Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
şu an sözcüdeki yayını izliyorum ve çıldırmak üzereyim. hâlâ ben aday olmam, parti beni aday gösteriyor diyor ve ekliyor: herkes aday olabilir diye. lan şerefsiz köpek, bu delege yapısıyla tabii sen seçilirsin. adamları seçen sensin. ulan, bu kadar yalancı pislik biri iyi ki seçimi kaybetmiş. ülkenin başına gelseydi acaba ne yalanlar söylerdi.
soru: “bu seçimler çok önemli demiştiniz. kaybedildi?”
cevap “seçim çok önemlidir. demokrasi çok önemlidir.”

soru: “ekrem imamoğlu, sizi de kastederek değişim dedi ne diyorsunuz?”
cevap”değişim çok güzel bir şey. değişim önemli bir şey. değişmeyen tek şey değişimdir.”

soru: “chp'de seçim yengilisi nasıl değerlendiriliyor?”
cevap “chp köklü partidir. önemli bir vazifesi vardır.”

soru “istanbul belediye başkanı aday olursa?”
cevap “istanbul çok güzel bir şehir. dünyanın başkenti. 16 milyon kişi yaşıyor. 39 ilçesi var.”
tabi canım, sen de.

formül belli;
- bu seçim ölüm kalım meselesi.
- bu sefer kazanıyoruz
- oyları bölmeyelim, diğer her aday ve destekçileri kripto akpli

bu kombine düşmeyecek solcu yok, sonra da gidip akp seçmenine "koyun" derler.
yani kulüpler sataşır, birbirine gönderme yapar da şu fetö muhabbeti nasıl bu kadar kolay devam ettiriliyor gerçekten anlamıyorum.

arkadaş bu hakan şükür'le arif erdem türk milli takımını dünya içüncüsü de yaptı, 2000 de çeyrek final de oynattı. yani ben anlamıyorum koskoca bir kulüp bunun üzerinden nasıl yürüyebilir yani. türk milli takımı da mı haramla o başarıları elde etti. posterlerini silmek zorunda kalan tff de mi fetöcü.

tarihin en iyi jenerasyonunun nerdeyse tamamının galataaray'da oynuyor olmasının sonucunda oluşan durum bu.

aynı takımda okan da vardı, tugay da. hakan ünsal da vardı hasan şaş da. ümit davala da vardı bülent korkmaz da. suat da vardı ergün de.

bak hepsinin posterleri hala orada. hepsi hala galatasaray'da. kupalar da orada. yanına yaklaşılamayan başarılarla.

bir spor kulübünün bu kadar fütursuzca, 100 yıllık rakibine terörist ve şikeci iması yapacak kadar alçalmasını da futbolun adaletine bırakıyorum.

iyiler her zaman kazanıyor.
tıpçı ve hukukçu en gereklisidir. sık sık lazım olmasa da öyle bir anda ihtiyaç doğar ki bu meslek gruplarına mensup bir dost size can suyu olur.
iktidar tüm türkiye'yi, muhalefet gücünün yettiğini tokatlıyor.

her zaman söylüyorum, her zaman söyleyeceğim; bu ülkede her insanın içinde bir tayyip erdoğan gizli, yalnızca tayyip erdoğan olma gücüne sahip değiller.
başlığı açan kişi neden savcılığa veriliyor onuda açıklasalar da anlasak. yazar yalan haber mi yapmış ? iftira mı atmış ? en olmuş ? milleti açıktan neden tehdit ediyorsunuz ? o sizi savcılığa verse haklı.
hayatında tek bir alman tanımamış, tek bir alman firmasıyla iş yapmamış herkes toplanmış başlığa maşallah. he çalışmak, he disiplin, he anam he.

almanlar dünyaya tatil yapmak için gelmiş bi ırktır. tatil arası arada iş yaparlar, sonra bunalır yine tatile koşarlar. günde siklerinin kenarıyla üç saat çalışır, insiyatif kullanmaları gereken hiçbir şeyde ortalarda gözükmez, sonra yine tatile kaçarlar.

