Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
akıl sağlığını korumak istiyorsan hiç uğraşma. vicdanı olan zaten göreceğini görmüştür,geri kalan partizan kesim zaten boşuna münakaşaya girersin canın sıkılır.
başlık sığmadı, aslı: 20 haziran 2019 ibb yolsuzluk ve israf belgelerinin yayınlanması.

tele1 tarafından yayınlanmış belgelerdir.

yolsuzluk belgeleri

1 kilo çaya 181 bin lira ödenmiş. detayı yok.
çiçek için ödenen 9-10 milyonlar.
bi ajansa konser için verilen 10 milyon.

lütfen bunları yaşlı akplilere anlatırken eski para birimlerini kullanın. zira milyar ve milyon gerekli etkiyi sağlayamıyor.
trilyon, katrilyon, kentilyon gibi ifadelerle anlatın.

edit: metro istanbul’dan çay konusu ile ilgili açıklama gelmiş. 9000 paketmiş satın alma işlemi, orada yazmıyormuş.
ekap’ta 2019/150022 numaralı bi ihaleye ait hiçbir bilgi yok.
metro a.ş.’nin açıkladığı farklı ihale numarasına ait bir bilgi de yok.
metro a.ş. açıklaması

edit2: istisna olarak aratıldığında 2019/150022 numaralı ihale gözüküyor.
bu fikri savunan dangalağın bir üst versiyonu da scooter gibi düşük cc'li motosikletlere kasksız biner, sonra 20 ile giderken kafası dağılır beyni akıp geberir gider.

bu fikri savunan herhangi bir gerizekalıyı alıp, 10 kilometre hızla duvara vurun. bakın bakalım amı götü mü yokza ağzı götü mü yoksa götü beyni mi yoksa eli kolu mu dağılıyor.

(not: şehir içinde caddebostan sahilyolunda kilitli pedal ortalama 30 km/sa spor)

(ayrıca bkz: doğal salaksiyon)
az sonra tüm samimiyetimle yapacağım itiraftır...

sıkı durun... veya durmayın... evet, yasak olmasına rağmen biraz içtim. bira ve votka kafası var. önümüzdeki haftaya kadar boşum. dört günde alkolü atarım bünyemden. tabii ki, yeniden almazsam... içmek istedim. bugün pek bir işim yoktu. sözlük'te takıldım, haberleri okudum, internet üzerinden bazı işlerimi hallettim. ve tedavi gördüğüm kliniğe gittim. çıkmaz ama raporu sorayım, diye. çıkmış! rapor, yarın çıkacak, diye biliyordum ama çoktan hazırlamışlar. aldım. okudum. bir kez daha okudum.

eve geldim. rakı vardı. dutyfree'den ben de hediye yeni rakı alıp getirmiştim. ona dokunmadım. yarım kalan rakıyı bitirdim. sonra votka aldım. votka ve bira. onları da bitirdim. saat daha akşam beş buçuk bile değil. kafam güzel.

evet... nedir itirafım? şudur...

itiraf ediyorum ki... içim rahatladı.

hayır! iyi bir haber almadım. tersine, durum kritik. yanlış anlamadıysam dört günlük kısa bir kemo veya ilaç tedavisi ve aşı olacak. sonrasında, yeniden tahlilller alınacak. tedavi konusunda nelerin yapılacağına karar verilecek. ilerleme olmuş. pek fazla zamanım yok. ne kadar zamanım kaldı, onu temmuz'a doğru söyleyecekler. bu da güzel. beş yıl bana yeter. daha fazlasını istemiyorum. şimdiki halde onun yarısı kadar bile yok, ama aşı işe yararsa daha çok zaman kazanmış olurum. bakalım doktor abi ve ablalar ne diyecek. daha fazla ayrıntıya girmiyorum.

önce, korktum. irkildim. daha sonrasında mala bağladım. bir şey düşünemedim. ardından, aklıma sevdiklerim ve sevenlerim geldi. yine korktum, çok da üzüldüm. insanca bir duygu bu; daha çok yaşamak istiyoruz...

bugün sözlük'te "ne olursa olsun son güne kadar yaşayacağım ve çalışacağım", diye yazmıştım. aynen de öyle yapacağım. diğer yandan, itiraf etmeliyim ki, insanın kendini alıştırmaya çalıştığı durum ile yüz yüze gelmesi korkunç bir tecrübe.

bu, sağlık durumum ile ilgili son girdim olacak. bundan sonrası hep hayat, hep mutluluk, hep umut.
bu kadar insan kinci, gaddar, kibirli, kaba, haydutsa senin yüzündendir bilesin. insanlara bunu verdin, bu ortamı sağladın. ateşin bol olsun.
sadece bu da değil, asıl önemli olan devamı.
ne diyor devamında?

