Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
kararlar gelene kadar 78 sayfa geyik dönecek basliktir.
rezerve ettim aq, kararları buraya editleyecegim.

üst edit: kısıtlama vb birşey söylemedi. perşembe cuma günü aşılama başlayacakmis, çin aşısı ile anlaşma yapılmış, alman asisinda karar kesin olarak verilmemiş.
ekonomik sorun coronadanmis, corona hedefleri şaşırtmış, bütün dünyada böyleymiş.

ama coronada alınan önlemler sayesinde gerileme varmış, biraz daha sabır edecekmisiz, milletçe birlik beraberlik içerisinde bu süreci asacakmisiz. işyerlerinin zorlandığını biliyormuş, gereken zaten yapılmış. maske, mesafe, hijyen aynen devam, kısıtlamalarla ilgili tek kelime yok .

kısıtlamalar kademeli olarak azaltılacakmis ilerleyen süreçte.

not: en azından ıban vermedi.

edit1 : açılış kilislar.

devamında, yapılan yatırımlar sayesinde kurakliktan korkmaya gerek olmadığını anlatıyor
milyon megavat melen çayı, bilmem kaç milyar trilyon varil karadeniz'de petrol bulunmuş vb vb.

henüz kayda değer birşey yok sözlük.

introyu geç tusunuz oldum bu akşam.

19:59 itibariyle coronayla geldi. alınan tedbirlerin faydalarını anlatıyor şu an. lüzumlu kısımlar daha gelmedi.

çin menseili aşılar gelmeye başlamış, alman asisinda daha karar vermemişler. aşılama bu hafta sonuna kadar başlıyormuş. perşembe cuma diyor.

20:01 itibarıyla konuşma bitti. aşılama için bakana laf attı, aşılama takvimi başlıyor dedi ve son.

sıra kendi asimizdaymis, bu en önemlisiymis..
biz burada bir deprem olduğunda eyvah yıkılacağız değil acaba neresi yıkıldı burada böyle sallandıysak diye endişe ediyoruz. korkuyla çevremize soruyoruz ne oldu diye. adam diyo ki o da deprem mi yaaaa siz deprem mi gördüniz yaa. ne zamandan beridir afet yarıştırıyoruz? bu aşırı gereksiz küçümseme huyundan benim vatandaşım ne zaman vazgeçer tahminen?
bitcoin çok kıymetli bir değer olabilir ama aşağıdaki hikayedeki kabaktır kendisi.
not: fiyat 4000$ iken de biz buradaydık. link

--- spoiler ---

ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak ağacı boy göstermiş.bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

+ “sen kaç ayda bu hale geldin ağaç? ”
- “on yılda” demiş kavak.
+“on yılda mı?” diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. “ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!”
-“doğru” demiş ağaç. “doğru.”

günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye,sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağı doğru inmeye başlamış. sormuş endişeyle kavağa:

+“neler oluyor bana ağaç?”
-“ölüyorsun,”demiş kavak.
+“niçin?
-“benim on yılda geldiğim yere,iki ayda gelmeye çalıştığın için.”
--- spoiler ---
türkiye'deki average joe'yu çözmüş olan kişi, aferin.

sabah tayyip'le görüşmeye git, akşam izmir marşıyla melodi yap; atatürk'çüm mavi gözlüm.
kardeşim salak salak yok zaten evinizdeler yok kameranızı mikrofonunuzu kullanıyolar yok şöyle böyle yazmanıza gerek yok. siteyi iyice kıraathaneye çevirdiniz. arkadaşıma galerimden fotograf gönderebilmek için galerime erişmesine izin vermek zorundayım. sesli mesaj gönderebilmek için mikrofonumu kullanmasına izin vermek zorundayım. bunları yapmak istemeyen gitsin mektup yazsın.

