çift kaşarlı tostu gecenin köründe makineye atıp beklediğim esnada malum mesajı atınca diyetisyenim zannettim, sonra bir diyetisyenim olmadığını hatırladım.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
Bu listedeki 1 entry, kaynaktan kaldırıldığı için gösterilmiyor.
Detay: yasal not.
rezalet gibi rezalettir.
birincisi, sözlükte yazan yazarların ne tür bir rahatsızlığı olacağını bilemezsiniz. şizofren olabilir (toplumda %2 oranında), paranoid bozukluğu olabilir ya da anksiyete bozukluğu olabilir. herkes black mirror izleyip sizin gibi "hee waldo ya işte black mirror ehehehe" demeyebilir. ben black mirror izlemiyorum, waldo kim bilmiyorum. insanların o on saniye içinde yaşadıklarını siz mi belirliyorsunuz?
şaka gibi. ister moron diyin, ister tırsak, ister duyarcı; gerçekten umrumda bile değil. zaten damgalamaya meraklısınız. son derece düşüncesizce yapılmış bir viral. bunu düşünen reklam ajansının da ta alnından öperim.
birincisi, sözlükte yazan yazarların ne tür bir rahatsızlığı olacağını bilemezsiniz. şizofren olabilir (toplumda %2 oranında), paranoid bozukluğu olabilir ya da anksiyete bozukluğu olabilir. herkes black mirror izleyip sizin gibi "hee waldo ya işte black mirror ehehehe" demeyebilir. ben black mirror izlemiyorum, waldo kim bilmiyorum. insanların o on saniye içinde yaşadıklarını siz mi belirliyorsunuz?
şaka gibi. ister moron diyin, ister tırsak, ister duyarcı; gerçekten umrumda bile değil. zaten damgalamaya meraklısınız. son derece düşüncesizce yapılmış bir viral. bunu düşünen reklam ajansının da ta alnından öperim.
(bkz: flashforward)
boğaziçi köprüsünde türk silahlı kuvvetlerinin okullarında eğitim gören 1. sınıf öğrencisi asker adaylarının boğazlarını kesip, birinin kafasını marmara denize atan, saatlerce işkence yapan kişilerin oluşturduğu yasa dışı örgüt.
ellerinde tespih, arkalarında hiç bilmedikleri dilde yazılan dikdörtgen çerçeveler içerisinde yaldızlı yazılar olan ofislere sahipler.
bir çoğu ya işsiz veya galerici. diğerleri de neye inandıklarını bilmeyen, şu hayata hiç bir katkısı olmayan/olamayacak 100 tl peşinde ki avantacılar.
ellerinde tespih, arkalarında hiç bilmedikleri dilde yazılan dikdörtgen çerçeveler içerisinde yaldızlı yazılar olan ofislere sahipler.
bir çoğu ya işsiz veya galerici. diğerleri de neye inandıklarını bilmeyen, şu hayata hiç bir katkısı olmayan/olamayacak 100 tl peşinde ki avantacılar.
bir galatasaraylı olarak gidişine hüzünlendiğim topçu.
kardeşim, abim yurtdışına gidiyormuş gibi hissettim. hele bugünkü veda görüntüleri, şenol güneş'in gururlu bakışları falan. birilerinin dilinden düşürmediği "adamlık" denen kavram bugün cenk giderken başka takım taraftalarını dahi hüzünlendirmesiyle ortaya çıkan şeydir tam olarak.
yolun açık olsun tosun paşa.
kardeşim, abim yurtdışına gidiyormuş gibi hissettim. hele bugünkü veda görüntüleri, şenol güneş'in gururlu bakışları falan. birilerinin dilinden düşürmediği "adamlık" denen kavram bugün cenk giderken başka takım taraftalarını dahi hüzünlendirmesiyle ortaya çıkan şeydir tam olarak.
yolun açık olsun tosun paşa.
does it fall this way?
açılın işveren geldi.
maaşı 5.000 tl de yapsalar fark etmezdi. açıklanan zam oranına ve yıllık enflasyona göre işverenler de ürünlere zam yapacak çünkü.
ekmek üretmiyoruz ama fırın sahibi de una, asgari ücrete zam geldiğinde ekmeğe yapacak zammı.
aq memleketinde maaşa zam değil yaşam standartına zam yapmak gerekiyor her sene bunu anlayamıyoruz. adamın maaş 1600 oldu ee iyi de ekmek de 1,25 olacak süt de ebesininki olacak, un da anasının ki olacak alım gücü aynı kalacak.
sen işçiyi ve işvereni kolla. devlet olarak sağlıkta, eğitimde, ulaşımda en iyi şartları sağla da sonra koyim asgari maaş zammına.
