Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
(bkz: ben)

yüzlerce sayfa yazabilirim ama kendimi kötü hissettiğim için olayı sadece özet geçeceğim.

ıstanbul'da yaşayan daha geçen sene üniversiteden mezun olmuş, 23 yaşında bir gencim. sevdiğim kız anadolu'nun herhangi bir üniversitesinde okuyor. 31 ekim onun doğum günüydü. ve ilk kez onun doğum gününü birlikte geçireceğimiz için olsa gerek yaninda olmayı, aylardır ona almayı düşündüğüm hediyeyi vermeyi, verdikten sonra onun suratındaki mutluluğu görebilmeyi umuyordum. farklı ne hayal edebilirdim ki.

fakat gel gelelim çalışma koşullarımin pek esnek olmaması nedeniyle yanında kısa bir süre kalabilirdim. aslında bu süre başlıkta görülen 60 dakikadan fazla olabilirdi,yanında 2-3 saat geçirip ıstanbul'a geri dönmek için yola koyulacaktım. birde kisa süre önce kendisiyle telefonda ufak bir meseleden tartışmıştık, bunu da telafi etmiş olurum düşüncesiyle de gitmeyi çok istiyordum. evet biliyorum çok aptalca gelebilir 1-2 saat birisini görmek için 8-9 saat yol gidip gelmek. ama ona verdiğim değer 8 saat yol gidip gelmekten çok daha fazlaydı. her neyse işin sonunda geçmiş diyaloglara takıldığını, buraya geldiğim için mutlu olduğunu ama aramızdaki durumun onu gerdiğini,yorduğunu ve önceliklerinin çok farklı olduğunu aramızda bundan sonra herhangi bir sey yaşanmayacağını, ama iyi bir arkadaş olarak hayatında kalabileceğimi, zaten sevgi insanı olmadığını söyleyerek resmen siktir edildim.
o an aklından çokca şey geçti, geldiğim ve geri döneceğim yolu düşündüm, eminim ızdırap gibi geçecekti...

insanın en çok kendisini sevmesi gerektiğini, kendisi için fedakârlık yapması ve en çok kendisine değer vermesi gerektiğini anlamam için daha kaç tokat yiyeceğim bu hayatta bilmiyorum. ama bildiğim bir şey var; bütün insanlardan soğuyorum,yalnız kalmak istiyorum ve kimseye değer vermek istemiyorum.

edit1: yazıyı yazarken gündeme gelmesini hatta en çok konuşulan başlık olmasını hiç beklemiyordum,benim yaptığım sadece içimi dökmekti. ama dün geceden beri mesaj kutumu yeşillendirip yüzlerce mesaj atan, tecrübelerini aktaran güzel yürekli insanlar gördüm, hepsine ayrı ayrı teşekkürler. hepiniz güzel insanlarsınız, umarım hayatlarımız da sizlerin yürekleri gibi güzelleşir.

edit2: ayrıca neden 1 saat yerine 60 dk yazdığımı merak edenlerin bir hayli fazla olduğunu gördüm,başlık karakter sınırlaması nedeniyle bunu yaptım farklı bir amaç barındırmıyor kısacası.
valla bugüne kadar çok boş entry okudum. ama bu kadar çöpünü de ilk defa görüyorum. halkalı çöplüğü bile daha az kokar bu entry'nin yanında. adam resmen kendisine yaşanacak bir toprak parçası veren ata'sına küfür edilebilmesi için yasa değişikliği istemiş. bu basit bir trollük değil. bu alenen provokatörlük. bunun adı yasayla suç işleme özgürlüğü istemek. sırada ne var? cinayet serbest bırakılsın mı var? yoksa bizden olmayanların sokakta bıçaklanması mı var? o zaman ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi kanunu da kaldıralım. mesela çocukların korunması kanunu da var. onu da mı kaldıralım?