ab vatandaşlarına dayatılmayıp bana dayatılan sözleşmeyi kabul etmek istemiyorum bu kadar basit. bana bok muamelesi yapan uygulamayı kullanmayacağım. bedava ürün kullanıyosanız ürün sizsinizmiş. iyice polat alemdar oldu herkes.
hdmi kablosu ile televizyondan da seyredilebilen yayın platformu.
seve seve olacak herkes, cunku baska caremiz yok. uzun donemli yan etkileri varsa da artik gonul katlanacak. israil piyasa fiyatinin da uzerinden alman, amerikan ve ingiliz asisini toplarken bizimkiler en az guvenilecek iki asinin kapisinda yattilar, rus ve cin asisi.

israil gibi kucuk bir ulkeyle turkiyeyi kiyaslamayin diyecek andavallara da bakmayin. daha bikac yil once almanyayla havalimani uzerinden kendilerini kiyaslayanlar yine ayni kisilerdi.

kisaca devletin vatandasina ayriracak parasi oldukca kisitli, bu belli. yine de bu yoklukta sozde buyuk istanbul kanal projesine milyarlar akitilacak. halimiz boyleyken boyle ama iste kimler bunu gorebilecek temel becerilere sahip turkiyede?
bir yerlerde takılıp kalan, gitse gitmeyen,bitse bitmeyen ilişkiler,

bitmeyen yalnızlıklar veya asla yalniz kalamamalar,

sen istemedigin halde hayatına dahil olmaya çalışanlar, defalarca arayanlar,soranlar, defalarca görmezden geldiklerin ve seni istemedikleri halde zorla hayatına girmeye çalıştıkların,defalarca aradiklarin, defalarca gormezden gelindiklerin,

aslında olmayan hayatını gösteriş çabaları, öyle bir kendini beğenmişlik ki aslında, ben yalnızım, arkadaşım olur musun, demeyi zayıflık olarak görmek, onun seninle irtibata geçmesini istemek, adımı hep karşı taraftan beklemek, kendini cazibe merkezi olarak göstermek. ( beğendiği adamin-kadinin dikkatini çekmek icin sayısız post atan insanlar)

büyük gibi davranan küçükler, çocuk gibi oyunlara girişen buyukler.

çok zevkli, çok keyifli.

son olarak; hadi dayım benim .
-kıbrıs harekatının karar ortağı olan, 28 şubat’ta görevi bırakmazsan darbe yaparız imalarına karşı taraftarları sokağa çıkalım deyince görevi kendi arzusuyla bırakarak kan akmasını engelleyen, türkiye cumhuriyeti tarihinde vatandaşın lehine görülmemiş zamlar yapan adama ülkeye bir faydası olmamış diyen andavalların olduğunu gösteren başlık.
bu karikatür davaları artık iyice zıvanadan çıktı. birileri avukatçılık oynayacak diye geçim ekonomisinin olduğu ülkede insanlar zor duruma düşüyor. o sağlıkçının resmi bana hüznü yaşattı. yakında birileri intihar ederse suçlusu kimdir bunun? bize düşen görev de var. bu haksızlığa yeterince isyan ettik mi acaba diye?
agamemnon yunan kralı değil, aksine türk'tür. etimolojik olarak agamemnon = aga memnun kökünden gelir. yaprak sarması gibi, baklava gibi, karagöz hacivat gibi hain yunanlılar aga'mızı da çalarak kendilerine mal etmiştir. chp'li belediye iskeleye agamemnon adını vererek kültürümüze sahip çıkmıştır. ben destekliyorum.

agamemnon isminin etimolojik kökeni hakkında kaynak : götüm
23 haziran günü n11 adlı siteden bir adet 5w30 castroll motor yağı aldım. nereden bilebilirdim ki hayatımda sahibi olduğum tek şeyin bana bu kadar yara açacağını.

birkaç ay sonra seyir halindeyken motor yağ göstergesi yandı ve aracım yolda kaldı. hemen çekici ile en yakın sanayiye aracımı götürdüm. sonuç; motor yağı sahte.

