Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
çok para harcayabiliriz; en pahalısını, en büyüğünü, en iyisini yapabiliriz; ancak mustafa kemal atatürk isminde toplum birleşmiyorsa biz hiçbir şeyi haketmiyoruz.
bir askeri lise mezunu olarak söylüyorum, rezilliktir.

5 ay / 12 ay üniforma giyip buraya gelip bedellilere gömeceğinize, asker dahi olsa insan gibi muamele neden yapılmıyor diye sormak zorundasınız. dağlarda çatışan subay / astsubaylar da bunun rezalet olduğunu bilir, ego tatmini yapmak için insanlığı ayaklar altına alanları övmeyin. anadan üryan soyundurmak nedir lan açık alanda, hiç mi izan yok sizde?

borunuz, üniforma giydiğiniz süre kadar olacaksa, bana ötün.
istanbul üniversitesi'nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm: "avrupa'ya talebe yollanacaktır."

allah allah, dedim. ülke yıkık dökük, her yer virane, lozan yeni imzalanmış, bu durumda avrupa'ya talebe... lüks gibi gelen bir şey. ama bir şansımı denemek istedim. 150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz. benim ismimin yanına atatürk, "berlin üniversitesi'ne gitsin." diye yazmış.

vakit geldi, sirkeci garı'ndayım; ama kafam çok karışık.
gitsem mi, kalsam mı? beni orada unuturlar mı? para yollarlar mı? tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir posta müvezzi ismimi çağırdı.

"mahmut sadi! mahmut sadi! bir telgrafın var."

"benim" dedim.

telgrafı açtım, aynen şunlar yazıyordu:

"sizleri bir kıvılcım olarak yolluyorum, alevler olarak geri dönmelisiniz."

imza:
mustafa kemal

okuyunca düşündüklerimden olağanüstü utandım. "şimdi gel de gitme, git de çalışma, dön de bu ülke için canını verme." dedim.

düşünün, 1923'te o kadar işinin arasında 11 öğrencinin nerde, ne zaman, ne hissettiğini sezebilen, ona göre telgraf çeken bir liderin önderliğinde bu ülke için can verilmez mi?

çok başarılı oldum. ülkeme alev olarak döndüm. önce istanbul üniversitesi genel ve beşeri fizyoloji enstitüsü'nü kurdum. kürsü başkanı oldum. daha sonra ülkemin başbakanlığını yaptım.

ben kim miyim?

ben sadece iki satırlık bir telgrafın yarattığı bilim adamıyım...

- ord. prof. dr. sadi ırmak

-alıntı-

vizyon algınızı arşa ulaştıran yüce türk lideri...
siyasal islamcilara, ama din ozgurlugu gerekli, basortusu super diye musamaha gosteren orospu cocugu liberaller sayesinde 2011 referandumundaki kirilma ıle beraber ayrimciligin, kinciligin, yobazligin bokunu cikaran dincilerin bir baska sicmigi.

dunyada kurucu degerlerine bu kadar agir hakaret eden baska bir toplum yok.
edepsiz serefsizler. bunu gorup harekete gecmeyen butun savcilarin da allah belasini versin. cunku onlar da suca ortak oluyor.
psv'de 500 bin euro ücret alıyormuş. işte averaj bir finansçının maaşı manhattan'da. sonra bizim zübükler buna yıllık 2.5 milyon euro veriyorlar, hatta psv'ye 1 milyon euro da tazminat ödüyorlar sözleşmesi feshi için. kovulduğu için yaklaşık 4milyon euro tazminatı cebine koydu kendisi. sadece 4 ayda 10 yıl çalışıp kazanamayacağı parayı topladı gitti.
koç ailesinin ileri gelenlerinin aile üyelerinden neden futboldan uzak durmasını istediklerini yaşayarak anlamış olan kulüp başkanıdır.

futbol taraftarı böyle cahil, böyle ergen böyle holigan ruhlu bir kitle işte.

