Sık geçen başlıklar

yuksek muhendisim ben 27

ekşi profili
basaksehir'e transfer olmustur.

basaksehir cengiz under'den gelen 600 milyon euro ve uefa kupasi'ndan gelen 456 milyon euro ile transfer yapmaya devam ediyor.
ne yazik ki sadece savunma sanayi ile sinirli bir durum degil. calistigim sirkette --telekomunikasyon yazilimi yapan bir firma- son 6 ayda 20 kisi yurtdisina temelli yerlesme karari alip gittiler.

bakin bu insanlarin buyuk bolumu en az 8-10 yillik tecrubeye sahip ve sektorde soz sahibi olmus insanlar. maas vs. gibi dertleri yok cunku turkiye ortalamasinin cok cok uzerinde dolgun maas alan kisiler. sirkette belli bir yere gelmis; soz sahibi olmus, fikirlerine deger verilen; istekleri karsilanan ve buna karsilik da kaliteli calismalariyla katma deger ureten insanlar.

kimisi burada aldigi maasa gitti. kimisi kari koca birikimleriyle aldiklari evi satip; daha dusuk maasa gitti. hollanda'ya, irlanda'ya, almanya'ya gidenler yaninda; ekonomisi en az biz kadar sallantida olan portekiz/ispanya/italya/polonya/estonya gibi ulkelere gidenler oldu. bu insanlar 70'lerde almanya'ya gidip saf is gucu ile para kazanip memleketine gondersin; geride kalanlara baksin diye giden insanlar gibi degiller. donmemek uzere gidiyorlar.

evinde huzurla kitap okusun diye, sokakta kartopu oynadigi icin bir manyak bicaklamasin diye, trafikte koruma arabasi tarafindan yolun disina atilmasin diye, evladi hurafeler/safsatalarla dolu egitim anlayisinin kurbani olmasin diye, etek giydigi icin tecavuze ugramasin diye, kopegi/kedisi disarida rahatca dolasabilsin diye, durakta beklerken bomba ile havaya ucmasin diye, her gun eklenen yeni vergilerle dusen alim gucunun yaninda bir de kendi ulkesinde dusman gorulmesin diye; en azindan verdigi verginin karsiligini saglik/egitim hizmetleri ile alacagina emin olacak diye ve daha buna benzer binlerce sebep yuzunden gidiyor.

maksat insanlari yetkinliklerine gore karsilastirmak degil fakat bir ulkeyi ayakta tutan yegane sey kendi yetistirdigi katma deger uretebilen insanlaridir ve ne yazik ki yukarida saydigim nedenlerden dolayi; daha kendi insanini ulkesine yabanci eden ve terkine zorlayan zihniyet; pirinci/inegi/bugdayi/pamugu/zeytini ithal ettigi gibi bu insanlarin yerine koyacak is gucunu ithal edemez ya da yetkin bir insanin buraya gelme sebebi ayni ortadogu cografyasinda calisan expatlarda oldugu gibi; bol 0'li dolarla odenen maaslar olacaktir ki daha kendi halkina maas vermekte zorlanan ve enflasyona yenik dusuren bir ekonomi yonetiminin bu dedigimi karsilama olasiligi kirmizi kar yagma olasiligindan daha dusuktur.

yarinlar bugunden karanlik.
bir aktroll saçma sapan bir entry girmiş; şaibeli hakemlerle şampiyon olacakmış da; siyasete atılacakmış da atatürkçülükten oy devşirecekmiş.

siz neden böyle çürümüş insanlarsınız ya? sportif başarıya gerek yok bu ülkede; elde kuran; dilde allah atıp tutunca oy devşirip; milletin ... koyacağız diyenleri etrafına toplayıp istediğin oyu alıyorsun.

bjk:not
valla o paralar, altınlar çalınacaksa çalınıyor arkadaşlar. kaderden kaçılmıyor. hırsız arkadaşın kısmetinde varsa temele bile gömseniz buluyor adamlar.

