bree'deki sıçrayan midilli hanında. yolgezer diye bir kolcuyla tanışıyoruz.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
vergili dolandirici kurumdur.
sizi ararlar, tarife degisecek misiniz derler siz de hayir dersiniz bir bakmissiniz tarife degismisler, sonra cayma parasi isterler sonra ses kayitlarini dinleyip biz problem goremedik diyecek kadar da orospu cocuklugu yaparlar. insallah dava ederler beni de yuzyuze geliriz.
dolandiricilardir evet.
sizi ararlar, tarife degisecek misiniz derler siz de hayir dersiniz bir bakmissiniz tarife degismisler, sonra cayma parasi isterler sonra ses kayitlarini dinleyip biz problem goremedik diyecek kadar da orospu cocuklugu yaparlar. insallah dava ederler beni de yuzyuze geliriz.
dolandiricilardir evet.
o kadar da kötü değil. zaten cem yılmaz tadında bir perfomansı beklemeniz fazla art niyetli bir yaklaşım olur , bu tarz denemeleri hoş karşılıyorum. devam et ablacım sen.
adamda her şey var.
hem kürt hem türkçe konuşuyor hem adam hem memeli hem sarı saçlı hem avrupai hem kıro hem gay lez vs
adeta yürüyen netflix dizisi gibi.
derhal imzalar atılsın ve o beyaz külot mavisi ile değiştirilip çekimlere başlansın.
al bu da afiş
https://i.hizliresim.com/nbzzkl.jpg
dos gardenias link’i paylaşan arkadaş.
hem kürt hem türkçe konuşuyor hem adam hem memeli hem sarı saçlı hem avrupai hem kıro hem gay lez vs
adeta yürüyen netflix dizisi gibi.
derhal imzalar atılsın ve o beyaz külot mavisi ile değiştirilip çekimlere başlansın.
al bu da afiş
https://i.hizliresim.com/nbzzkl.jpg
dos gardenias link’i paylaşan arkadaş.
turk mantigini yanlis anlamis kisilerin istegidir.
turk bir yere kimse gitmiyorsa o zaman ben giderim. tum para bana kalir diye dusunen ticari kafa yapisina sahiptir. once para sonra yine para.
turk bir yere kimse gitmiyorsa o zaman ben giderim. tum para bana kalir diye dusunen ticari kafa yapisina sahiptir. once para sonra yine para.
çomarlıktır.
bir çomar ne yaparsa yapsın iki komşu devletin birbiri ile iyi geçinmesi insanlık için iyidir.
bu tarz insanlar her ülkede var.
bu göt oğlanıda onlardan biri.
bir çomar ne yaparsa yapsın iki komşu devletin birbiri ile iyi geçinmesi insanlık için iyidir.
bu tarz insanlar her ülkede var.
bu göt oğlanıda onlardan biri.
muhtemelen kişisel veri çalmaya yönelik bir sitedir. ve 25 sayfalık entryden anlıyorum ki uyduruk bir anket sitesi yaparak istediğim bütün kişisel bilgileri toplayabilirim. yemeyin arkadaşlar bunları
ibb başkanı ekrem imamoğlu'nun kendisine yöneltilen tatil eleştirilerine karşı yaptığı açıklamalardır.
imamoğlu, "zaten 1 kişi var siyasette, kendisini adamış, koşuyor. çocuklarıma vakit ayırmam lazım. hayat gelip geçiyor. 8 yaşındaki kızımın çocukluğunu ıskalayamam. o çocuğun ruhunda bu eksikliği yaşatan baba olmak istemem"
"şimdi ben anlıyorum, ekrem imamoğlu 1 gün de tatil yapsa konuşacaklar, 2 gün de. canı yananlar var. istanbul belediyesi'ni kaybetmenin bazı insanlara verdiği rahatsızlık var"
açıklamanın tamamı burada
imamoğlu, "zaten 1 kişi var siyasette, kendisini adamış, koşuyor. çocuklarıma vakit ayırmam lazım. hayat gelip geçiyor. 8 yaşındaki kızımın çocukluğunu ıskalayamam. o çocuğun ruhunda bu eksikliği yaşatan baba olmak istemem"
"şimdi ben anlıyorum, ekrem imamoğlu 1 gün de tatil yapsa konuşacaklar, 2 gün de. canı yananlar var. istanbul belediyesi'ni kaybetmenin bazı insanlara verdiği rahatsızlık var"
açıklamanın tamamı burada
lan adam yürüse ordan mı yürür mal mısınız arkadaş ya... adam bariz taşşak geçiyor...
(bkz: erkek çocuk)
artık yoktur.
bakınız kızılay yolsuzlukları bile nasıl deşifre ediliyor.
devletin kurumlarından belge çıkıyorsa iktidarın gideceğini bilerek yapar bunu bürokrasi.
ihvancı akp devleti çöküyor ve bizler daha çok belge göreceğiz.
zaten bu işin doğası budur.
bakınız kızılay yolsuzlukları bile nasıl deşifre ediliyor.
devletin kurumlarından belge çıkıyorsa iktidarın gideceğini bilerek yapar bunu bürokrasi.
ihvancı akp devleti çöküyor ve bizler daha çok belge göreceğiz.
zaten bu işin doğası budur.
öncelikle kapı gibi yazmışım alnım ak, başım dik (bkz: #91847032).
hiçbir siyaset adamına bel bağlamam. oraya gelen hiçkimsenin, hayatından önemli bir zaman dilimini, enerjisini benim sonsuz mutluluğum için harcayacağına inanmam. böyle diyene şüpheyle bakarım. cennetin anahtarını satan papayı da 90'larda ev anahtarı vaat eden siyasetçileri de unutmadım ben.
yazdığım gibi ekrem imamoğlu'na bir hayranlık geliştirmeden oy verdim ve izledim. şu âna kadar oy vermiş biri olarak edindiğim izlenimler, hoş değil.
siyaset, bir algı yönetimidir. "mış gibi" yapmaktır. çocukla çocuk, yaşlıyla yaşlı, köylüyle köylü, işçiyle işçi olabilmektir. imamoğlu'nun insana batan bir "rahat adam" algısı var. peki neden bu oluşuyor? nedeni çok basit, 20 yıl sonra ilk kez birisine karşı bir umut filizlendi, beklentiler yükseldi, muhafazakar dayatmalardan tekrar eski zamanlara dönüleceğine doğru özlem dolu bir inanış oluştu ve kendisine tünelin sonundaki ışık muamelesi yapıldı da ondan. onunla ilgili bir beklenti yaratıldı ve bu beklentinin tatmini, altının dolması "beklemeye değmesi" hayal edildi.
