sanıyorum sonu instagram'ın yana kaydırmalı güncellemesi gibi olacak ve "biz ne bok yedik" diyerek geri adım atacaklar. çünkü markette çok net görebildiğim üzere herkes ama herkes mutsuz. hatta daha geçtiğimiz aya kadar kasada fazla fazla poşet aldıkları için müşterilere söven ve bu yasayı dört gözle bekleyen kasiyerler bile paralı poşet yüzünden yaşadıkları ve hiç tahmin etmedikleri diyaloglar sebebiyle 2 günde bezmiş durumdalar. burada "avrupa'da böyle, çok güzel oldu. oh ne mis çevrecilik" diye el ele tutuşup kutu kutu pense oynayarak toz pembe entry'ler giren 3-5 yazarın tasvir ettiği gibi bir manzara kesinlikle yok. zaten öne sürdükleri argümanlar her yönünden o kadar zayıf ki pek itibar eden de yok. ne akp tayfası, ne de muhalif güruhtan. çünkü ortada ikiye bölünecek bir durum yok. bir kere bunun çevrecilik adına yapılmadığı, poşet paralarının büyük oranda saraya akacağı gerçeğiyle ayan beyan ortaya çıkıyor. aksi olsaydı da bir önemi olmayacaktı gerçi. şayet devlet olarak birden bire canınız çevrecilik oynamak istediyse buna marketteki poşetlerden başlamazsınız. evvela bu evsel atıklar niye bu kadar çok çıkıyor ve niye hiçbirini ayrıştıramıyoruz ve niye kendi ürettiğimiz çöpü bile değerlendiremeyip ingiltere'den yılda bilmemkaç ton çöp ithal ediyoruz sorusunu kendinize sormanız gerekir. ben evimde biriken çöpü hiçbir şekilde ayrıştırıp atacak imkan bulamıyorum. oturduğum sokak yahut yakınlarında hiçbir yerde böyle bir konteynır yok. bir ara belediye belli günler dolaşıp anonsla topluyordu, artık hiç duymuyorum ki o bile pratik değil çünkü çöpü evde biriktirmek ve belediyenin geri dönüştürülebilir çöp topladığı günleri yakalamak gerekiyor ve benden bu süreçte o çöplerle kutu kadar evimde dip dibe yaşamam bekleniyor. sikseler uğraşmam. ki uğraşmıyorum zaten. her gün hepsini karton, plastik, organik, kimyasal, cam vs. demeden karman çorman aynı poşetin içine doldurup sokağımdaki yegane çöp konteynırına sıpıtıp atıyorum. benden nefes alırken bile haraç gibi kesilen kamyon yüküyle vergi, birileri bin odalı sarayında altın klozete sıçsın diye harcanmayıp bana hizmet olarak döndürülmüş olsa sokağıma rahatlıkla her türden çöp toplayıcı yerleştirilebileceğini çok iyi bildiğimden ötürü bunu yaparken de vicdanım birazcık bile sızlamıyor, aksine o poşeti her seferinde büyük bir hınçla fırlatıyorum. bu bir.
ikincisi "avrupa'da, amerika'da da böyle" mevzusu. avrupa'da poşetlerin kalitesiyle talep edilen ücret arasındaki makul ilişkiden yüzlerce kişi zaten bahsetmiş, yinelememe lüzum yok. tek söyleyeceğim, burada o 25 kuruş istenen poşetler daha açmaya çalışırken elinizde paralanıyor. bununla birlikte çok şükür yurt dışındaki refah seviyesinin türkiye'nin kat kat üzerinde oluşu ve bizimkinden tamamen farklı yaşam şartlarının bulunmasından da bahsetmeyi akıl eden yazarlar olmuş, çünkü bu konu doğrudan bununla ilintili. mesela bu yasayı savunan arkadaşlar, amerika'da toplumsal yaşam o şekilde dizayn edildiği için herkesin arabası olduğu ve amerikalıların market alışverişlerini çoğu zaman arabalarıyla gidip rahat rahat yaptığından, türkiye'deyse insanların eli kolu market poşetleriyle dolu biçimde mahallede tur attığından bahsetmiyor. bir amerikalı, poşete senin benim kadar ihtiyaç bile duymuyor. öte yandan "avrupa'da da böyle" deyip hiçbir zaman hayrımıza olmayan uygulamaları bize dayatan devlet söylemlerini çok duymuştuk ama ilk defa sivil insanların da aynı dile başvurduğunu görüyoruz sanırım. işin ironik kısmı, avrupa’da da böyleci arkadaşlar konuyu çok basit ve önemsiz bulup “amma ağladınız, memleketin başka derdi mi yok? şuna buna bu kadar ağlamadınız” tarzı cümleler de kuruyorlar. e ama canım hollanda’nın bilmemne köyünde tavuk ölse çok önemsiz olmasına rağmen bütün ülke haftalarca bunu konuşur mesela. bak, senin deyiminle avrupa’da da böyle!