atatürk'ün korunması kanunundaki amaç atatürk'ü korumak değildir. atatürk'ün zaten korunmaya ihtiyacı yoktur. çünkü o bir ruhtur, bedene indirgenemez. burdaki esas amaç milli ve manevi değerlerimizi korumaktır. ama sen gidip atatürk'ü bedene indirgediğin için bunu anlayamazsın tabi. tıpkı kadınların, çocukların, ailelerin korunması hakkındaki kanunları anlayamadığın gibi. oradaki amaç da toplumun bizzat kendisinin, ülkenin geleceğinin korunmasıdır. atatürk'ü koruma kanunu'nun da özü budur. ülkenin geleceğinin korunması hedeflenmiştir. çünkü temelinde, kökünde, damarlarında atatürk olmayan bir türkiye nefes alamaz. boğulur. ortadoğu bataklığında sivrisineklere yem olur. yani bu kanunun aslında bizzat seni koruduğunun bile farkında değilsin.
yeterince soğuk bir günde ağzımın içinin çok üşümesine istinaden konuşmama kararı alıp, konuşmadım.
öyle bir soğuktur işte...
geçen senelerde ebso'da buna yakın bir konuda avukatların da olduğu bir seminer vardı. çalışanların video kaydına alınması ve sonra seyredilmesi veya çalışanın bilgisayarının ondan habersiz bir şekilde izlenmesi yasal olarak suç kapsamındadır. bir şüpheli durum varsa yasal yetkililerden alınacak izinle bu mümkün olabiliyormuş.
yaklaşık 2 ay önce nikah şahidi olduğum en yakın arkadaşımın nikahını kaçırdım, 2 adımlık yola gidemedim aynı sebeple. şu an bile ettiğim küfürün haddi, hesabı yok.

o kuyruktaki her bir aracın içinde kimbilir neler yaşanıyor. yazık. allah sabır versin.
domino taşlarının devrilmesinin başlangıcı olacak olan olay.

cemaat-akp kavgası 17/25 aralık ile başladı.

gelin hikayeyi hatırlayalım:

-17/25 aralık tarihlerinde reza zarrab, 4 bakan ve akpnin önemli isimlerine operasyon yapıldı. bu süreçte ortaya onlarca kaset döküldü. akpnin kirli defterleri ortaya saçıldı.

-zaman içinde onlarca polis pdy üyesi diye tutuklandı, asıl sebep ise herkesin bildiği üzere 17/25 aralık operasyonlarını yapmalarıydı.

-cemaat ile akp iyice birbirine girdikçe ortaya onlarca iddia saçıldı.

-tutuklamalar birbirini izledi ve en son cemaatin "bize komplo kurdular" dediği, akpnin "fetö darbesi" dediği, ana muhalefetin "kontrollü darbe girişimi" dediği bir darbe girişimi yaşandı.

ve bunların hepsi 17/25 operasyonlarına dayanıyordu. şimdi abd derse ki bu kasetler gerçektir, 1-2 sene içinde ambargoya hazır olmak gerekli. bu ambargoyu ecevitin kıbrıs harekatı karşısındaki onurlu duruşu sonrası türkiye'ye uygulanan ambargo ile karşılaştırıp, milliyetçilik kasacak aptallar olacaktır.

hepsi akp'nin ve siyasal islamın suçu, yani dini imanı kullanarak siyasi menfaat sağlamaya çalışanların suçu.
gelmiştir, hayırlı olsun.
sonunda bu da oldu. "ekşisözlük premium" çağına geldik.
aylık: 1.29 tl
yıllık: 11.99 tl
ios'teki resmi ekşi sözlük uygulamasının sayfasında; yeni gelen 1.0.5 güncellemesiyle birlikte görülebilir.
https://itunes.apple.com/…-sözlük/id1216400454?mt=8
https://i.hizliresim.com/zo3zov.jpg
https://i.hizliresim.com/byzb7m.png

büyük ihmalle "adblock eklentisi kapat yoksa siteyi göstermem" olayının ekşi sözlük'te de uygulanmasına yol açacaktır. düşünsene, adam senin oluşturduğun içeriği sana gösterirken sağına soluna reklam koymak için birilerinden para alıyor. sonra da sana o reklamları göstermemek için bir de senden para alıyor. net iyi iş.
"var sayalım önemli tarihi eserler çıktı veya altın bulundu..
vakti gelir ve gerek duyulursa öğrenirsin ..."