oysa bir baktık ki ekrem imamoğlu'nun başından bugüne olan bu çizgisi, bu beklentilerle pek de paralel gitmiyor.
hemen söyleyeyim, ekrem imamoğlu tabii ki istediği gibi tatil yapabilir, sonuna kadar da hakkıdır ve tatil yapan tek siyasetçi değildir ama; bakın büyük bir ama: eğer siyaset yapıyorsa ve etrafında akıl aldığı birileri varsa bu işin böyle yürümeyeceğinin de farkında olmalıdır. imamoğlu eğer büyük oynamayı düşünüyorsa hedefi, halihazırda ona oy veren chp seçmeni değil, yıllardır kemiklemiş bir inançla erdoğan'a oy veren akp tabanına ulaşmak, onlarla iletişim kurabilmek olmalıdır. işte bu iletişim de o tabana yakın durmakla ve onları anlamakla olur. en başından beri monşer/elit/halden anlamaz olarak 'bağzı' beyinlerde imgelenen chp'nin bu kötü imajını perçinleyerek değil, bugüne kadar yapılanın aksine o insanların insaniyetine, inancına, samimiyetine dokunarak olur.
siz eğer ki kapı komşusunun evinden taze çıkan cenaze sonrasındaki birkaç haftalık sürede "aman eğleniyormuş gibi algılanır" düşüncesiyle müzik dinlemekten kaçınan bir toplumun yaşadığı bir ülkede depremden kayağa geçiyorsanız, çok kolaylıkla ardınızdan "zaten böyle olacağı belliydi" denilir; samimiyetsiz, monşer, açın halinden anlamayan olarak yaftalanırsınız. hiçkimse "aa içi dışı bir adamın bak saklamıyor. ölenle ölecek değil ya? hayat devam ediyor. adam tatilini önceden ayarlamış zaten" demez. kendi yoksulluğunun, derdinin ne kadar "paylaşılıyor göründüğüne" bakar.
tekrar ediyorum, siyaset bir algı yönetimidir. iyi niyete değil, algıya bakar.
"onların imamoğlu için ne düşündüğü önemli değil, ben seviyorum. destekliyorum" diye düşündüğünüzde tabii ki bir şey olmaz. istanbul belediye başkanı olarak görevini tamamlar ve şansı varsa yine seçilir ama büyük oynamayı planlıyorsa alacağı oylar, tıpkı eurovision şarkı yarışmasında birbirine o veren baltık ülkelerinin oyları gibi bir işe yaramaz ve oyunu alması gerektiği diğer seçmen gruplarından destek alamayarak gönlünden geçirdiği cumhurbaşkanlık hayaline; yani hayalimize kavuşamadan gider.
akp karşısında güçlü bir kale olacağı düşünülen ekrem imamoğlu'nu ne yanlış yaparsa yapsın mazur görme fanatizmiyle diğer parti fanatizmleri arasında teorik olarak hiçbir fark yoktur. ekrem imamoğlu'nu seviyor olabilirsiniz ama "aman kale içten zayıflayacak" diyerek yaptığı her şeyi doğru bulmak tutarlı bir davranış değildir. kendinizi kandırırsınız. yeri geldiğinde herkes eleştirilmelidir.
hep özendiğimiz avrupa'nın bir adım önde oluşunun bir diğer nedeni işte tam da kişiye değil koltuğa önem vermekte yatar. kişiler gelip geçer ama koltuklar kalıcıdır. keşke bir gün olabilsek...
hiçbir siyaset adamına bel bağlamam. oraya gelen hiçkimsenin, hayatından önemli bir zaman dilimini, enerjisini benim sonsuz mutluluğum için harcayacağına inanmam. böyle diyene şüpheyle bakarım. cennetin anahtarını satan papayı da 90'larda ev anahtarı vaat eden siyasetçileri de unutmadım ben.
yazdığım gibi ekrem imamoğlu'na bir hayranlık geliştirmeden oy verdim ve izledim. şu âna kadar oy vermiş biri olarak edindiğim izlenimler, hoş değil.
siyaset, bir algı yönetimidir. "mış gibi" yapmaktır. çocukla çocuk, yaşlıyla yaşlı, köylüyle köylü, işçiyle işçi olabilmektir. imamoğlu'nun insana batan bir "rahat adam" algısı var. peki neden bu oluşuyor? nedeni çok basit, 20 yıl sonra ilk kez birisine karşı bir umut filizlendi, beklentiler yükseldi, muhafazakar dayatmalardan tekrar eski zamanlara dönüleceğine doğru özlem dolu bir inanış oluştu ve kendisine tünelin sonundaki ışık muamelesi yapıldı da ondan. onunla ilgili bir beklenti yaratıldı ve bu beklentinin tatmini, altının dolması "beklemeye değmesi" hayal edildi.
oysa bir baktık ki ekrem imamoğlu'nun başından bugüne olan bu çizgisi, bu beklentilerle pek de paralel gitmiyor.
hemen söyleyeyim, ekrem imamoğlu tabii ki istediği gibi tatil yapabilir, sonuna kadar da hakkıdır ve tatil yapan tek siyasetçi değildir ama; bakın büyük bir ama: eğer siyaset yapıyorsa ve etrafında akıl aldığı birileri varsa bu işin böyle yürümeyeceğinin de farkında olmalıdır. imamoğlu eğer büyük oynamayı düşünüyorsa hedefi, halihazırda ona oy veren chp seçmeni değil, yıllardır kemiklemiş bir inançla erdoğan'a oy veren akp tabanına ulaşmak, onlarla iletişim kurabilmek olmalıdır. işte bu iletişim de o tabana yakın durmakla ve onları anlamakla olur. en başından beri monşer/elit/halden anlamaz olarak 'bağzı' beyinlerde imgelenen chp'nin bu kötü imajını perçinleyerek değil, bugüne kadar yapılanın aksine o insanların insaniyetine, inancına, samimiyetine dokunarak olur.
siz eğer ki kapı komşusunun evinden taze çıkan cenaze sonrasındaki birkaç haftalık sürede "aman eğleniyormuş gibi algılanır" düşüncesiyle müzik dinlemekten kaçınan bir toplumun yaşadığı bir ülkede depremden kayağa geçiyorsanız, çok kolaylıkla ardınızdan "zaten böyle olacağı belliydi" denilir; samimiyetsiz, monşer, açın halinden anlamayan olarak yaftalanırsınız. hiçkimse "aa içi dışı bir adamın bak saklamıyor. ölenle ölecek değil ya? hayat devam ediyor. adam tatilini önceden ayarlamış zaten" demez. kendi yoksulluğunun, derdinin ne kadar "paylaşılıyor göründüğüne" bakar.
tekrar ediyorum, siyaset bir algı yönetimidir. iyi niyete değil, algıya bakar.