"değil 15 kuruş, 25 kuruş da devlete gitse destekliyorum çünkü yine de poşet kullanımını azaltacak" diyenler ağzından çıkanı hiç duymuyor. 15 veya 25 kuruşun devletin kasasına akması demek, ülkeyi boydan boya beton yığını bir çöplüğe çeviren hükümete fon sağlamak demek. sen az poşet kullansan ne olur? adam poşetlerden gelen parayla denizleri doldurmaya devam edecek. bu kadarcık ilintiyi kuramayacak kadar aptal mısın gerçekten? bir de bunu 16 küsur senelik akp hükumetinin sigara yasaklarından sonraki ikinci iyi hamlesi olarak nitelendirenler var ki hiç katılmıyorum. benim gibi sigara yasaklarını destekleyen çoğu kimse de katılmıyor zaten. kaldı ki o yasa bile bugün uygulanamıyor bu arada. hukuksuzluklar ülkesinde her şey gibi onun da boku çıktı fakat şu anda konumuz değil.
bir başka cevabı verilemeyen soru da, marketten poşet almayıp bez poşet kullanılınca çöpleri nasıl atacağımız mevzusu. bazı yazarların çok da haksız olmayarak insanların artık poşet bile kullanmadan gelişigüzel çöp atmaya başlayacağı öngörüsünü bir kenara bırakırsak, çöplerini hâlâ insan gibi poşete doldurup atmayı planlayan geriye kalanlarımız, mecburen çöp poşeti satın almak durumunda kalacağız. dolayısıyla kıt kanaat geçinen vatandaşın gider hanesine bir unsur daha eklenmesi haricinde, poşet atık miktarında pek de bir değişiklik olmayacak. iyimser bir tahminle insanların çöp poşetine para ödeyeceği için daha tutumlu davranıp çöp çıkarmadan evvel iyice birikene kadar bekleyeceklerini düşünebilirsiniz tabii, lakin orada da yine türkiye'de toplumsal yaşamın ve sosyal şartların(yukarıda bahsettiğim, evlerin küçük ve çöp muhafaza etmeye uygun olmaması, market raflarındaki her şeyin türk halkının gelir seviyesi doğrultusunda minicik paketlerle günlük kullanım için dizayn edilmiş olması ve çabucak çöpe dönüşmesi vs.) buna müsaade etmeyeceği ve kimsenin çöpüyle uzun süre vakit geçirmek istemeyeceğine emin olabilirsiniz.
sürekli yanında poşet taşıyamayan ve poşete de para vermek istemeyen insanların alışveriş yapmaktan imtina edeceği mevzusu da kaçınılmaz bir sonuç. bundan marketler kadar hükümetin de rahatsız olacağına şüphe yok. zaten durma noktasına gelen ekonomik canlılığın bir de böyle bir darbe alacak lüksü pek yok. bütün bu sebeplerden ötürü yasanın seçimden evvel kaybedilen oyları misliyle geri döndürmek adına kaldırılma ihtimalini çok yüksek görüyorum. çünkü en başında dediğim gibi herkes mutsuz. çevre adına yapıldığı masalını birkaç tane ekşi sözlük yazarı haricinde kimse yemedi. akp'nin kendi kitlesi zaten çevreci değil ve 16 yıldır ceplerini doğrudan ve bu kadar görünür biçimde etkileyen ikinci bir sınavla test edilmişler miydi pek emin değilim, şu an hatırıma gelmedi en azından. dolayısıyla her an bir sürprizle karşılaşabiliriz, bekleyip göreceğiz. o güne dek ormanların ve ağaçları korumaya çalışan insanların katledildiği, denizlerin bok götürdüğü, havanın pislikten zehir gibi solunduğu ülkede market poşetleriyle çevrecilik oynamaya devam. çünkü yaşasın çevre yihuuuu!