocuğun hamile karısını ciddi bir şekilde darp ettiğini düşünmüyorum. muhtemelen sinirli bir anında ittirmiş veya tokat atmıştır. hemen ardında da eminim hanım kızımızın gözünde dolar işaretleri belirmiştir.
    umarım bu hadise tüm salak erkeklere ders olur.
    arkadaşlar evlilik çok ciddi bir müessese, hemen mal bulmuş mağribi gibi atlayıp evlenmeyin. iyi düşünün, para avcılarına dikkat edin.

    not: sadece kadına karşı değil, şiddetin her türlüsünü reddediyorum.

    edit:
    öncelikle ben kadınlara her alanda pozitif ayrımcılık yapılmasını savunan, dünyanın en feminist ülkesinde yaşayan ve feminizmi destekleyen biriyim.

    gelelim servet avcısı kezbanlara:
    dişiyle erkek arasında içgüdüsel ilkel bir sözleşme vardır.
    erkek kaynak sunar (yiyecek, koruma, vs.)
    dişi de hizmet sunar (temizlik, bakım, çocuk doğurma ve yetiştirme vs.)
    modern insanın amacı hayvan içgüdüsüne dayanan bu sözleşmenin dışına çıkmak, yeni ve mümkün olduğunca eşit bir profil yaratmak olmalıdır.
    şimdi beni yayılım ateşine tutan çakallara soruyorum:
    erkeği yolunacak kaz olarak görürsünüz, size para harcasın, tüm hesapları ödesin, evi üstünüze yapsın istersiniz, yani erkeği ilkel konumuna, kaynak sağlayıcı rolüne itersiniz.
    peki erkek aldığı hizmetten memnun kalmazsa ne yapar?
    a) hizmet sağlayıcıya söver, küfür eder
    b) hizmet sağlayıcıya şiddet uygular (şiddet hayvan doğasının baskın bir parçasıdır)
    c) hizmet sağlayıcıyı değiştirir (yani aldatır)

    buradan kızlarımıza soruyorum siz kendinizi dişi olarak mı yoksa modern kadın olarak mı görüyorsunuz?
    saygı istiyorsanız önce kendinize saygı göstermeniz gerekiyor.
    kendinizi erkeklere hizmet olarak sunmaktan vazgeçin.
    erkekleri yolunacak kaz, sağılacak inek olarak görmeyin.
    gelin hepiniz gerçek feminist olun.
    kaba ve yontulmamış öküz türk erkeğiyle beraber mücadele edelim.

    ailesi süper zengin (malikanede oturuyorlar), inanılmaz güzel bir arkadaşım var. kız türkiyede ilk 10a girer o derece güzel. ve bu kızın mesleği benzincide tuvalet temizlemek.
    bir başka çok güzel arkadaşım var. kızın ailesi zengin (ailesinin havuzlu villası, göl evi, teknesi, 3 tane lüks arabası var, bunlar benim bildiklerim) bu kız da para kazanmak yarı zamanlı çalışıyor: yaşlı bakıyor.

    türkiyede bana şöyle bir tane örnek gösterin, ben bu sayfanın çıktısını alıp yiyicem.

  • 29. cem özdemir

    o kadar onurludur ki 2011'de akp'yi çok severdi. neyse, herkes siyasi ikbali için çalışıyor.

  • 30. life is drunk

    her şeye rağmen araklamadaki azim inkar edilemez.

    edit: (bkz: #60892300)

  • 31. jelko obradoviç

    salağa anlatır gibi anlatıyorum;

    biliç'in konu ettiği üstadların cl adetlerini aşağıda yazıyorum.
    alex ferguson 2 cl
    mourinho 2 cl
    guardiola 2 cl

    the king'in ise şimdilik 8.
    avrupanın en tepe 3 adamını alt alta koyduğun zaman dahi zoc'a yetişemiyorlar.
    bu yüzden adama "siz basketbolun mourinho'su musunuz?" diye sorulduğunda
    tebessüm ederken "benim adım jelko obradovic" demiştir.
    kibarlık edip mourinho kim amk dememiştir.

    yani, bilic reyiz zoc'un hakkını vererek adamlığını yine göstermiştir.