köprü yapma aq yerinde. köprü parasına bi odtü bi itü daha yap. hoca yetiştir.
ya neyse banane naparsanız yapın
maaşı 5.000 tl de yapsalar fark etmezdi. açıklanan zam oranına ve yıllık enflasyona göre işverenler de ürünlere zam yapacak çünkü.
ekmek üretmiyoruz ama fırın sahibi de una, asgari ücrete zam geldiğinde ekmeğe yapacak zammı.
aq memleketinde maaşa zam değil yaşam standartına zam yapmak gerekiyor her sene bunu anlayamıyoruz. adamın maaş 1600 oldu ee iyi de ekmek de 1,25 olacak süt de ebesininki olacak, un da anasının ki olacak alım gücü aynı kalacak.
sen işçiyi ve işvereni kolla. devlet olarak sağlıkta, eğitimde, ulaşımda en iyi şartları sağla da sonra koyim asgari maaş zammına.
köprü yapma aq yerinde. köprü parasına bi odtü bi itü daha yap. hoca yetiştir.
ya neyse banane naparsanız yapın
%50 - 50% kutuplaşmış, daha bir yıl öncesine kadar insanların otobüse, metroya binmeye korktuğu, geceleri polisin evlere gözaltı baskını yaptığı, anayasanın da hukuk devleti ilkelerinin de askıda olduğu bir ülkede insanlara "yaptıklarını biliyoruz. bizim neler yapacağımızı da izle ve gör" diye viral reklam yapmayı düşünen ajans gerizekalıdır, ajansın bu teklifini kabul eden netflix türkiye ondan da gerizekalıdır.
adam kurban yazmış, millet liseli diyor ahaha.
olm adam olsa olsa lisede kurban dinliyodur. kurban dinleyen liseli mi kaldı? biz dinliyorduk lan lisede kurban'ı.
olm adam olsa olsa lisede kurban dinliyodur. kurban dinleyen liseli mi kaldı? biz dinliyorduk lan lisede kurban'ı.
çeyreğini man adasına 2. çeyreğini de malta'ya transfer ederim. kalanıyla, dalgaya yüzük takar, binalinin obez oğlu gibi devasa bir göbek yapar, uzakdoğu'da kumarın belini kırar, adnan hoca gibi a8 diye bir tv açar alemin kralını yaparım.
son birkaç yılda biriktirdiğim fantezilerimin kolajını sundum. arz ederim
son birkaç yılda biriktirdiğim fantezilerimin kolajını sundum. arz ederim
kültürünün içine sı*sınlar.
bu diziyi bu kadar beklemenin aslında dizinin asıl anlatmak istediği hastalık olması.*
yayınlarının içinde çocuklara kötü örnek olabilecek unsurlar barındırdığı için gerçekleşmiş olay.
galiba ödülü verenler tek bir video izlemeyip sadece abone sayısına bakarak ödül verdiler.
galiba ödülü verenler tek bir video izlemeyip sadece abone sayısına bakarak ödül verdiler.
2017 model ikna odası görüntüsüdür bu abi!
ben de sanıyorum ki sömestr geldi, okullar kapanıyor; onun için parti yapıyorlar.
bakınız bu baskıdır. o parti yapılırken dışlanacağını, diğer arkadaşları kapandığı için kutlanırken kendisinin kınanacağını düşünecek o küçücük kız çocukları ve istese de istemese de kapanacak; sırf kendini gruba dahil hissetmek ve kutlanmak istediği için kapanacak.
daha küçücük, özgür iradesi olmayan, neye inanıp neye inanamayacağını kendisi kestiremeyen, soyut kavramlara aklı ermeyen çocukların başlarını örtmeleri sizi neden tatmin ediyor ki? o bilmiyor ne yaptığını; siz baskılamışsınız; bundan zerre sorumluluk duymuyor musunuz?
şimdi ben de mesela seküler bir insan olarak "açıldım mutluyum" partisi yaptırsam; bu da dinsel özgürlüğe girer mi?
e hani ikna odaları diye bağırıyordunuz? ne farkı var şimdi bunun ikna odasından?
ben de sanıyorum ki sömestr geldi, okullar kapanıyor; onun için parti yapıyorlar.
bakınız bu baskıdır. o parti yapılırken dışlanacağını, diğer arkadaşları kapandığı için kutlanırken kendisinin kınanacağını düşünecek o küçücük kız çocukları ve istese de istemese de kapanacak; sırf kendini gruba dahil hissetmek ve kutlanmak istediği için kapanacak.
daha küçücük, özgür iradesi olmayan, neye inanıp neye inanamayacağını kendisi kestiremeyen, soyut kavramlara aklı ermeyen çocukların başlarını örtmeleri sizi neden tatmin ediyor ki? o bilmiyor ne yaptığını; siz baskılamışsınız; bundan zerre sorumluluk duymuyor musunuz?