20 senedir kulübün anasını tersten belleyip enkaza çeviren tescilli şikecinin yediği bokların bile faturasını 4 aylık başkana kesiyorlar.

ulan şeref ve haysiyet yoksunu azizbahçe trolleri sizi !

ali koç, aykut ile devam etmek istedi -biz aykut kalırsa maçlara gelmeyiz- dediniz ve adam tutup aykut'u gönderip cocu'yu getirdi.

cocu ligi tanıma sürecinde ciddi bir başarısızlık yaşayınca bu sefer kazan kaldırdınız ve cocu gönderildi.

kabahat sizde değil sizi adam yerine koyanda !

biraz daha azıtırsanız ali koç görevi bırakır ve diyarbakırlı aziz ağa kaldığı yerden kulübün anasın bellemeye devam eder.

kulüp tam batar ve 2 sene içinde sike sike kayyuma devredilir. aziz değil yedi ceddi birleşse kulübü kurtaramaz.

borç 2 milyar 50 milyon lira. neredeyse bir devlet bütçesi kadar !

bu borcu yapan aziz ve çetesi.

ali koç ve ekibi değil.

adam sadece 4 aydır görevde.
müslüm baba saf, temiz kalpli, melek gibi adamdı, ibrahim tatlıses denilen karaktersiz için böyle filmler yapılmayacak inşallah.
kör topal bir eğitim aldıktan sonra askere gidiyorsun. sonra dönerci oluyorsun. tamam belki öncesinde de birkaç ufak tefek başka işler yapıyorsundur. ama sonuçta dönercisin. döner kesip duruyorsun.

günler geceler böyle geçiyor. az buçuk yıllık izinlerinde yaşamaya çalışıyorsun. geceleri düşündüğün tek şey toplumun geldiği nokta. gündüzleri ise 1 m2 alanda döner başındasın. gören gözler, işiten kulaklar, milyarlarca nöron ne için?

bazen bir taşa imreniyor insan. arzularını hiçe sayan bir organizmanın yalnızca yaşayıp ölmesi en korkunç varoluş masalı değilse ne?!
1-) askerlerin donarak hayatını kaybettiği bölgeyi binlerce metre yükseklikten helikopterle gezmek.
2-) askerlerin donarak hayatını kaybettiği bölgeye 4500 tl değerinde louis vuitton marka atkıyla gelmek.
3-) askerlerin donarak hayatını kaybettiği bölgenin yakınlarında helikopter içinde fotoğraf çektirip ilgili, alakalı, samimi bir insanmış gibi görünmek.
4-) her şey bittikten sonra twitter’a yükleyip vicdan mastürbasyonu yapmak.

dipnot: ciğeriniz beş para etmez.
her gün odamda sıkılmaktan sıkıldım. bugün radikal bir karar alıp salonda sıkılmaya karar verdim. şimdi onlar düşünsün...
of of yemin ederim kafayı yiyeceğim hakkında cahilce yazılan şeyleri gördükçe. ersun yanal kimmiş, ne başarıları varmış? yaşınız yetmiyor olabilir, ergen olabilirsiniz ama internet diye bir mecra var hiç yoktan açarsın bakarsın ersun yanal kimmiş ne başarıları varmış. evvela ersun yanal'ın başarısı elindeki kısıtlı kadro ve malzemeyle müthiş başarılar elde etmiş olmasıdır. açıp bakmaktan acizsin ben kısaca burda bahsedeyim hocanın başarılarından;
önce 2000-2001 sezonunda ankaragücü'yle süper lig'de 6., sonraki sezonda 4. oldu.
daha sonra gençlerbirliği'nin başına geçip kulübün efsane başarılar yakaladığı dönemi yaşattı. 2 sene üst üste gençlerbirliği'yle türkiye kupası finaline çıktı. gençlerle ilk sezonunda 3. olurken ikinci sezonunda 10. oldu.
yine gençlerbirliği'yle katıldığı uefa kupasında 4.tur (çeyrek final maçları) sevincini yaşattı ve o sene kupanın şampiyonu valencia'ya elendi. ankara'da oynanan maçta 1-0'lık sonuçla o sene valencia'ya kupada tek mağlubiyetini yaşattı. o çok eleştirildiği milli takım kariyeri bile gayet parlaktı. nisan 2004-haziran 2005 döneminde hocanın yönetiminde milli takım çıktığı 15 maçta 8 galibiyet 4 beraberlik alırken, 3 kez yenildi. milli takım bu maçlarda 29 gol attı 14 gol yedi. açın milli takımın dedeyle son 10-15 maçına bakın o dönemi kıyaslayın.