"en ufak yanlışta karşısına belediye meclisi dikilecek"
https://eksiup.com/p/zs36986unjp3

peki ne demek bu? "akp'li birisini seçerseniz yanlışına göz yumulacak, deveyi hamuduyla götürse bile, istanbulu parsel parsel peşkeş çekse bile kimse ona karışamayacak" demek değil mi?

recep tayyip erdoğan kendi ağzı ile, istanbul'da hak yenmesin, yanlışlara göz yumulmasın, hırsızlık ve talan son bulsun istiyorsanız imamoğlunu seçersiniz demiş.

(bkz: rte'nin şecaatini söylerken sirkatini arz etmesi)
bahane bulmayin bence sizin icinizde varmis.

her zaman diyorum zaten sozlukteki ideal kadin olayina bakiyorum

raki icen kadin cekiciligi
kufreden kadin cekiciligi
playstation oynayan kadin cekiciligi
dugun,nisan,gelinlik sevmeyen kadin cekiciligi
guclu, cevik, kendine yeten kadin cekiciligi
trip atmayan kafa kadin cekiciligi,
ofkeli kadin cekiciligi
mac seyreden kadin cekiciligi
ofsayti bilen kadin cekiciligi

yani feminen insanlar pek sevilmiyor. hep bir "harbi kiz" bir "fosforlu cevriye " yaratma cabasi var.

tamam yukaridakileri bir kadin da yapabilr ve feminenlik illa ki genel olarak kabul edilmis yazisiz kurallardan ibaret degildir ama yine de israrla bir kadindan erkek gibi davranmasini ve dusunmesini bekleyen erkegin sanki gizli ya da acik bir gay iliski ic ozlemi oldugunu dusunuyorum. sadece bazilari kendilerine itiraf edemiyor toplumdaki yeri pek saygin olmadigi icin.

ben kesinlikle karsi degilim bu cok normal bir sey. ama insanlari degistirmeye calismak yerine onlari oldugu gibi kabul ederseniz belki daha mutlu olabilirsiniz.

hayatinizi surekli alisverise cikmayan, sizden romantik sozler ,cicekler gibi jest beklemeyen, trip atmayan,regl olmayan, hamile kalip sizi darlamayan vs gibi kadin arayarak gecireceginize birlikte playstation oynayip, mac izleyebileceginiz, gece yarilarina kadar birbirinize sarilip mac kritikleri izleyip tartisabileceginiz, hali saha gibi etkinlikleri listenizin basina yazabileceginiz ve " kafa " muhabbeti olan bir erkek arayarak gecirirseniz daha cabuk mutlulugu yakalayabilirsiniz.

lutfen su ihtimali kabullenin de kadinlara giydirmekten vazgecin ya. kabul edin siz ulasabildiginiz kadinlari sevmiyorsunuz.
ulan bişey demiycem de bizim bileklik ile beşiktaş'ın feda kampanyasıyla dalga geçen taraftar şimdi kendileriyle dalga geçilmesine kızıyor. adamlar pembe dizi gibi her hafta bir kampanya yapıyor amk :)
tanım: kaçıncı bölümünün olduğunu ve sezon finalinin ne zaman yapılacağını merak ettiğim atraksiyon.
edit:final yapsın ondan sonra izliycem :)
türkiyemizin en başarılı yönetmenlerimizden biri olan nuri bilge ceylan, marvel hakkında "çocuklarım yüzünden marvel filmlerini seyretmek zorunda kalıyorum, bu da benim cezam." diyerek ona yüklediğimiz sevgiyi bir anda yerle bir etti. üstünde çok emek harcanan marvel iç... ahahahahahhhhh kahrolsun marvel! böyle güzel bir cümleyi nuri bilge ceylan'dan başka kim yapabilirdi ki? az yapmış. hala marvel filmlerinin oscar kazanması gerektiğini düşünen moronlar üzülsün biraz.