şimdi ben de mesela seküler bir insan olarak "açıldım mutluyum" partisi yaptırsam; bu da dinsel özgürlüğe girer mi?
e hani ikna odaları diye bağırıyordunuz? ne farkı var şimdi bunun ikna odasından?
kaç yaşındasın sen? bi dk kaç yaşındasın? hayır kaç yaşındasın?
başlığı görünce bir güldüm, güzel bir espri malzemesi olabilir bu dedim ve önüme dinci sıçmığı çıktı.
(bkz: engelle)
(bkz: başlıklarını engelle)
(bkz: engelle)
(bkz: başlıklarını engelle)
bir şeyi indirime girmesini beklemeden güncel fiyatıyla almak
benim açımdan asla gerçekleşmeyecek ütopik bir şey bu çünkü hesabında kitabında biriyim
benim açımdan asla gerçekleşmeyecek ütopik bir şey bu çünkü hesabında kitabında biriyim
olaya hiç girmeyeceğim. çok efsane duyarlar gördüğüm için alkışlamaya geldim. hele birisi var ki ayakta alkışladım. çeşitli kürtçe isimler yazdıktan sonra "kolay mı 10 boğazı doyurmak, şöyle böyle yapmak, başka yol mu var kaçakçılık yapacak" tadında merasim şiiri yazmış. üstüne pembe götlüler, doğalgazlı evde sıcak çay eşliğinde oturuyorsunuz klişesini yapıştırmış. günün önlem ve anlamına dair tam bir molotof kokteyli olmuş kardeşim. şapka çıkardım.
az buçuk algoritmayı çözdüm sayende. mesela şimdi ben, "madem götün açık, başın kabak" ne bok yemeye on çocuk yapıyorsun? desem foşik oluyorum. ben ısınamadığım doğalgaz ve elektrik kombosuna aylık 500+ lira öderken sen zırnık ödemediğin elektrikle evi ahırı cayır cayır harlıyorsun desem at hırsızı orta asyalı oluyorum. buraya kadar anladım.
anlamadığım, ben vergisini ödediğim çayımı içince ırkçı oluyorum da sen nasıl kaçak çayını hem içip hem satınca halkların demokratik power rangers'ı oluyorsun? niye kaçakçılık yapıyorsun diyorum. çünküm istihdam yok diyorsun. e amk gelen yatırımı yakıyor, mühendisi doktoru öğretmeni kaçırıyorsun. yetmiyor teröriste destek veriyor yataklık ediyorsun. sonra neyin istihdamından bahsediyorsun? diye sorsam. konuşma pembe götlü diyorsun. tamam o zaman kara götlü.
ikimizde istanbul'un iki ayrı semtinden yazmıyor olsak sen haklısın diyeceğim. şu an fransız balkonlu, doğalgazlı dairesinden değil de mağarasındaki ateş başından yazıyor sanki amırcığın tohumu. üzerinden lolo yaptığı adamlar kadar olup orada kalamamış adamsın burda koçaklama yazıyorsun. bitmedi mağduriyetiniz.
edit: lolo yapmak nedir diye mesaj geldi asduıasdujkf. lan yaşlanıyoruz resmen. geçen 99 doğumlu bir genç jetonun geç düşmesi deyimini anlamamıştı da kendimi yaşlı hissetmiştim. bununla birlikte iki oldu. halk dilinde lölö yapmak olarak da kullanılır. asıl hikayesi şudur: (bkz: #16646874) müzikli temaşası için: https://youtu.be/payw0oo-ihy?t=13
az buçuk algoritmayı çözdüm sayende. mesela şimdi ben, "madem götün açık, başın kabak" ne bok yemeye on çocuk yapıyorsun? desem foşik oluyorum. ben ısınamadığım doğalgaz ve elektrik kombosuna aylık 500+ lira öderken sen zırnık ödemediğin elektrikle evi ahırı cayır cayır harlıyorsun desem at hırsızı orta asyalı oluyorum. buraya kadar anladım.
anlamadığım, ben vergisini ödediğim çayımı içince ırkçı oluyorum da sen nasıl kaçak çayını hem içip hem satınca halkların demokratik power rangers'ı oluyorsun? niye kaçakçılık yapıyorsun diyorum. çünküm istihdam yok diyorsun. e amk gelen yatırımı yakıyor, mühendisi doktoru öğretmeni kaçırıyorsun. yetmiyor teröriste destek veriyor yataklık ediyorsun. sonra neyin istihdamından bahsediyorsun? diye sorsam. konuşma pembe götlü diyorsun. tamam o zaman kara götlü.
