Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
şurada dediğine göre napolyon şöyle demiş: ''sultan abdulhamit han benden sonraki ikinci zengindir''.
napolyon 1821'de ölmüş. abdulhamit han 1842'de doğmuş. yani napolyon daha doğmamış birine ''benden sonraki ikinci zengindir'' demiş!
biri bu 5. göbekten osmanlıcılık oynayan arkadaşa tarih dersi versin.
göksel - arka bahçemde

aşkın tomurcukları açtı arka bahçemde
şen kahkahaları yükseldi sırça köşkümde
ben sana gel demedikçe dur bekle
zamanı var bu heyecan büyüsün iyice
büyüsün iyice, büyüsün iyice, büyüsün iyice
seher vakti bir telaş var,
arka bahçemde
misafire hazırlık var,
sırça köşkümde
ben sana gel demedikçe dur bekle
zamanı var bu heyecan büyüsün iyice
büyüsün iyice, büyüsün iyice, büyüsün iyice
seher vakti bir telaş var,
arka bahçemde
misafire hazırlık var,
sırça köşkümde
arka bahçemde...

daha ne desin amk.
atatürkün vaktinde saltanatın ve hilafeti kaldırarak, bunları sürgün etmesinin ne kadar doğru bir karar olduğunu gösteren osmanlı hanedanı üyesi beyanatı.

bunların tekrardan ülkeye girişlerinin yasaklanmasının zamanı geliyor sanırım.

(bkz: huylu huyundan vazgeçmez)
allah'ınızı seviyorsanız biriniz yatırım tavsiyesi yapsın be.

cebimde 100 milyon liram var, tam entry'yi okuyup dolar almaya karar veriyorum, notta ytd'yi görünce vazgeçiyorum. yatırım yapamaz oldum ekşi sözlük yüzünden:((
bu sayagan denilen bereket töreniymiş. aşırı şaman bir ortam var zaten belli.

oyunu yürüten kişiye sayacı denir. bu grupta genellikle dede, arap, gelin ve deve rolü yapan oyuncular vardır.
gençler tanınmayacak şekilde bu kıyafetlere bürünerek kapı kapı dolaşmaya başlarlar. seyirlik oyun oynayarak, mani söyleyerek evleri gezerler, bahşiş toplarlar.

buradan
bu adamlar bu karikatürleri bizim için çizmiyor referandum da kullanılacak strateji çerçevesinde hareket ediyorlar,kullandıkları metafordan hareketle propogandayı din üzerine kurup gitmek istiyorlar zira normal şartlarda anayasa maddelerini açıklamaya kalksalar kimsenin evet vermeyeceğini biliyorlar. bence kendi cenahlarında iyi bir el ilanı görevi olabilir.

bu ve benzeri bir sürü saçma manipülatif pespayelik göreceğimizin ilamıdır, bu arada piyasada manipülasyondan şikayet edip kralını yapmaya çalışmak diyeceğim ama zaten malımızı biliyoruz.
forest çok fazla ağaç cinsinin olmadığı bir yeri tabir ederken kullanılır, jungle ise balta girmemiş ormanlar denebilir, sarmaşık, zehirli bitkiler, farklı cinste ağaçların bulunduğu alanlar için kullanılır.
seçmenlere 1.000.000'nun (yazıyla, bir milyon) üzerinde mektup gönderdim diyip, tam manasıyla sıçıp sıvayan vekil...

bir milyon mektup yollayacağına git halkın içine karış!

1.000.000 mektup lan, 300-500 değil... hakkım varsa haram zıkkım olsun...
çomar oranının az olduğu semtlerdir. iyi ki çukurambar diye bir yer yaptılar yalnız. tam bir rantçı torpilli allı pullu çomar paratoneri oldu. nerede sonradan para bulmuş, liyakat dışı ünvan makam elde etmiş çomar var orada.
iletişim faturasıyla gündeme gelen chp vekili hakkında yapılan bir istek. kılıçdaroğlu bu durumu kanunlara aykırı bulmadığını, kanunda yer alan "vekillere iletişimin sınırlandırılmaması ve bedava olması" durumunu yanlış bulduğunu belirtmiş ve chp'li vekilin yaptığının etik olmadığını söylemişti. şimdi chp'li vekilin divan kurulundan istifası istenmiştir yani ortada bir kanunsuzluk veya yolsuzluk yokken, etik olmayan bu durum chp'yi ve chp'lileri huzursuz etmiştir.

hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan parti başkanları, vekilleri, bakanları hakkında en ufak bir adın atmadan gevrek gevrek savunmaya geçenlerin ve rahatlıkla onların arkasında duran kitlelerin örnek alması gereken.
konunun felsefi boyutu ayrıca tartışılır ancak ben şu kısma takıldım;

şu sperme insan muamelesi yapılması geyiği bir bitemedi canına yandıklarım. aslına bakarsanız bu hata yeni değil insan üremesinin yeni yeni anlaşıldığı dönemlerde de spermin küçük boyutlu bir insan olduğu düşünülüyordu. bu küçük insan annenin rahminde yavaş yavaş büyüyor bebeğe dönüşüyordu.

sonra bilim konuyu kapsamlı biçimde inceledi anladı ilerledi ama kimileri halen aynı noktada takılıp kalmış durumda. en hızlı sperm geyikleri bitmiyor, insanı spermle özdeşleştirme çabası son bulmuyor. daha önce de yazdım yine yazayım yumurtayı en hızlı sperm döllemez, en güçlü olan da döllemez.

yumurtayı döllemek her anlamda büyük bir şans meselesidir. bazen öyle olur ki en hızlı ve en güçlü spermler dağda taşta gezerken yahut birbirlerinin üzerine kümelenirken aradan sıyrılan eğri büğrü bir sperm yumurtayı dölleyebilir. yumurtaya önce varmak her zaman döllemenin garantisi de değildir. yumurtanın neresine vardığınız sizinle beraber kaç spermin oraya vardığı da önemli değişkenlerdir.

öte yandan sırf hareketli diye spermi insanla özdeşleştirmek salakçadır çünkü aslına bakarsanız yumurta teknik olarak insanın daha fazla parçasından sorumludur. yumurta kromozomların yarısını verdiği gibi çocuğa mitokondriyi de verir. ilk bölünme dizisi boyunca ihtiyacı olacak enerjiyi de verir.

bir üreme hücresi insanı tanımlamakta kullanılacaksa o yumurtadır. kimse yumurtanın hakkını benim olduğum dünyada yiyemez.
büyük takım rekabetlerinin gittikçe pislikleşen yorumcu tayfasından gına geldiği için bu tarz başlıklara bakmıyordum lakin gördüm ki fenerbahçe taraftarı maçla alakalı, seviyeli, güzel yorumlar yapmış. kendilerine teşekkürü borç bilirim. aklıma ister istemez galatasaraylı çirkefliği geldi malesef.

türkiye kupası çeyrek finale yükselme maçlarından derbi olanıdır.

şifo: not mehmet
çok basit bir denklem ile büyüyen bir restoran zinciri.

sosyo-ekonomik statüsü yetmeyen -ya da oturmamış- kişiler tarafından pahalı ve gereksiz görülürken, sınıfsal ayrımını tüketim yolu ile yeniden üretmek isteyen kesim tarafından sırf bu sebeple tercih ediliyor. yani, çoğu insanın yapamadığını yapmak kendi başına bir gösterge. saussure'ün dediği gibi bir signifier. veblen'in aylak sınıf ve bourdieu'nün ayrım kuramlarını araştırarak da fikir sahibi olabilirsiniz.