  • 32. fatih sultan mehmet'in denize doğru sürdüğü at

    "espri yapmayı bilmeyen özenti tiplerin esprileri de hiç çekilmiyor, ben at halimle utanıyorum, o utanmıyor. şu esprinin tutacağını düşünerek üşenmemiş yazmış, inanılır gibi değil insan hayret ediyor valla" diye düşünen attır.

    edit: altta birisi de "atalarımıza saygısızlık var hem de yapan bir kondüktör, cehennemde yanacaksınız yazmış".

    yok arkadaş ya olmayacak bu ülke. her yanı mal dolmuş.

  • 33. abazalıktan çalı çırpıya hallenen isveçli

    youtube yorumlarında isveçlilerle norveçliler birbirine girmiş. norveçliler 'al işte tipik isveçli, daha ne bekliyordunuz aga' diye lafı sokarken isveçlinin teki de 'biz breivik'e bakıp bütün norveçliler katil diyor muyuz, ayıp yahu' diye ağlamış. başka bir norveçli 'iyi ki norveç'te yaşıyorum' demiş. arada finlinin teki de 'iyi ki ben de finlandiya'da yaşıyorum' diye kaynak yapmış. başka memlektlerden vatandaşlar da 'müslümanları avrupa'ya doldurdukları yetmedi, bir de doğanın ırzına geçiyor ibneler' diye yakınmış. ortalık çarşamba pazarı gibi, gece gece koptum.

  • 34. 2 haziran 2016 alman meclisinin soykırım oylaması

    rte ile dış politikamızın başarısı.

    konu hakkında ise inali'ye sorulan soru üzerine inali'nin cevabı; bence çok saçma bir oylama.

    ulan düşük profil derken yerinden dibinden adam getircekleri aklımın ucundan geçmezdi ama akp'ye yakışır bir başbakan.

  • 35. aramızın bozulacağı sıradaki ülke

    aynı anda rusya ve abd ile arayı bozabilmiş bi ülke olarak; aramızın bozulmadığı ülke kaldı mı ki?

  • 36. güne enerjik başlayabilmek için gerekenler

    (bkz: türkiye'de uyanmamak)
    debe editi: halam gillere selam

  • 37. survivor izlemeyen insan

    çöpe atacak zamanı yoktur belki?

  • 38. sözlükçülerin başından geçen doğaüstü olaylar

    msn rüzgarının estiği yıllar. whatsapp portakalda vitamin, facebook var mı emin değilim..
    hatırlarsınız; kanka kız msn'si var mı? sorusunun sorulduğu yıllar.

    oyun_bozan@hotmail.com adresiyle fırtınalar estiriyorum..
    serpil'le tanıştık. fransa'da yaşayan gurbetçi bir ailenin en büyük kızı.
    zalimguzel@hotmail.fr

    bütün gün serpil'le konuşuyorum. yatıyorum serpil, kalkıyorum serpil. 1 ay sonra o malum şarkı patladı..

    "zaaalim, oyunbozaan. sen de, bu büyü de yalan."

    ''yok artık!! böyle tesadüf mü olur?'' dedik ve aşık olduk.
    o zalim, ben oyunbozan..
    o fransa'da, ben türkiye'de..
    ancak her aşk gibi kısa sürdü ve ayrıldık..
    ----------------------

    yıllar geçti. biz büyüdük, msn tarih oldu.. bir gün serpil ekledi facebook'tan ve yine konuşmaya başladık..

    - biliyor musun? türkiye'ye her gelişimde seni aramak istedim ama bir türlü cesaret edemedim. beni unutmuş olmandan korktum..

