cinderesi'nin de alınmasıyla, şahsım adına artık kontrolü ve icrasının başarısı hakkında kalan ufak şüphelerimin de bertaraf olduğu harekattır. taraflar küfre başlamadan önce belirtmek isterim ki,
suriye iç savaşı gibi propaganda/karşı propaganda ve asparagas haberlerin aşırı yaygın olduğu bir savaşta belli bir ölçüde taraflara şüpheli yaklaşmanın doğal olduğunu düşünüyorum. bu süreçte bunları özellikle dile getirmedim, zira faydası olmadığı gibi adı üzerinde şüphe sadece şüphedir.
vatandaşlar arasında politik görüşler ne olursa olsun, öncelikle açıkça görülüyor ki tsk halen daha bu ülkede en profesyonel işleyen kurum ve bunu yine politik görüşlerden bağımsız olarak takdir etmemek kanaatimce kafayı kuma gömmek veya omuzları kaldırıp indirerek "bana ne, bana ne" demek gibi bir şey.
sivil savaş öncesi bile kürt nüfus yoğunluğuyla dikkat çeken, hatay/kilis bölgelerine sızmaların tamamen üzerinden yapıldığı, yine savaşın başladığı ilk anlarda ypg kontrolüne geçen ve
ypg tarafından istihkamların kurulduğu, dağlık bir bölge afrin. bu bölgede yapılacak harekatın tsk ve müttefik grupları tarafından gerçekleştiren profesyonellik dışı ilk eylemde, sivil halkın ypg etrafında daha da birleşmesi sonucu ciddi bir hasar görebilme ihtimali vardı. şimdi afrin harekatını doğu guta harekatı veya diğer bölge harekatlarıyla kıyasladığımda gördüğüm şey, tsk'nın açık ve net bir şekilde kalite farkını ortaya koymasıdır.
böyle bir bölgede gerçekleştirilen harekat sırasında, günde en az bir büyük skandal haberin veya insan hakları ihlalinin karşıt unsurlar tarafından yüksek sesle haber yapılacağını düşünmekteydim. ancak iki aya yaklaşan süreçte karşıt unsurların asparagas haberlerle rezil olması, karşı propagandanın benim türkiye'den beklemediğim bir profesyonellikte icra edilmesi, sivil unsurlar gözetilerek minimum operasyon dışı verilen zarar gibi konular karşıt unsurların sesini neredeyse tamamen kesti.
bu tarz profesyonellik dışı hareketleri tsk'dan değil, öso'dan beklemekteydim pek çok kişi gibi. ancak anlaşılan o ki, öso unsurları ile tsk arasında eğitim ve benzer konularda efektif bir desteğe dayanan ciddi bir usul birlikteliği doğmuş. tsk desteğinin hava desteği veya topçu desteğinden ziyade eğitim anlamında çok önem kazandığını düşünüyorum. zira aynı şekilde desteğe sahip olan suriye arap ordusu veya fırat'ın doğusundaki ypg unsurlarından kesinlikle daha başarılı bir şekilde hareket ettiler bugüne kadar. bunları minimum yan hasarla yaptılar. birbirinden belli ölçüde bağımsız, irili ufaklı pek çok grubun türkiye'ye, savaş alanında bu derece koordine olabilecek kadar, güvenini kazanmış olmak çok büyük bir başarıdır. bunu bana kalırsa bu zamana kadar ne abd, ne de rusya yapabilmiş değil. özellikle bazı gruplar bu harekatta epey öne çıktı.
hamza tugayı bunlardan sadece biri. bu birlik içerisinde yine türkiye tarafından organize edilen
kürt şahinleri grubunun kurulması da bence çok akıllıca bir başlangıç.