bu yazıyı 3 kere okudum... anlamaya çalıştım, neden bir insan, yular takılmış at muamelesi görmek ister diye?

seni bilmem ama ben bana çizilen yolda değil, kimsenin hakkına meyletmeden kendi belirlediğim yolda ilerlerim. ve birileri benim yerime gerek göremez, ben talep ederim...

devlet gelecek, bir yıl kazı yapacak, kuş uçurtmayacak, ve benim, vatandaşın bilgisi olmayacak? sebep? bu topraktan çıkan her şey benim kültürümün parçası... ve kültüre maddi değer biçmekten başka bir şey yapamayan insanlara tabi ki teslim edilemez...

hz. muhammed ne der? iş ehline verilir... şu an bu kazı kimin eline verildi? hangi arkeoloğun çalışıyor?

ne kadar çok seviyormuşsunuz biat etmeyi... anca avcunuzu açıp acaba efendimiz bize ne vermeyi uygun bulur diye beklersiniz....

(bkz: gerçek insanlık bu değil)
(#71792638)
(#71793135)

alıngan teröristleri göstermiş saldırıdır. terör eylemine sevinen de teröristtir temalı; düz mesajı olan bir entry girdim.
adam alındı; iki ihtimal var; ya saldırıya sevindi ona alındı; ya gerçekten terörist ona alındı.
yazdığımın hiçbir yerinde islamla ilgili bir ima, kasıt vs. yok zaten slogan gibi düz entry ama terörist deyince kendisi islamı anlıyor ve alınganlık gösteriyor; ve milleti de bununla itham ediyor.
silme de herkes okusun kimin islamla terörü bir andığını...
bir ülkenin adalet bakanı ve başbakan yardımcısı meclis kürsüsünde fethullah gülen adlı terörist başına biat ettiğini açıklıyor ve şahsına hiçbir cezai müeyyide uygulanmıyor fakat, televizyon programlarında "elalem uzayda arsa alıyor, biz imam eriği icat ediyoruz." minvalindeki sözlerden başka bir şey söylememiş bir bilişimci fetö'den gözaltına alınıyor.

cümle bu.
bilgisayar işlemciniz.

eskii bi masa üstü bilgisayarım vardı.uzun süre açık kaldığında çevresine ısı veren verimli bir kaynak haline dönüşüyordu. şimdilerde ise laptop şarj kablosundaki zamazingoyu yorganın altına sokup öyle takılıyorum.

umarım 3. taşşağım çıkmaz :(
manidar bir zamanda intihar etmesiyle beni şoka uğratan, şarkı söylediği bir canlı yayında kendisine küfür eden insanlara küfür ettikten sonra emekleriyle büyüttüğü oha diyorum ve yapyap adlı youtube kanallarından kovulan şahıs. ünü ve tahminimce maddi kazancı tek hata sonrası bir anda çöküşe geçti ama bence onu bunalıma iten tek neden bu değil zira oha diyorum adlı youtube kanalının 3 kasımda filmi çıkıyor ve bu filmin galası ise yarın. yani o cem o gün yayın açmasaydı, veya şarkı söylediği bir yayında insanlar ona küfür etmeseydi, hiç olmadı o küfürlere sabır gösterebilseydi yarın başrolünde oynadığı filmin galasında olacaktı, çok acı. tabii belki intihar sebebi bu olmayabilir, benimki sadece bir tahmin. bakalım oha diyorum kanalı galayı ve filmin çıkış tarihini erteleyecek mi

edit: oğlu intihar etmiş bir annenin karakol önünde ağlarken videosunu çekip paylaşmakta ayrı bi kansızlık
sözlüğün abazan yrak ablası gibi göründüğüm farkındayım. nerede seksli başlık varsa ben oraya damlıyorum.

aslında ne abazanım ne de çıldırasıya sevişgenim.
gerçekte, mesela otobüste görsen "yazık lan" deyip yer verirsin, halk ekmek kuyruğunda beklerken mesela, mahçup olacağımı düşünüp yanımda "eşoleşek" diye küfür edemezsin, öyle bir hanfendi ve utangaç bir insanım.

