kendi başlığımda yazılanlara hiç cevap vermeyeyim diyorum ama bazılarınız o kadar orijinal saçmalıyor ki, gerçekten ayağa kalkıp alkışlayasım geliyor.
aranızda ciddi derecede paranoid şizofrenler var, "beni takip ediyor, benim yazdıklarıma cevap veriyor hep" gibisinden bir kafaya girenler var ciddi ciddi, korkuyorum. oğlum başlığıma yazdığınız ve okumak zorunda kaldığım fecaatleri okuyana kadar hafakanlar basıyor, bir de sizi mi takip edeceğim, o kadar mazoşist bir manyağa benziyor muyum hakkaten? bir de herzl filan demiş, onun kasası rothschild demiş, allahım sana geliyorum.
"semboller cok kisa surede cok uzun şeyleri kısaca anlatirlar. bu siyonist abiler delicesine sembolizm kullanirlar. bu bir nevi büyüdür. hazır sembolizm demişken eksisozluk sembolü nedir. "ek$isözlük" bu nedir? $=?
gönderdiğim videoda da kuklacinin yuzuk parmaginda da olan bu $ ssg, kanzuk falan yani iste konusturmayin beni."
seni konuşturanın allah belasını versin zaten, ben konuşturuyorsam benim belamı versin önce.
ulus devlet dediğin şey 200 yıllık bir geçmişe sahip, doğrudan kapitalist modernitenin ürünü, kapitalizmle mutualist bir ilişki içinde karşılıklı birbirini besleyen ve geliştiren yapılar. tamamen emperyalik batının ürünü, sen de emperyalik batıdan öğrendin, bütün teorik altyapısını, hukukunu batıdan ithal ettin. 200 yıldır ulus devleti ve milliyetçiliği tartışan, eleştiren milyonlarca insan var, bütün sosyalizm literatürü, liberalizm literatürü bunların tartışmasıyla dolu, ulus devleti de milliyetçiliği de itin götüne sokan milyon tane düşünür var, sosyalisti var anarşisti var liberali var, haspam kalkmış toynbee diyor, siyonizm diyor, herzl diyor rotshild diyor. rockefeller dememişsin bak onu unutmuşsun, heil illüminati, novus ordo seclorum. marx "işçinin vatanı yoktur" diyor, marx da milliyetçilik düşmanı enternasyonalist, dolayısıyla siyonist bir illüminatici elbette. sikkofield diye bir gerizekalı var komplo teorileriyle kafayı kıran, "illüminati, batı, siyonizm vs. dinimizi milletimizi elimizden almaya çalışıyor öyleyse dinimize milletimize daha sıkı sarılmalıyız" diye saçmalayıp ezeli muhafazakar refleksleri, en kadim ideolojileri ve devlet fetişini yeniden üretmekten başka bir boka varamayan, sözlükte de ufak şubeleri var baranba vs. gibi, onları mı okuyorsunuz ne yapıyorsunuz?
oğlum hepinize söylüyorum, sizlerin tükettiği oksijende kurdun kuşun hakkı var, büyük vebal altındasınız yemin ediyorum. bu dünyada bir yer işgal ediyorsunuz, bu dünyanın kaynaklarını tüketiyorsunuz, ve şu kafayla aldığınız her nefesle kurdun kuşun börtü böceğin hakkına giriyorsunuz. sizin tükettiğiniz oksijen sizin yerinize bir camış tarafından tüketilebilirdi ve dünyaya çok daha faydası dokunurdu o camışın. ha derseniz ki hepimize yetecek kadar oksijen yok mu, niye benimkine göz dikiyorsun, eyvallah, hepimize yetecek kadar var, ama bu hızla israf etmeye devam edersek sonumuz hayra alamet değil.
