Sık geçen başlıklar

kuba gibiyim kendi kendime yetiy 13

ekşi profili
2000 yıl önceki insanlar salak değillerdi. beslenme yetersizliği ve salgın hastalıklar yüzünden yaşam ömürleri kısaydı. dolayısıyla modern insanın 18 yaşında başardıklarıyla, kendisinin 18 yaşında başardıkları arasında dağ kadar fark vardı. modern insandan daha özgüvenli oldukları kesindi. bugünkü bilgini öğrendiğinde bilgiyi yeniden yorumlaması modern insana kalıplarını kırma imkanı verirdi.
her gün yeni insanlarla tanıştığınızı düşünün. farklı milletlerden insanlarla her gün tanışıyorsunuz. sabit arkadaşınız az. birkaç hafta sonra tanıştıklarınız gidiyor, yenileri geliyor. tanışma zorunluluğunuz yok ama tanışmazsanız da olmaz. bu yaşam biçimine ne kadar devam edebilirsiniz?
suriyeliler türk halkının alım gücünün düşmesiyle dalga geçmek için kilolarca muz alıp yedikleri görüntüleri paylaşıyorlar. türk gençlerini bıçaklama olayları yetmedi, milletin geçim derdiyle eğleniyorlar. herkes kavala mavala konuşurken türk milletinin onuru bu keyif p*zevenkleri tarafından ayaklar altına alınıyor.
mahmut esat bozkurt'un adalet yolunu seçmek varken din istismarı yolunu seçmişler.

iyi parti kendine ömer'in yolunu seçmiş, chp ali'nin yolunu, akp ebubekir'in yolunu geri kalanlar da ebu süfyan ebu bilmem ne yollarını seçerler herhalde.
21.yüzyılda türkiye'de siyasi partiler 1400 yıl önce yaşamış arap tüccarlarını kendilerine rehber belliyorlar.
nasıl ki soma katliamından sonra akp soma'dan birinci parti çıkmaya devam ettiyse, havai fişek fabrikasının patlamasından sonra da sakaryalılar yine ampule basacaklar. çünkü bu insanlar allahçı, reisçi. belki reisçilik allahçılıktan önce geliyordur, bilemeyeceğim. çünkü reis camiye gel dese hepsi gider, allah gel dediğinde gitmiyorlar diye biliyorum. her şeyin allahtan geldiğine, sınandıklarına inanıyorlar. olacağı varsa olur kafası yaşıyorlar. teknolojik imkan olsa da anüslerinde havai fişeği doğrudan patlatsa müsiad tayfa, dağda 3-5 pkklı kaldı dayanın, denildiğinde yine ses etmeyeceklerdir. bu insanları sıradan bir seçmen olarak değerlendirmek hata, hasta hepsi, sosyolojiden, politikadan ziyade tıbbın araştırma alanına giriyorlar. bunu samimi söylüyorum.
bir çocuğun hayatını cehenneme çeviren akran zorbalığına öğretmenlerin sessizliği, bir noktadan sonra görüp geçmeleridir. mesleki kaşarlaşmanın etkisi mi yoksa acıma duygularını yitirmelerinden mi bilinmez, çocukken, gençken bu kayıtsızlığı gözlemlemiştim.

oysaki akran zorbalığı ciddi bir suç sayılmalı. çocukluk, ergenlik dönemleri bir insanın psikolojisini, karakterini önemli ölçüde şekillendirir. uğradığı zorbalıklar travmalara sebep olur, yetişkinliğinde bu korkuların izlerini hep hisseder.

lisedeyken türk edebiyatı dersinde yaşadığım olay aklıma geldi. sınıfın kapısı çalındı, içeri üstü başı toz, ayakkabı izi içinde öğrenci girdi tebeşir istemeye. öğrenci gittikten sonra öğretmene dedik hocam ne bu gibisinden. ya evet arkadaşları uğraşıyordur, deyip geçiştirmişti.

ben orta okulda iken ilkokul kısmıyla aynı binadaydık. ilkokul koridorunda bir kız çocuğunun arkadaşları tarafından dövüldüğünü görmüştüm. benim kız çocuklarına duyarlılığım yüksektir. kızı bu dayaktan kurtarıp öğretmenler odasına götürdüm, öğretmenine halini gösterdim. kadın öğretmeni beni azarladı.

bu örneklerin dışında okul yurtlarında, dışarıda da süren akran zorbalıklarına karşı milli eğitim bakanlığının harekete geçmesi gerekir. akran zorbalığı insanın bilinçaltında büyük hasarlar bırakır. çocuk istismarından farkı yoktur. ailelere de bu konuda duyarlılık kazandırılmalıdır.