ankaragücü ya da gençlerbirliği onun döneminde yakaladığı başarı ve sıralamaları ondan sonra bir daha yaşamış mı açın bakın bakalım. hocadan sonra ankaragücü bir daha ilk 4'ü göremedi. zaten 2011-2012 sezonunda alt lige düştü ve bildiğiniz üzere bu sezon süper lige dönüş yaptı.
gençlerbirliği bir daha avrupa yüzü göremedi. yine daha sonra iki sezon eskişehirspor'da görev yaptı ve ligi 8. sıralarda bitirdi. yine türkiye kupasında yarı finaller oynattı. eskisehir'in sonraki halini biliyorsunuz.

gelelim fenerbahçe kariyerine. ilk defa hocanın eline iyi bir kadro ve büyük bir kulübün hocalığı verildiğinde maharetini gösterdi. o tek sezonda fenerbahçe tarihinin en unutulmaz ve en erken şampiyonluklarından birini yaşattı. sadece kazandığı şampiyonlukla değil oynattığı futbolla da taraftarın gönlünde taht kurdu. o sezon oynan baskıcı, ezici ve hücum futbol bu taraftarın hala gönlünü yakıyor. sanıyorum-yaşım itibariyle konuşuyorum-fenerbahçe'nin son 20 yılında belki de yaşadığı en güzel sezon o yılki kazanılan şampiyonlukla oynanan futboldu tabi ki buraya zico'yla yaşanan sezona ayrı bir parantez açıp bırakıyoruz. o sezondan sonra da fenerbahçe'nin bir ruh hastasının kişisel egoları sebebiyle nasıl vitor'larla advocaat'larla tepetaklak olduğunu, borç batağı ve başarısızlıklara gömüldüğünü biliyorsunuzdur.

ersun hoca başarısızlıklar yaşamadı mı? elbette her hoca gibi her başarılı teknik direktör gibi onun da başarısız olduğu sezonlar oldu. bilhassa trabzonspor'la beraber. peki fatih terim, şenol güneş, mustafa denizli, jose mourinho, pep guardiola, jurgen klopp hiç başarısız olmadı mı? hiç kötü sezon yaşamadılar mı? onun en büyük şansızlığı en sevdiği kulübün teknik direktörüyken kulübün başında bir hastanın olmasıydı.
hasılı diego simeone'nin a.madrid ile nasıl bir uyumu var ise, fatih terim'in galatasaray ile nasıl bir uyumu var ise o uyum ve aşk aynı şekilde ersun yanal ve fenerbahçe arasında vardır. aşıklar kavuşturulmalıdır. kim ki aşıkların kavuşmasına mani olur onlar da asla huzura eremezler.

edit:imla
mükemmel ötesi bir uygulama. millet karttır, hesap işlemleridir, bakiye kontrolüdür cebelleşirken, uygulama içerisinden çekmek istediğin miktarı belirleyip hiç bir tuşa basmadan (evet, garantide direk ekranda qr oluyor okutmak için) şak diye çekiyorsun paranı. ben böyle her para çektiğimde mutlu oluyorum ve acaip seviniyorum amına koyayım ne bileyim böyle artistmişim, cern'de çarpıştırıyormuşum gibi geliyor.
samimiyetine ve iş ahlakına inandığım değerli bir teknik direktördür. artık rica ediyorum ciddiyetsiz, saygın değil vs diyerek bu adamcağızı eleştirmeyin. adı lazım değil bu ülkedeki nice "büyük spor adamları" ne kepazeliklere imza attılar ne utançlara vesile oldular ama bırakın ciddiyetsiz olmakla itham edilmeyi hala takımları büyük bir istikrarla yönetmeye devam ediyorlar. demek ki burada egemen olan kriter ciddiyet yahut soğukkanlılık değil. kimin medyada siyaset sahasında güç havzası genişse görevlere getiriliyor. bu adamcağızın esas farkı ise bu güne kadar bu gayri ahlaki kipkirli ilişkiler içerisinde bulunmayıp, bilakis bunlara bulaştırılmaya çalıştırıldığı anda da kendini koruyup geri çekmesidir. akıl almaz sayıda kulüp değiştirmesini de biraz da bu açıdan değerlendirmek gerektiği kanaatindeyim. bu dürüst insan takımın başına getirilirse en azından fenerbahçe taraftarı kendisinin özverisinden, harcadığı emekten, kaygısından, telaşından, bu takımın iyiliği için tüm benliğini ortaya koyduğundan şüphe etmeyeceklerdir ve bence tüm bunlar hali hazırda böylesine takımına yabancılaşmış ve onu artık tanıyamaz hale gelmiş olan taraftarlar için en öncelikli kriterlerdir, olmak da zorundadır.
temmuz 2016.