ikimizde istanbul'un iki ayrı semtinden yazmıyor olsak sen haklısın diyeceğim. şu an fransız balkonlu, doğalgazlı dairesinden değil de mağarasındaki ateş başından yazıyor sanki amırcığın tohumu. üzerinden lolo yaptığı adamlar kadar olup orada kalamamış adamsın burda koçaklama yazıyorsun. bitmedi mağduriyetiniz.
edit: lolo yapmak nedir diye mesaj geldi asduıasdujkf. lan yaşlanıyoruz resmen. geçen 99 doğumlu bir genç jetonun geç düşmesi deyimini anlamamıştı da kendimi yaşlı hissetmiştim. bununla birlikte iki oldu. halk dilinde lölö yapmak olarak da kullanılır. asıl hikayesi şudur: (bkz: #16646874) müzikli temaşası için: https://youtu.be/payw0oo-ihy?t=13
o yaştaki bir çocuğa, o gözle bakıyorsan senin beynin, aklın, vicdanın kötüdür furkan iti. bale sanattır. baş örtme ise, dinen, kadınların senin gibi it ve azgınlardan korunmak adına maalesef özgürlüklerinden feragat ederek bulundukları durumdur. sapık, azgın, orospu çocuğu olmayan insanlar, o küçük çocuklara bakınca şerefsizce düşünmezler çünkü adı üstünde çocuktur.
içimde bir sürü kuruyan bahçe var. yağmurlar yağdır rabbim.
polislerle tanışmamış kişi beyanı.
(bkz: ooo maaşlar yatmış)
kendi semtlerinde oy verdikleri belediye tarafından dibinde oturacak ağaç bırakılmadığı için haftasonları muhafazakar insanlar akın ediyorsa, o belediye chp’lidir.
özür dilerken bile indirim ayağına stok pillerini millete sokmaya çalışan yasak elma.
zengin adamların, parayla reklam ajansına yaptırdığı şeyleri siz neden bu kadar savunuyor ve 6 yaşında gibi "koorktuuuuu koooorktuuuuu hahahahaha" diyorsunuz, aklım almıyor. siz neden böylesiniz ya? black mirror (izlerim, çok severim) yapımcıları sizin gibi savunmaz bunu mesela. valla siz neden böylesiniz?
güzel hanımefendilerin mesajlarına açığım. sözlük yahut mail: performikasit@protonmail.com
ucundan bucağından bulaşan bulaşmayan herkes pişman. bulaşanlar genelde ellerine geçen alım fırsatlarını değerlendiremedikleri için pişmanlar, bulaşmayanların büyük kısmı ise treni kaçırdıklarını düşündükleri için. bir de hater tayfa var ki onların ne bok yedikleri belli değil. adeta papağan gibiler. tek bildikleri "ponzi bu", "lale balonu", "patlayacak", "çöktü çökecek", "aha da bu sefer kesin çöktü" demek. argümanlarını dayandırdıkları zemin belli belirsiz. neden ölümüne bitcoin karşıtı olduklarını sorsanız makul şekilde açıklayabilecek olanların sayısı iki elin parmaklarını geçmez.
bu akşamüstü bilgi üniversitesi santral kampüsündeki enerji müzesi seminer salonunda şant manukyan'ın konuşmacı olduğu kripto paralar semineri vardı. 1 buçuk saate yakın sürdü. blockchain, bitcoin, kriptografi ve daha nice konu hakkında sade ve güzel bilgiler verdi. katılımcıların konuya hakim insanlardan oluştuğu sorulan sorulardan, yapılan yorumlardan kendini belli ediyordu. katılımcılar arasında kripto paraların geleceğine şüpheli bakan insanlar da vardı. ama şüphe iyidir, insanı bir şeye körü körüne bağlanmaktan alıkoyar.
şant bey sunumuna iki farklı fotograf göstererek başladı. ilki 1900'de new york 5. caddede çekilmiş şu fotograf. ikinci fotograf ise 5. caddenin 1913 senesindeki halini gösteriyordu. dikkatinizi çektiyse ilk fotografta at arabalarının arasında sadece bir tane otomobil var. 13 sene sonra çekilen ikinci fotografta ise otomobillerin arasında sadece tek bir at arabası görülüyor. eğer bir yenilik hayatlarımızı kolaylaştırıyorsa, değişim kaçınılmaz oluyor. içinde bulunduğumuz çağda kriptoların hayatımıza katabileceği yenilikler ve özgürlük hissi aslında tam da ihtiyacımız olan türden. öyle görüyorum ki bu değişim kendisini önümüzdeki yıllarda çok daha fazla hissettirecek ve değişim kaçınılmaz olacak. bugün kriptolara burun kıvıran, büyük bir çöküşün sinyalini verdiğini canhıraş şekilde savunanlar bir süre sonra kabullenecek ve adapte olmak zorunda kalacaklar.
