Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
buna hazırlıklı değildim işte. tam uyumaya hazırlanırken bu haber yıktı beni. lanet olsun. bir gün gideceğini biliyordum ama erken oldu sanki.

edebiyat dünyası öksüz kaldı. :(

ekleme: bilimkurgu dünyasının hala hayatta olan en büyük kalesiydi le guin. çok büyük yazardı. neler yazacağımı bilemiyorum şu an, elim ayağıma dolaştı.

ekleme 2: ölümünden kısa bir süre önce türk bilimkurgu okurlarına mesaj göndermişti kendisi. bilimkurgu kulübü'nün katkılarıyla, ithaki yayınları'ndan çıkan yeryüzü müzesi isimli öykü derlemesinin arka kapağında yer alan metin:

“bilimkurgu kulübü’nün, türkiyeli yazarların bilimkurgu öykülerinden oluşan bir antoloji hazırlıyor olmasına çok sevindim. bu zor zamanlarda tüm yazarlar, yaratıcılık ilkesine bağlı yaşayan diğer yazarlardan ve bu yazarlara, finansal beklentilerin zincirlerinden kurtulmaları konusunda destek veren yayınevlerinden güç alırlar.

her birimiz, dünyanın dört bir yanında, büyük bir karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışıyoruz diyebilirim. böyle eserler en ihtiyaç duyduğumuz vakitlerde yakılan, etrafımızdakileri ve gitmemiz gereken yolu aydınlatan lambalardır. bu lambaların yakıtı da hayal gücüdür. türkiyeli okurlarım, dostlarım ve yoldaş yazarlar, bu ışığın yanmasına vesile olduğunuz için size teşekkürü borç bilirim.”

ekleme 3: bu gece omelas'ı bırakıp gidenler'i (bkz: the ones who walk away from omelas) tekrar okumak gerek... o da okurlarını bırakıp gitti. sevdiğim yazarların %90'ı zaten ölmüş olduğundan, ilk defa bir yazarın ölümünden bu kadar etkilendim diyebilirim.
irlanda
benzin fiyatı : 5,24 tl
asgari ücret : 7.100 tl

yani 1 asgari ücrete 1.354 litre benzin alabilirsin.

türkiye
benzin lt fiyatı : 5,85 tl
asgari ücret : 1.603 tl

yani 1 asgari ücrete 274 litre benzin alabilirsin. sadece irlandadan bile neredeyse 5 kat fakiriz. haram zıkkım olsun vergilerim.
doğrusu; "fabrikamdan istediğiniz kadar işçiyi operasyona götürebilirsiniz" olacaktı. (malum sınırlama)

ankara polatlı osb'de kraldan çok kralcı bazı işverenlerin talebi imiş.

böylesine bir lakaytlık, en başta operasyondaki askerlerimize hakaret değil mi?
ulan! siz çalıştırdığınız işçinin hakkını düzgünce verin, ticarette ahlaklı olun, bu ülkeye daha iyi hizmet edemezsiniz zaten. bu şova ne gerek var?

ilgili haber

edit: arkadaşlar haklı, birde bunlar işçileri kendi malı gibi görüp canı hakkında da tasarrufta bulanabileceğini düşünüyorlar. hey gidi kapitalizm! sen nelere kadirsin?
doğru olandır;

bir de ispiyonladı diyor, kıskanıyorsun diyor dingilin biri altta. devlet bizim maaşın yarısına gavat olduğumuz için mi el koyuyor? ne özelliği var bu boş beleş videocuların?

sizin mantığa göre kaçak elektrik kullanan da ispiyonlanmamalı, rüşvet alan da. devlet ettiğin kar üzerinden pay alıyor ise vereceksin arkadaşım. vergi düşüktür yüksektir, gereklidir değildir bunlar ayrı konu.

