debe başlıkları

Ekşi Sözlük Debe Listesi

Rastgele
Hepsini aç
  • 1. meltem banko

  • 2. kar küresi içinde ölü kız yollayan firma

    internetten alışverişin ne kadar riskli olabileceğini gösteren ibretlik bir olay. öncelikle bizim sipariş ettiğim kar küresi şu:

    http://i.hizliresim.com/mo0yd9.jpg
    http://i.hizliresim.com/0l1vel.jpg

    resimlerde de görüldüğü gibi gayet normal, sempatik ve aşk dolu bir kar küresi.
    bu da bize gelen ürün;

    http://i.hizliresim.com/wg027q.jpg
    http://i.hizliresim.com/kgbro9.jpg

    kız kargoda gelirken ölmüş, çocuk fatiha okuyo resmen jakdfhadsfkjhasdgf

    edit: ürün satış linki de bu. evet, suç kargonun da olabilir. neyse ki büyük bir özenle değişiminin yapılacağını ilettiler.
    edit 2: aog.

  • 3. 21 aralık 2016 yılmaz özdil köşe yazısı

    başlığı "elçiye zeval oldu" olarak atılan ve 2016 yılını özetleyen yazı.

    --- alıntı ---

    2016 başladı… yılbaşında, sur cizre yüksekova'da içsavaş manzaraları vardı, hendek operasyonları açılım saçmalığının sonucuydu, 249 şehit verdik.

    akp hükümeti genelge çıkardı, isteyen memur cuma namazına gidecek dedi.

    atatürk'e senelerdir küfreden akp'nin akil adamı hasan karakaya, asrın liderimizin gezisinde suudi arabistan'da öldü, hulusi beyin genelkurmayı taziye mesajı yayınladı.

    diyanet'in resmi internet sitesinden “babaların öz kızlarına şehvet duyması haram değildir” fetvası yayınlandı.

    sultanahmet'te canlı bomba patladı, 12 alman turist öldü.

    diyarbakır'da polis lojmanı havaya uçuruldu, kundaktaki bebeklerimizi kaybettik. ahmet kiziroğlu “bu bahar terörsüz bir bahar olacak” dedi.

    mustafa koç vefat etti.

    bülent arınç boş süt şişesi gibi kapının önüne konuldu, asrın liderimiz “o zat” dedi, yandaş medya “manisalı lawrence” lakabı taktı, cübbeli bülo, paralel hain dediler.

    kut'ül amare icat ettiler, yandaş medya bile ne olduğunu anlamadı, vazgeçtiler.

    suriyeli sayısı 3.5 milyonu geçti, asrın liderimiz “bizim alnımızda enayi yazmıyor, otobüsler boşuna durmuyor, bindirir göndeririz” dedi.

    incirlik'e tarihimizde ilk kez suudi uçağı geldi.

    ahmet kiziroğlu “en geç haziran ayında avrupa'ya vizesiz gideceğimizi” açıkladı, geçen hazirandı!

    ankara merasim sokak'ta canlı bomba patladı, 29 insanımızı kaybettik. ankara kızılay'da canlı bomba patladı, 38 insanımızı daha kaybettik.

    asrın liderimiz “benim gitmem demek, devletin yıkılması demektir” dedi. atatürk “benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat, türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” derken, bu böyle dedi.

    istiklal caddesi'nde canlı bomba patladı, 5 kişi can verdi.

    ahmet kiziroğlu “avrupa birliği'yle kayserili pazarlığı yaptım” dedi, güya suriyelileri alıp, üstüne 10 milyar euro vereceklerdi, suriyeliler bizde kaldı, babafingoyu aldık.

    sabahattin zaim üniversitesi rektör yardımcısı “ben bu ülkede cahil, okumamış, tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum, ülkeyi ayakta tutacak olan cahil halktır, en tehlikeli olanlar üniversite okuyanlardır, okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor” dedi, bu herifi yök'e yönetici yaptılar.

    hayırsever rıza'yı new york'ta enselediler, içeri attılar, “ölene kadar ayrılmayacağız” diyorlardı, ebru gündeş şak diye boşanma davası açtı.

    akp yandaşı ensar vakfının yurdunda oğlan çocuklarına tecavüz edildiği ortaya çıktı, kadın aile bakanı “bi kerecik” dedi, “bir kerecik rastlanmış, gurur duyduğumuz kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz” dedi.

    asrın liderimiz başkanlık sistemine örnek verdi, “hitler almanyasında bile var” dedi, alkışladılar!

    rize kızılay başkanı, oğlan çocuklarına tecavüzden tutuklandı.

    eminanım büyükelçilere konuştu, “türkiye eskiden yeri dahi bilinmeyen bir ülkeydi” dedi.

    canlı bomba olarak aranan ışid'liye yeşil kart verildiği ortaya çıktı.

    tbmm külliye oldu. asrın liderimiz latin amerika'ya gezmeye gitti, zırhlı makam mercedesi de askeri uçakla götürüldü.