neden sözlüğün başına geçince içimden bir hayvan çıkıyor, ben de bilemiyorum. insan iki dakika efendi olmaz mı şu sözlükte, yaşından başından utanmaz mı? utanmıyorum. utanmadığım gibi de çok eğleniyorum.
ister seiko alın isterseniz rolex alın ancak her ne alırsanız alın işi saat üretmek olan bir firmanın saatini alın.

gidip de sadece birer marketing unsuru olarak üretilmiş markaların çin'de ürettirdiği sikindirik şeyleri saat diye almayın.

bu genelleme sadece saat alanında değil her alanda geçerlidir.
tam hali cumhurbaşkanlığı bütçesinin 845 milyon 365 bin tl'ye çıkarılması olan başlık. malum karakter sınırı.

2018 yılı bütçe görüşmelerinde cumhurbaşkanlığına 845 milyon 365 bin tl bütçe ayrılması tbmm plan ve bütçe komisyonu’nda kabul edildi.

haber

yıllara göre baktığımızda cumhurbaşkanlığı'na ayrılan bütçe aşağıdaki gibi;

bütçe ve yıllara göre dolar kuru

2001: 13.690.000.000 tl - 1.231.322,05 tl
2002: 18.850.000.000 tl - 1.513.102,41 tl
2003: 23.680.000.000 tl - 1.500.269,07 tl
2004: 30.000.000.000 tl - 1.429.201,65 tl
2005: 31.3 milyon ytl - 1,34726 tl
2006: 32.6 milyon ytl - 1,43801 tl
2007: 33.9 milyon ytl - 1,30779 tl
2008: 55.5 milyon ytl - 1,29915 tl
2009: 69.3 milyon tl - 1,55453 tl
2010: 72.5 milyon tl - 1,50760 tl
2011: 116.9 milyon tl - 1,67806 tl
2012: 138.7 milyon tl - 1,80114 tl
2013: 157.6 milyon tl - 1,90543 tl
2014: 266.5 milyon tl - 2,19232 tl
2015: 397 milyon tl - 2,72515 tl
2016: 434.9 milyon tl - 3,02342 tl

bu rakamlara bakınca 2019 yılı bütçesinin 1 milyar türk lirasını bulacağını çok rahat söyleyebiliriz. israfın haram olarak görüldüğü bu topraklarda böylesine bir harcamayı yapanlar, bir de utanmadan;

--- spoiler ---

cumhurbaşkanlığı’na tahsis edilen bütçenin her kuruşu, bu paranın milletin parası olduğu, içinde garibin, yetimin hakkı bulunduğu hakikati göz önünde bulundurularak sarf edilmektedir.
--- spoiler ---

şeklinde açıklamalar yapıyorlar. 80 milyon insan, tek bir kişinin arzu ve istekleri uğruna çalışıp didiniyor. itibardan tasarruf etmesinler diye ben sabah kahvaltımı evde hazırlayıp işe geliyorum. zar zor aldığım külüstürün kontağını çevirmeye korkuyorum. niye? çünkü itibardan tasarruf edersek muasır medeniyetler seviyesine ulaşamayız.
en çok da perotti'nin göt kurcalama hareketinden sonra el sharawy'nin "olm napıyon, bi dur ya :)))" bakışı ile güldüren maç oldu. gidin evinizde pandikleyin ulan birbirinizi
kolay bitcoin kazanin diye kendi referansli linkini paylasan yazar gormekten gina geldi. ne koylu kurnazi heriflermissiniz lan, sozlugun dustugu hale bak.
nihat doğan sevilecek bir eleman olmasa da, kendi çapında bir doğallığı, sempatisi var. nihat doğan gibi adamlarla kahvede, mahallede, işyerinde karşılaşabilir; muhatap alıp adam yurduna koyup tartışabilirsiniz (atar-gider işine girmezse). ne kadar saçmalarsa saçmalasın bir samimiyeti söz konusudur. erkan tan gibi elemanlar ise; samimi değildir. onların taptıkları şey, gücün ta kendisidir. güç kimdeyse onun yanında olmayı tercih ederler. yapay tiplerdir. "samimi" olmadıklarını kurduklarını ilk cümleden anlarsınız.
nasıl bir paranoya yaratıyor rakip takımda izah edilemez.