ustam yağ filtresini söktü ve gözlerime inanamadım. yağ filtresi bildiğin çamura batırılmış gibiydi, katran katran balçık olmuş. ardından 500 km'de bir sıfır yağ konuldu ve her seferinde yağ filtremi yeniledim. bu işlemi üç dört sefer belli periyotlar ile yaptırdım. sırf sahte yağ kendini motordan atsın ve motorun diğer aksamlarına sorun yaratmasın diyerek.

bu şekilde aracı iki ay kullandım. birgün yine seyir halindeyken yağ göstergesi yine yandı ve aracımı çekici yardımı ile servise götürdüm. sonuç; turbo dağıldı ve aracım sürekli yağ yakıyordu. artık yeter diyerek yeni turbo taktırdım.

sorun turbo dedik, araç beyaz duman atmıyor dedik ve yine yolumuza baktık.

aradan bir ay geçmeden yılbaşına doğru şansıma sanayiye yakın bir yerde aracım teklemeye başladı, araç yine yağ eksiltiyordu. sanayiye götürdük, turboyu test ederken aracım ambaleye kalktı (bkz: ambeleye kalkmak) ve turboyu tekrardan dağıtıp, enjektörleri yaktı. bu sefer benim için filmin sonu gelmiş idi.

ustam motoru aşağıya indirdi. yeni bir turbo takıp, enjektörleri yeniledi ve marşa bastı. araç çalışmadı. motoru aşağıya indirdi ve ne var ne yok görmek için üc gündür mesai yapan usta bugün gelen habere göre silindir kapak ve pistonları yakmış olduğunu gördü. motorun içinde balçık kıvamında yag dolu bir katran oluşmuş, şuanda çıkacak masrafın haddi hesabı yok.

şuana kadar iki revizyonlu turbo yaptırıp enjektörler komple değiştim. silindir kapağı ve pistonlar tekrar elden geçecek ve henüz büyük resmi görebiliyor değiliz. hergün yeni bir masraf ile güne uyanıyorum.

şuanda işçilik hariç en az 20 bin lira masrafım var gözüküyor. n11'i aramalarım sonucunda mağaza hakkında bir inceleme başlattılar ve mağazayı kapattılar. 140 lira motor yağı ücretimi geri iade ettiler .

yaptığım tüm masrafları faturalandırıp , elimdeki kalan sahte yağ ile tüketici hakem heyetine başvursam bir sonuç elde edebilir miyim? bu tip şikayetlerde maddi zararım n11 tarafından ödenebilir mi yoksa direkt satıcı ile mi muhatap olmak zorundayım?

bu süreci bilen arkadaşlardan yardım bekliyorum. inanın canım hiç olmadık kadar sıkkın.

üç kuruş indirim için internetten hiçbir şekilde araba parçası, motor yağı, filtresi almayın. üç kuruş fazla verip ana bayilerden alışverin yapın.

edit: biraz evvel ekşi sözlük n11 ekibi aradı ve 100 tl'lik indirim kuponu hakkı kazandığımi söyledi. başka da geçmiş olsun demek dışında ellerinden bir şey gelmiyormuş. kendilerine çok teşekkür ederim, bu 100 lirayı castrol yağ alarak mi kullansam bilemedim şimdi!!!!

edit 2: castroll genel merkezinden aradılar, bu süreçte yardımlarımızı esirgemeyecegiz dediler. kendi aramızda konusup sizi bilgilendireceğiz dendi.

edit: artık lütfen hangi satıcı diye mesaj atmayın. bugün x adında hesap açarlar yarın kapatılınca ismini y yaparlar. sadece bir hesap üzerinden satış yapmıyorlar.
yaşadığımız dünya ideal dünya olsaydı, ideal ebeveynler, çocuklarını ideal şekilde yetiştirmemekte ısrar etmezdi. lakinki öyle değildir. 6 yaşında ki oğlumu telefon - candy cruh - temple run- super mario- youtube da ki onlarca abuk sabuk çocuk şarkısı - maşa ile koca ayı - harika kanatlar - rafadan tayfa ve bilumum ıvır zıvırlar olmadan nasıl evde tutardım bilemiyorum. eve kum havuzu aldım lan kum havuzu! kinetik kum diye bir şey var kumdan kale yapıyoruz salonun ortasında. yazı tahtası aldım amk tebeşirli. ve siz ekşici piçler elinizden telefonu tableti ne kadar bırakabiliyorsanız o çocuklar da o kadar bırakabiliyor!