    yandaş gazetenin yazarı “afrika ormanlarında yaşayan şempanzeler yahudi” dedi.

    uşşaki tarikatı şeyhi nurullah efendi “elimi öpen cennete gider” dedi.

    sosyal doku vakfı başkanı “üç yaşındaki kız çocukları amcalarının yanına külotla çıkmamalı” dedi.

    diyanet çocuk dergisi, çizgi öyküdeki kaplumbağaya türban taktı.

    bilal doktor olmak için italya'ya gitti, kara para soruşturması açıldı, asrın liderimiz “oğlumu tutuklamaya kalkıyorlar” dedi.

    can dündar ve erdem gül tutuklandı, anayasa mahkemesi kararıyla tahliye edildiler, asrın liderimiz “karara uymuyorum, saygı duymuyorum” dedi.

    bir zamanlar akp'nin cankuşu olan zaman gazetesine el kondu.

    cep telefonuna kuran'ı kerim indiren tuğçe kazaz, diyanete sordu, cep telefonumuza adbestsiz dokunabilir miyiz?

    süleyman demirel üniversitesi ilahiyat fakültesi dekanının makalesinde “cinsel ilişki sırasında şeyhinizi hatırlarsanız, doğacak çocuğunuz bereketli olur” ifadesine yer verildi.

    diyanet'in çanakkale zaferi hutbesinde atatürk'e hiç yer verilmedi.

    tayyip erdoğan sempozyumu düzenlendi, egemen bağış moderatör oldu, “tayyip erdoğan allah'ın ümmete lütfudur” denildi.

    orman bakanımız “nasa da kim oluyor, onlar bizim çok gerimizde, bizim teknolojimiz onlardan ileri” dedi.

    şehitler var diye 23 nisan törenleri iptal edildi, akp'lilerin düğünleri iptal edilmedi.

    asrın liderimiz diyanet toplantısında anlattı, babasına “biz laz mıyız, türk müyüz” diye sormuş, meğer bu mevzu babasının da aklına takılıyormuş, babası da dedesine sormuş, “dede biz laz mıyız, türk müyüz” demiş, dedesi mollaymış, “torunum yarın öleceğuk, allah bize men rabbüke, ve men nebiyyüke, ve ma dinüke diye soracak, ve ma kavmüke diye sormayacak, müslümanım de geç” demiş…

    binali beyin oğlu singapur'da kumar masasında yakalandı.

    tbmm başkanı “yeni anayasa dindar olmalı, anayasada laiklik olmamalı” dedi.

    canlı bombaları niye yakalamıyorsunuz diye sordular, ahmet kiziroğlu “hepsinin isim listesi tek tek elimizde ama, eylem yapmadan tutuklayamayız” dedi!

    kilis'e habire roket atıldı, 18 insanımızı kaybettik, kilis valisi “roketlerin buraya düşmesi eleştiriliyor, tabii ki düşecek, havada mı kalacak, yerçekimi var” dedi.

    asrın liderimiz “1919'dan başlayan tarih anlayışını reddediyorum” dedi.

    bir bilge adam, bir yiğit adam, bir hışımla geldi geçti, peh peh peh peh, ahmet kiziroğlu zart diye başbakanlıktan alındı, gıkını bile çıkaramadı, peh peh peh peh… asrın liderimizin danışmanı açıkça izah etti, “bundan sonra gelecek başbakan düşük profilli olacak” dedi. binali bey başbakan oldu.

    can dündar'a adliye önünde ateş ettiler.

    sümeyye erdoğan evlendi, hulusi bey sekiz şehidimizi toprağa verdiğimiz gün, helikopterle yetişti, nikah şahidi oldu.

    istanbul vezneciler'de canlı bomba patladı, 13 insanımızı kaybettik.

    muhammed ali vefat etti, asrın liderimiz cenaze törenine gitti, kimse sallamadı, küstü döndü.

    profesör yaşar nuri öztürk vefat etti.

    van münüts sona erdi, israil tiko para 20 milyon dolar bastırdı, asrın liderimiz mavi marmaracılara “giderken bana mı sordunuz” dedi, çıktı işin içinden…

    attık tuttuk, turizm çöktü, rusya'dan resmen özür diledik.

    atatürk havalimanı canlı bombalarla basıldı, 45 insanımızı kaybettik.

    polonya basını yazdı, nato zirvesi için asrın liderimizle birlikte varşova'ya gelen eminanım, 147 bin lira tutarında antika masa, antika komidin, antika porselen yemek takımı aldı.