eleştirin, sorgulayın; fakat bunu araştırarak yapın. bitcoin savunucularının da, ölümüne karşı olanların da yapmaları gereken aslında bu. okumak, araştırmak ve anlamaya çalışmak. çünkü bu yenilik gümbür gümbür geliyor ve şimdiden hayatlarımıza girmeye başladı bile.
bu akşamüstü bilgi üniversitesi santral kampüsündeki enerji müzesi seminer salonunda şant manukyan'ın konuşmacı olduğu kripto paralar semineri vardı. 1 buçuk saate yakın sürdü. blockchain, bitcoin, kriptografi ve daha nice konu hakkında sade ve güzel bilgiler verdi. katılımcıların konuya hakim insanlardan oluştuğu sorulan sorulardan, yapılan yorumlardan kendini belli ediyordu. katılımcılar arasında kripto paraların geleceğine şüpheli bakan insanlar da vardı. ama şüphe iyidir, insanı bir şeye körü körüne bağlanmaktan alıkoyar.
şant bey sunumuna iki farklı fotograf göstererek başladı. ilki 1900'de new york 5. caddede çekilmiş şu fotograf. ikinci fotograf ise 5. caddenin 1913 senesindeki halini gösteriyordu. dikkatinizi çektiyse ilk fotografta at arabalarının arasında sadece bir tane otomobil var. 13 sene sonra çekilen ikinci fotografta ise otomobillerin arasında sadece tek bir at arabası görülüyor. eğer bir yenilik hayatlarımızı kolaylaştırıyorsa, değişim kaçınılmaz oluyor. içinde bulunduğumuz çağda kriptoların hayatımıza katabileceği yenilikler ve özgürlük hissi aslında tam da ihtiyacımız olan türden. öyle görüyorum ki bu değişim kendisini önümüzdeki yıllarda çok daha fazla hissettirecek ve değişim kaçınılmaz olacak. bugün kriptolara burun kıvıran, büyük bir çöküşün sinyalini verdiğini canhıraş şekilde savunanlar bir süre sonra kabullenecek ve adapte olmak zorunda kalacaklar.
eleştirin, sorgulayın; fakat bunu araştırarak yapın. bitcoin savunucularının da, ölümüne karşı olanların da yapmaları gereken aslında bu. okumak, araştırmak ve anlamaya çalışmak. çünkü bu yenilik gümbür gümbür geliyor ve şimdiden hayatlarımıza girmeye başladı bile.
bu başlık cahil turnusolü oldu iyice. hele bir kısmı var ki ırkçılık denen kavramı ciddi ciddi nazi almanyası'nın keşfettiğini düşünüyor. ırkçılık deyince nazilerden başka hiçbir çağrışım yapmıyor adamlarda.
milliyetçiliği de fransızlar bulmuş demi? ondan evvel asırlarca insanları birarada tutan değerler bütününden eser yoktu? bi anda böyle her şey 19-20. asırlarda ortaya çıktı.
ne bilgi be... paçalardan akıyor. avrupa görse kıskanır.
milliyetçiliği de fransızlar bulmuş demi? ondan evvel asırlarca insanları birarada tutan değerler bütününden eser yoktu? bi anda böyle her şey 19-20. asırlarda ortaya çıktı.
ne bilgi be... paçalardan akıyor. avrupa görse kıskanır.
yani 2 ay önce 0.20 yi gören gözler; 1 dolarken nasıl alsın, 1.40 iken nasıl alsın. insanın eli gitmiyor. neden? çünkü yatırımcı değiliz; kumarbazız anasını satayım.
tanım: son 4 gündür ayrılıp da gelen coin.
tanım: son 4 gündür ayrılıp da gelen coin.
bu ülke halkı, idare mahkemlerinin idari işlemlere 'yerindelik denetimi' yapmaması için referandumda evet dedi.
tabiki zam gelecek milli iradeye karşı mı geliyorsunuz(!)
tabiki zam gelecek milli iradeye karşı mı geliyorsunuz(!)
akıllara görevi süresince kendisine verilen tüm hediyeleri çankaya köşkü envanterine kayıt ettiren ahmet necdet sezer'i getirmiştir.
süper duygu. kimse işe gitmezse böylece dünya düzeni değişir. bu denenmeli.
büyük meme, büyük göt, ince bel.
benim aklıma kars denildiğinde rus işgali geliyor. işgal sırasında rusların yaptığı binalar ve yollar geliyor ve kars halkının geçimlerini sağlayabilmeleri için gravyer üretimi ve kaz yetiştiriciliği öğretmeleri geliyor.
doğru mudur pek bilemedim.
kars konusu biraz karışık.