"onların imamoğlu için ne düşündüğü önemli değil, ben seviyorum. destekliyorum" diye düşündüğünüzde tabii ki bir şey olmaz. istanbul belediye başkanı olarak görevini tamamlar ve şansı varsa yine seçilir ama büyük oynamayı planlıyorsa alacağı oylar, tıpkı eurovision şarkı yarışmasında birbirine o veren baltık ülkelerinin oyları gibi bir işe yaramaz ve oyunu alması gerektiği diğer seçmen gruplarından destek alamayarak gönlünden geçirdiği cumhurbaşkanlık hayaline; yani hayalimize kavuşamadan gider.
akp karşısında güçlü bir kale olacağı düşünülen ekrem imamoğlu'nu ne yanlış yaparsa yapsın mazur görme fanatizmiyle diğer parti fanatizmleri arasında teorik olarak hiçbir fark yoktur. ekrem imamoğlu'nu seviyor olabilirsiniz ama "aman kale içten zayıflayacak" diyerek yaptığı her şeyi doğru bulmak tutarlı bir davranış değildir. kendinizi kandırırsınız. yeri geldiğinde herkes eleştirilmelidir.
hep özendiğimiz avrupa'nın bir adım önde oluşunun bir diğer nedeni işte tam da kişiye değil koltuğa önem vermekte yatar. kişiler gelip geçer ama koltuklar kalıcıdır. keşke bir gün olabilsek...
edit 3: sabah gazetesine "durumu değerlendiriyoruz, avukatlarımız fesih çalışmalarına başladı" diye bilgi veren firma berna laçin'i arayıp işten çıkarma gibi bir durum olmayacağını söylemiş. ikiyüzlü açıklamalar yapmayı bırak halkı doğru dürüst bilgilendir sevgili p&g yetkilileri. yoksa boykotun alasını yersiniz. bu devirde ifade özgürlüğünü kısıtlamak kimsenin haddi değildir.
link
edit 2: sabah'a konuşan p&g yetkilileri işten çıkarma durumunu değerlendirdiklerini belirtmiş.
link
deprem vergilerini sorduğu için berna laçin'in reklamlarını geri çeken fairy için twitter'da başlatılmış boykot. tüm atatürkçü kişiler davet edilmiştir.
boykot
edit: haberi de düşmüştür.
haber
link
edit 2: sabah'a konuşan p&g yetkilileri işten çıkarma durumunu değerlendirdiklerini belirtmiş.
link
deprem vergilerini sorduğu için berna laçin'in reklamlarını geri çeken fairy için twitter'da başlatılmış boykot. tüm atatürkçü kişiler davet edilmiştir.
boykot
edit: haberi de düşmüştür.
haber
(bkz: tarhana çorbası)
bugün şirketin toplantı salonunda bir çinli ile tokalaştım. sonra pişman oldum. --neyse bişey olmaz-- deyip geçiştirdim. aradan 15-20 dakika sonra ellerimi henüz yıkamamışken bir poğaça alıp yedim. aklıma elimdeki muhtemel çinli mikrobu geldi. kendime kızdım. biraz endişelensem de --bişey olmaz-- dedim.
gün içerisinde arasıra mikrop taşıdığım aklıma geliyordu. sirke mi içmeliydim, propolis mi yemeliydim, sarımsak olabilir ya da yoğurt.
biraz korkmuştum. şirket yönetici mehmet bey'e salondaki çinlinin kim olduğunu sordum. ++mehmet b. toplantıdaki köşede oturan çinliyi tanıyor musunuz. sanırım ingilizce bilmiyor, hello deyince ters ters baktı.
--geçen ayki toplantıdaki mi.
++hayır bugün.
--allah allah toplantıda çinli yoktu ki.
++ohh koreli değil mi.
--yoo ??
++??
--lan o bizim salih.
++ne salihi. çinli salih mi.
--ahaha hello mu dedin.
++ ters ters baktı.
sonuç: temizim. --------- inşallah.
gün içerisinde arasıra mikrop taşıdığım aklıma geliyordu. sirke mi içmeliydim, propolis mi yemeliydim, sarımsak olabilir ya da yoğurt.
biraz korkmuştum. şirket yönetici mehmet bey'e salondaki çinlinin kim olduğunu sordum. ++mehmet b. toplantıdaki köşede oturan çinliyi tanıyor musunuz. sanırım ingilizce bilmiyor, hello deyince ters ters baktı.
--geçen ayki toplantıdaki mi.
++hayır bugün.
--allah allah toplantıda çinli yoktu ki.
++ohh koreli değil mi.
--yoo ??
++??
--lan o bizim salih.
++ne salihi. çinli salih mi.
--ahaha hello mu dedin.
++ ters ters baktı.
sonuç: temizim. --------- inşallah.
ekrem imamoğlu’na duyduğu nefretin sebebi, seçim öncesinde imamoğlu’nun bu youtuberın program teklifini reddetmesidir. bunu zaten kendi açıklamıştı, sitem etmişti. o günlerden bugüne imamoğlu denildiğinde yüzü düşüyor, morali bozuluyor. dokunsan ağlayacak.
bu amcamız tatlı su gazetecisidir. ırak savaşı esnasında dünyanın her yerinden gazeteciler tüm riskleri alarak sahadan haber geçerken, hatta bir kısmı basın şehidi olurken kendisi abd filosuyla takılmış, sonra da buna savaş gazeteciliği demiştir. hadi oradan! sen ancak kendin gibileri kandırırsın!
cüneyt hızlı yol alıyor. bir yıla kalmaz ahmet hakan kıvamına gelir. zaten arada cbaşkanının uçağı için kendisine neden teklif yapılmadığını şakayla karışık söylüyor, yüzünde de o samimiyetsiz gülüşü... teklif gelse gazetecilik etiği falan bunun sikinde olmaz. zayıf karakterlidir.
“birand yaşasaydı...” diye cümleye başlasam, gerisini herkes tahmin edebilir. ve aklı başında olan herkes üç aşağı beş yukarı benzer şekilde cümleyi tamamlar.