edit:
(bkz: moronlar ne seyreder)
(bkz: marvel)
binali yıldırım "başbakanlık tarafından tahsis edilen makam aracını kullanıyor" iddialarına yanıt: ben 15 temmuz darbesini yaşamış bir başbakanım; bu konuların gündeme getirilmesini kınıyorum.

bizde vatandaş olarak 15 temmuz yaşadık vergi, ötv almayın da dostluğumuz pekişsin.

link
(bkz: hala ölmemesi) adlı başlığı taşıyıp yok eden yönetime bir cevap olarak kafamda kurguladığım sinema filmi.

hala ölmemesi adlı filmin devamı. filmde birisi var ve ölmüyor. halkına zulmediyor. sonra hakkında başlık açılıyor. ama o kişiden hiç bahsedilmiyor (tıpkı şu anda olduğu gibi). sonra bir yönetim geliyor. başlığı yok ediyor.

güzel bir film.

edit : oğlum gızım ne güzel mesajlar atıyorsunuz, canınızı yerim sizin. teşekkür ederim herkese tek tek. eksik olmayın.

yönetim bunu silemedi galiba*
kanlı 1 mayıs ta bu otelden insanlara ateş açılmıştı , gezi sırasında kapılarını açmadılar insanlar ilk gün gazdan kaçarken o kapıları kırdılar ve kolektif olarak binayı aldılar.

bence odalarında da kameralar vardır ve kesinlikle kayıt yapıyorlardır
sunucuların "bilmediğimiz yeni bir müjde var mı?" dedikten sonra binali yıldırım'dan yanıt gelmeyince müjdeleri şakır şakır sıralamaları gibi bir enstantaneye sahne olmuş komik olay.
tapu tahsis belgesiyle ilgili müjde varmış ya binali bey, niye milleti müjdelemiyorsun?

ek: kadın sunucunun "seçime birkaç gün kala" dedikten sonra sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi yanındaki sunucuya dönüp baktığı an yaşadığım utancı tarif edebilmem mümkün değil.
yurdum insanının bakış açısını, buraya yazılanları okuyarak rahatlıkla görebilirsiniz. hatta ileriye taşıyorum! bu başlıktaki entryleri inceleyerek erkeklerin kadınlar hakkındaki düşünceleri, cinsellik, hayattan beklentiler, yıkıklık vb. konularda sosyolojik tez yazabilecek kadar toplum hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
gel bakalım. muhafazakarasan çay içer, sekülersen bira içeriz. yüzeyselsen havadan sudan konuşur, derinlikliysen varoluşu sorgularız. beyaz yakalıysan iş yaşamı, işsizsen geçim ve can sıkıntısı konuşuruz. hobilerin varsa hobilerinden, amaçların varsa amaçlarından bahsederiz.

tek şart kadın olman.*
yaşanan olay elbette bir katliam ama dost acı söyler. hepimizin güneydoğulu bir tanıdığı eşi dostu vs vardır. sözlükte bölgeden olanlar da vardır. ben bölgede birkaç yıl yaşadığım için fikrimi söyleyebilecek bilgiye sahip olduğumu da düşünüyorum.

bugün şu olayın yaşanmasında batı’da yaşayan o bölgeden bir profesörün bile suçu vardır emin olun. çünkü bölge insanı bir türlü feodal yapıdan kopamamıştır. aşiretçiliğe sırtını dönememiştir. en medenisi bile yeri geliyor, size x bir aşiretten olmasıyla övünebiliyor. aşiretteki hiyerarşiyi, modern işadamı, siyasetçi ağalarını ölümüne savunabiliyor. batı’daki bireyselleşmeyi eleştirip, güneydoğunun feodalitesini değerler ve gelenekler adı altında yüceltip kutsuyor. bakın bunları yapan doktor, mühendis, devlette yüksek düzeyde idareci çok tanıdığım var. işte bu düzenin devam etmesini sağlayan en önemli adamlar bunlar.

dediğim gibi dost acı söyler. güneydoğu insanı-özellikle okumuş tayfa- ağalarına biat etmeyi bırakırsa bu tip olaylar azalır, başka türlü zor.
ekrem imamoğlu`na yapilan bunca serefsizlikten sonra, bunca adaletsizlikten sonra yuzde 51 oy bile azdir. bir gram vicdani olan secmen binali yildirim`a oy vermeye utanir.

edit: imla