    + seni unutmak mı? deli misin sen?
    aylarca yazmanı bekledim. fotoğrafına bakıp içtiğim günlerin sayısını ben bile bilmiyorum.
    ne unutması serpil? anahtarlığımda bile senin resmin vardı. eve girerken seni görüyordum, evden çıkarken seni..
    ne unutması??

    bir hafta sonra malum şarkı patladı..
    " eve senle dönüyorsam, evden senle çıkıyorsam, yine de doyamıyorsam, aşksın.."

    birkez daha başladık, hiç ayrılmamak üzere.
    ama nerdee?
    2 hafta geçmeden, savrulduk gittik yine..
    ------------------------

    aylar, yıllar geçti.. sayısız kez sarhoş, sayısız kez aşık oldum. aldattım, aldatıldım. terkettim, terkedildim..
    unuttum, unutuldum..

    bir gece serpil aradı. türkiye'ye gelmiş, çok özlemiş..

    - gitmeden görüşelim, mesela çarşamba akşamı.
    + çarşambaya çok var. ben de çok özledim. yarın akşam görüşelim mi?
    -bugünkü gibi yağmurlu olmazsa olabilir. haberleşiriz..

    yarın, tıpkı dün gibi yağmurluydu.. yine de buluştuk..

    sarıldım, sımsıkı sarıldım.. ilk kez, rüya gibi, yıllar sonra..
    sarıldık, yağmur durdu, ağladık..

    - artık yağmur yağmaz, sarıldım sana..
    + bırakma beni.

    2 hafta sonra malum şarkı patladı..
    " sana sarıldığım an, yağmur duracaktı.. "

    gel de yeniden aşık olma! ömrümün en güzel iki haftasını geçirdim. güldüm, sevdim, sevildim.. bir daha hiç bırakmamak üzere tuttum ellerinden..

    ancak yalnızca 2 hafta sürdü. önce gitti, sonra bitti.. her zaman ki gibi..
    -----------------------

    dün yine aradı. haftaya türkiye'de olucakmış ve bu sefer beni almadan gitmeye hiç niyeti yokmuş..

    " gelir misin? " dedi, " hiç düşünmeden. " dedim..

    hazır olun. yeni albüm kapıda..

  • 39. game of thrones

    --- spoiler ---

    bran geçmişi bir daha değiştir ve şu ak parti iktidarını lütfen yarappim
    --- spoiler ---

  • 40. yazın ankara'da yapılabilecek güzel aktiviteler

    ya cidden yemin ediyorum üzülüyorum size. ankara'da yapmak isteyip de, denize karşı içmenin haricinde, neyi yapamadınız lan? zeka ve vizyon o kadar sınırlı ki, antalya'ya gidin, izmir'e gidin diyorlar. düşün bak oralarda yaşayan yerliler yazın neminden sıcağından kaçmak için karadeniz'e giderken, bu sığırlar oraya gidin diyorlar. şimdi sen bu adamı nereye götürürsen götür bu sığır antalya diyecek, izmir diyecek, adamın dünyası bu kadar çünkü.

    şimdi buraya yapılacak bir milyon şey yazarım, uçuş brovesinden biniciliğe, skydivingden airsoft'a, spelunkingden tırmanışa, ama ona da verilecek cevap "e para mı var bunları yapacak", lan sikik bunları istanbul'da, izmir'de belediye etkinlik olarak mı düzenliyor? bir aktiviteye ayıracak paran yok, zamanın yok, sonra kalkıp burada yapacak bir şey yok yeaa diye konuşuyor at ağızlı. antalya'da %75 nem altında 42 derecede denize gir, plajda yat, karpuz ye, karıya kıza bak, iki bira iç, git yat, adamın aktivite, etkinlik anlayışı bu.

    kültürel etkinlik istiyorsan da onlarca müze, tiyatro, enstelasyon, gösteri, sergi, konser var. her gün bir tanesine gitsen bütün yaz bitiremezsin zaten. ki mesela istanbul'a kıyasla hepsi en fazla 20 km'lik bir çap içerisinde, istanbul gibi itin öldüğü yerdeki konsere gitmek için 5 vasıta değiştirmene de gerek yok. ha ama diyorsan ki "justin bieber gelmiyor ankara'ya nası dinliyiiiim", o gelmesin diye zamanında ulu önder burayı seçmiş zaten.