edit: şu yazdıklarımdan 3 yaşında çocukların tablet kullanmasını savunuyormuşum anlamını çıkarıp mesaj kutuma çöken - okuduğunu anlamaktan aciz- andaval sürüsü uzak durun lan benden deliyim ben!

büdüt: daş yok mu yaaa daş! akın akın geliyorlar
(bkz: birim para)

cahillik ne güzel. 200 senedir ekonomistler yazsın çizsin hiç birini okuma ama twitter'da gördüğün "birim para" terimini her yerde kullan.

abd'de yaşayan birisinin verdiği sigorta ve vergilerin birim ücretlerini de yazmak lazım. berbere, tesisatçıya, kaportacıya verdiği birim ücretleri de yazmak lazım.

millet orada boşuna ayaklanmıyor. geçim derdi maalesef çoğu yerde zor.
papa'nın kelepçeli fotoğrafı çıkarsa ben de götümün fotoğrafını sözlüğe ekleyecem, söz.
edit: sözlüğün durumu hiç iyi değil. gecenin ortasında herkes papa'yı bıraktı, götümün peşine düştü.*
büdüt: arkadaşlar haber tabii ki de yalan. vatikan başlı başına bir ülke, muhafızları bile var. pazardan meyve almaya benzemez koskoca papayı tutuklamak. bir şeyler biliyoruz da malı meydana koyup kumar oynuyoruz :)
edit2: mesaj kutumu yeşile boyadınız.(bkz: orayı yıkarlar) bu kadar talibi olduğunu bilmiyordum. zaten bitcoinden battık şimdi götümü de istemeyin.
rezil tanımının tam karşılığı olan, tipik türk işi platform.

insanlar para kazanmaya başladığı anda teknik aksaklık diye bahane bulup fişi çeken, hep ben kazanacağım siktirin buradan size nah koklatırım mottosonu hayat felsefesi edinmiş iğrenç bir bir yer burası.

geleceklere tavsiyem uzak durun. böyle rezil, böyle küstah başka bir yer yoktur.
--- spoiler ---

35 gün önce alınan kararı fenerbahçe sayfaları olmasa kimse öğrenemeyecekti. önce 35 gündür bu kararı neden gizlediğini açıklasın.

--- spoiler ---

bu insanlar gerçek mi, yoksa bot mu bazen gerçekten merak ediyorum. mustafa cengiz kararın 5 aralık’ta alındığını, ancak kulübe 7 ocak’ta bildirildiğini açıklamış.

bu mallar bu cümleden şunu anlamış. mustafa cengiz’e bir zarf gelmiş, ama zarfı saklamış 35 gün boyunca. sonra 12 numara ve fenerist adminleri ortak operasyon düzenleyip zarfı bulmuş ve kamuoyuna açıklamış*.

muhattap olduğumuz tiplere bak ya.
feghouli ile arasında 1 yaş olan veteran!! futbolcu. feghouli yıllık 4 milyon euro alıyor. bonservisini de hesaba katarsak galatasaray'a yıllık maliyeti 5 milyon euro. yıllık 5 milyon euro'ya feghouli'yi mi istersiniz mesut özil'i mi?
(bkz: prag) yazan çok suser olmuş, düşünenler için biraz bilgi vereyim.