şöyle sonlandırayım: cüneyt’e para verin, gerisini düşünmeyin.
bu amcamız tatlı su gazetecisidir. ırak savaşı esnasında dünyanın her yerinden gazeteciler tüm riskleri alarak sahadan haber geçerken, hatta bir kısmı basın şehidi olurken kendisi abd filosuyla takılmış, sonra da buna savaş gazeteciliği demiştir. hadi oradan! sen ancak kendin gibileri kandırırsın!
cüneyt hızlı yol alıyor. bir yıla kalmaz ahmet hakan kıvamına gelir. zaten arada cbaşkanının uçağı için kendisine neden teklif yapılmadığını şakayla karışık söylüyor, yüzünde de o samimiyetsiz gülüşü... teklif gelse gazetecilik etiği falan bunun sikinde olmaz. zayıf karakterlidir.
“birand yaşasaydı...” diye cümleye başlasam, gerisini herkes tahmin edebilir. ve aklı başında olan herkes üç aşağı beş yukarı benzer şekilde cümleyi tamamlar.
şöyle sonlandırayım: cüneyt’e para verin, gerisini düşünmeyin.
merak edenler dikkatlice okusun. şöyle ki;
-100.000.000-tl kazancı olan kurum (%20) 20.000.000-tl kurumlar vergisi öder.
eğer ilgili kurum, kurumlar vergisi 10.1.f maddesinden yararlanarak 48.000.000-tl kızılaya bağıs yaparsa,
-100milyon - 48milyon=52.000.000-tl kurum kazancı olur ve 10.400.000-tl vergi öder.
dolaysıyla 9.600.000-tl vergiden kaçınmış olur. tamamen yasaldır.
- ancaaaaaaak;
*bağış yapan kurumun, kızılaya yaptığı bu bağışı, karşılıksız olarak yapması gerekmektedir. (şarttır.)
**örneğimizdeki kurum, kızılaya bağışı, şartlı olarak yaptığı için, işlem vergi kanunları açısından muvaazalıdır. ilgili olayda bağış, vakfa yurt yapılması şartı ile bağışlanmıştır. vergi usul kanunu madde 3 hükmü gereği, olayın gerçek mahiyeti vakfa yurt yapılması için nakdi bağış olarak kabul edilmedilidir. edilmek zorundadır.
(kamuya yararlı dernek ve vakıflara bağış yapılabilmekte ancak -kurumun kazancına göre- bu nakdi bağışların usul şartları daha fazla, indirim olarak kabul edilen tutarı ise daha az. çok teknik olduğu için bu kısmı kafa karışıklığı olmasın diye daha fazla anlatmadım.)
***sonuç; bir vergi incelemesi yapılması halinde, ki bu bir ihbar sonucunda başlayacaktır, ilgili kurumun bağışı indirim olarak kabul edilmeyecek ve bağış yapan kuruma 9.600.000-tl kurumlar vergisi aslı, 9.600.000-tl vergi ziyaı cezası kesilecektir. (müsterih olun. )
****vergi usul kanununun 3. maddesindeki "vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır." hükmü gereği yukarıdaki vergi aslı ve vergi ziyaı cezası ilgili kurundan tahsil edilecektir.
özetle;
vergi tekniği açısından; mevzu bahis konuda vergiden kaçınma yok. vergi kaçırma var. eğer bağış gerçekten kızılaya yapılsaydı o zaman kaçınma olurdu.
yukarıda detayları anlattığım üzere; burada muvaaza var ve vergi incelemesi yapılması halinde dediğim tarhiyat ve vergi ziyaı cezası kesilecektir.
------ilgili mevzuat------
-kurumlar vergisi kanununun;
madde 10/(1) kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
madde 10/1.f)iktisadi işletmeleri hariç, türkiye kızılay derneğine ve türkiye yeşilay cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamı.
vergi usul kanununun 3 maddesi;vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
madde 341 - vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.
şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.
edit: bir yazar arkadaşımızın, şarta bağlı bağışın neden muvaazalı olduğu konusu flu kalmış haklı eleştirisi için bilgi eklendi.
-100.000.000-tl kazancı olan kurum (%20) 20.000.000-tl kurumlar vergisi öder.
eğer ilgili kurum, kurumlar vergisi 10.1.f maddesinden yararlanarak 48.000.000-tl kızılaya bağıs yaparsa,
-100milyon - 48milyon=52.000.000-tl kurum kazancı olur ve 10.400.000-tl vergi öder.
dolaysıyla 9.600.000-tl vergiden kaçınmış olur. tamamen yasaldır.
- ancaaaaaaak;
*bağış yapan kurumun, kızılaya yaptığı bu bağışı, karşılıksız olarak yapması gerekmektedir. (şarttır.)
**örneğimizdeki kurum, kızılaya bağışı, şartlı olarak yaptığı için, işlem vergi kanunları açısından muvaazalıdır. ilgili olayda bağış, vakfa yurt yapılması şartı ile bağışlanmıştır. vergi usul kanunu madde 3 hükmü gereği, olayın gerçek mahiyeti vakfa yurt yapılması için nakdi bağış olarak kabul edilmedilidir. edilmek zorundadır.
(kamuya yararlı dernek ve vakıflara bağış yapılabilmekte ancak -kurumun kazancına göre- bu nakdi bağışların usul şartları daha fazla, indirim olarak kabul edilen tutarı ise daha az. çok teknik olduğu için bu kısmı kafa karışıklığı olmasın diye daha fazla anlatmadım.)
***sonuç; bir vergi incelemesi yapılması halinde, ki bu bir ihbar sonucunda başlayacaktır, ilgili kurumun bağışı indirim olarak kabul edilmeyecek ve bağış yapan kuruma 9.600.000-tl kurumlar vergisi aslı, 9.600.000-tl vergi ziyaı cezası kesilecektir. (müsterih olun. )
****vergi usul kanununun 3. maddesindeki "vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır." hükmü gereği yukarıdaki vergi aslı ve vergi ziyaı cezası ilgili kurundan tahsil edilecektir.
özetle;
vergi tekniği açısından; mevzu bahis konuda vergiden kaçınma yok. vergi kaçırma var. eğer bağış gerçekten kızılaya yapılsaydı o zaman kaçınma olurdu.
yukarıda detayları anlattığım üzere; burada muvaaza var ve vergi incelemesi yapılması halinde dediğim tarhiyat ve vergi ziyaı cezası kesilecektir.
------ilgili mevzuat------
-kurumlar vergisi kanununun;
madde 10/(1) kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır:
madde 10/1.f)iktisadi işletmeleri hariç, türkiye kızılay derneğine ve türkiye yeşilay cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamı.
vergi usul kanununun 3 maddesi;vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.
madde 341 - vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder.