    dolayısıyla ya paranız yok aktiviteye ayıracak dolayısıyla yapamıyorsunuz, ya arkadaşınız yok gidip birlikte etkinlik gezebileceğiniz. tahminim çevrenizi de kendiniz gibi "sakarya'ya gidek içek, tunalı'ya falan geçeriz gece sarhoş garı vardır" kafasındaki insanlarla doldurduğunuz için yazın en iyi aktivite denize karşı içmek size göre. 5 milyon insan yaşıyor lan burada embesil, kapitalizmin olduğu yerde bu 5 milyon insana binlerce farklı aktivite sunulmayacak mı sence?

  • 41. 2016 turizm krizi

    şu kriz üzerine yazılmış enrtylere bakınca birbirimize karşı güttüğümüz kinin ne kadar büyük olduğunu ve ülkenin artık dikiş tutmasının imkansızlığını kolaylıkla anlayabiliyoruz.

    açıkçası, dahil olmadığımız her türlü gruba/topluluğa/sınıfa karşı tarifi imkansız bir nefretimiz var. başka bir etnik gruptan mı, allah belasını versin. fenerbahçeli mi, gebersin. memur? ölüsünü siksinler. alevi? cehenneme odun. turizmci? su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim. benden değilse amına koyayım o zaman onun. olaya bakışımız bu kadar net.

    kayalıklara doğru tam yol giden geminin, birbirinden nefret eden tayfalarıyız işte.

  • 42. devlet ateistleri fişlesin kampanyası

    orospu cocuklarini da fislesin. aha bak basligi acandan baslasin devlet.

  • 43. öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler

    düş sokağı sakinleri grubunun dağılma nedeni.
    öğrenince hem ufkum katlandı, hem de çok üzüldüm..

    murat çelik ve murat yılmaz yıldırım. iki adaş, iki samimi arkadaş, iki iyi müzisyen..

    murat yılmaz yıldırım okumuş, kültürlü ve modern bir adam. hiç evlenmemiş, inancı zayıf. *

    murat çelik daha içine kapanık, dünyevi şeylerden uzaklaşıp dine yönelmiş, evli ve beş vakit namazında bir müzisyen..

    murat çelik'in hanımı fransa'dan çok ciddi bir iş teklifi almış, ama yabancı dili oldukça zayıf. fransızca öğrenmek istiyor.
    murat yılmaz yıldırım; çok iyi fransızca biliyor..

    çelik ailesi, dil eğitimi konusunda murat yılmaz yıldırım'dan yardım istiyor haklı olarak..

    - kardeşim. provalardan ve konserlerden arta kalan zamanlarda, benim hanıma fransızca öğretsen nasıl olur?

    yıldırım şakayla karışık şu cevabı veriyor.

    - memnuniyetle. hatta sen kendini rahat hissedeceksen; ders sırasında aramıza siyah bir perde çeker, öyle bile ders veririm. yeter ki senin için rahat olsun..

    murat çelik bu cevabı o kadar içerliyor ki; kavga ediyorlar..

    düş sokağı sakinleri; inanç ayrılığı ve murat yılmaz yıldırım'ın patavatsızlığı yüzünden, en başarılı yıllarında dağılıyor ve bir daha hiç konuşmuyorlar..

    ne diyim!! allah akıl fikir versin..

  • 44. türkiye'de kadın olmak

    nasil anlatsam, nerden baslasam... turkiye'den siktir olup gitmek eylemini hayata gecirmemi saglamis olan sey bu. dusunuyorum da, erkek olsaydim bu kadar tak etmeyebilirdi canima gercekten. dolar dolar hincimi macta karsi takim taraftarina kufrederek, sahaya ayran atarak cikartirdim. o hafta hali sahada biraz daha agresif oynayarak, orta duzey yoneticisi oldugum skindirik ithalat ihracat firmasinda yeni ise girmis kizcagiza bagirarak rahatlardim falan. ama yok, olmadi, olamadi. ben turkiye'de kadin olmanin yukunu tasiyamadim.