ocak 2016da kanser teşhisi alan annemin altı aylık kemoterapiden sonra temiz çıkmıştı sonuçları.

o da mutlu olduğum son gün oldu zaten, bundan sonra da olacağımı sanmıyorum.
ben zazayım. kürtlerle bir problemim yok. aslında hiçbir ırkla bir problemim yok, zira ırkları önemsemiyorum. lakin türkleri faşistlikle suçlayan tiplerin zazalara sormadan zazaları kürt ilan etmesi oldukça komik geliyor bana.
cumhuriyet ayakta değildir! gençliğiyle, eğitimiyle sistemiyle, hukuğuyla çökmüştür. bir meydanda, caddede veya sokakta, yüzlerce-binlerce kişi toplanıp cumburiyeti kutlasanız da gerçek budur! ben sadece bir sıvacı ustasıyım. gerçekten eğitimli insanlar benden daha iyi görüyorlardır gerçeği. eğitimsiz bir gençlik eğitimi parayla kıyaslayan bir eğitim ordusu bitirdi koskoca bir ülkeyi. kuranların ruhu şad olsun! rahmet ve saygıyla eğiliyorum herşeye rağmen.
ülkedeki hastalıklı zihniyetin bir tezahürü olduğu için kapatılmaması gereken paçavra.

kapatılmasın ki cumhuriyet düşmanlarının neler düşündüğünü öğrenin.

kapatılmasın ki cumhuriyeti, demokrasiyi ne gibi tehlikeler bekliyor anlayabilin.

kapatılmasın ki gençliğe hitabe'de bahsedilen düşmanların hiç uzakta olmadığını, cumhuriyeti ve cumhuriyetin bize kazandırdığı değerleri korumak ve yaşatmak için daha çok çalışmamız gerektiğini unutmayın.
hangi koşulda, nasıl, neden ve ne kadar direnilmiş olsa da; gerçeğin tüm çıplaklığıyla farkındalığına erişilmiş buruk bir andır.

sevilmediğini kabul etmek büyük devrimdir.
evlenmis olmaları. mutluluğa giden yolda cekilen cile gibiyim adeta benden sonra hepsi hayatının askini buldu.

edit: gelen destek mesajlari ne kadar buyuk bir aile olduğumuzu gormeme vesile oldu.
kendimi bildim bileli taraftarı olduğum spor kulübü.

bugün itibarıyla düşmüş olduğu durum tamamen yönetim hatasıdır.

yönetim hatası derken sayın başkanın tüm iyi niyeti ve fanatik fenerbahçeli olmasına rağmen, yönetimdeki ekibini ve teknik ekibini seçerken yaptığı hatadan bahsetmek gerekir.

sayın ali koç 'un teoriği maalesef pratiğe dökülemedi.

son 10 yıldır mutlaka ilk ikide olan futbol takımına sanki lig sonuncusu olmuş da yeniden kurulması gerekiyormuş muamelesi yapılarak tamamen amatör hamleler ile çöpe dönüştürüldü.

vizyon, gençleştirme, gelecek projeksiyonu martavalları ile comolli'nin peşine fareli köyün masum çocukları gibi safça flüt dinleyerek takılıp bataklığa doğru koşar adım gittik.

rüyasında bile fenerbahçe dorması göremeyecek 1. lig seviyesindeki futbolcular transfer edildi.

liseli ergen twitter gücü ve herbokolog spor yazarlarının çığırtkanlığı taraftarın sesi zannedildi.

aynı yandaş medya dinleyerek almanyanın bizi kısandığı ve her sene 2 trilyon dolarlık petrol rezervi bulunduğuna inandırılan vatandaşlar gibi, fenerbahçe düşmanı spor yazarlarının fenerbahçe'nin dikine oyun (ne demekse) yerine yan pas oyunu oynadığı (geçen sezon istatiklerine göre en çok yan pas yapan takımı şampiyon oldu, ardından başakşehir ve fenerbahçe geliyordu), kısır furbol oynadığı( ligin ençok gol atan takımıydı) inandırılan taraftar, teknik heyete ve futbolculara düşman edildi.

bu saçmalıklara karşı çıkan paralı köpek ilan edildi.