    akp'nin iktidara geldiği günden beri koruyup kolladığı fetocular, devlete millete saldırdı… 15 temmuz darbe girişimi yaşandı, f16'lar meclis'i bombaladı, genelkurmay başkanıyla kuvvet komutanları esir alındı, darbe henüz bastırılmadan önce, tsk bile kendini savunmak için organize olamazken, mit'in bile haberi yokken, asrın liderimiz anca eniştesinden öğrenirken, memleketin 85 bin camisinde senkronize şekilde sala okundu, devlet komadayken, nasıl olduysa, memleketin en ücra köylerindeki imamlar müezzinler organize olmuştu! 249 insanımızı kaybettik, köprüde askerlerin gırtlağını kestiler. asrın liderimiz “rabbim affetsin, milletim affetsin” dedi, olağanüstü hal ilan edildi. 40 bin kişi tutuklandı, 100 bin kişi devletten atıldı. kuleli kapatıldı, heybeliada deniz lisesine kilit vuruldu, gata'yı abdülhamid hastanesi yaptılar.

    içişleri bakanı efkan ala zart diye görevden alındı.

    tbmm başkanı, dolmabahçe sarayı'nda abdülhamid'i anma sempozyumu düzenledi.

    tarık akan vefat etti.

    genelkurmay başkanlığı, anıtkabir'in avlusuna kargo şirketinin sponsorluğunda morlu pembeli plastikten oyun parkı koydu, vatandaş söktü.

    asrın liderimiz “lozan'ı zafer diye bize yutturmaya çalıştılar, zafer mi bu” dedi.

    seçkin liselerimizi proje okul adı altında imamlaştırdılar.

    kazan ilçesi kahramankazan oldu.

    tankımızla topumuzla suriye'ye girdik, şimdilik dokuz tankımız vuruldu, şimdilik 21 şehidimiz var.

    cumhuriyet gazetesi polis tarafından basıldı, yazarları hapse atıldı, asrın liderimizin canını sıkan karikatürist musa kart tutuklandı.

    kendisi muhalefetteyken “başkanlık sistemi amerikan emperyalizminin bize tavsiyesidir” diyen asrın liderimiz, şimdi “başkanlık sistemi bizim için gelenekseldir, bizim genlerimizde var” dedi.
    binali bey “başkanlık gelmezse türkiye bölünür” dedi.
    devlet bahçeli adeta kanun hükmünde kararnameyle ak saray'a bağlanmış gibi oldu!

    dolar roketledi, türk lirası bir sene içinde yüzde 20 değer kaybetti, binali bey “dolardan bize ne, dolsa ne olur, dolmasa ne olur” dedi, keynes mübarek…

    akut'a musallat oldular, nasuh mahruki'yi az daha tutukluyorlardı, akut başkanlığını zorla bıraktırdılar.

    hdp'yi komple içeri attılar, selahattin demirtaş, figen yüksekdağ, gültan kışanak, ahmet türk filan, alayını tutukladılar.

    asrın liderimiz “ben çobanım” dedi.

    sapıklar kanuna uymuyor diye, kanunu sapıklara uydurmaya kalktılar, 11 yaşındaki kız çocuklarını imam nikahıyla koynuna alan 60 yaşındaki sapıklara af çıkarmaya çalıştılar, binali bey “bi kereliğine” dedi.

    süleymancıların tarikat yuvasında 10 kız çocuğumuz yanarak can verdi.

    sinan çetin'in polis öldüren oğlunu parayla helalleşerek sokağa saldılar.

    ethem sarısülük'ü suratından vurarak öldüren polisi, hiç kimse hakkını helal etmedi ama, 10 bin liraya serbest bıraktılar.

    bunca sıkıntı arasında biraz olsun gülümsememizi sağlayan erdal tosun, trafik kazasına kurban gitti.

    beşiktaş'ta canlı bombalar patladı, 45 insanımızı kaybettik. asrın liderimiz “milli seferberlik ilan ediyorum” dedi, sonra “seferberlik” dediğini ama “seferberliği kastetmediğini” söyledi.

    hüsnü mahalli tutuklandı.

    kayseri'de canlı bomba patladı, 14 insanımızı daha kaybettik.
    *
    ve, elçiye zeval oldu…
    tarihte ilk kez, türkiye cumhuriyeti devleti'nin polisi, ankara'nın göbeğinde, tekbir getirerek, rusya büyükelçisi'ni sırtından vurdu.
    *
    “huzur ve istikrar adası” denilen ülkenin son bir senesi işte bu!

    --- alıntı ---

    http://www.sozcu.com.tr/…elciye-zeval-oldu-1577495/

    edit: düzenleme.

  • 4. 21 aralık 2016 el-bab'da 14 askerin şehit olması

    2. dünya savaşı yıllarında "bizi ekmeksiz bıraktın” diye eleştirenlere "evet, ekmeksiz bıraktım ama babasız bırakmadım” diyen inönü'yü fütursuzca yerden yere vuranların her zamanki gibi kınayacağı saldırıdır.

  • 5. marmaris'in adının değiştirilmesi

    (bkz: kahramanmaris)

  • 6. düzceli dedenin ak parti'ye isyanı

    köyünü çöplük olarak kullanan akp'ye ettiği isyandır...