bütün dünya, alman'ın canı istediği zaman çalışıp istemediğinde tatile gitmesine olanak sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

kime ne anlatıyorsunuz siz amına koyayım?
katıldığım ama eksik bulduğum tespit.
türbanlılar değil sadece. başı açıklarda öyle. kısaca kadınlar yolda 'olması gerektiği gibi' yürümüyor kardeşim.
sağdan yürürüz genelde. hanım ablalar yolun ortasından yürür ve asla kaykılmaz. omuz teması olunca küfredende olur, pis bakanda, ohaaaa kolumu kırdınnnnn gibi aşırı tepki verenlerde.
karşıdan bir kadın geliyor diyelim, belli ki ağacın orada karşılaşacaksınız ve biriniz 1 saniyelik duraklayacak. işte duraklayan %100 siz olursunuz.
bunun açıklık kapalılıkla, zengin fakir semtle alakası yok. böyle abi. allah muamelesi yapacaksınız kadına tövbe haşa.
kişisel verilerin korunması kanunu uyarınca devlete dava açıp avrupa insan hakları mahkemesine kadar bu davayı götürmek lazım. bir insanın hayatı, şahsi bilgileri bu kadar ucuz olmamalı! amq kaç gündür saçma sapan yerlerden ya aranıyorum ya da mesaj atılıyor. yazıklar olsun böyle yönetime ya.
geçmişimizdir, çocukluğumuzdur, gençliğimizdir. (bkz: yalçın çetin) ve (bkz: levent özçelik) sesinin yanındaki soluktur. yorumları o kadar kaliteli olmayabilir, basmakalıp şeyler de söyleyebilir ama güven ve huzur verdiği, eski türkiye'yi hatırlattığı kesindir. şunun şurasında adam kaç sene daha yorum yapabilecek, yaşlandı artık, kaç kere şampiyonlar ligi finali yorumlayacak. bırakın tadını çıkarın. yarın bir gün kaybettiğinizde üzülürsünüz. kalbini kırmayın, üzmeyin adamı.
nerde ulan o corona zamaninda sözde günlerce uyumayan, taa isveclerden hasta getiren, gözleri kan canagina dönen görev adami, millet sevdalisi, özel hastaneler sahibi muhte$em saglik bakani?

2000 dolarlik ilac lan. 40 bin hasta. ve aylik falan da degil, 6 aylik, yillik bir ilac. cerez parasi demeyecegim, o kadar bile degil. "passata mi binelim" diyen pezevenklerin sene de 1 depo az doldurmalarina e$ deger bile degil bu para ...

daha ne kadar düseceksiniz? daha ne kadar asagilik olacaksiniz? allah belanizi versin.
üzerine büyük pusu var.

chp'ye aday olursa, kk ve ekibi senin yüzünden ibb'yi senin yüzünden kaybettik diyip bitirmeye çalışacaklar.

chp'ye değil ibb'ye aday olsa bu sefer arkasında durmayıp seçimi kazandırmayacaklar. hoş arkasında dursa bile kk olduğu sürece izmir dışında belediye alamaz artık chp.

eğer chp'ye aday olursa kk'nın seçtiği delege zaten kazandırmaz, kurultay sonrası yasak gelir. kurultay öncesi asla yasak gelmez.

yani adamı dört koldan kuşatmışlar. inanılmaz bir pusu bu.

çıkış anahtarı kendi elinde. pusuyu dağıtmak yine kendi elinde.

acilen meral mommy ile görüşmeli. ya yeni ittifaklar için parti kurmalı ya da iyi parti'ye katılmalı.
dünyanın en büyük spor organizasyonuna ev sahipliği yapıyorsun şu tabloya bak.sonra neden türkiye'ye dünya kupası verilmiyor neden büyük maçlar verilmiyor diye ağlıyorlar.utanç verici.
bi baltaya sap olamamışlık hissi.
zaman hızla akarken kendini gerçekleştirememenin ağırlığı altında ezilmek.
belirsiz bi gelecek.
hayattan ne istediğini bilmemek.
var olmakla yok olup gitmek arasında gidip gelmek ama ikisinden birini tam anlamıyla becerememek.
elinde coin olanlar “yakında artacak alım fırsatı” yazıyor. coinlerini satanlar “artık çöktü btc vakti bitti” yazıyor. kimsenin bir şey bildiği de yok.
hemen buraya kimsenin bilmediği bilse de pahalı olduğu için satın alamayacağı bir parfüm yazıp favları kapmalıyım.
gerçek ekşicilik bunu gerektirir.
dünyanın en anlaşılmaz piyasasıdır bu piyasa. araba denilen araç adı üzerinde bir araç, alırsın ve kullandıkça eskir. eskiyince de ederinden ucuza elden çıkartısın. bütün dünyada alışveriş mantığı bu şekilde işler. ama bu amk ülkesinde ne oluyorsa bu tenekeler kullandıkça değeri artıyor. enflasyondan falan bahsetmiyorum baya baya döviz cinsinde artırıyor köpekler. yok amk ya yok bu ülkede gerçekten insanın delirmeden durması imkansız. he bir de bu başlığa gelip ah vah edenlere sakın inanmayın. ikinci cümlelerinde benim de şu aracım şu fiyattan koydum diye reklama dönüyorlar hemen. herkes kurnaz bu ülkede. en aydın geçinenin bile ahlakından şüphe ederim. üzerinde tc kimliği taşıyan kimsenin ahlakına güvenmiyorum artık.
1,5 milyon lirayı bankaya koyup seneler boyu onun getireceği faizle geçinebileceğinizi düşünüyorsanız, enflasyon dayının tokadını yiyerek kendinize gelebilirsiniz.