şimdi panik teknik direktör seçimi+panik devre arası transferleri- olağanüstü genel kurul baskısı altında verilmiş pansuman tedbirler içeren yönetimin vizyonua aykırı kararlar+ ekonomik kriz+ istifa+ kriz sarmalına düşmemize ramak kaldı.

bu olursa önümüzdeki pek çok sezon da bu sezon gibi kaybedilecek, rakiplerimiz gibi 15-16 sezon şampiyonluktan uzak geçirecek taraftar kaybı ve küçülme söz konusu olabilecektir.

taraftar olarak yapmamız gereken yönetimeve yeni teknik ekibe en azından sezon sonuna kadar şartsız destek vermek ve takımın sezonu en az hasarla atlatmasına katkı sağlamaktır.

yıllar önce takımın yine böyle çok kötü olduğunda, fenerbahçe'nin en az seyirci rekorunun kırıldığı bir maçın resmi gazetenin spor sayfasında tam sayfa basılmış altına alay eder gibi birkaç cümle yazılmıştı.

ben o resimde en önde babasıyla birlikte oturan soğuktan kızarmış üzgün yüzlü 7 yaşındaki erkek çocuğum. o zaman da bu takımı severdim, şimdi de seviyorum.

o gazete sayfasını çerçevelerip odama asan ve "takımı hiçbir zaman ıslıklama" diyen babamdan miras kalan değerli birkaç şeyden biridir fenerbahçe bana.

türk’ün kalbi sende atar
yaşa fenerbahçe
(bkz: saçlar)

- şaban?
+ ne?
- seviyorum, sen de seviyorsun beni. en çok neyimi?
+ aa, utanırım söyleyemem.
- saçlarımı değil mi?
+ hı hı.
- ben de senin saçlarını seviyorum.
+ bilcümle avratlar saçlarıma deli oluyorlar. seviyorum saçlarımı. onları deniz şampuanıyla yıkıyorum. daha çok seviyorum. siz de yıkayın. ucuz ve bereketli şampuan. saç ve çamaşır için birebir.
lion air'a ait boeing 737 max 8 yolcu ucaginin havalandiktan 13 dakika sonra kaybolmasi durumu.

su anlik durumla ilgili cok fazla bir bilgi yok. sadece ucak sabah 6.20'de, endonezya'nin baskenti jakarta'dan; pangkal pinang'a inmek uzere yola cikip, havalandiktan kisa bir sure sonra pilotlarla irtibatin koptugu soyleniyor. 28 aralık 2014 airasia qz8501 uçağının kaybolması olayindan sonra, ayni bolgede tekrar benzer bir durum yasanmis gibi duruyor.

umarim, bir sekilde can kaybi olmadan atlatilir.

kaynak: bbc

guncellemeler:

- ucagin bulundugu aciklandi. kalktiktan hemen sonra denize dusmus. arama ve kurtarma calismalari suruyormus.

- flightradar24 ucagin cizdigi rota goruntulerini ve detayini yayinladi.

- 2013 yilinda, ayni havayollari ile yasanan kazada ucakta bulunan 101'i yolcu, 7'si kabin gorevlisi toplam 108 kisi de kurtulmus. benzer bir sonuc duymak dilegiyle.

- yetkililer duzenlenen basin toplantisinda; ucakta, 178 yetiskin, 1 cocuk, 2 bebek, 2 pilot ve 6 kabin gorevlisi oldugunu acikladi.

- endonezya'nin afetlerden sorumlu baskani sutopo purwo nugroho'nun olay yerinden paylastigi fotograflar

- baskalari tarafindan kayda alinan video ve fotograflar

- yetkililer ucak enkazinin 30-40 metre derinlige kadar indigini, arastirmalarin surdugunu soyledi.