    en kotusu 10-18 yas arasiydi sanirim. bunlar cocukluktan, gucsuzlukten cesaret aliyor cunku. toplu tasima araclari kabustu. minibuste yanimda oturan adam elini bacagima mi koymasin, otobuste arkamda duran kicimi mi avuclamasin... o kadar kucuksun ki ne yapacagini bilemiyorsun cunku. ne yapilir? kazik kadar adam. o da buna guveniyor zaten.

    lisede dershaneden donuyorum bir aksam, hava erkenden kararmis. iki sokak arasinda patika gibi bir yol var kullandigim. ordan gecerken baktim ortasinda biri duruyor. hic goz temasi falan kurmadan hizli hizli gecicem yanindan, yere bakiyorum. tam yaklastim, "pardon bakar misin" dedi. durdum "efendim" dedim. "bir tutabilir misin" dedi. "ha, ne" diye ne dedigini anlamaya calisirken baktim ki fermuarini acmis cukunu sivazliyor. 1-2 saniyeligine beynim durdu heralde olayin sacmaligindan. hicbir sey diyemedim, adimlari hizlandirarak eve vinladim, o yolu da bir daha kullanmadim.

    bir keresinde yine lisede taksiyle eve donerken taksici sozle taciz etti. korkudan kendi evimin onunde inemedim, 2 sokak yurudum. inerken "hadi iyisin ellemedim" diye teselli etti beni sagolsun.

    o lise etegini giydigim 7 sene boyle irili ufakli olaylarla gecti. beyoglu'nda bir okulda okuyordum. uc toplu tasima kullaniminin ikisinde bir sacmalik cikmistir. bir ara alistim galiba, otobuste falan kose kapmaca oynuyodum sadece. maksat olay cikmasin, basim agrimasin. elliyor mu, mincikliyor mu? hop orta kapiya dogru. yine mi olmadi? arka kapi. biri kalkarsa da oturursam super cunku yanimdakinin taciz etme olasiligi daha dusuk bir otobus dolusu adama gore.

    beyoglu'nda gecen 7 sene sonunda lise eteginden kurtulmamla beraber benim uzerime bir, cok afedersiniz, "seni skerim, gelmisini de skerim, gecmisini de skerim" aurasi geldi. ha neyime guvenip geldi hic bilmiyorum. bir ara falcata alip cantamda tasimayi planliyodum ama sonra bulunursa basim belaya girer diye korktum almadim. degisen tek sey artik giymedigim uniforma ve insanlara attigim dik, korkusuz bakislar yani. hani eli bir yerime degse "napiyosun lan sen" diye olay cikaracagimin mesajini vucut dilimle veriyorum. bundan sonra duruldu gibi elle tacizler. bi de ben araba falan aldim. derken...

    2005 yilinda (artik is hayatina falan atilmisim, 22 yasindayim) istanbul'un en meshur salonlarindan birine dovme yaptirmaya gittim. sirtimin asagilarina bir yerine dovme yapiyoruz. eksi sozluk'te taciz hikayelerini okuyup cukunu sivazlayan tek hucrelileri tatmin etmemek icin kisa kesicem. dovmenin yarisinda dovmeci arkadas "bi sorunumuz var, ben erekte oldum, bu sekilde devam edemem" dedi. benim sorunum da boyle absurt, tamamen olanaksiz oldugunu dusundugum olaylar olunca mavi ekran vermem. "bana yardim eder misin bununla" dedi kabaran pantolonunu gosterip. ben bu esnada sirtimda ne asamada oldugunu goremedigim dovmeyi dusunuyorum, "simdi kalkip gitsem bunun basladigini baskasi bitirebilir mi, ya gotume benzerse, hayatim boyu ustumde kalicak" bi yandan, "terslesem ve dovmeye devam etse sirtima 'orospu' yazsa ruhum duymayacak" diger yandan. usulca gidip tuvalette isini gormesini sonra gelip efendi gibi dovmeye devam etmesini soyledim. oyle de oldu.dusundukce hala surreal geliyor.