bir tanıdık anlatmıştı, apartmanlarında oturan bir komşusu yaz tatili için 1 haftalığına şehir dışına gidiyor; giderken de bileziklerini altınlarını ufak bir kutuya koyup, kutuyu da buzdolabında süt dolu kavanoza yerleştiriyor.

döndüğünde karşısındaki manzara, kavanozdaki süt bitmiş, kutu boşalmış, mutfak masasının üstünde duruyor ikisi de. başka da bir şey çalınmamış evde. hırsız ya da hırsızlar susamış olacak ki; buzdolabındaki sütle serinlemeye çalışmışlar; allah da yürü ya kulum demiş *
trabzonspor ve fenerbahçe arasında oynanan son 3 maçı yönetmiştir. yeni atama ile son 4 maçı da kendisi yönetmiş olacaktır.

tesadüflerin bu kadarı da fazladır.
beşiktaş maçı'ndan sonra fikret orman, ahmet nur çebi, şenol güneş bir açıklama yaptı mı cumartesi gecesi? yapmadı.

pazar, pazartesi, salı günü hiç bir demeç verildi mi? verilmedi. takımın cl'de hayati bir maçı vardı ve bu suni olaylarla uğraşmaya gerek duymadı yönetim haklı olarak.

aykut kocaman cumartesi konuştu, pazartesi konuştu; perşembe hürriyet'e konuştu; bugün tam sayfa yayınlandı.
şekip mosturoğlu çarşamba günü 2 saat beşiktaş'ı konuştu; güya 3 oyuncuya imza töreni düzenlemişler; ligin 7. haftası gelmiş. her cümlesinde beşiktaş, fikret orman, beşiktaş, şenol güneş.

yetmedi bugün fenerbahçe resmi sitesinden tam sayfa yazı paylaştı; beşiktaş, şenol güneş, fikret orman bla bla bla..

beşiktaş'ın resmi sitesi bir yazı paylaştı mı? resmi twitter accountu tek bir tweet attı mı? atmadı.

sonra çıkmış "beşiktaş'ın kurguladığı oyun...". beşiktaş'ın kurguladığı oyunu porto ve liepzig maçlarında izleyebilirsin şirin baba.

senşn kurguladığın oyunda ise takımın 45 dk'nın tek kornerini 93'te atabiliyor, kaleyi bulan şut 1.

hayırlı işler. çatır çutur.
daha önce "imam hatip lisesi'nde sevişen çift" olarak açtım bu başlığı ama nedense sol frame'de hiç gözükmedi, vardır bir hikmeti.

baskıya maruz her zümre; şekilci ideolojiyi benimser; içini dolduracak yetkinlikten uzak; yüksek perdeden ses çıkaran teneke kutular gibidir; bu ülkede şeriat isteyen birtakım radikal muhafazakar kesim, gelmeyeceğini bildiği için ister; çünkü söğüşlenecek birçok taze beyin bulunur her daim.

sözün özü; sevişmek kültürümüzde yok deyip sporcuların kaldığı spor köyünde prezervatif toplarsın; ama yetiştirdiğin gençlik gelir, mantar gibi açtığın imam hatip lisesi'nin bahçesinde kara çarşafıyla sevişir.

https://twitter.com/…natr/status/889140630177419264

edit: link düzeltildi.

edit2: bir arkadaş, bu başlığı okul ismiyle açmamı kritize etmiş, paylaşın da babası görsün pompalıyla vursun demiş. değerli suser, ben kız arkadaşımın elini tutarak gezerken bu insanlar bana iğrenerek bakıyor; ama onlar halka açık bir mekanda sevişme cesaretine sahipken ben bunu paylaştığım için suçlu oluyorum. bravo.

