Sık geçen başlıklar
(bkz: manda ve himaye asla kabul olunamaz)

edit : ülkeyi her kim yönetirse yönetsin bu söz bizim rehbirimiz olmalıdır. mustafa kemal kurtuluş savaşında "paşam bu badireyi bu meclis ile atlatamayiz" lafına "bilakis bu meclis ile atlatacagiz" demiştir. türk milleti anlamalidir ki artık cagdas medeniyete ulasma yolu kisilerden değil fikirlerden geçmelidir. gecmektedir. hiç bir hal ve şart altında başka bir ülkenin egemenligini kabul edemeyiz. manda ve himaye fikri ülke egemenligi ile ilgili, mevcut yönetim ise bizim iç meselemizdir. hangi medeniyet vardır ki yabancilarin tavsiyesi ile yükselsin?
çiftçiye kredi vermesi gereken banka müteahhit götü topluyor.böyle vaziyetin içine sokayım!

edit: ''krediyi piyasa faizinin altından müteahhide vermeyle çiftçiye vermenin arasındaki farkı pek anlamayanlar'' için ziraat bankasını kuruluş amacını da ekliyorum.

--- spoiler ---

bankamızın kuruluşu 19. yüzyılın ilk yarısında osmanlı imparatorluğu'nda, ticaret ve finansmanda batılı modellerin benimsenmesiyle birlikte, yabancı bankalar ülke toprakları içinde faaliyet göstermeye başlamıştı. o dönemlerde ülkede henüz, ulusal niteliğe sahip bir bankacılık sisteminin kurulması için yeterli sermaye birikimi oluşmamıştı ve bir kaynak oluşturma aracı olarak milli bankaların varlığından söz edilemiyordu. bu durumdan en çok zarar gören kesim ise çalışan nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan çiftçilerdi. çünkü tamamen kendi kaderine terkedilmiş tarım kesiminde, geçim sıkıntısı içinde bulunan büyük bir çiftçi topluluğu başvurabilecekleri kurumsal bir finansal yapı olmadığı için, sürekli olarak özel şahıs kredilerine muhtaç durumdaydı. kredileri verenler, bu işi meslek edinmiş faizci kimselerin yanı sıra, tarım gereçlerini satan tüccar, toptancı, ihracatçı, komisyoncu, kabzımal ve köy bakkalı gibi çeşitli ticaret erbabı ve esnaflardı. bu tür yüksek faizli özel şahıs kredilerine tefeci veya murabaha kredileri denilmekteydi.memleket sandıkları adını ahşap kasalardan almaktaydı. sandıkla ilgili işler katılımcı köylüler tarafından seçilen 2'si müslüman, 2'si hristiyan 4 kişilik sandık eminlerince yönetilmekteydi. günlük işlemlerin yazıldığı yevmiye defteri, tüm hesapların kayıtlı olduğu defter-i kebir ve eldeki nakit paralar bu ahşap kasalarda saklanırdı. daha sonraları güvenlik nedeniyle bu sandıkların yerine yöredeki ustalar tarafından demirden yapılan ilkel kasalar kullanılmaya başlanıldı. 1867 yılında "memleket sandıkları nizamnamesi"nin yürürlüğe girmesiyle osmanlı devleti'nin her yanında (rusçuk, eski cuma ve lefkoşe sandıkları ilk örneklerdendir) sandıklar faaliyete başlamış ve uzun yıllar başarıyla hizmet vermiştir. kredilendirme işlemleri sonucu elde edilen gelirlerinden giderlerin düşülmesi suretiyle ulaşılan sandık karının 2/3'ü sandığın bulunduğu yörenin okul, yol, köprü gibi ortak kullanıma açık temel gereksinimlerinin yapım ve onarımında kullanılmıştır. bu yönüyle memleket sandıkları ülkenin imarına da katkıda bulunmuşlardır. ancak izleyen yıllarda sandıkların işleyişinde gözlenen bozulmalar, memleket sandıkları'nın etkinliklerini azaltmıştır. sandıkları merkezi yönetime bağlayarak olumsuzlukları giderebileceğini düşünen hükümet, 1883'te aynı amaçlar doğrultusunda "menafi sandıkları"nı kurmuştur. menafi sandıkları'na geçilmesiyle idare yeniden düzenlenmiş, kayıt ve muhasebe işleri çağdaş ve ilmi esaslara uygun olarak yürütülmeye başlanmış ve merkezi hükümetin doğrudan denetimine tabi tutulmuştur. bu yeni yapılanma; sandıkların idaresine nispeten ciddi, bilimsel denetime açık bir işleyiş kazandırsa da tamamen yeni, çağdaş bir örgütlenmeye duyulan gereksinimin önünü alamamıştır. menafi sandıkları'nın ihtiyaca cevap vermediği, esasen idari yönden revizyon gerektiği ve kaynaklarının sınırlı olduğu gerçekleri de eklenince, mevcut örgütlenmenin bir banka şeklinde organize edilmesi fikir ve eğilimi olgunlaşmış, ıı. abdülhamit nezdinde de bu konu üzerinde ciddiyetle düşünülmüştür. sadrazam kamil paşa'nın bakanlar kurulu ve ıı. abdülhamit'e sunduğu mazbatada menafi sandıkları'nın artık fonksiyonlarını yerine getirememeleri sebebiyle kaldırılarak bunların yerine ziraat bankası kurulması gerekliliği kaleme alınmıştır. söz konusu mazbatanın ıı. abdülhamit'in olur ve onayıyla yürürlüğe girmesiyle 15 ağustos 1888'de menafi sandıkları'nın yerine işlevlerini üstlenecek modern finans kuruluşu olarak ziraat bankası resmen kurulmuş, o tarihte faaliyette bulunan menafi sandıkları da banka şubelerine dönüştürülerek faaliyete başlamıştır. o güne kadar menafi sandıkları'nın mali kaynağını oluşturan menafi hisseleri bankaya devredilmiş ve bundan sonraki hisseler de bankanın sermayesine tahsis edilmiştir. bu adımla birlikte, teşkilatlı tarımsal kredi tarihimizde yeni bir dönem başlamıştır.
--- spoiler ---

kaynak
talebeyi ayaklandırmak isteyen dış mihrak bağlantılı iç hainlerin işidir. şüphesiz hedef cumhurbaşkanıdır. kolluk kuvvetleri derhal bu zamdan sorumlu olanları derdest edip 7 cedlerini bellemelidir.

edit: çaylak mesajı hydrophil.