medeniyete vergi kaçırarak, kaçıranı gizleyerek ve hatta ihbar edene ispiyoncu diyerek yarrak ulaşırsınız. normalleştiriyor bir de hele bak hele.
birinden duymustum. bir arkadas grubu. erkeklerden olusuyor. bir arkadas da calistigi yerden bir kizla tanisiyor. ilk baslarda demekki evlilik niyeti yoktuki gelip gelip anlatiyor, iste kiz kaldirdim, söyle cakiyorum böyle hoplatiyorum diye. gün geliyor bunlarin iliskileri evlilige varinca bu salak arkadaslariyla tüm iliskisini kesmek zorunda kaliyor. eh en ince detayina kadar yaptigi isleri anlat birde kalkip dügününemi davet edeceksin insanlari. ama anlamadigim sey evlide olsa sevgili de olsa kadinlar kendi aralarinda daha detayli konusuluyor bunlar. garip.
yazarı yakından tanıyan biri olarak, mesajlardan kurtulmak için yalan söylediğini belirtmek istediğim başlıktır, kendisi 1,75 boyunda sarışın bir afettir. *
gençliğinde ne tür müzik dinliyorsa, ölünceye kadar aynı türü dinleyen insandır.

ne diyorsun anlamıyorum ki; kırk sene rock ve metal dinleyip, serdar ortaç'a mı dönüş yapalım?
katledilişinin 25. yıl dönümünde andığım atatürkçü aydınlıkçı güzel insan. radikal islam, gülen cemaati ve pkk terörünü yıllar önce yazdığı kitaplarla bize anlatmıştı lakin susturdular onu, tıpkı diğerlerine yaptıkları gibi. düşünceleri halen geçerlidir. ruhu şad, mekanı cennet olsun.

''ben atatürkçüyüm. ben, cumhuriyetçiyim. ben laiğim. ben anti emperyalistim. ben tam bağımsız türkiye'den yanayım. ben insan hakları savunucuyum. ben, terörün karşısındayım. ben, yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. öyleyse vurun, parçalayın, her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır.''

bir pazar sabahıydı..ankara kar altında...

uğurlar olsun.
resmi bir kaynaktan teyit edebilmiş değilim ama birden çok kaynaktan okuduğuma göre rus askerleri ve suriye sınır muhafızları da arimah ve menbiç'ten çekilmeye başlamış yavaş yavaş. bu gerçekse eğer hewaller feci şekilde yan basmış demektir.

yalnız genel anlamda bize karşı takınılan tavır o kadar ılımlı ve hatta yer yer pozitif ki ben korkuyorum ister istemez. çoğu avrupa devletinin "türkiye'nin kendini savunma hakkı var" demesi falan ne bileyim. evet, ne yaptığı belli olmayan bir gruptansa nato üyesi, avrupa'ya ve orta doğu'ya sınırı olan bir devleti tercih etmek işler ciddiye bindiğinde en kolay tercih olarak görülebilir ama bu ülkelerin ve politikacıların ne kadar ikiyüzlü olabildiklerini de biliyoruz. umarım en az kayıpla ve bizim istediğimiz şekilde neticelenir bu süreç.
hürriyet’in haberine göre yök’ün yeni planı.

odtü, itü ve boğaziçi gibi üniversitelerde doktorasını tamamlamış akademisyenlere doktorasını aldıkları üniversitelerde kadro için taşra üniversitelerinde en az iki yıl mecburi hizmet şartı getirilmiş, böylece taşra üniversitelerinde eğitim kalitesinin yükseleceği savunuluyor.

atlanan nokta ise, bu gibi üniversitelerde öğretim üyesi olabilmek için ya yurt dışında doktora yapma şartı, ya da post doc yapma şartı bulunması. aksi takdirde ilgili üniversiteler zaten sizi hoca olarak almıyor. zaten yurtdışında doktorasını yapan kişi türkiye’ye dönmek istemezken bir de mecburi hizmet şartı getirerek beyin göçü adeta teşvik ediliyor. stanford’da doktora yapmış adamın dicle üniversitesi’nde ders verecek kadar vatan aşığı olmadığının umarım farkındadırlar, aksi takdirde taşra üniversitelerindeki eğitim kalitesini yükselteyim derken araştırma üniversitelerindeki kaliteyi düşürecekler.

edit: yök’ten konuyla ilgili yalanlama gelmiş ve gayet isabetli olmuş.
akp denen mafya çalarken, torpil yaparken, ihale kaparken, parsel parsel satarken, herkese düşman hukuku uygularken, reza davasinda, man adasi yolsuzluklarinda, cocuk tecavuzlerinde bunlarla aynı gemide değiliz de, politik rant amacli cikarilmis, erken secime calistigi asikar bir krize, savaşa gelince aynı gemideyiz! vatan, millet, sakarya deyip diktatorun arkasina piyade olarak dizil, herkesi de pkkli ilan et.