geçelim, bir başkasından da "abd, avrupa güzellemesi yapıyor, bir de sosyalist geçiniyor" gibi bir saldırı gelmiş, bunun üzerine birkaç kelam edeyim. zaten yazdığım her on entryden belki sekizi, diğer iki entryde ne anlatmaya çalıştığım üzerine oluyor, ne demek istediğimi, ne demek istemediğimi açmaya çalışmakla uğraşıyorum hep. bir başkası da gelmiş "osmanlı'yı övüyor vay terbiyesiz onca alevi katliamını yapan osmanlı'yı nasıl översin" diye saldırıyor. benim hayatım sizin gibi davarlara laf anlatmaya çalışmakla mı geçecek oğlum? "gayrimüslimlerle birlikte yaşama kültürü açısından osmanlı'nın bile gerisindeyiz" diyorum, gayrimüslimlere karşı tutumdan bahsediyorum sadece, ve "bile" diyorum bak "bile". ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz "bile" kelimesinin? yani kötü niyetli olsanız, oradaki "bile" kelimesini bilerek gözardı edip sırf saldırmak için saldırıyor olsanız yine en azından karşımda bir zeka belirtisi gördüğüm için mutlu olacağım, ama hayır, kötü niyetli filan değilsiniz, bildiğin düz davarsınız. sorun da bu zaten, gayet iyi niyetli, samimi davarlarla uğraşmak en kötüsü.
gelelim mevzuya. antiemperyalizm, bu ülkedeki en muktedir ideoloji olan milliyetçiliğin her renginin ortak paydası olan bir meşruiyet kılıfından öte bir işlev taşımıyor artık maalesef, salt bir yabancı düşmanlığına ve düpedüz ırkçılığa maske takmaktan ve batının ahlaksızlığı/iki yüzlülüğü üzerinden kendi iktidarını, kendi ahlaksızlığını olumlamaktan başka bir şeye hizmet etmiyor. ulusalcısı da, ülkücüsü de, akp'lisi de emperyalizmden bahsediyor; batıya, abd'ye, avrupa'ya küfrediyor. biri "büyük ortadoğu projesinin taşeronu akp" diyor, diğeri "kahrolası batı medeniyetinin, batının ahlaksızlığının taşeronu cehape zihniyeti, monşerler, faiz lobisi cart curt" diye saçmalıyor. hepsi de yahudi, ermeni vs. düşmanlığında birleşiyor, ortak bir canavar karşısında düşman kardeşler olarak birbirlerini yiyip duruyorlar. hepsi de baştan sona yalandır, hepsi de amerikanın kulu olmakta yarışırlar, hepsi de on yıllardır iktidarlarını amerika üzerinden elde etmişlerdir. ulusalcı güruh amerika'dan icazet almadan üst rütbelere gelmenin imkansız olduğu bir ordunun, abd'nin emriyle darbeler yapan ve bütün ülkeyi on yıllarca vesayet altında tutan 60 yıllık nato ordusunun postalını yalamakla hayatını geçirmiş, ülkücü güruh zaten tamamen sola karşı amerikan'ın bekçi köpekliğini yapması için üretilmiş, bütün varoluş zemini bundan ibaret, akp de yine abd ziyaretiyle yola çılan, kemalist hegemonyaya karşı sırtını avrupa birliğine yaslayan ve ab'ye doğru yürüyerek, yani yine batının müttefikliğiyle kendi iktidarını tesis eden, biti kanlanınca yine batı düşmanlığına, muhafazakar reflekslere rücu eden, ama faiz lobisinden bahsedip esip gürledikten iki gün sonra koç fabrikasının açılışına katılan bir "sağlam irade"
abidesi.
kapitalizmle hiçbir derdi olmadan sürekli emperyalizmden bahseden, birbirini batının kulu köpeği taşeronu olmakla suçlayan bu saçmalıklar yığınının ortasında artık antiemperyalizmden bahsetmek, bütün bu saçmalıkların yeniden üretimine katkı sağlamaktan başka bir şey değil maalesef.