    "dört dönem size %90 oy verdik, haram zıkkım olsun" diye de devam ediyor isyanına. biliyorsunuz yarın seçim olsa, o köy yine %90 oy verecek.

    herkes kaderini kendi çizer dedecim. hiç dövünüp durma. bu yaşamı kendin seçtin. çöplükte yaşamaya devam et. sesini de kimse duymayacak emin ol. o mekanizmayı siz çoktan yıktınız.

    edit: develi köyünü çöplük olmaktan kurtaran tkp'ye hiç oy çıkmamıştı;
    http://mobil.hurriyet.com.tr/…ek-oy-cikmadi-7008697

  • 7. pyd'ye katılan danimarkalı hatun

    kürt asıllı danimarkalı demek daha doğru olacaktır çünkü o saç, kaş renginde bir danimarkalı genetiği mevcut değil.

  • 8. içki içen insanların ahirette vereceği hesap

    ahiret hesabının bir kısmını vergi olarak burada aldıkları için cüzi bir miktar olacaktır.

  • 9. ilber hoca benim sayemde para kazandı

    ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi'ni ve ankara üniversitesi dil, tarih ve coğrafya fakültesi'nin tarih bölümünü bitir, amerika'ya git, gel. avrupa'da bir sürü üniversite'de konuk öğretim görevlisi ol. 10 tane falan dil bil.

    sonra ergenleri doldurduğu sitesi sayesinde 3-5 kişi tarafından tanınan bir adam 'sen benim sayemde para kazanıyorsun' desin.

    şu bakınız'ı verenlere hep kızıyorum ama harbiden de;
    serkan inci kim amk

  • 10. el nusra'nın büyükelçi suikastini üstlenmesi

    rus kaynaklarının dile getirdiği iddia.

    hani fetö yapmıştı orospu çocukları?

    devlete sızdırdığınız cihatçı ve islamofaşistleri çok iyi biliyoruz. daha çok acısını çekeceğiz.

    sputnik linki

    tachibana'nın mesajı üzerine, rusların resmi haber ajansı tass'ın da doğruladığı haber

    nusra'dan cevap geldi

    edit: başlık başa

    edit 2: bildiğiniz üzere sputnik, rusya'nın yarı resmi haber ajansıdır, teyitsiz yazmazlar.

    edit 3: mesajda küfreden arkadaşlar için lütfen (bkz: #64846931)

  • 11. delta airlines'ın arapça konuşan yolcuyu atması

    muhtemelen arapça konuşmasından ziyade yüksek sesle konuşması, telefonla konuşmaması gereken bir yer ya da zamanda konuşmasından kaynaklanmış olup medyanın çarpıtması ile böyle bir habere konu olduğunu 25 yıllık türkiye tecrübemden ötürü düşünmekteyim.

  • 12. binlerce insan ölürken münir özkul'un yaşaması

    (bkz: binlerce çaylak beklerken bunların yazar olması)

    edit: alacağı nefesin hesabı en çok yapılan kişi münir özkul sanırım.. ferhan abi soruyor ya gözleri dolu dolu ''ben kavuğu ne yapacağım münir abi?'' diye; ben de sana soruyorum ferhan abi ''biz bu lavuğu ne yapacağız ferhan abi?''
    * (bkz: #63186252)
    * (bkz: #48683336)

  • 13. melih gökçek'in cenazede sakız çiğnemesi

    muhaliflerin ak partimize attığı bir iftiradır. yazıklar olsun. adam sakız çiğnemiyor, geviş getiriyor. ayıp ayıp.

  • 14. türkiye'den atatürkçü terörist çıkmaması

    ayrıca bugüne kadar "ben atatürk'ün götünün kılıyım" ya da "atatürk'e dokunmak allah'a dokunmaktır" diyen bir kemalist görmedim.

  • 15. hiç sigara içmemiş erkek

    benim. çayı şekersiz içmekten sonra ikinci gurur kaynağımdır*, hayatımda bir kez bile sigara içmedim.

    sigara bağımlısı olan, sigarasız yaşayamayan, sigaradan uzak kaldıkça agresifleşen, yolculukta-derste sigara molası isteyen, sigara kokan, balgam çıkaran bir insan olmadığım için şanslıyım.

  • 16. şehit veriyoruz diye yaygara koparmamak lazım

    ntv ekranlarında can ulusoy'un el-bab'da 12 şehit verilmesi sonrasındaki yorumu.

    --- spoiler ---

    el-bab operasyonlarında başarılı olamazsak türkiye parçalanır. bu sebeble hiç kimsenin türkiye'de efendim bakın fırat kalkanı yüzünden şu kadar zayiyat veriyoruz diye yaygara koparmaması lazım.

    --- spoiler ---

    ölen başkası olunca insan nasıl da vatansever oluyor.

  • 17. kardeşim esad is loading

    ak trolleri bagirtan olay. göreceksiniz bir haftaya kalmaz başta maltas olmak üzere bütün maaşlı ve kadrolu ak troller esadi yalamaya başlayacaklar.
    adamlardaki dil kösele gibi.
    dune kadar halep diye inleyen akitlerin sesi kesiliverdi.