sağ kanattan 5 metre içeri kat ediyor ve o yüzmilyonlarca euroluk monaco takımı onunla birlikte komple içeri kat ediyor. onun boşalttığı alana 5 metreden yakın monacolu bir defans oyuncusu gelmediği için, her bölgeye koşan beşiktaşlı ceza sahasına kadar elini kolunu sallaya sallaya giriyor. muazzam.
henüz dört yaşımda olduğumdan anlayana kadar sormaya devam ettiğim, çok sorular sorduğum günlerden birinde anneme sormuştum. uzun uzun anlatmıştı ama bana yeterli gelmemişti anlattıkları. elimle tutup, gözümle görmem gerekiyordu allah'ı.

– ama anne, allah tüm bunları yaratıyorsa neden görünmüyor?

– "görmediklerin, varolmadıkları anlamına gelmez. allah, en büyük enerjidir. senin anlayacağın şekilde anlatayım; elektrik olmasaydı, bu abajur ışık vermezdi. sen ışığı görüyorsun, ama ışığı ortaya çıkaran elektriği görmüyorsun. allah'ı da, yarattıklarında görürsün.

canım annem nur içinde, huzur içinde uyu.
ayın 5 i pazara denk gelmesi iyi oldu. cumadan yatacak maaş, yani 3 gün var. cebimde 20 lira var. multinet boş. bimden 2.75 tl ye barbunya konservesi, 1 liraya da ekmek aldım yarın onu yicem. sabahta 2 liraya tahinli alırım. bu 20 lira maaşa kadar yeter bence.
yerli otomobil maalesef geç kalınmış bir harekettir. elektrikli üretilecekse erken atılan bir adım olacaktır. piyasada tutunması için sağlam ve dayanıklı olmasının yanı sıra, belli vergilerden de muaf tutulması lazım. hatta bana göre taksilere yerli zorunluluğunun gelmesi gerekir.

tanım: umarım başarılı oluruz dedirten haberdir.
1 kasım 1928'de gerçekleştirilen harf devrimine yönelik attığı provakatif tweet'dir.

tweet içeriğinde utanmaksızın ulus devletimizin temel taşı olan kemalizm'i vatana ihanet ile suçlamıştır.

"millet’e 1 kez sormadan 100’lerce yıllık hafızasını silip latin harflerine geçen sonra da buna #harfdevrimi diyen vatana ihanettir kemalizm. kaynak"

buraları okuduğunu bildiğimiz yaşam formuna tavsiyemiz tarihe büyük harflerle "hain" olarak geçmiş olan, idol olarak gördüğü kişilerin ihanetlerini aşağıdaki başlıklardan tekrar tekrar okumasıdır.

(bkz: kurtuluş savaşına ihanet eden vatan hainleri)***

edit: 1 kasım 1922'de ilan edilen saltanatın kaldırılması 95. yılında kutlu olsun
--- spoiler ---

arzu isimli karakterin (tülin özen) çok anaç ve tatlı bir güzelliğinin olduğu, tüm cast seçiminin 10 numara olduğu dizi. ilk defa yaşlara baya bi dikkat etmişler. küçük yaşta olması gerekenleri küçük yaştakiler oynuyor filan. sadece taylan isimli karakterde, lisede yakışıklı ve popülerken sonradan değişip tanınmayacak hale gelmek şeklindeki hepimizin bildiği hikayeye girip, oya taylan'ı görünce tanımayacak filan sanmıştım şıp diye tanıyıverdi orası pek olmamış.

onun dışında 2 saat çok akıcı gidiyor. dizi kendini merak ettirmeyi başardı. oya'nın milletin belasını sikeceği bölümleri sabırsızlıkla beklettirdi daha 2. bölümde. bir diğer olasılık da oya'nın çok önceden intikam almaya başladığı, merve'nin kocasıyla olan "tesadüfi" karşılaşmalarının o kadar da tesadüf olmadığı yönünde tabi bu bir türk dizisi için biraz ağır bir twist.

--- spoiler ---
kendisi gibi ince düşünen birine denk gelmediği her an üzülmeye mahkum insan tipidir.

biliyoruz da konuşuyoruz.