daha iki hafta onceydi yahu hashtagler falan.

muhalefetinde de bir bok olmaz bu ulkenin.
“savaş bir halk sağlığı sorunudur.”

düşünebilen her birey, doktor olmasına gerek yok, savaşta tek kaybedenin halklar olduğunun farkındadır. savaşın hem psikolojik hem bedenen halk sağlığını tehlikeye attığının bilincindedir.

düşünebilen dedim.
* dört yıldır ailemden uzakta ve yalnız yaşıyordum. şimdi yanlarına yeniden döndüm. ilk başlarda alışmakta zorlandım şimdi yeni yeni alışıyorum. mutsuzum.

* geçen gün tam hazırlanmış evden çıkacakken annem elbisenin boyu çok kısa dedi. tartıştık ve ağladım. bir elbise boyu için ağlayacak insan değilim ama bazen özgürlüğüm kısıtlanmış gibi hissediyorum buna ağlamıştım esasında.

*işsizim, baba evime geri döndüm ve babamdan para alarak yaşıyorum. tüm bunlar beni üzüyor.

*dün yakın bir arkadaşımla telefonla konuşurken bana " bir uçurumdan inerken aniden ip kesilir düşersin ya. işte sen böyle aniden ve sebepsizce terk edildin. adam da 3 ay sonra nişanlandı. senin yerinde olmayı hiç istemezdim, memleketi terk ederdim valla" dedi. sağol yaa dedim sadece. verdiği moralsizlikler için.

*"doğacaktır sana vadettiği günler hakk'ın, belki yarın, belki yarından da yakın" diyen mehmet akif seni öyle iyi anlıyorum ki.

* son 8 ay içinde aniden 18 kilo aldım. 48 kiloydum şu an 66 kiloyum. çok sevdiğim bazı elbiselerim olmuyor. 53 kiloya düşmek istiyorum ve nasıl yapacağım konusunda bir fikrim yok.

*seni stalklamaktan daha sıkıcı bi şey yok. bıktım senden ama vazgeçemiyorum da.

*arkadaşlarımın ya düzenli bir ilişkileri var, sevgilileriyle mutlular ya da nişanlandılar. henüz evli sayısı az. kendimi oldukça şanssız hissediyorum ilişkiler konusunda.

*çok sevdiğim iki tane kolyemi kaybettim. ikisi de pahalıydı. manevi değerleri daha yüksekti. hiçbir şeye sahip çıkamadım. her zaman arkasından gözyaşı döken oldum eşyaların, insanların.

* benim uzun, kıvırcık ve simsiyah saçlarım var. aslan yelesi gibi. dalgası çok güzel. moralim bozuldukça gidip aynadan saçlarıma bakıyorum.

*bütün bu süreçte şunu anladım ki ağlamak ve ders çalışmak en iyi terapidir. bugün ders çalıştığım için bi nebze iyiyim uyumadan önce de yarım saate yakın ağlayacağım ve daha iyi olacağım.

* şu yazdıklarımı okudum da ya hep geç kaldım hayata ya da erken davrandım yarım kalmalarım hep bu yüzden.

*bizim için çok zor ama senin için çok kolay allah'ım, sen ol de, her şey oluverir. lütfen ağlayan da gülsün.
fotoğrafını açmadım çünkü biliyorum ağlarım.

ben küçükken şehirlerarası bir yolculuk yapıyorduk. önümüze bir kedi çıktı. babam kediyi ezmemek için direksiyonu kırdı, kedi de arabayı görünce refleks olarak direksiyonu kırdığımız yere kaçtı. yani kedi refleks olarak kaçmasa ya da babam kediyi ezmemek için direksiyonu kırmamış olsa kedi kurtulacaktı. ama kediyi ezdik. üstünden geçtik. ezilirken çok kötü sesler çıktı, çıtır çıtır. ben yolculuk boyunca ağladım. annem de ağladı. babam da çok üzüldü. hiç konuşmadık yol boyu. hala o kedi aklıma gelince ağlamak geliyor içimden. hem de öyle bir iki damla gözyaşı değil o ezilirken çıkardığı sesi hatırladıkça hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum.