- pilotun, havalandiktan hemen sonra jakarta soekarno-hatta havaalanina geri donme talebinde bulundugu soyleniyor.

- lion air yaptigi aciklamada: pilot ve yardimci pilotun deneyimli olduklarini, 11.000 saatten fazla ucusta bulunduklarini soyledi.

- kabin ekibinden 3 kisi henuz egitim asamasinda ise yeri girmis kisilerden olusurken; ucakta bir tane de teknisyen bulundugu aciklandi.

- endonezya maliye bakanligindan en az 20 kisinin ucakta yer aldigi; bakanliktan tarafindan, calisanlarin rutin yolculuklardan birini gerceklestirdikleri belirtildi.

- ucakla ilgili sikintili bir uretim serisi oldugundan bahsediliyor. boeing’den elde edilen bilgilere gore; dunya capinda bu ucaktan 4700 adet satilmis.

- ucagin bazi temel, teknik detaylari.

- iyi haberi bekleyen yolcu ve kabin gorevlileri yakinlari icin kurulan yerden bir goruntu.

- henuz calismalar sonlanmamis olsa da; malesef, kurtulan biri olduguna dair herhangi bir kanita ulasilamadigi aciklandi.

- liveleak.com’da yer alan ucak icinden ve dustukten sonraki goruntuler

- ucaktakilerin yakinlarina, kurtulan olmadigi ve hastaneye gidip kimligi belirlenemeyen yolcu ve kabin gorevlilerinin kimliklerini tespitte yardimci olmalari istendi.

- malesef ucakta bulunan 189 kisinin de hayatlarini kaybettikleri aciklandi.
her mide yanması, mide yanması değildir önce bunda bir anlaşalım. ne mide yanmaları gördüm 40 dakika içinde yaygın anterolateral myokard enfarktüsü olduğu için vefat eden.

gerçekten mide kaynaklı ise de birçok arkadaşın yazdığı gibi baharatlı, yağlı, tuzlu, aşırı sıcak ve soğuk yiyeceklerden, asitli içeceklerden, kafeinli içeceklerden, kızartma türü şeylerden uzak kalmak, gece yatmadan önce en geç 4-6 saat önce yemek yemiş olmak, yine yatarken çift yastık kullanmak gibi yaşam koşulu değişiklikleri yapmak şart. bunların yanında bir de gastroenteroloji uzmanına muayene olmalısınız ki mide yanmasının sebebi nedir, anlaşılsın ve buna yönelik tetkik, tedavi plânlansın. elbette toplumda sık olan reflü gibi bir durum olma olasılığı yüksek fakat yine toplumda sık olan helicobacter pylori bakterisine bağlı olma olasılığı da yüksek ve eğer bu ikincisi sebepse, gereken şekilde tedavi edilmediği müddetçe kansere gidebilecek kadar yolu açık. sağlıklı günler dilerim.
(bkz: break dance)

ben yıllar önce bir pizzacının dışarıda kalan barında kız arkadaşımla pizza yerken rast geldim. elemanlar break dance yaparak yanaştılar. biri elini uzattı. bir süre kız arkadaşıma baktım. sonra bana uzatılan eli tuttum. ve elektro boggie hareketi ile başlayarak onlara değişik figürler yaptım. fena dans etmem. ben figurumu yapıp klas bir kol hareketiyle başka bir çocuğa geçirdim dans sırasını. bu şekilde 10 15 dakika oyalandım. sonra göğüslere yo bro çek this out hareketi yapıp selamlaştık. yollarına gittiler. alkış aldım la pizzacıda. hatun diyo sen bunları nereden tanıyorsun. uzun hikaye dedim. açıklamak daha zor geldi.

edit: ramazan davulcusunu atlatmak daha zor.
kendisiyle ilgili “her şeyden çok sevdiği fenerbahçe...” şeklinde bir algı var.

hayır efendim, en çok kendisini sever aykut.
alex’in ayrılışı bunun en büyük ispatıdır.

tanım: küçük takımların antrenörü

edit: eksik tanımlamışım. doğrusu; küçük takımların ve küçük beyinli kendini küfür olmadan ifade edemeyen zeka yoksunu insanların kocaman umutlarının sahibi büyük antrenör.