soruyu yanlış sormamak lazım; "bu et bu kadar para eder mi?" değil "bu etin getirdiği prestij bu kadar eder mi?" diye sorulmalı. elbette bu adam kötü et ile insanları dolandırmıyor, ülkemizdeki bir eksikliği doldurmuş ve güzelce pazarlamış bir girişimci olarak yaptığı iş tartışıldığı sürece, kapısında kuyruk olmaya devam edecek. insanlar kanıksadığı zaman ise cazibesini yitirecek. bu nedenle saltbae gibi kendisine ait bir imza hareket yarattı. yaptığı işi bir sanat/zanaat -yunanca techne- haline getiriyor. sosyal medya ve pop kültür ile gündemde kalıyor. sofrasında sadece leonardo dicaprio değil, emirliklerin veliaht prenslerini bile ağırlıyor.
"en değersiz gurur, milli gururdur. bu, onunla gurur duyandaki bireysel özelliklerin yoksunluğunu ele verir çünkü insan neden milyonlarca insanlarla paylaştığı bir özelliğe tutunma gereği duyarbilir ki başka türlü? dikkate değer kişisel niteliklere sahip olan, sürekli göz önünde bulundurduğu ülkesinin hatalarını açıkça görebilecektir. ama dünyada gurur duyabilecek hiçbir şeyi olmayan her zavallı aptal gurur duyabilmek için son çare olarak ait olduğu ülkesi ile gurur duyar."

arthur schopenhauer
bundan yaklaşık bir sene evvel, euro 2016 arifesinde kendisinin altı ay süreyle futboldan men edilebileceğinin haberleri çıktığında çok bilmiş bazı kimseler burada, kendisinin euro 2016'da oynayamayacak olması ihtimalinden dolayı trabzonspor'a demediklerini bırakmamışlar, hatta vatan hainliğiyle bile suçlamışlardı. bugün gerçeğin ne olduğunu gördü tüm dünya. trabzonspor oldukça haklı sebebe dayanan davasını kazandı. hakan da dört ay men cezası aldı. o zaman burada trabzonspor'a sövenler, şimdi hakan'ın referandumda evet diyeceğini açıklamasından dolayı "oh olsun" tarzı laflar ediyorlar. sanki bir sene evvel bu ceza verilmiş olsaydı yine hakkını alacak bir kulübün, hakkı peşinde koşmasına laf etmemiş gibi.

trabzonsporlu değilim. evetçi de değilim. olayda haklı-haksız tarafın ayrımını ben yapmam. zira bunu cas yapmış vaziyette. benim fikrim bir sene önce de aynıydı. men edilebiliniyorsa edilmesi yönündeydi. euro 2016'ymış, dünya kupasıymış fark etmez. oyuncuların hakları olduğu gibi kulüplerin de hakları var. bu hakların kullanılması lazım. ne zaman ve nerede olursa olsun. ancak dediğim gibi bir sene önce trabzonspor'u vatan hainliğiyle suçlayanlar, bugün hakan'ın evet diyeceğini açıklaması sebebiyle cezaya seviniyorlar.

biraz omurganız olsun lan. sadece biraz. gerisi önemli değil.
45 masum
ilk duydugum andan beri noluyo lan dedirten dizi.
once "haluk bilginer, ali atay, serkan keskin, okan yalabik, bartu kucukcaglayan" isimlerini dudum oha noluyo lan dedim. internet dizisi olacagini ogrendigimde bi 'noluyo lan' daha geldi. sonra yayin tarihi geldi catti, izlemeye basladim, iki bolum boyunca da bol bol 'noluyo lan' dedirtti.
'noluyo lan hicbi sey anlamadim, bu nasi dizi?' anlaminda degil, takdir iceren bir noluyo lan bu.
henuz 2 bolum izledik tabii, senaryo acisindan oyle asiri gaza gelmelik bi durum yok ama diziden kalite fiskiriyor, oyuncular muazzam, diyaloglar guzel, yer yer baya eglendiriyor ve acayip merak ettiriyor. ustelik reklamli reklamsiz 141415315 dakika olmayan, insani yormayan hatta tadini damagimizda birakan bir yayin suresi secmisler. simdilik her sey cok iyi yani. umarim sonraki bolumlerde sicmazlar.
türkiye'de güzel şeyler de oluyor dedirtmeyi basardi en azindan.

bi de blutv apple tv'dir, chromecast'tir o isleri duzeltse daha bi keyifle izleyecez.
meşajı almışlar. sondaki dayıya dikkat.

video

ayrıntılar harika

izledikleri video
televizyon sunny marka
kıyafetler (özellikle atlet)
ve arka planda yer alan soba
oyunculuk yetenekleri beni benden aldı.