  • 18. laikçi çomarların ekseriyetle esad hayranı olması

  • 19. bir insanın cahil olduğunu gösteren şeyler

    bilginin, yönetmen isimleri ve onların eserlerinden ibaret zanneden kişiler de bu listeye girebilir.
    edit: imla (uyarın için teşekkür ederim * )

  • 20. hüseyin nihal atsız

    "bugün türkiye'de türklüğe ve dolayısı ile türk bayrağına düşman üç zümre vardır: moskofçular, kürtçüler ve siyasi ümmetçiler." demiş birisi için tayyip'e methiyeler düzerdi demek de ne bileyim biraz şey...

  • 21. 21 aralık 2016 grönland'ı ele geçirme planı

  • 22. çsgb başmüfettişinin 35 bin tl rüşvet alması

    kaçıncı 35 bininde yakalandığını merak ettim.

    muhtemelen akp muhalifiydi; akp'li olsa ilişmezlerdi.

  • 23. 6 m2 odada yaşamak

    oda derken aslında baraka gibi bağımsız bir yapı. 2,45x2,45 ölçülere sahip. duş ve tuvaletin olduğu 2,45x0,85 ölçülerinde bir bölüm daha var odaya bitişik. bununla birlikte oda aslında 8 m2'ye yakın. ama tuvalet ve duş yaşam alanı değil sonuçta, orayı işeyip-sıçarken ya da yıkanırken kullanıyorum. başka türlü kullanmak mümkün değil zaten.

    tepelik bir yerde barakam. rüzgarı çok, rüzgardan mütevellit soğuk biraz buralar. ama ufom var 1500 watt gücünde. bütün gün yakınca hamam gibi oluyor odam. küçük olunca ısıtması da zor olmuyor. ceyranı şirket ödüyor da kol gibi fatura bana girmiyor.

    tapletim var. cep telefonum bir de. internet erişimimi de bu şekilde sağlayabiliyorum. hırsız görmedim daha 2 yıldır. bir şey çaldırmadım, görevimi layıkıyla yaptım yani. 1650 lira gibi net para geçiyor elime. masrafım pek yok. 55 lira telefon faturası masrafımdan daha büyük bir masrafım yok gibi. kitap alıyorum bir o kadar da. gazete okumuyorum uzun zamandır, okusam da para vermezdim zaten gazeteye. çerez, cips filan alıyorum bazen. yemek yakın lokantadan geliyor. ya da ben gidiyorum bazen.

    odam minicik. sıcacık. daracık. çok kolay böyle bir yerde yaşamak. temizliği çok kolay. iki süpürgede halloluyor. dağınık değil hiçbir şey, zaten dağıtılacak ne bir şeyim var ne de mekan ölçüleri itibariyle dağıtılmaya müsait.

    kapıyı açınca iki adım sonra yatağım var uzunlamasına. bazalı ve tek kişilik bir yatak. dolap gibi kullanıyorum bazayı. ayrıca bir dolabım da var ama. tek kapaklı bir elbise dolabı. altında iki göz çekmece. masam yok. masa sığmazdı zaten. sandalyem de yok. bir tane çekmeceli küçük bir sehbam var.

    yatağımı ortalayıp oturduğumda bütün her şey iki adım mesafede kalıyor. dolap da iki adım, kapı da, tuvalet de, duş da iki adım. hayatım bu iki adımdan ibaret. bu odadan 48 saat çıkmadığım zamanlarım oldu. 48 saat odada yattım, oturdum. başka bir şey mümkün değil zaten, yattım ve oturdum sadece. ha bir de yatar vaziyette oturma pozisyonu var. uzanmak yani.

    hayat bana güzel, mutlu bir yaşamım olduğunu düşünüyorum ben. sözlüğe ilk adımı da bu odada attım ben. 2 yılı geçti. birkaç gün öce yazar oldum bir şekilde.

    tek eğlencem, eğlencem demeyeyim de meşgalem sözlük olacak herhalde. başka uğraş imkanım yok zira. oturmak, yatmak, çevreyi kolaçan edip gelip tekrar oturmak, çay demlemek, çay içmek, okumak. televizyonum yok. televizyon izlemeyi de sevmem zaten. futbol gibi bir merakım da yok. hiçbir şeye merakım yok herhalde. öyle boş boş yaşayıp gidiyorum kendi başıma. sevgilim yok, sevgili edinme imkanım da yok, sevgili edinmek gibi bir çabam hiç yok, uzun süredir yok herhalde.

    arkadaşım da yok. uzak memlekette ailem var ama çok uzak. çok da ilgili değiliz ailemle, ne onlar ne ben. şantiyede çalışan işçiler, ustalar, ameleler.. arada bir gelen patron, şef vb. kişiler. bütün çevrem bu. kimseyle samimi değilim. samimi olacak bir yapım da yok. kış geldi ya, artık iş de olmaz. 3-4 ay insan da görmem muhtemelen. ayda 3-5 farklı yüz belki.

    ama acayip alıştım bu hayata. canım sıkılıyordu ilk aylar ama aştım bunu. başka bir yerde olsam da yine canım sıkılırdı diye teskin ettim kendimi. çünkü çok yoğun kalabalıkların içinde de sıkıldığımı hatta daha çok sıkıldığımı biliyorum. en güzeli bu. her şey minimize. en az. hiçbir şey çok değil hayatımda.