40 yıllık işgale neler sığmış neler.
ilginç, üzerine belgesel yapılacak bir konu.
edit: işgal 40 yıl sürmüş. 1868-1918 karsın işgal yılları.
doğru mudur pek bilemedim.
kars konusu biraz karışık.
40 yıllık işgale neler sığmış neler.
ilginç, üzerine belgesel yapılacak bir konu.
edit: işgal 40 yıl sürmüş. 1868-1918 karsın işgal yılları.
insanı yalnız hissettiren bi eylem. herkesin yanında arkadaşları, sevgilisi vardır benim ise kulaklığım. kalabalığın içinde yürürken kendime yalnız olmanın daha güzel olduğuna dair de bin bir yalan söylerim.
para aptal adamin eline yakismaz. uckagit zeka isidir ve aptalin parasinin uckagitcinin cebinde durmasi daha hayirlidir. varsa para kaptiran uzulmesin. her serde bi hayir vardir.
bilim adamlarının tanrıyla değil dinlerle problemi olduğu için, hiç de garipsenmemesi gereken durum.
açıklamasında beni en çok şaşırtan olayı fetö'ye, 15 temmuz şehitlerine ve şanlı 15 temmuz direnişine bağlamamış olması. adama resmen sempatim arttı, hatadır olur demek istiyorum.
bir liste yapılması gerekirse kesinlikle
goal 3
bir insan futbol oyunu oynarken kahkahalarla gülebilir mi?
evet bunu sağlıyordu bu oyun.
the flintstones at dinosaur peak
bize aile kavramını öğreten çocuklarımızın peşinden binbir türlü belaya koştuğumuz efsane çizgi filmin atari oyunu.
circus charlie
başarılı bir akrobat olmak istiyorsanız önce bu oyunu oynamanız gerekir.
bomberman
kesinlikle zeka geliştiren oyundu bu.aksiyon öfke hırs gerilim birarada müthiş bir oyun.
road fighter
araba yarışı oyunlarının atası
duck hunt
atari kolu dışında alacağınız bir envanterle oynayabildiğiniz ve sinir bozucu bir köpeğin size eşlik ettiği bir oyun.
yalnız o zaman ki teknolojiyle vurduğumuzu tv nasıl algılayabiliyordu anlamış değilim hala.
tank 90
abartmıyorum saatlerce oynadığım bir oyundu.kendi haritanızı inşa etmek mükemmeldi.
captain america
pek bilinmez belki ama benim pek sevdiğim bir oyundu.bu oyunun müzikleri kadar gerilim veren birşey yoktur.
chip and dale
iki sevimli sincapla dünyayı gezdiğimiz mario benzeri süper bir oyundu.
yie ar kung fu
dünya'nın en gıcık düşmanlarıyla kavga ettiğimiz oyun.
tiny toon adventures
looney tunes kahramanların küçük halleriyle oynadığımız aşırı zevkli bir oyundu.
her bölümün sonunda bölüm sonu canavarı olurdu.
teeage mutant turtles tournament fighters
sevdiğim çizgi filmin sevdiğim atari oyunu.
street fighter 3
bilmeyen yoktur zaten bunu.sadece ryu ile yerden tekme atarak oyunu bitirebiliyordunuz sanırım.
pikachu
pikaçu'yla zıplayıp hoplayıp ve sanırım uçabildiğimiz bir oyundu.
goal 2
sanırım şuan oynadığımız futbol oyunlarına en yakın oyun buydu.
load runner
valla labirent gibi bir oyundu.asla bitirememiştim.
donkey kong
üstteki oyuna benzer garip bir oyun daha.gerilim dolu bir oyundu buda.
terminator 2 judgement day
ilk atari kasetimdi bu oyun.garip bir oyunda sanırım ilk bölüm motorlar giriyorduk mevzuya.eminim bu oyunun büyük hayranları vardır.
double dragon 3
offf işte hayranı olduğum oyunlardan biri.şimdi olsa gene saatlerce oynarım.
river city ransom
goal 3'ün dövüş versiyonu olarak aklımda kalmış.
işte çocukluğum diyince aklıma bu oyunlar ve kar tatiliyle birleşip 1 ay olan sömestr tatili geliyor aklıma.
edit:imla ve resimler düzeltildi.
goal 3
bir insan futbol oyunu oynarken kahkahalarla gülebilir mi?
evet bunu sağlıyordu bu oyun.
the flintstones at dinosaur peak
bize aile kavramını öğreten çocuklarımızın peşinden binbir türlü belaya koştuğumuz efsane çizgi filmin atari oyunu.