şehirin en büyük geliri turizm olduğu için, bar restoran ve oteller dünyanın her yerinde olduğu gibi zor durumda. ve vaka sayısı burada çok olduğu için, uzun zamandır da hepsi kapalı, bir kaç kere protesto bile edildi hükümet yakın zamanda. olur da bu iş biterse, turist çekmek için ve zararı kapatmak için çok indirim olacağını düşünüyorum özellikle otellerde. ülke de diğer turistik avrupa ülkelerine nazaran ucuz olduğu ve eur kullanmadığı için geliniz efendim :), bira en son dışarıda ortalama 15 tl civarındaydı, marketten 3 tl ye aldım geçen gün, türkiye'den ucuza içebilirsiniz.
bugune kadar dunyanin cesitli ulkelerinde unlu pizza restoranlarini denedim. en iyiyi aradim. ama gel gor ki en iyi pizza bile kavurmali tek yumurtali tereyagli kapali karadeniz pidesine yaklasamadi bile.

pizza muazzam bir yemektir hastasiyim fakat citir citir kapali karadeniz pidesini gorse onunde diz coker tovbe eder.

pidemizin tek eksigi reklamdir. baska sozum yok.
whatsapp'a gelen tepkiler nedeniyle popülerliğini yükselten mesajlaşma uygulaması.

yalnız bir güruh var, şu tarz cümlelerle beni benden alıyorlar; “ben telegram'ı kullanmaya başladığımda rehberimde 5 kişi vardı—ne güzel biz bize kullanıyorduk, herkesler gelmiş, başka bir mecraya geçme vakti.” örnekler çoğaltılabilir, zira sizlerin çevresinde de bu tarz geri zekalılar vardır.

bu nasıl bir övülme açlığıdır, nasıl bir gururlanma örneğidir? psikolojik problemlerinizin olduğunu düşünüyorum. zira buradan bir ayrıcalık devşirmek normal bir zihnin ürünü olamaz.

bravo bebeksiler, siz muhteşem oluşumlarsınız. şimdi yeni maceralara yelken açıp, yeni ayrıcalıklar oluşturmak için mesai zamanı. kimselerin gelemediği, gelip de göremediği, görüp de belki de duyamadığı yerler keşfedersiniz umarım.
lise 1 okulun bahçesinin arka tarafında :) ilk dersi kırmıştık bütün gün yüzümde şapşal bir gülümseme vardı. bacaklarım tir tir titremişti heyecandan. güzel bir gündü.
arkadaşlar, allah rızası için saçma salak şeyler yazmayın.
bıktık bu beylik laflardan ya. önce bir düşünün sonra yazın.

"kadın soğumuşsa asla dönmez" ne demek ya? siz erkekler dönüyor musunuz soğuduktan sonra?

"eski tadını vermez, bırak gitsin." böyle diye diye hem kendinizi hem karşınızdaki insanları çürüttünüz resmen. kıçımı kaldırayim, biraz eempati yapayım, anlamaya çalışayiyim, uzlaşalim, gönlünü alayım.... bunların hiçbirini yapmayın, eski tadını vermez dimi? giderse gitsin... işinize geliyordur belki de?

gitmezse mal zaten cinsiyetsiz yazıyorum, kusura bakmayın.

bu zihniyetle kimseyle ilişik kurmayın siz valla. direkt ne lazımsa söyleyin geçin. milleti ruh hastası ettiniz post-modern çağın bencil ruhları, çabasız faydasız tipleri.

soğuyan hiçbir şey yeterli ısı olmadıktan sonra ısınmaz.
gördüğüm kadarıyla sizdeki potansiyeller ısıtmaktan ziyade soğutmak üzerine, maşallah. sizi aşar bu mevzuular, yatın uyuyun.
salak salak fikirler türetilen yollardır. soğuyan bir kimse (erkek ya da kadın fark etmeksizin) dünyayı ateşe de verseniz, cehennemi de buraya getirseniz gene dönmez gene dönmez. yaptığınız şeyler zaten soğumuş birini tiksindirmekten öteye gitmez. özellikle seks içerikli herhangi bir aksiyonla hiç dönmez. bunu kendine hakaret bile sayabilir, küçümsediğini bile hissedebilir.

özetle: dönmez.