ve abd'nin, avrupa'nın, ifade özgürlüğünü ve insan haklarını kendi iktidarını tahkim etmek için nasıl bir araç olarak kullandığını idrak edebilmek, ifade özgürlüğüne veya topyekun insan haklarına karşı "kahrolsun faşiklerin emperyonik şeysi" kafasına girmeden yapılması gereken bir şey. kapitalizmi yenmek için, her şeyden önce rasyonel olmak zorundasınız. rasyonel olmak için de, her şeyden önce, irrasyonelliğin en büyük kaynağı olan milliyetçi ve ulus devlet sınırlarına hapsolmuş reflekslerden arınmak zorundasınız. bu arınmayı yaşamadan sosyalist filan olmayın, olamıyorsunuz zaten, her şeyden önce milliyetçilik, devletçilik belasından kurtulmanız lazım. aksi halde gidip en iyi ihtimalle tkp'li, en kötü ihtimalle perinçekçi filan oluyorsunuz. aynı şekilde, bu beladan arınmadan gidip liberal realist filan olmaya kalkan davarlar da en iyi ihtimalle turgut özal/tansu çiller karışımı bir şey oluyor, yani gayet feci bir şey oluyor. bir yandan serbest piyasacı, bir yandan gayet devletçi reflekslerle sabah akşam kürt hareketine saldıran iğrenç bir sağcı oluyor, başka da bir bok olmuyor.
kısacası bu ülkede hemen hemen herkes önce milliyetçi oluyor, ondan sonra gidip başka bir şeyler oluyor, ve milliyetçi kalıntılardan arınmadığı sürece ne olursa olsun bir boka benzemiyor, ne doğru düzgün sosyalist oluyor, ne doğru düzgün liberal oluyor, ne doğru düzgün müslüman oluyor. o yüzden diyorum, bir şey olmayı bırakın, her şeyden önce milliyetçilikten, içine doğduğunuz devletin ideolojik reflekslerinden arının. aksi takdirde, müslüman olup şaman geleneklerini koruyan, pagan adetlerini muhafaza eden ucube bir şey oluyorsunuz, sosyalist de olsanız liberal de olsanız aynı saçmalıklarla dünyayı okumaya devam ediyorsunuz.
dediğim gibi, kapitalizmi yenmek için her şeyden önce rasyonel olmak gerekiyor, rasyonel davranmak gerekiyor. aksi takdirde yenemezsiniz, yendiğinizi zannedersiniz, devrim de yapsanız yeni bir tahakküm rejimi yaratmaktan başka bir yere varamazsınız. geçtiğimiz yüzyıl boyunca bunu denedik ve çoğunlukla yeni tahakküm rejimleri yarattık, demek ki böyle olmuyor, demek ki başka bir şeyler yapmamız gerekiyor, yeni bir şeyler denememiz gerekiyor. devrimci olmak için her şeyden önce kendi içimizde devrimci olmak gerekiyor, kendimize karşı, kendi tarihimize karşı muhafazakar olmaktan kurtulmamız gerekiyor. batının ideolojik tahakkümüne, reel sosyalizm deneylerini şeytanlaştırmaya yönelik ezeli çabasına karşı tavır alırken; reel sosyalizm deneylerini öpüp başımıza koyup, sarıp sarmalayarak muhafaza etmek gibi bir saçmalığa da teyakkuzla yaklaşmak gerekiyor, bu deneylerden ders çıkarmak gerekiyor, hatasıyla sevabıyla onları anlamaya çalışarak kendimize yeni bir yol çizmemiz gerekiyor.
gerisine ifade özgürlüğü başlığından devam edecem, ama son olarak şunu belirteyim. hdp ve birleşik haziran hareketi üzerinden bir şeyler yazmayı düşünüyordum bir ara, yazamadım. sol en çok enerjisini kendi içinde didişerek harcıyor, birbirimizi "kemalist sol" ya da "liberal sol" diye suçlamakla yıllarımızı geçiriyoruz, her kesimin de haklı olduğu yönleri var ve haksızlık yaptığı yönleri var, ama artık bu kısır tartışmaları aşmaya yönelik bir çaba içine de girmemiz gerekiyor ve enerjimizi doğru düzgün harcamamız gerekiyor. birbirimizden başka uğraşmamız gereken milyon tane şey var, birbirimizden önce düşmanlaştırmamız gereken milyon tane şey var, zaten şurada toplasan üç beş kişiyiz, artık aklımızı başımıza toplamamız gerekiyor.