şahsi, medeni haller veya aile durumu hakkında gerçeğe aykırı beyanlar ile veya sair suretlerle verginin noksan tahakkuk ettirilmesine veya haksız yere geri verilmesine sebebiyet vermek de vergi ziyaı hükmündedir.
edit: bir yazar arkadaşımızın, şarta bağlı bağışın neden muvaazalı olduğu konusu flu kalmış haklı eleştirisi için bilgi eklendi.
istanbul 'da yaşıyorum diyen ağzınızı kargalar kapsın !!
bu şehirde yaşamak diye bir şey yok artık, bunu anlayın.
bu şehirde ölüme doğru, farkında olmadan yok olmak var..
(bkz: istanbul)
bu şehirde yaşamak diye bir şey yok artık, bunu anlayın.
bu şehirde ölüme doğru, farkında olmadan yok olmak var..
(bkz: istanbul)
gidin iğrenç fanatizminizi futbol başlıklarında kusun. pisliğinizi saçmak için yer arıyorsunuz. yok federer tayfası ağlamaya başlamışmış, yok djokovic saplayacakmış. bir alanda huzur verin ya. tenis böyle bir spor değil. iki tane efsane karşı karşıya geliyor, keyfini çıkarsanıza şunun.
edit : imla
edit : imla
(bkz: ejder suyu)
(bkz: ak saray)
(bkz: itibardan tasarruf olmaz)
yazlik saray
ha evet, zaten oyle bir hukumdarlik yaratmisligi var ki zaten her sey onune bedava seriliyor. para harcamasini gerektirecek, pahali zevk edinmesini gerektirecek bir durum yok ortada. ne isterse, ihale kaparim diye insanlar bedavadan sagliyorlar zaten. o konuda hakli olabilirsin onermende.
edit: mesaj atıp durmayın. herkesin pahalı zevkleri olabilir, vardır. benim de var lakin “yok” iddiasında bulunmuyorum ya da etrafımdaki kimse de “onun pahalı zevkleri yoktur” iddiasında bulunmuyor hakkımda. küfür edilecek bir şey özellikle yok, lağım ağzınızı foseptik çukurlarına doğru boşaltın. mesaj kutumu steril tutmaya çalışıyorum, malum, virüs kaynıyor ortalık.
(bkz: ak saray)
(bkz: itibardan tasarruf olmaz)
yazlik saray
ha evet, zaten oyle bir hukumdarlik yaratmisligi var ki zaten her sey onune bedava seriliyor. para harcamasini gerektirecek, pahali zevk edinmesini gerektirecek bir durum yok ortada. ne isterse, ihale kaparim diye insanlar bedavadan sagliyorlar zaten. o konuda hakli olabilirsin onermende.
edit: mesaj atıp durmayın. herkesin pahalı zevkleri olabilir, vardır. benim de var lakin “yok” iddiasında bulunmuyorum ya da etrafımdaki kimse de “onun pahalı zevkleri yoktur” iddiasında bulunmuyor hakkımda. küfür edilecek bir şey özellikle yok, lağım ağzınızı foseptik çukurlarına doğru boşaltın. mesaj kutumu steril tutmaya çalışıyorum, malum, virüs kaynıyor ortalık.
eğitim durumuna göre en düşük bekçi maaşları;
ilkokul mezunu 4.302tl, lise mezunu 4352tl, önlisans mezunu 4357tl ve lisans mezunu 4.404tl imiş. aile yardımı ve çocuk yardımı olmadan alınan maaşlar bu şekilde.
henüz iki hafta önce uluslararası ve özel bir şirkette ofis uzmanı adını verdikleri pozisyondan, maaş konusunda anlaşamadığım için kovuldum. kovulurken aldığım ücret 2500tl idi. üstelik pozisyon için lisans mezuniyet durumu ve bölüm şartı olmasına rağmen verdikleri tutar buydu.
demem o ki enteresan.
edit: buradan bakabilirsiniz.
kesinlikle bekçi maaşlarının çok olduğunu düşünmüyorum, sadece adil bir düzen olmadığına üzülüyorum.
edit2: sözlük yazarlarından; bekçi ve olan bir arkadaş mesajında; aile yardımı, terör tazminatı, vs. ile 5100tl net aldığını belirtti. ayrıca her ay polsana yapılan kesinti 290tl imiş.
ilkokul mezunu 4.302tl, lise mezunu 4352tl, önlisans mezunu 4357tl ve lisans mezunu 4.404tl imiş. aile yardımı ve çocuk yardımı olmadan alınan maaşlar bu şekilde.
henüz iki hafta önce uluslararası ve özel bir şirkette ofis uzmanı adını verdikleri pozisyondan, maaş konusunda anlaşamadığım için kovuldum. kovulurken aldığım ücret 2500tl idi. üstelik pozisyon için lisans mezuniyet durumu ve bölüm şartı olmasına rağmen verdikleri tutar buydu.
demem o ki enteresan.
edit: buradan bakabilirsiniz.
kesinlikle bekçi maaşlarının çok olduğunu düşünmüyorum, sadece adil bir düzen olmadığına üzülüyorum.
edit2: sözlük yazarlarından; bekçi ve olan bir arkadaş mesajında; aile yardımı, terör tazminatı, vs. ile 5100tl net aldığını belirtti. ayrıca her ay polsana yapılan kesinti 290tl imiş.
kapuska sebze mi?
yani diyor ki: fakir çalmasını bilmediği için fakir.
yaşasın yeni türkiye düzeni.
yaşasın yeni türkiye düzeni.
savunduğumdan değilde bu ölmeyenler istanbul da kaç para maaş alıyor ulan?
virüs hindistan'a hacca gitmiştir. kutsal topraklar niyetine.
zırvalık.
kişisel gelişimini kitap okuyarak öğrenmek isteyenler hayatı yaşamayan, bi köşeden izleyen ve sahneye çıkıp oynamayı bekleyen ama bunu hiçbir zaman beceremeyen insanlardır. hayal satıyorlar farkında değilsiniz.
kişisel gelişimini kitap okuyarak öğrenmek isteyenler hayatı yaşamayan, bi köşeden izleyen ve sahneye çıkıp oynamayı bekleyen ama bunu hiçbir zaman beceremeyen insanlardır. hayal satıyorlar farkında değilsiniz.