  • 24. nihat doğan'ın papaz olması

    sabah sabah kahkaha attıran benzerlik. hayır bi yandan da tedirgin oldum, bi anda kafasındakini çıkarıp, "halep'teki kardeşlerimiz bik bik" diyecek diye. olur mu olur amk. *

  • 25. rte ekşi sözlük'te yazar olsa kullanacağı nick

  • 26. yıllar geçse de akıldan çıkmayan ders terimleri

    enduplazmik retikulum

  • 27. meram'da yeraltı çöp konteynerleri

    kedi katili atık depoları.

    edit2: günlük hiti 200 bin olan bir sitede sadece 131 imza toplayabildik. birlik olarak böyle güzel ve basit bir şeyi bile başaramadık, ülkenin birlik olmasını istemek ise ütopyaymış demek ki. destek olmak yerine diyorsunuz ya hani, konya gibi bir memlekette bunu başaramazsınız diye. her yerde iyi insanlar vardır. ama toplumun geneli, bugün de gördüğümüz gibi bir canlının yaşamını bile önemsemeyecek kadar umursamazmış. 1 senedir tekrar tekrar dirilttiğiniz, hakkında yüzlerce entry girdiğiniz meltem banko'dan daha önemsizmiş demek ki bir şehirdeki binlerce kedinin yaşamı. ne olursa olsun denemeye değerdi. destekleyen herkese teşekkürler.

    edit: checkhill'in tavsiyesi üzerine bir change.org kampanyası başlattım. elbette çözüm olmayabilir ama, yazdığımız mektupların muhattabının meram belediyesi olması bile belki birisinin acaba demesine yol açabilir. change.org linki

    bilenler bilirler, bu çöp konteynerleri epeydir bu şehirde. ben bir şeyler yapmak istiyordum ama sesimi duyurabileceğim bir platform yoktu. bu şekilde bir farkındalık oluşturabilirsek belki bu sorunu da çözebiliriz.

    bu konteynerin resmi.

    şuradan da konteynerin derinliği hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.

    boyutları 3-4 metre falandır. yani siz içine düşseniz, bir yardım almadan çıkamazsınız. bir de sokak kedisi olduğunuzu düşünün, betonlaşmış kentteki tek yiyecek kaynağınız çöp kutuları ama insanlar onu bile sizden alıyorlar, "estetik görüntü" için.

    bir de insanlar, bu konteynerlerin kapaklarını da kapatmıyorlar. meram'da olan varsa gitsin bir baksın, hangi konteynerin kapağı kapalı? benim yapabildiğim tek şey yolda yürürken bu konteynerlerin kapaklarını kapatmak, ama bir farkındalık yaratırsak bu sorunu çözebileceğimizi inanıyorum.

    benim aklıma gelen tek şey -biliyorum bunu bile çok göreceklerdir ama- bu konteynerlerin kapaklarını bir şekilde değiştirilmesini ve kendi kendine kapanmasını sağlamak. ben bu kadar düşünebildim.

    umarım bir şeyler yapabiliriz, bu işlerden anlayan ve üslup yordam bilen birisinin veya birilerinin desteğine ihtiyaç var. bizim daha rahat yaşamamız için, başka bir canlının yaşam hakkını elinden alamayız. fakat alıyoruz, farkında bile değiliz. çünkü umurumuzda bile değil.

    desteğiniz için teşekkür ederim.

  • 28. deaş'a suikast planlayan pkk evindeki fetö kitabı

  • 29. meltem banko'nun yazarlarca taciz edilmesi

  • 30. sol frame'deki 3.başlığı meltem banko'ya uyarlamak

  • 31. rus büyükelçi suikastinin üstlenilmesi

    en önemli işe alma kriteri namaz kılmak olan bir devlet yapısında yuvarlak masa şövalyeleri çıksaydı garip olurdu.

  • 32. yurtdışında yaşayan ikiyüzlü gurbetçiler

    gurbetçiyim ben. yıllarca bu gibi yorumlara ve genel olarak almancıları/gurbetçileri aşağılayanlara öfkelendim, sinirlendim, incindim.

    sonra türkiye'de yaşamaya başladım.. akp karşıtı bir insan olarak, günden güne daralan bir çemberin içinde, her gün bir diğerinden daha tedirgin, daha endişeli, son aylarda "bugün de ölmedik" diyerek..

    geçen hafta almanya'daydım, eş dost aile ziyareti. ve alman arkadaşlarıma hiç tereddüt etmeden "burada akpyi öven herkesi sınır dışı etmeliler, gelsinler de o çok sevdikleri ülkede, o çok beğendikleri hükümet ile yaşasınlar. ben 2,5 senedir direniyorum ama, alman devletine sırtını dayayıp evde taşşaklarını tartan, göbegini sıvazlayan işsiz asalak 3 ay bile dayanamaz" dedim.