--- spoiler ---

bir zamanlar spor salonunda sihhiye kampusundeki ascilarla tanisma firsatim oldu hacettepen uni mezuniyum
yeni rektor yemegi 1.5dan 1 tlye cekmisti , abi nasil kurtarior masrafini bu yemekhane diye sormustum
adam bana gunde 40-50bin kisilik yemek hazirlioz costu 1tl bile tutmuyor cok uyguna aliniyor malzeme demisti
yani 10_15 tl tutar diyen sigirlara inanmayiz caylak olduğum icin yazamiyorum bahsettogim tarih de 2013-14 o tarihlerde
--- spoiler ---
siyasal islamcıların ne kadar aşağılık olabileceklerinin kanıtı bir yazıdır. ülkeyi bok çukuruna düşüren bir zihniyeti sadece mckinsey üzerinden güya eleştirmek yahut eleştirmiş gibi görünmek istemek çakallıktır.. başlığı açıp ''vicdanlı insanlar'' falan diyen yazar gibi düşünenlere de diyorum ki ''sizi susuz sabunsuz sksler kılım kıpırdamaz''
ilk adımı erkek atsın.
hesabı erkek ödesin.
erkeğin evi var mı?yoksa zke zke alacak!
erkek ne iş yapıyor?
erkeğin arabası var mı?yoksa zke zke alacak!
erkeğin maaşı ne kadar?......................................................= kadın ve erkek eşittir!
eve erkek bakar.
düğünü erkek yapar.
eşyayı erkek alır.
şu kadar altın alsın erkek.
--- spoiler ---

yiğit bir ermeni devrimcisi
--- spoiler ---

korkudan talat paşa'nın gözlerine bakamayıp bir tur daha atıp arkasına geçen ve paşa'yı sırtından vuran yavşak nasıl bir yiğit oluyor hele anlatın bakalım!

osmanlı sadrazamı.
edit: özelden "link koysana emenike" diyen arkadaşa ithaf,
al emenike;
http://www.sozcu.com.tr/…an-takipcisine-yanit-verdi

mabel matiz ile fotoğraf çektiren bir adet dingil fotoyu bu yazıyla paylaşıyor.

bu nasıl bir kafadır yahu! adama sinsice yaklaşıp foto çektir sonra da "topsun" deyip paylaşım yap.

mabet matiz'in cevabı;

“merhabalar. bugün canımı sıkan bir şeyden bahsetmek istiyorum. yukarıdaki post, dünkü hz. mevlana ziyaretimiz sırasında, türbe kapısı önünde, kibarca benle fotoğraf çekilmek istediğini belirten iki genç arkadaşımdan birine ait. birlikte çekildiğimiz fotoğrafımızı bu metinle paylaşmış. yer bildirimi ve hashtag yapmayı da ihmal etmemiş. bir başka dinleyicimin yorumu sayesinde fark ettim. tuhaf hissettirdi. çocukluğumdan başlayıp şimdinin youtube yorumlarımın yarısından fazlasını kaplayan bu tavır beni hiç şaşırtmadı aslına bakarsanız, alışığım her türlüsüne, sevgiye de sevgisizlik ürünü her türlü içeriğin tillahına da. ama dün bulunduğumuz yerin özelinde düşündüğümde fazla düşüncesiz, kalpsiz ve tutarsız buldum bu hali. belki çok uzun süredir ilk defa içim cız etti. ben de buraya bir not düşmek istedim. şu konuda bir anlaşalım istiyorum artık sevgili arkadaşlar: top! tüfek! ibne! dönme! ve benzeri hitap şekilleriyle insanları, beni, yaralayamazsınız; bu kelimeler benim için herhangi bir hakaret / aşağılama / alay / ötekileştirme hissi asla asla asla içermiyor, içeremez. üzüntüm de şunla ilgili zaten: isterim ki sizin için de içermesinler. isterim ki öncelikle kendi benliğinizi sevip ona saygı duyun. isterim ki dünyadaki yerinizi bulmak için daha faydalı kelimeler kullanın. isterim ki hep bir sorunuz olsun. isterim ki size ait olmayan ezbere bilgilerle yürümeyin. isterim ki sevginin karşısında diliniz de kalbiniz gibi tertemiz kalsın. isterim ki bilerek konuşun. isterim ki mevlana’nın kapısına neden gittiğinizi bilerek gidin. isterim ki güzel olduğunu düşündüğünüz şarkılar varsa orada ne konuşulduğunu biraz olsun hissedin. isterim ki kadın ya da erkek ya da herhangi bir kimlik ile herkes tek başına şapşahane bir birey olabilsin. isterim ki bu cümleler bir işe yarasın. isterim ki şarkılar şiirler kalbinize değsin. çoğumuzun gözü bağlı şekilde sabah akşam ben! ben! ben! diye şuursuzca bağırıp durduğu bu yeni çağ ortamında çok mu şey istiyorum? bilmiyorum. bu aralar ınstagram’dan da çok sıkılıyorum. söyleyeceklerim bu kadar. sevgiyle.”