istemeden zarar verdiğimiz bir canlıya ben böyle üzülürken insanlar bile isteye nasıl zarar veriyorlar hiç anlamıyorum. geçen gün de bacaklarına asit dökülen bir köpek vardı. gerçekten nefret ediyorum hayvanlara zarar veren insanlardan. ya kendi halinde bir hayvancağız ya. sana ne zararı var? ne istiyorsun zavallıdan? bırak yaşasın. fotoğrafı açmadım ama acı çektirilen bütün hayvanlar için gözyaşlarım akmaya başladı bile :/

umarım bunu yapan caninin başına çok daha kötüsü gelir.
gelmiş geçmiş en büyük basketbolcu diyebilmek için 15 yaşında olmak gerekir, zira liseliler majestelerini bilmez.
"bitcoinin ponzi oldugunu düşünüyorum ve elimde bitcoin var. "

o zaman sen bana ver basini belaya sokma, kardes
hayatta başıma gelmeyen, asla anlayamadığım başlık.

takriben internet kullanmaya başladığım son 20 senede de 5-6 kere ev değiştirdim; hiç bu soru ile karşılaşmadım. etrafımda da kimsenin kimseye şifre sorduğunu vs. duymadım.

nerede yaşıyorsunuz olm siz? nasıl komşular bunlar?
"otobanda giderken arkadan selektör yapıp gelen hiçbir arabanın siz istemedikten sonra sizi geçme ihtimali yok" denmiş.

sen araba kullanma güzel kardeşim, sen yolun bundan sonrasına katırlarla devam et bence. alfa romeo'nun kendisi bile böyle bir iddiada bulunmamıştır.
yıl 2012, güneydoğuda görevdeyim,bulunduğumuz karakola baskın istihbaratı aldık ve gece mevzileri geziyoruz.neyse çok uzatmayacağım,başımdaki komutanım karakolun bahçesinde elindeki havan ile tetkik yaparken;

-oğlum ben bu havanla bu açıdan karakolu vurmadan dere yatağına atış yapabilir miyim?
ben-evet komutanım.
-amuğa bile goruz.

dedi ve bu adama biz gıyabında baba derken sana göre avamdı,şivesi bozuktu,biraz görmemişti ama tuncelide şehit olan askerinin miğferini yanında taşıyordu.bize, mevzi talimatını siktiredin gerekirse hapis yatalım bekleyerek ölmeyelim diyen yiğit bir adamdı.

sen ve senin gibiler eğer o duyar kastıklarınla olmak istersen ulaş bana.
bıktım lan bu ülkeden. sikerim yapacağınız işi. ülkeden çıkmak için uğraşacak kadar gücüm bile yok. iyi bir mesleğim var. ekonomik sorunum yok. ülkeden çıkabilecek kadar param da yok.

ne diye çabalıyorum bu ülkede? bu dünyada? sorusu çıkmıyor aklımdan.

edit: herşeye sürekli gelen zamlardan, kan/aidiyet uğruna ölen insanları sözde sahiplenen ve bundan beslenen insanlardan, hergün metroda metrobüste girdiğim kalabalıktan ve özellikle arapça konuşan sayısının türkçe konuşan sayısından fazla olmasından, günden 10-12 saat çalışıp yarrak kürek maaş almaktan, askerliği ertelicem diye yüksek lisansa birsürü para bayılmaktan, hayatta sevdiğin işi yap yaptığın işi sevmek zorunda kalma mottosuna uzak olmaktan..... bıktım.

edit2: özelden küfreden arkadaşlara ne diyeceğimi bilememekten.

not: ne çok soran oldu ya! birader ben bilgisayar mühendisiyim. özel bir şirkette çalışıyorum. bu herşeyin iyi olduğu anlamına mı geliyor? yıllardır içinde bulunduğumuz durumu nasıl görmüyorsunuz? nasıl anlamıyorsunuz? resmen hiçbir değerimiz yok. haline şükret diyen arkadaşlara diyorum, ben bile kendi kendime kaldığımda hayal kurmadan çıldırır pozisyona geliyorsam, ülkenin geneli ne yapsın allah aşkına ya. yeter artık yeter!.