bu insanların laftan anlayacağını pek sanmıyorum. kütahya, konya ve balıkesir buralarda yaşamış büyümüş bir insan olarak laf anlatamazsın. hani derler ya cahil cesareti, cahil bilgeliği bunlardan çok var bu adamlarda.

en basit örneği, arkadaşın sana video gönderiyor, nette paylaşılacak atletle mi çıkarsın yayına? videonun olduğu sayfada eveti savunan adamların yorumlarına bir bakın:

-neye eve ddediyimi biliyorum chp pkkya fotoya deheş kbeceye ve bu vatana ihanet eden herkese karşı haclılara karşı evet diyorum sen neye hayır diyorsunn

-alper erdiner sana hayırı anlatımışla fetocu chp htp seni baya aydinlatmışlar büyük mucizeyle hayırı uşaklık yapmak sizi sizin gibileri baya yetişdirmişler cahilde kalsak devletimizin milletimizin var olduğunu biliyoruz sizingibi inkar etmiyoruz...

yoksa mevzu mesaj diyememek değil. bunlar gazla hareket eden insanlar, sorgulama yok. farklı olanın üstüne yürümek, dövmek, sessizleştirmek tek bildikleri yöntem. sen bunlarla güzel güzel konuşmaya gidersin ama sağlam bir linç girişimine maruz kalırsın. ayrıca karakolda da bir güzel döverler. ne yazık ki gelecek nesil bu. hayatı sorgulayan, okuyan adam çocuk yapmama eğiliminde bunlar ise daha güçlü türkiye için kamyon dolusu adam toplama derdinde.

tam umut sarıkaya karikatirü yeminle. çemçük ağızlar, 80lerden kalma kıyafetler, ortam.
yaşayan hiç kimsenin hatırlamadığı bir dönemi istediğiniz şekilde şekillendirmenin mümkün olmasındandır.

40'lar 50'ler diye bık bık yapmaya başladığınızda cevabı dayayan çok oluyor ama 1500'ler dediniz mi ancak ciddi tarihçiler tartışabiliyor. onların yerine de maraş dondurmacılarıyla işi götürmek mümkün !

ayrıca ve tabi : (bkz: 1984)
kızın kendi özgür iradesini es geçip malın sahibi gibi görülen aileden izin almanın çağ dışılığıdır.. günümüzde yumuşatılarak "kızımız isterse bizim için de uygundur", "kızımıza soralım" gibi söylemler kullanılsa bile hala çağ dışıdır. kız ile oğlan evlenme kararı aldıysa gider ailelerle tanışırsın. başka da hiç bir şeye gerek yoktur. allahın emri peygamberin kavli konusu ise tam bir baskı unsurudur. ben ateistim neden böyle bir cümle kurayım? müslüman değilsem bana kız mı vermeyeceksin? nerden baksan saçma, nerden baksan tutarsız...

ön yargılardan kurtulunduğunuzda farkına varabilirsiniz ancak

tıpkı geline kırmızı kuşak bağlamak gibi. neden krmızı kuşak bağlanır? hiç düşündünüz mü? hayır.. gelenek işte sürdürelim diyorsunuz..

neden gerdekten sonra kanlı çarşaf tüm tanıdıkların görebileceği yere asılır? tabi ki gelinin kız oğlan kız olduğunu göstermek için

bunlar çağ dışılıktır tıpkı kız istemek gibi.

not: ben bu cehaletin geleneğini sonlandıranlardan ilk jenerasyon olucam sanırım.

edit: kadına baskı ve aşağılama olan geleneklerin biz erkeklerce ne kadarda çok sevildiğini gördükçe üzülüyorum.

edit2: yahuu madem büyükler kör noktaları görebiliyor, o zaman boşanma oranları neden %50 lerde? boşverin bunları. kendi hatanızı kendiniz yapın, kendi hatalarınız olsun ki; doğruyu bulabilin.

edit3: ne kadar çok mal var. ben tanışıl asın mı diyorum? entry mde tek gerekli olan şey olarak tanışmayı söylüyorum. okuduğunu anlayamayan bir nesil koşa koşa geliyor..