seçimde oluşan 800 binlik farkın bir türlü hazmedilmemesi midir bilinmez ama seçim sonrası sürekli bir gayret var birilerini tarafından. akla ekrem imamoğlu'nun başkanlığa yürümesi kaygısı geliyor elbette.
yok ekrem imamoğlu'nun baldızının storysi
yok ekrem imamoğlu'nun bir kıza yürümesi
yok imamoğlu'nun tatil yapması
yok imamoğlu'nun muhafazakar olması
yok imamoğlu'nun bilmem nesi
insan merak ediyor daha ne kadar sürecek bu durum . yalnız bu kişiler kendilerini küçülttükçe ekrem imamoğlu büyüyor farkında değiller. normalde deprem ziyareti sonrası oğlunu tatile götürmesine kızmamız gerekiyor ama ekrem imamoğlu'nun haksız muamele gördüğü yaygın düşüncesi yüzünden kimse de fazla takılmadı
yok ekrem imamoğlu'nun baldızının storysi
yok ekrem imamoğlu'nun bir kıza yürümesi
yok imamoğlu'nun tatil yapması
yok imamoğlu'nun muhafazakar olması
yok imamoğlu'nun bilmem nesi
insan merak ediyor daha ne kadar sürecek bu durum . yalnız bu kişiler kendilerini küçülttükçe ekrem imamoğlu büyüyor farkında değiller. normalde deprem ziyareti sonrası oğlunu tatile götürmesine kızmamız gerekiyor ama ekrem imamoğlu'nun haksız muamele gördüğü yaygın düşüncesi yüzünden kimse de fazla takılmadı
aslında kim davet ettiyse o öder, fakat erkek davet ettiyse erkek öder, kız davet ettiyse paylaşılır.
kocası allahın sevgili kulu imiş, ikisinden de hiç elini kirletmeden kurtulmuş.
(bkz: yüzyıllık yalnızlık) çok fazla karakter var. kim kimdi, bu kimin nesiydi diye başa döne döne okunuyor.
interpol tarafından tutuklanıyorsun oğlum, escobarların, el chapoların ayarındasın. bize ancak bozüyük sulh ceza mahkemesinden tebligat geliyor "gelmezsen yakalama çıkarırız." diye.
e kadın çalışıyormuş zaten, öğretmenmiş, niye bir de nafaka baglanıyor ki üzerine? iyice boku çıktı bu nafaka işinin he artık, doğuda mağdur kızlar var gencecik evlendirilmiş okumasına çalışmasına imkan verilmemiş bunların hakkıdır nafaka eli ekmek tutan çalışan bir kadın hangi hakla böyle bir talepte bulunabilir???
bir akp'linin 5 cümlenin 4'ünde yalan söyleme becerisine sahip olduğunu gösteren kanıt gibi başlık.
yalan 1: erdoğan'ın hiç tatile çıkmaması
kayıtlarda erdoğan’ın 5 yıl için toplamda 302 gün izinli olduğu bilgisine basit bir google aramasıyla ulaşabilirsiniz. cumhurbaşkanı olduktan sonra da kimsenin ruhu duymayacak şekilde defalarca ailesiyle tatile çıktığı bilgisi mevcut.
yalan 2: bildiğim kadarıyla en son 15 temmuz bla bla bla
darbe olmasa o tatili de öğrenemeyecektiniz. sonra da tatil yaptı, olağanüstü şeyler olmadıkça öğrenemiyorsun veya beynin bu kadar çalışıyor.
yalan 3: deprem olduğu zaman anında elazığ'a gitmiş
hayır anında gitmedi, deprem olduğu gün gitmedi. deprem olduktan 1 gün sonra gitti.
yalan 4: akp'li değilim
daha birkaç saat önce akp'liler olarak fairy kullanıyoruz başlığını açan kendisi olduğu halde akp'li değilim diyor.
yalan 1: erdoğan'ın hiç tatile çıkmaması
kayıtlarda erdoğan’ın 5 yıl için toplamda 302 gün izinli olduğu bilgisine basit bir google aramasıyla ulaşabilirsiniz. cumhurbaşkanı olduktan sonra da kimsenin ruhu duymayacak şekilde defalarca ailesiyle tatile çıktığı bilgisi mevcut.
yalan 2: bildiğim kadarıyla en son 15 temmuz bla bla bla
darbe olmasa o tatili de öğrenemeyecektiniz. sonra da tatil yaptı, olağanüstü şeyler olmadıkça öğrenemiyorsun veya beynin bu kadar çalışıyor.
yalan 3: deprem olduğu zaman anında elazığ'a gitmiş
hayır anında gitmedi, deprem olduğu gün gitmedi. deprem olduktan 1 gün sonra gitti.
yalan 4: akp'li değilim
daha birkaç saat önce akp'liler olarak fairy kullanıyoruz başlığını açan kendisi olduğu halde akp'li değilim diyor.
twitter'da bir yorum sabah sabah beni iyi güldürmüştür.
sabahın ilk antrenmanında geçen bir diyalog.
-sergen: takımın en hızlı koşanı kim?
-n'koudou: benim hocam
-sergen: aferin, şu kuponu yatır gel bir koşu.
sabahın ilk antrenmanında geçen bir diyalog.
-sergen: takımın en hızlı koşanı kim?
-n'koudou: benim hocam
-sergen: aferin, şu kuponu yatır gel bir koşu.
zabaha gadar burdayıh
koca yusuf vatandaşlarımızı kurtarıcam diye virüsü ülkeye getirmez inş
çalışkanlıkları, girişimcilikleri ya da zekalarıdır.
abd kurulmadan önce de varlıklılardı (hepsi değil tabii, sonuçta senin benim gibi insanlar) çünkü çalışkan, girişimci, ve zekilerdi.
bu sebepten de, bugün olduğu gibi, tarih boyunca çekilemeyip nefret edilmişlerdir.
edit: sayısız kaynak: üstteki yazarın göt hücreleri
abd kurulmadan önce de varlıklılardı (hepsi değil tabii, sonuçta senin benim gibi insanlar) çünkü çalışkan, girişimci, ve zekilerdi.
bu sebepten de, bugün olduğu gibi, tarih boyunca çekilemeyip nefret edilmişlerdir.
edit: sayısız kaynak: üstteki yazarın göt hücreleri
çocuk da istemiyorum. koca da. ama beni sevecek bir erkek istiyorum.
seni asla bırakmayacağım demesin, hepsi bıraktı. şartlar ne olursa olsun yanında olmaya çalışacağım desin. daha gerçekçi olsun. ağlamak insanı gerçekçi yapıyor. kimse farkında değil duygusal olarak o kadar yıpranıyorum ki, şu an bile. bilmiyorum pms'nin etkisiyledir belki de.. ah neyse... özetle ben sevmek, sevilmek istiyorum. şartsız.
gelen mesajlar yine dumur ediyor, işte bir örnek..