    ve evet artık aynen böyle düşünüyorum. almanya'da ağzını havaya açıp reyiz çok şahane, türkiye için çok şey yaptı, duble yol yaptı, bmw'm artık mıcırdan çizilmiyor, allah reyize zeval vermesin diyen tüm asalakları sınır dışı etsinler. gelsin de görsün bakalım burada yaşamak ne kadar şahaneymiş, ne kadar muhteşemmiş. parmağına çöp batsa 6 hafta rapor alan götelek gelsin de burada alsın o raporu, tabii eğer doktora çıkabilirse, gelsin sağlık sisteminin mükemmeliğini görsün, gelsin de işini kaybetme korkusu yaşamadan, aylarca raporu uzata uzata evde yan gelip yatsın ve maaşı tıkır tıkır ödenmeye devam etsin, kimseler de onu işinden çıkaramasın, dokunamasın. gelsin de çocuk doğurunca 14 ay maaşı ödensin o da evde otursun bebek büyütsün ve istediği zaman işine geri dönebilsin. devlete sırtını dayanan parazit gelsin burda da devletin ona bakmasını beklesin, işsizlik maaşı almaya çalışsın, sosyal yardım, çoçuk parası, ev kirası desteği, mobilya parası desteği, kıyafet desteği, pok püsür almaya çalışsın. çalışmadığı halde gelsin de burada son model bmw, mercedes almaya çalışsın. gelsin de burda yapsın o görgüsüz düğünlerini ve kilolarca altın taksın kızına, gelinine. gelsin de burada son ayarda kombiyi yaksın da, kışın evinde tropik ortam yaşasın, gelsin de burada canı sıkıldıkça mobilya değiştirsin, telefon değiştirsin, araba değiştirsin. gelsin de burada her sene onbinler biriktirsin, gelsin de burada insan gibi muamele görmeyi beklesin, yan bakan olursa da 'sen ırkçısın' diyerek götünü paralasın. gelsin de burada karakolda, mahkemede hakkını arasın ve hakkı olanı da alsın.

    yemnediyorum burada yaşamaya başladıktan sonra içimdeki faşist bambaşka boyutlara vardı, amk tüm gurbetçi çomarları sınır dışı etsinler de, göreyim onları bakalım kaç gün reyize secde edecekler.

  • 33. türkiye'nin suriye'de ne işi var

    bir soru.

    --- spoiler ---

    maraba ile ağa, ağanın arabasında tıngır mıngır kasabaya gidiyorlar. yolun yarısında, arabayı çeken hayvan patır kütür yola pisliyor.

    ağa marabasının arabada gözü olduğunu biliyor. hem marabayı küçük düşürmek hem de eğlenmek için, “üle memo! şu boku yersen, arabayı sana verecem” diyor. bizimki bir an düşünüyor, kararını veriyor, koşumları ağaya uzatıp arabadan iniyor ve taze at pisliğini yiyor.

    “tamam”, diyor ağa “araba senin” bizimkinin midesi dönmüş, gururu çiğnenmiş, kendinden iğreniyor. ağa ise bir dakikalık bir eğlence uğruna arabasından olduğuna pişman, kendi budalalığına yanıyor.

    dönüş yolunda ikisinin de ağzını bıçak açmıyor, ikisi de kurdukça kuruyorlar. tam marabanın pislik yediği noktaya geldiklerinde ağa dayanamıyor; “üle memo! bir halt ettim, şaka uğruna araba elden gitti, b.k yemenin ederini vereyim, arabayı geri alayım.”

    memo’nun genzinde, ağzında, yüreğinde, öfkesinde hâlâ pislik tadı var. “olur ağam” diyor, “olur ama bir şartla: sen de aha şu kalan kurumuş b.kları yiyeceksin ki ödeşelim.” ağanın gözü kararmış, iniyor bir miktar pislik de o yiyor. çiftliğe yaklaşırlarken, memo düşünceli, kederli soruyor:

    “ağam, araba giderken de senindi dönerken de senin, peki biz bu kadar b.ku neden yedik?”
    --- spoiler ---

  • 34. kızların erkeklere laf atması

    gerizekalı hayvan senin baban abin yok mu diye çığlıklar atarak ortamdan hızla uzaklaştığım durumlardır.

  • 35. 21 aralık 2016 228 daeşlinin itlaf edilmesi

    neden bu haberler bizim şehit haberlerimizin hemen arkasından verilir.halkın gazını almak için mi ? merak etmeyin bu halkın midesi çok geniş.