    2011'de turkiye'nin enn buyuk telekom sirketinde calismaya basladim. en cok calisilmak istenen, turkiye'deki ik'nin kaymagini yiyen sirket hani. her sene efsane yilbasi partileri oluyor, sinirsiz ve ucretsiz alkol, herkes icip dagitiyor falan. o zamanlar daha yobazlarin eline gecmemisti sirket. gecenin sonunda bir vestiyer krizi cikti. el kadar vestiyer, 2 kisi koymuslar, yetisemiyorlar. belki 100-150 kisi vestiyerin onune yigildik. bu arada belirtmek istiyorum ki bu partide sirkette calismayan bir allahin kulu yok. yani sirket disindan karini kocani bile getirmek yasak, kapidan sirket kimligini okutmadan gecilmiyor, asiri yuksek guvenlik var. neyse itis kakis palto bekliyoruz. derken arkamdan bir el etegimi kaldirip kicimin bir lobunu avucladi. bu sefer soka girdim. yasim olmus 30 kusur, artik lise etegi giymiyorum, burasi sirket ortami, nasil ya?! hani degdi, carpti falan da degil bildigimiz avuclama eylemi soz konusu. arkami dondum bagirmaya basladim. tabii ki fail mechul. salak salak siritiyo arkamdaki hayatinda alkol almamis, beles bulunca kendini kaybetmis comar surusu. egitim cehaleti almis ama comarlik baki.

    bu anlattiklarim turkiye'de kadin olmak isimli buzdaginin gorunen ucu. bunlar sadece artik olayi fiziksel/sozlu girisimde bulunmaya getirecek kadar biti kanlanmis it surusu. bir de bunlarin sadece varligi, bakislari, kendi kendine ork dilinde homurdanmalariyla insani canindan bezdirenleri var. ki artik istanbul'da dogmus buyumus, bunlarin hayvanliklarindan kacinmak icin ona gore giyinmeyi, yurumeyi, davranmayi ogrenmis olmamiza ragmen kacamiyoruz.

    2013 falandi galiba. hic frapan olmayan, sadece biraz dize kadar bacak gosteren bir kiyafetle disari ciktim. gunduz. sanirim nisan falandi ve ben turk erkegine daha mevsimi gelmeden ciplak bacak gosterme gafletinde bulundum. aman tanrim... o gun bu sehirde, bu ulkede o kiyafetle bir kadin olarak dolasmanin bana hissettirdiklerini kelimelere dokmem mumkun degil. herif gozlerini bacaklarima kitlemis ama yuzunde bir tiksinti ifadesi. boyle versen beni once skecek sonra kafami tasla ezecek, oyle bir nefret. gercekten boyle seylere karsi artik derisi kalinlasmis biri olmama ragmen beni bu ve onlarcasi o gun eve gidip ustumu degistirmek istememe yetecek kadar rahatsiz ettiler. o gun, bu ulkeden siktir olup gitmeye yemin ettim ve asla arkami donup bakmayacagima soz verdim.

    son olarak bir de trafikte taciz boyutu var tabii. 2010'da biriktirdigim paralarla borc harc bi tane kirmizi mini aldim. benim bu arabaya bindikten sonra trafikte belim dogrulmadi. tamponuma kadar yaslanip selektor yapanlar, ustume kiranlar, kopru trafiginde arabadan iceri kagit atanlar (ustunde telefon numarasi yaziyo) hepsini gordum. bir insan evladinin durup bana yol vermesi gorulmus olay degil, trafikte yapilabilecek ne kadar orospu cocuklugu varsa hepsine maruz kaldim. arada arabami bir iki hafta esimin kullandigi oldu, sonra ben geri aldigimda kendisi yolcu koltugunda giderken bana yapilan hayvanliklar icin "ya yemin ediyorum bu arabayi ben kullanirken bunlar hic olmuyo" dedi. cunku comar mantigina gore bir kadin kirmizi mini kullaniyosa veriyodur bi kere. ayrica kesin cebinde 20 tane mericleri olan, baba/koca parasi yiyen bir orospudur o yuzden supermarketin bize verdigi 2002 model klimasiz dobloya olan hincimizi kendisinden cikarabiliriz.