"hanımefendi merhabalar, bence yanlış yoldasınız. taşra kafasını bir yere bırakacak olursak, erkekler çok severse çocuk da ister. eğlenip bırakacağı kadından çocuk istemez bunlar birbirine bağlı şeylerdir.
kadının da "çocuk istemiyorum" demesi eninde sonunda seven erkek için "seni sevmiyorum" demektir.
'bir sen bir ben bir de bebek' sözü çok doğru bir tespittir aman diyeyim mutluluklar dilerim. "
erkekler çok severse çocuk istermiş yoksa olmazmış. çocuğum olmuyor diyelim o zaman ne olacak?
hayret bir şey ya.
seni asla bırakmayacağım demesin, hepsi bıraktı. şartlar ne olursa olsun yanında olmaya çalışacağım desin. daha gerçekçi olsun. ağlamak insanı gerçekçi yapıyor. kimse farkında değil duygusal olarak o kadar yıpranıyorum ki, şu an bile. bilmiyorum pms'nin etkisiyledir belki de.. ah neyse... özetle ben sevmek, sevilmek istiyorum. şartsız.
gelen mesajlar yine dumur ediyor, işte bir örnek..
"hanımefendi merhabalar, bence yanlış yoldasınız. taşra kafasını bir yere bırakacak olursak, erkekler çok severse çocuk da ister. eğlenip bırakacağı kadından çocuk istemez bunlar birbirine bağlı şeylerdir.
kadının da "çocuk istemiyorum" demesi eninde sonunda seven erkek için "seni sevmiyorum" demektir.
'bir sen bir ben bir de bebek' sözü çok doğru bir tespittir aman diyeyim mutluluklar dilerim. "
erkekler çok severse çocuk istermiş yoksa olmazmış. çocuğum olmuyor diyelim o zaman ne olacak?
hayret bir şey ya.
"iphone - airpods ikilisinin günlük kullanımda alternatifi yok" demiş, işte bir ürün ya da özelliği sadece iphone'da veya apple'da var sanan bu fanboy kitlesi diğer tarafın irritasyonunu körüklüyor. piyasada envai çeşit true wireless kulaklık var, plantronics, jabra gibi usta bt kulaklık üreticilerinden tut da, sennheiser, bang und olufsen gibi hi-end ürünler üretenlerin ürünleri mevcut, android telefon üreticileri de kendi gerçek kablosuz kulaklıklarını üretiyor. ayrıca apple airpods türünün ilk örneği de değil, bir kickstarter projesi olarak başlayan bragi'nin dash ve dash proları var. fanboy da anca aforizma sıçsın.
10 gün dinlendin, kart cezası kaygısı ortadan kaldırıldı, sakatların iyileşti, erteleme kararı olmasa sana karşı oynayacak olan rakibin en önemli oyuncusunu ayartıp ellerinden aldın
şu üsttekilerin binde birini fenerbahçe yapsa a spor denen lağım oluşum ve benzerleri 7/24 haber yapar ortalığı ayağa kaldırırdı. şerefiniz yok şerefiniz.
şu üsttekilerin binde birini fenerbahçe yapsa a spor denen lağım oluşum ve benzerleri 7/24 haber yapar ortalığı ayağa kaldırırdı. şerefiniz yok şerefiniz.
(bkz: opeth - to bid you farewell)
'we walked into the night
am i to bid you farewell?
why can't you see that i tried?
when every tear i shed.. is for you..'
(bkz: anathema - one last goodbye)
'i still feel the pain..
(still feel the pain)
i still feel your love..
(still feel your love)'
(bkz: anathema - temporary peace)
'and i swear i never knew.. i never knew.. i never knew how it could be..
and all this time all i had inside was what i couldn't see..
and i swear i never knew.. i never knew.. i never knew how it could be..
all the waves washing over all that hurts inside of me.. '
'we walked into the night
am i to bid you farewell?
why can't you see that i tried?
when every tear i shed.. is for you..'
(bkz: anathema - one last goodbye)
'i still feel the pain..
(still feel the pain)
i still feel your love..
(still feel your love)'
(bkz: anathema - temporary peace)
'and i swear i never knew.. i never knew.. i never knew how it could be..
and all this time all i had inside was what i couldn't see..
and i swear i never knew.. i never knew.. i never knew how it could be..
all the waves washing over all that hurts inside of me.. '
akplileri zevkten 4 köşe yapan bir başka cihatçı arap mülteci haberi daha.
sonuçta arapçı reizleri tekrar kandırılarak daha fazla radikal islamcı arabı kayıtsız, şartsız-şurtsuz ülkeye sokmayı başarmış ki kandırılmaması mucize zaten.
sen lise mezunu bir imamsın , neyine güvenip putin ile masaya oturuyorsun akıl alır gibi değil.
sonuçta arapçı reizleri tekrar kandırılarak daha fazla radikal islamcı arabı kayıtsız, şartsız-şurtsuz ülkeye sokmayı başarmış ki kandırılmaması mucize zaten.
sen lise mezunu bir imamsın , neyine güvenip putin ile masaya oturuyorsun akıl alır gibi değil.
tam bir gerizekali beyani .1 hafta beklese thy zaten getirecekti.masrafa yazik.
mümkünatı yok hayatı boyunca, bir arpa boyu yol gidemeyecektir. ne işte ne aşkta.
nereden mi biliyorum?
nereden mi biliyorum?
insan utanır. düşünsene baban bir kurumun başkanı, seni de yardımcısi yapıyor. vay amk.
cehalet ve cesaret
istanbul'un fethini halil inalcık hoca'nın devlet-i aliye kitabından da okumuş biri olarak söylemeliyim ki , batılı seyirciye hitap etme kaygısından dolayı karakterler orjinalinden uzaklaşsa da , fethin 3 aylık süresi boyunca neler yaşandığı gerçeğe çok yakın anlatılmış.
beni fetihle alakalı 3 şey acayip etkiliyor:
1)hrististiyanlarda mezhepçilik öyle boyutlardaymış ki islam dünyası anca getir götürünü yaparmış. ortodokslar zayıflasın diye istanbul'u gözden çıkarabilmiş batı roma , yani italyanlar. ispanyollar arapları endülüs'te kırarken osmanlı nasıl parmağını kıpırdatmadıysa , batı roma'da ölye kıpırdatmamış.
