Sık geçen başlıklar

ömer üründül 12

ekşi'de gör
bu adamı beğenmeyen cidden ne istiyor bilmiyorum.

adamın boş tespiti yok. carvahal'e dikkat dedi tutturdu, adayemi-reus değişikliği çok mantıksız dikine giden tek oyuncusunu çıkarttı dortmund dedi ve dortmund o dakikadan sonra yarı sahayı geçemedi 2 gol gördü kalesinde.

ne yapsın abi adam? cidden ne bekliyorsunuz yani? adayemi'nin on beşinci kardeşinin mesleğini mi söylesin diğer vasıfsız gibi.

adam usul usul konuşuyor yandan. çok hoşuna gitmiyorsa aç yabancı kaynaktan izle ya bu kadar basit.

ben kendisini seviyorum ve hoşuma da gidiyor yorumları ve maça eşlik etmesi. maç 2-2 ya da 3-3 falan gitseydi o zaman heyecanıyla daha çok zevkli oluyor maça eşlik etmesi ama yine de var olsun. taç olduğunda bile deli dana gibi böğüren spiker yerine elli kere tercih ederim kendisini.

edit: özelden bi yazar "ofsayta ofsayit diyor, türkçeyi katlediyor, cahillik pacalarindan akıyor" vs. yazmış. olum kimse yedi göbek istanbullu değil, evde istanbul türkçesi konuşarak büyümedi kimse. bizim dedelerimiz de opsayit derdi, haberlere acans derdi. adamın yaşı gereği bu tarz yanlışlara takılıp da laf söylemek çok komik. hele hele cahil demek allah çarpar. saint benoit lisesi ve istanbul üniversitesi işletme mezunu adam. yapmayın komik oluyorsunuz.
omer urundul bi futbol yorumcusu degil, kanepenin diger tarafinda oturan dostunuzdur.

kuruyemisinizi yemez, tuvalete giderken onunuzden gecmez; ara ara konusur, maca tepki verir, iyi de eder.

seviyoruz.
kesinlikle ayrı bir tat,ayrı bir lezzet katıyor yorumlarıyla maça. futboldan anlamayan kimseler,hakkında olumsuz yorumlarda bulunabilir fakat eski zamanlardan kalan bir alışılmışlık,bir sıcaklık ve bir içtenlik var sesinde.
geçmişimizdir, çocukluğumuzdur, gençliğimizdir. (bkz: yalçın çetin) ve (bkz: levent özçelik) sesinin yanındaki soluktur. yorumları o kadar kaliteli olmayabilir, basmakalıp şeyler de söyleyebilir ama güven ve huzur verdiği, eski türkiye'yi hatırlattığı kesindir. şunun şurasında adam kaç sene daha yorum yapabilecek, yaşlandı artık, kaç kere şampiyonlar ligi finali yorumlayacak. bırakın tadını çıkarın. yarın bir gün kaybettiğinizde üzülürsünüz. kalbini kırmayın, üzmeyin adamı.
fena halde kıskandığım kişilik. ömer üründül 11 dünya kupası ve 10 avrupa kupasını yerinde izlemiş birisi. 1986 yılında dünya kupası maçlarının oynadığı meksika'da 24 saat içinde üç ayrı şehirde oynanan maçları yerinde izleyen futbol tutkunu. 73 yaşında ve halen bu tutkusuna dört elle sarılıyor.
bırakın ellemeyin adamı. ülkedeki tüm bu pislik ortam ve karakterlerin arasında, temiz, kendi işinde gücünde, futbolu çok seven, kendine özgü halleri olan mahallenin abisi gibidir. eski masum türkiye den kalan az şeyden biridir. ellemeyin adamı çok. saçmalasa bile severiz.
herkes “gol olsa, gol olurdu.” demesine takılmış ama durum tam olarak öyle değil. salağa anlatır gibi anlatıyorum:

top normalde kornere gitmiş fakat yan hakem ofsayt bayrağını kaldırmış ve hakem de korner kararından dönüp ofsayt kararı vermiştir. pozisyonun tekrarında, pozisyonda aslında ofsayt olmadığı, “gol olsa, gol olurdu.” diyerek, kafa vuruşu gol ile sonuçlansaydı, var'a gidilerek ofsayt kararı değil de golün sayılma kararı verileceğine vurgu yapmak istemiştir. tabi burada sözüm ona yazar arkadaşlar, ömer üründül bu telaffuzu yaptığında, ekrana bakmamışlar sanırım. *
futbol yorumculuğunu hobi olarak yapan, içten bir adam. en azından hamaset yapmıyor, kendince güzel güzel yorumluyor. ben memnunum kendisinden umarım maç yorumlarına devam eder.
totem yavaş yavaş tamamlanıyor. trt'nin ses senkronizasyonu sorunu, ilk maçta bok gibi futbolla gelen yenilgi ve şimdi de ömer üründül. yarı final için bütün şartlar oluşuyor. bu totemlerin tek kusuru var finale asla gidemiyor ama olsun yarı final de yeter.
futbolu iyi bilen janti bir abimizdir kendileri,
buradaki ergenler gibi 144 piksel yayınlardan takip etmez gider milano da izler, buenos aires de izler,
canı çeker trt de beleş yorum yapar,
türk futbol tarihinin en büyük başarısının tv yayınında arka planda sesini duyarsınız.
eğer türk takımları ömer abinin istediği gibi top oynasaydı müzelerinde bir kaç avrupa kupası olurdu.