circus charlie
başarılı bir akrobat olmak istiyorsanız önce bu oyunu oynamanız gerekir.
bomberman
kesinlikle zeka geliştiren oyundu bu.aksiyon öfke hırs gerilim birarada müthiş bir oyun.
road fighter
araba yarışı oyunlarının atası
duck hunt
atari kolu dışında alacağınız bir envanterle oynayabildiğiniz ve sinir bozucu bir köpeğin size eşlik ettiği bir oyun.
yalnız o zaman ki teknolojiyle vurduğumuzu tv nasıl algılayabiliyordu anlamış değilim hala.
tank 90
abartmıyorum saatlerce oynadığım bir oyundu.kendi haritanızı inşa etmek mükemmeldi.
captain america
pek bilinmez belki ama benim pek sevdiğim bir oyundu.bu oyunun müzikleri kadar gerilim veren birşey yoktur.
chip and dale
iki sevimli sincapla dünyayı gezdiğimiz mario benzeri süper bir oyundu.
yie ar kung fu
dünya'nın en gıcık düşmanlarıyla kavga ettiğimiz oyun.
tiny toon adventures
looney tunes kahramanların küçük halleriyle oynadığımız aşırı zevkli bir oyundu.
her bölümün sonunda bölüm sonu canavarı olurdu.
teeage mutant turtles tournament fighters
sevdiğim çizgi filmin sevdiğim atari oyunu.
street fighter 3
bilmeyen yoktur zaten bunu.sadece ryu ile yerden tekme atarak oyunu bitirebiliyordunuz sanırım.
pikachu
pikaçu'yla zıplayıp hoplayıp ve sanırım uçabildiğimiz bir oyundu.
goal 2
sanırım şuan oynadığımız futbol oyunlarına en yakın oyun buydu.
load runner
valla labirent gibi bir oyundu.asla bitirememiştim.
donkey kong
üstteki oyuna benzer garip bir oyun daha.gerilim dolu bir oyundu buda.
terminator 2 judgement day
ilk atari kasetimdi bu oyun.garip bir oyunda sanırım ilk bölüm motorlar giriyorduk mevzuya.eminim bu oyunun büyük hayranları vardır.
double dragon 3
offf işte hayranı olduğum oyunlardan biri.şimdi olsa gene saatlerce oynarım.
river city ransom
goal 3'ün dövüş versiyonu olarak aklımda kalmış.
işte çocukluğum diyince aklıma bu oyunlar ve kar tatiliyle birleşip 1 ay olan sömestr tatili geliyor aklıma.
edit:imla ve resimler düzeltildi.
ön edit: 'dizeyi dizi diye okudum.'
sonradan yazılan entrylere bakıp şiir dizeleri görünce ayıktım.
aklıma tek kare filmgeldi zarifoğlunun :
"...geçecektir daha daha
günler
bilmeden kavramak nasıl..."
2017, tek kare bir filmdi.
sonradan yazılan entrylere bakıp şiir dizeleri görünce ayıktım.
aklıma tek kare filmgeldi zarifoğlunun :
"...geçecektir daha daha
günler
bilmeden kavramak nasıl..."
2017, tek kare bir filmdi.
rıdvan amca'sı demiş ki yıllık 7 milyon euro kazanıyortürkiye de kimse o parayı vermez...
bi kere 7 nin yüzde kırkını çık (vergi) 4.2 kazanıyor beyimiz...
selçuk inan'ın bonuslarla yıllık 4 kazandığını düşünürsek arda alınmak istenirse verilmeyecek bir para değil....ha bir de 4.2 den biraz az bir miktara imza atsa 3.5 falan "ücretinden feragat etti" diye de adamlığın dibine vurur yine......
milan ve arsenal istiyormuş bir de beyimizi....neremlen güleyim bilemedim ??????
ucuz numaralar bunlar rıdvan ..bu da gol değil !!!
bi kere 7 nin yüzde kırkını çık (vergi) 4.2 kazanıyor beyimiz...
selçuk inan'ın bonuslarla yıllık 4 kazandığını düşünürsek arda alınmak istenirse verilmeyecek bir para değil....ha bir de 4.2 den biraz az bir miktara imza atsa 3.5 falan "ücretinden feragat etti" diye de adamlığın dibine vurur yine......
milan ve arsenal istiyormuş bir de beyimizi....neremlen güleyim bilemedim ??????
ucuz numaralar bunlar rıdvan ..bu da gol değil !!!
fütüristliği gözlerimi kanatmış vasıta. sanki gta'da kalitesiz bir bmw yaması gibi.
hemen bir e53 kasa x5 açıp baktım ve içim ferahladı, kendime geldim.