edit3: duyar kasıp, "bunların ozgurlugunu kim kısıtladı", "28 subatı herkese mal edenlerden ne farkımız kaldı", "bunu paylasarak büyük yanlıs yaptın, hayatları kararabilir" gibi ülkemizin stockholm şehrinden yazan suser'lar; görüşlerinize saygı duymakla beraber; hiçbirinize katılmıyorum. zira bu ülkeyi hala ortak paydada bulusabilecek, herkesin haklarına saygılı yaşanabilecek bir yer olarak görme hayalimi çoktan bıraktım. şort giydiğiniz için size tecavüz edip, sonra da tahrik indiriminden yararlanan insanların ve düşüncelerinin egemen olduğu bir yer burası. o yüzden o duyarlarınızı özel mesaj yoluyla bana kasmanıza gerek yok; bir karşılığı yok bende. fikirlerinizi başlık altında yazın yeter. çok duyar kasmak istiyorsanız, hali hazırda hayatı gerçekten karartılan 7 yaşında bir yavrucak var onun için kasın: (bkz: kuran kursunda tecavüze uğrayan yetim çocuk)
kabe'yi tavaf ederken 2000 polis-asker'le korunacak; ama ölümden it gibi korkan biziz öyle mi? la hadi gidin işinize; bu ülkede sade vatandaş her gün patlayan bombalarla; işçiler iş kazalarıyla; madenciler göçüklerle; küçücük yavrular devlet yurtlarında tacizlerle-tecavüzlerle karşı karşıya kalıp yaşam savaşı veriyor; ama ölümden it gibi korkuyormuşuz. son cuma namazıa 50 koruma arabası ile giden ve 150 koruma arka safların önüne blok yaptıktan sonra namazını kılan da; ölümden hiç korkmayan babamdı benim.
#hayır
az önce haşmetli reis'ül cumhurumuzun; döviz hakkındaki beyanatlarıdır.

kendisi "içinden geçtiğimiz dönem döviz alınacak değil; döviz satılacak dönemdir" buyurmuştur.

aranızda hala döviz bozdurmamış hayvanlar var. ayıptır; günahtır. büyük oyunda piyon olmak hoşunuza mı gidiyor?

bozdurun lan.

1 dolar = 3,40'tan bozulur; millet sevdalıları yeşillendirsin.
okuma durumu olmayanlar için özet: aynı koltuğun 20 kişiye satılma durumundan kaynaklı rezalettir.

sabah 09:45 antalya uçağı için 4 arkadaş havalimanına geldik; aramızda iki kişi önceden check-in yapmadığı için; onlarla birlikte sıraya girdik; yaklaşık 1 saatlik beklemenin ardından; -doğaldır bayram yoğunluğu vs- bankoya geldik; görevli kişi utana sıkıla; diğer 2 arkadaşımıza bilet veremeyeceğini, uçakta koltuk sayısından fazla bilet satıldığını; şu an uçağın dolduğunu; isterlerse onları 3 sonraki uçakla gönderebleceklerini; ya da ücret iade yapılabileceğini söyledi ve bizi bir başka görevliye yönlendirdi. diğer görevlinin yanına gittiğimizde en az 30 kişi aynı durumdan muzdarip bir şekilde derdini anlatmaya çalışıyordu.

bayram öncesi; insanlara çektirilen bu çilenin ayıbı bir yana; ticari olarak izlenen bu strateji de şerefsizliğin dik alasıdır. tüm görevlileri ve başlarındaki yerden bitme patronlarına en derin küfürlerle hürmetlerimi iletiyorum.

edit: rezalet değil diyeninden tutun; yalan yanlış yazdığıma kadar bir sürü yorum yapılmış. ama "overbooking" var tamammm mı canımm söylemleri almış gitmiş. onlar da check-in yapsaymış lan diyen var. burjuva diyeninden, cahilliğimize kadar bir şey kalmamış. neyse; bu ülkede çok ta şaşırmamak lazım. burası kendi başına gelmediği sürece; başkalarının acılarından, uğradığı haksızlıklardan gocunmayanların ve aksine bundan zevk alanların ülkesi. son 14 senede yüz tane örneğini yaşadık. devam edin entel çomarlar.