https://www.bbc.com/…ler/2016/02/160213_papa_patrik
962 sene sonra bir araya gelmek nedir birader?
bu konuya günümüzden zihin açmak adına bakarsak çok acayip şeyler görüyoruz. o dönem bizans'ın yani yunanlıların yardımına koşmayan italya , kurtuluş savaşı döneminde de yunanlıların anadolu'ya çıkmasından çok rahatsız ve alayhte demeçler veriyorlar.
bu durumu şu anki doğu akdeniz'de yaşanan gerilimle yorumladığımızda yunanistan ve italya arasında ki rekabet hat safhada. italya kıta sahalığı konusunda yunanlıların tezine oldukça soğuk. enerji boru hattının türkiye'den muhakkak geçmesini istiyorlar ve geçen haftalar akdenizin en büyük iki ülkesi arasında ilişkiler mükemmeldir açıklaması boşuna değil. buradaki ikinci büyük ülkeden kasıt tebrikler bildiniz: türkiye!
2) bizans'ın son imparatoru ne daşşaklı adammışşsın be bilader. fatih 'in, diz çökmeyip surların dibinde ölmeyi tercih etmesinden dolayı rahatsız olduğu sır değil. halil inalcık kitabında cesedinin surların dibinde imparatorluk armasından tanındığını söylüyor. cenazesi çok saygın bir şekilde defnedilmiş.
3)yine halil inalcık kitabında (iyi ki okumuşsun amk dediniz duydum aq) fatih'in en yakın tarihçilerinden tursun bey'in bile bazı fetih hareketlerini aşırı bulduğunu söylüyor. fatih gebze taraflarında yönünün belli olmadığı bir askeri hareketten hemen önce ölüyor . (ahmet özal gibi düşünüyorum : bence öldürülüyor) 20 senelik doktoruna italyanlar bir dizi para ve garanti vermişler suikast için. yani demem o ki adamlar hristiyan dünyası üzerinde hak iddia eden en büyük rakiplerinden ve kendilerinin en büyük düşmanı fatihten 30 sene içerisinde kurtulmuşlar. ilk modern muhasebe sisteminin (borç - alacak kaydı) italya'da bir ayakkabıcıdan çıktığını düşünürsek hesap kitap konusunda ne kadar yaman olduklarını her daim kulağımıza küpe etmemiz lazım.
beni fetihle alakalı 3 şey acayip etkiliyor:
1)hrististiyanlarda mezhepçilik öyle boyutlardaymış ki islam dünyası anca getir götürünü yaparmış. ortodokslar zayıflasın diye istanbul'u gözden çıkarabilmiş batı roma , yani italyanlar. ispanyollar arapları endülüs'te kırarken osmanlı nasıl parmağını kıpırdatmadıysa , batı roma'da ölye kıpırdatmamış.
https://www.bbc.com/…ler/2016/02/160213_papa_patrik
962 sene sonra bir araya gelmek nedir birader?
bu konuya günümüzden zihin açmak adına bakarsak çok acayip şeyler görüyoruz. o dönem bizans'ın yani yunanlıların yardımına koşmayan italya , kurtuluş savaşı döneminde de yunanlıların anadolu'ya çıkmasından çok rahatsız ve alayhte demeçler veriyorlar.
bu durumu şu anki doğu akdeniz'de yaşanan gerilimle yorumladığımızda yunanistan ve italya arasında ki rekabet hat safhada. italya kıta sahalığı konusunda yunanlıların tezine oldukça soğuk. enerji boru hattının türkiye'den muhakkak geçmesini istiyorlar ve geçen haftalar akdenizin en büyük iki ülkesi arasında ilişkiler mükemmeldir açıklaması boşuna değil. buradaki ikinci büyük ülkeden kasıt tebrikler bildiniz: türkiye!
2) bizans'ın son imparatoru ne daşşaklı adammışşsın be bilader. fatih 'in, diz çökmeyip surların dibinde ölmeyi tercih etmesinden dolayı rahatsız olduğu sır değil. halil inalcık kitabında cesedinin surların dibinde imparatorluk armasından tanındığını söylüyor. cenazesi çok saygın bir şekilde defnedilmiş.
3)yine halil inalcık kitabında (iyi ki okumuşsun amk dediniz duydum aq) fatih'in en yakın tarihçilerinden tursun bey'in bile bazı fetih hareketlerini aşırı bulduğunu söylüyor. fatih gebze taraflarında yönünün belli olmadığı bir askeri hareketten hemen önce ölüyor . (ahmet özal gibi düşünüyorum : bence öldürülüyor) 20 senelik doktoruna italyanlar bir dizi para ve garanti vermişler suikast için. yani demem o ki adamlar hristiyan dünyası üzerinde hak iddia eden en büyük rakiplerinden ve kendilerinin en büyük düşmanı fatihten 30 sene içerisinde kurtulmuşlar. ilk modern muhasebe sisteminin (borç - alacak kaydı) italya'da bir ayakkabıcıdan çıktığını düşünürsek hesap kitap konusunda ne kadar yaman olduklarını her daim kulağımıza küpe etmemiz lazım.
her şeyi hak ettiklerini düşünerek büyümüşler.
saf ve ağır salaklar.
resmen kandırılmış gibi yaşayan koskoca bir nesil lan.
siz hiç bir şeyi siklememeye devam edin gençler aynen devam.
boku yemeden gözünüzü açın, mal sürüsü gibi akranlarınızın yolundan gitmeyin.
akıllı davranıp koca bir salak nesilden sıyrılarak ileride hepsinin parasını cukkalayabilirsiniz.
edit: olm bana ok boomer diye mesaj atınca ne oluyor anlamadım? hala salak salak hareketler yapmaya devam edip kendi kendinize eğleniyorsunuz lan... hahaha banane amk ok boomer mış xfsgdfgsf
saf ve ağır salaklar.
resmen kandırılmış gibi yaşayan koskoca bir nesil lan.
siz hiç bir şeyi siklememeye devam edin gençler aynen devam.
boku yemeden gözünüzü açın, mal sürüsü gibi akranlarınızın yolundan gitmeyin.
akıllı davranıp koca bir salak nesilden sıyrılarak ileride hepsinin parasını cukkalayabilirsiniz.
edit: olm bana ok boomer diye mesaj atınca ne oluyor anlamadım? hala salak salak hareketler yapmaya devam edip kendi kendinize eğleniyorsunuz lan... hahaha banane amk ok boomer mış xfsgdfgsf