    ozellikle yurtdisina yerlestikten sonra tatile geldigimde "ya biz bu ulkede nasil tecavuze ugramadan bu yasa kadar geldik" diye kizarkadaslarima sordugum cok oldu. cevap: tesaduf. yanlis yerde yanlis zamanda bulunsaydik ozgecan'in basina gelenler gayet bizim basimiza gelecek, arkamizdan "o da o saatte napiyomus orda, ne isi varmis" diye soran sabah sabah seda sayan izlemekten beyni yanmis teyzeler cikacakti.

    mamafih ben yolun yarisina gelmeden gemiden atladim. yarin oburgun kizim, oglum olursa da asla bu yukun altina girsin, bu ortamda buyusun istemiyorum. 2 yildir amerika'da yasiyorum, yasadigim en buyuk taciz vakasi supermarkette 65 yasinda bir zenci amcanin evlenme teklif etmesi oldu. o istanbul'da nisan ayinda giydigim icin hayattan sogumami saglayan etegi bir ara nerdeyse her gun giydim inadimdan. hic kimse hic kimseye bakmiyor sokakta, bastan asagi suzmuyor. ayip cunku! taciz, tecavuze gelince hele hele, bilmiyorum hala bilmeyen kaldi mi ama bir seksuel iliskinin tecavuz sayilmasi icin taraflardan birinin bir kere "hayir" demesi yetiyor. mahkemede adamin gotunden kan aliyorlar, hayati kayiyor.

    cok uzun oldu bu entry, bitiricem artik. medeniyet guzel sey vesselam, turkiye'de kadin olmak bir zulum. "sihtir git o ziman oronsbu, ya sev ya terkett!!" diye homurdanan sigirlara da seattle'dan el salliyorum.

  • 45. evrakta sahtecilikle cumhurbaşkanı olmak

    orospu çocuğu aktrolleri delirten olay. hani lan diploma nerde?

  • 46. kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin

    parola hatası gibi cümle.

    ne alaka mı?

    +rica etsem wc'nizi kullanabilir miyiz? kız arkadaşımın özel durumu var.
    -kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin. (access denied)
    +arkadaşım özel durum diyorum.
    -kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin. (access denied)
    +alla allaa. kardeşim özel durum özel! anlamıyor musun?
    -kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin. (access denied)
    +bak güzel kardeşim. hani kadınlar? özel durumları? çaktın?
    -kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin. (access denied)
    +sen bekle amkduğum.. sen dur.. kevin mitnick'le gelip sikicem belanı..
    -kız arkadaşınızın özel durumunu söyleyin. (access denied)(wc oturum açma bloke edildi.)

  • 47. ayla çelik'in milli takım şarkısı

    --- spoiler ---

    biz volkanız mehmetiz ardayız emreyiz

    --- spoiler ---

    kapat kapat kapat.

  • 48. üniversite diplomasına ulaşılamayan cumhurbaşkanı

    hala üniversite arkadaşları yok diyenlerin olduğu iddia. bu ne arkadaşım:

    foto

  • 49. seks esnasında gelen boşalma isteği

  • 50. anlatmayan erkek

    kimseye koz vermek istemeyen, dile düşmek istemeyen erkektir. herseyini kendi içinde yasar. acıya acı tatlıya tatlı. herşeyi kendi basına yasamak ister.

    hem kime anlatabilir ki insan?
    gidip birine derdini anlatmaya kalksan daha sözün bitmeden karşıdaki kendi derdini anlatmaya başlıyor. seni pür dikkat dinleyen insan varsa da acaba bi acık yakalayabilir miyim diye dinliyor. hani geleceğe yatırım yapıyor . gün gelir de kotu olursak bana karşı kullansın diye.

    velhasıl en doğrusunu yapan erkektir.