hemen bir e53 kasa x5 açıp baktım ve içim ferahladı, kendime geldim.
normal şartlarda failleri bulunana kadar ülkede tüm futbol müsabakalarının durdurulacağı, protestoların asla dinmeyeceği bir olayken buraya yazılmasa birçoğumuz unutmuştuk bile belki. adalet takım, din, dil, ırk gözetmeden herkese lazım. hem de hemen, şimdi.
not: beşiktaş
not: beşiktaş
siyasi manevradır. sözlük yazarlarının oyunu kaybetmiş olabilir. fark etmez, zaten hedeflediği kitle chp tabanı değil, olmamalı.
akşenerin oy koparacağı kitle çok belli. akp-fetö ilişkilerinden yolsuzluklardan vs bahsederek o kitleyi kazanamaz.
bi de şurdan bakın, şuan erdoğanın elinde akşeneri eleştirecek tek bir argüman bile yok. malzeme vermiyor, bence hatasız gidiyor kendisi.
akşener muhalefetin değil hükümetin alternatifidir. sert muhalefet yaparsa chp'nin yerine ana muhalefet olarak geçer o kadar. bırakın muhalifler kendi partilerinde kalsın zaten, sözlük yazarları olarak yine gidip chp-hdpye oy verin. akşener mhp oyları + erdoğandan bıkan oylara taliptir.
akşenerin oy koparacağı kitle çok belli. akp-fetö ilişkilerinden yolsuzluklardan vs bahsederek o kitleyi kazanamaz.
bi de şurdan bakın, şuan erdoğanın elinde akşeneri eleştirecek tek bir argüman bile yok. malzeme vermiyor, bence hatasız gidiyor kendisi.
akşener muhalefetin değil hükümetin alternatifidir. sert muhalefet yaparsa chp'nin yerine ana muhalefet olarak geçer o kadar. bırakın muhalifler kendi partilerinde kalsın zaten, sözlük yazarları olarak yine gidip chp-hdpye oy verin. akşener mhp oyları + erdoğandan bıkan oylara taliptir.
ilk fotoğrafa bakınca serengeti'nin düzlükleri bitmiş, verimli topraklara geçmek isteyen antilopların timsahlara av olduğunu zannediyorsunuz.
meğersem olay; hesaplı uçak bileti alıp günü birlik adana'ya kebap yemeye gidenlere ve oradaki halka yedirilen ucuz etlerin su üstüne çıkmasıymış.
meğersem olay; hesaplı uçak bileti alıp günü birlik adana'ya kebap yemeye gidenlere ve oradaki halka yedirilen ucuz etlerin su üstüne çıkmasıymış.
videoyu belgesel tadında izledim ve farenin aklını çözmeye çalışıyorum; fare tezgahın yukarı katına çıkıyor, son derece dikkatli, gözüne kestirdiği (herhalde kokusu güzel geliyor) bir kurabiyeyi alıyor, şimdi aslında işi bitti gidecek; belli ki aceleci ve gereksiz işlerle harcayacak zamanı yok. fazla almak derdinde de değil. nasıl olsa bu kaynağa ne zaman nasıl girilir biliyor ve kaynağın da hiç bir yere gittiği yok. tam giderken, ayağı yan tepsiden başka bir tanesine takılıyor ve o takıldığı karabiye en aşağı kata düşüyor. sonra fare bir süre duruveriyor; işte o ara acaba ne düşünüyor? çünkü resmen düşünüyor: “bu planda yoktu” gibi bir şey. düşündükten sonra da her şeyi doğru yapmak için ağzındakini özenle tepsiye bırakıyor, dikkatle en aşağı iniyor, bu arada bence izlendiğinin de farkında ama arada cam olduğunu biliyor o yüzden rahat, takılıp düşürdüğünü alıyor bu sefer sanki hatasını örter gibi. neden böyle yapıyor? acaba geride iz bırakmamak için mi? ayrıca eminim birçok kez karşılaştığı halde hayatında hiç rodentisit yememiş bu fare çünkü çok sağlıklı gözüküyor; ne yenir ne yenmez onu da biliyor. daha önce zehir yemiş çeşnicibaşı başka bir aile ferdinin tiz uyarı çığlıklarını iyi aklında tutmuş olmalı. bu olayda akıllı farenin hatası bir şekerine dikkat etmemek bir de cama güvenip gereğinden fazla cesurca avlanarak kaynak sahibini ele vermek ama internete dağılıcağını da nereden bilecek tabii... sırf seyirci sanıyor. ayrıca eğer bir fare isen, her zaman patlatacak yeni kaynaklar vardır. fare için problem yok, şimdi dükkan sahibi düşünsün.