bakın şöyle söyleyeyim, 10 sene önce aynı muhabbeti 100 bin tl civarındaki rakamlar ile çeviriyordu benzer kafadaki arkadaşlar. şimdi o 100 bin tl ile mobilet alamıyorsunuz.
isletme dogru yapmistir. basortusu sorundur. cunku dibine kadar siyasi simge olmustur artik. bakin size soyleyeyim iceriye alsaydi mutlaka osuruktan nem kapip baska birseyden yine magduriyet cikartacakti. cunku inanci geregi takmiyor onu. bir bayrak, sembol olarak goruyor ve oyle kullaniyor. icinden cihat ettigine bile inaniyor boyle mekanlara girdiginde. o yuzden bu magdurum ayaklarini yemeyin. gercekten inansa oyle bir mekana zaten gitmemesi gerektigini bilir ve girmeye calismaz. boyle de ikiyuzludir bunlar. sekulerlerin hayatina her turlu karisirlar ama onlar gibi yasamak icin her seyi de yaparlar bu bedevi koyluleri. kendileri gibi yasamayanlarin hayatlarini nasil siktiklerini yirmi yildir izledik. bu saatten sonra magduriyet diye bir kozlari yoktur. hadi yallah arabistana.
kadinla tokalasirken ilk hamleyi karşıdan beklemek
ortak mezede şahsi çatal/kaşık kullanmamak
sürekli seçim kaybedilince istifa etmek
fakir bir erkek olarak içeriden bildiriyorum. kadınlar fakir erkeğe bakar canım kardeşim, sevgili olur, hatta baya ciddi ilişki yaşarlar. denyonun teki değilsen ve denk gelebiliyorsan bir şekilde her sınıftan, her çeşit kadınla beraber olabilirsin.

önemli olan nokta şudur ki; kadınlar fakir erkeğe fazla tahammül etmezler. kadınların o dillere destan tahammül eşiği, karşısında fakir bir adam varken bir anda öyle bir düşer ki, yemekten sonra sadece bir kez dişini kürdanla temizlemen bile ayrılık nedeni olabilir.

35 yaşındayım. kadınlar şöyledir, böyledir diye ahkam kesilen muhabbetler de fazla açmaz beni, ki konu erkekler olsa gömecek daha fazla konu var onu da çok iyi biliyorum. nerdeyse erkekler kapatılsın diyecek kadar hem de! ancak neler gördü bu gözler, neler duydu bu kulaklar. hala da kadınlar hakkında öğrendiklerime şaşırıyorum.

evlenmiş boşanmış, uzun süre biriyle ilişki yaşamış kadınların birçok anlatısını dinledim. mobbing, zorla ilişkiye girme (tecavüz aslında) , dayak (bunu çoğu kadın anlatmaz ama satır aralarından anlarsın) , aldatma (ama baya suç üstü yakalanan cinsten aldatma), yok sayma, insan yerine koymama gibi insan onuruna ne kadar ters durum varsa hepsini dinledim ve bu kadınlar bu insanlara 1 yıl, 2 yıl hatta yıllarca tahammül ettiklerini, ve bu insanların tek ortak noktasının orta üst derece maddi gelire sahip tipler olduğunu biliyorum. ve bu kadınların hepsi entelektüel ve feminist zeka, bilinç olarak iyi seviyede görünen kadınlar. çoluk çocuk değil. maddi olarak kocasına muhtaç olup evliliği zoraki sürdürecek tipler de değil. bahsettiğim kadınlar doktor, reklamcı, prodüktör, üniversitede hoca.

akıl alır şeyler değil cidden tahammül edebildikleri şeyler, yıllarca hem de. bir sol partiye üye, sol sendikada sekreter, aynı zamanda doktor olan bir kadın, ultra premium feminist olup hem de, aldatıldığını gözleriyle gördüğü halde kocasına neden bir seneden fazla tahammül eder? benim ayrılma nedenlerim çok sikindiriktir mesela, o kıza niye baktın, niye beni şu kadar zamandır aramıyosun vs vs. dayak, aldatma, küfür, şiddet, insan yerine koymama gibi nedenlerle ayrılmadı kimse benden. ezcümle, kadınlar iyidir, hoştur, iyi ki varlar, severler, sevilirler ama bir yerden sonra bazı kodlar devreye giriyor ve maddi sıkıntısı olan adama fazla tahammül etmiyorlar sanırım. ya da ben öylelerine denk geldim.