fırat kalkanı da başarılı bir harekattı. ancak yine de fırat kalkanı ile zeytin dalı harekatları arasındaki kalite farkı çok bariz. üstelik fırat kalkanı, sünni arap çoğunlukta olan ve düz bir alanda icra edilmişti. şimdi buradaki farklar
ismail metin temel ile
zekai aksakallı arasında olan bir askeri zeka farkı mıdır, fırat kalkanı sonrası elde edinilen tecrübe farkı mıdır, yoksa ypg'nin ışid'e kıyasla aslında savaş motivasyonu daha düşük bir örgüt olmasından kaynaklanan bir fark mıdır bilemiyorum. daha pek çok değişken olabilir elbette, örneğin verilen zırhlı araç zaiyatı arasında da ciddi farklar var. bu doktrin uygulamasından mı kaynaklanıyor, yoksa araçların teçhizat farklarından mı bilemiyorum. yine türkiye bu operasyonda ciddi bir şekilde, milli, yarı-milli ekipmanları efektif bir şekilde kullanmaya başladı. muhtemelen iki harekat arasındaki fark, saydıklarımın ve unuttuklarımın toplamından gelen bir farklılıktır.
harekat, takip ettiğim kadarıyla hava koşulları dışında sebeplerle hiç ivmesini kaybetmedi. yavaş icra edilmedi. son derece kontrollü gidildi, bu süreçte iç unsurlar da baskı oluşturmadı. karşı propagandalar karşısında şüpheye düşmedi. halen daha "operasyon uzun sürdü" diyen insanlara veya ypg'nin tüm mühimmat ve mevzilerini terk ederek içerilere çekilmesinin kontrollü ricat olabileceği şüphesini taşıyanlara katılmam mümkün değil. tsk
raco'yu da cinderesi'ni de, tüm askeri otoritelerin beklediğinden çok daha hızlı bir şekilde aldı. bu yüzden, bu otoritelerde bir sessizlik var. tek ses çıkaranlar ypg ve ypg'yi açıkça, objektiflikten uzak bir şekilde desteklemeye devam eden unsurlar.
şu an aklı çalışan, bölgedeki büyük aktörlerin komuta kademelerinin tamamının türkiye'nin bölgedeki diğer unsurlarla arasında birkaç lig olduğunu gördüğüne ve aslında bu duruma şaşırdıklarına eminim. bu büyük unsurlar, yaptıkları seçimler ve demeçleriyle türkiye'yi incittikleri anlardan muhtemelen pişmanlar ve türkiye'nin aktif müdahaleci bir düşünce tarzıyla hareket ettiğinde tüm oyunu değiştirebilecek bir aktör olduğunu gördüler. hava sahası açıldığı veya açılmadığı halde bunu yok sayma kararı alındığı takdirde, tsk varlığıyla bölgedeki kader belirleyici tek unsur. yine tsk, bana kalırsa pek çok bölgede bulunan yerli halklar arasında ortalama olarak en kolay kabul edilecek unsur.
mümkün mertebe objektif yazmaya çalıştım. özetle, tüm dünya'nın beklediğinden çok daha başarılı ve süratli işleyen bir harekattır. ypg'nin direniş romansı kırılmakta, yerini dostları tarafından hissedilen acıma duygusuna bırakmaktadır. bu ypg için iyi bir şey değil.
selefilerin meydana gelmesine sebep olduğu islam karşıtı kamuoyundan beslenen bir destekleri vardı ancak bu desteğin en az yarısı kendilerinin güvenilir ve sağlam savaşçılar olduğu düşüncesinden besleniyordu. zamanla ortaya çıkan yeni görüntüler, sakinliğini koruyan açıklamalar ve türkiye'nin biraz daha fabrika ayarlarına yakın, seküler bir görüntü çizmeye çalışması kendilerini efektif olabilecek her türlü destekten yoksun bırakabilir. zira kendileri istediği kadar aksine inanmak isteseler de, hint-avrupa dili konuşuyor olmak avrupa'nın veya batı'nın gözünde onları temelde aşağı görülen bir orta doğulu olmaktan çıkarmadı hiçbir zaman. umarım ordunun gösterdiği profesyonellik, siyasi irade tarafından da gösterilir.