  • 36. 21 aralık 2016 ışid saldırısı

    arkadaşım tsk'da subay ve el-bab'da.

    wp üzerinden konuştuğum kadarıyla şu an hayatta olay yerine sevk ediliyorlarmış. adam wp üzerinden helallik istedi benden az önce. henüz 23 yaşında bir adam, wp üzerinden helallik istiyor. helal olsun "yazmaya" elim varmadı bi süre. bu çocuklara internet üzerinden helallik istemesine sebep olan ne kadar kişi varsa amk. diyecek başka bir şeyim yok.

  • 37. avrasya tüneli

    kafasi calisan gelismis ulkeler toplu tasimaya ve yayalara yani insana oncelik verir. geri kalmis ulkelerde ise oncelik otomobillerdir.

    tekerlekli araclar icin istanbul'da yapilan her kurus yatirim olu yatirimdir. yillardir yapilmadik kopru, defalarca genisletilmeyen yol, acilmayan tunel, yok edilmedik yesil alan kalmadi. sonuc hep ayni, daha da cekilmez hale gelen trafik ve sayisi artan otomobil.

    avrasya tuneli de ayni kaderi paylasacak. 15 dakikaya karsiya gecme hayali yakinda suya duser. buraya baglanan yollar sanki baska bir sehirde yer aliyor.

    komsu marmaray projesi 10 yildir tamamlanamadi. dikkat ederseniz tekerlekli araclara donuk tum projeler suratla tamamlaniyor cunku milyar dolarlik rant var isin icinde. rayli sistemler ise surundukce surunuyor.

  • 38. hande fırat

    nevşin mengü'nün tırnağı bile olmayacak taklacı insan.

    yüz ve vücut dilinde uzman sayılan biri olarak bu kadını çıkarcı ve tehlikeli görüyorum.

  • 39. ntv spor

    başakşehir'in göztepe'yi kupada yenmesinden sonra "öp ağabeyinin elini!" diye başlık atan siteye sahip spor kanalımsı. göztepe'nin tarihini burada anlatmayacağım fakat mazisi olan bir kulübün, geliri belediyeden devletten gelen taraftarsız, yeni kurulan bir kulübe yenilmesinden sonra böyle bir başlık atılması hem ayıp hem de yersizdir. bu ayıbı yapmayı galibiyetin farklı olması meşru kılmaz kılamaz.

    ha madem ntvspor'daki haber yazıcılar bu kadar yaratıcı ve bu hareketi doğru buluyorlar, o zaman herhangi bir anadolu takımının istanbul takımı karşısında aldığı galibiyetlerde de aynı üslubu ve yaratıcılığı kullansınlar.

    (bkz: 20 aralık 2016 ntv spor terbiyesizliği)

    edit: ne olur ne olmaz link ekledim. link siteye yönlendirmiyor bu arada caps kendisi.

    edit2: kafayı el öpmeye takmışlar bu ara

  • 40. kış saati uygulamasının kaldırılması

    akşam yatıyorum karanlık, sabah kalkıyorum karanlık. yemin ediyorum kendimi mordor'da çalışan bir ork gibi hissediyorum.

  • 41. ferhan şensoy

    2004 yılının başları üniversite' ye yeni girmişim, elime bi yerden bi ses kaydı geçti. kayıtta aşık mahzuni şerif doğaçlama türkü okuyor. dönemin siyasetçisi erbakan 'a taşlamalar döşüyordu.. arka planda da bi kaç ses. ortamda muhabbet ediyorlar çalıp söylüyorlar ama seslerin hiç birini tanımıyorum. ancak içlerinden biri “ferhan şensoy yoldaymış geliyor” gibi bi şey diyor.. tabi ben hemen uyandım. gözlerim büyüdü. o zamanlar mahzuni baba nın ferhan şensoy ile bi bağı olduğunu bilmiyordum. ferhan şensoy u görmek istedim, bi kan bi doku, bi mahzuni muhabbeti yeterdi bana. 18 yaşındayım. cahilim. kalktım gittim ferhan şensoy un beyoğlu' ndaki ses tiyatrosuna. daha önce de bi kaç kez önünden geçmiş ferhangi şeyler afişini görmüştüm. aşinaydım. biraz yaşın verdiği cahil cesareti biraz da aşık mahzuni hayranlığının gazı ile girdim pasaja. tiyatronun önünde durdum. kapı kapalı. kimseler yok. ertesi gün bi daha. bu sefer kapıda biletçi bi abla.

    ben: ferhan şensoy ile görüşebilir miyim?
    biletçi: ne için?
    ben: yani kendisi ile konuşmak istiyorum.
    biletçi: kendisi burada yok.

    dedi sert bi tavırla. ne yapacağımı ne edeceğimi bilemedim, gardım düştü resmen, gerisin geri eve döndüm. bi kaç hafta sonra tekrar gittim. oyunu varmış o gün de. bu sefer kapı açıktı ve kapıda bi adam duruyordu biletlere bakıyordu gelenlere merhaba diyordu. yanına gittim,

    -merhaba ferhan şensoy burada mı?

    adam, ”gerizekalı mısın içeride oyunu var on dakika sonra” diyen gözlerle bana evet dedi. o an sorduğum sorunun salaklığını anlamıştım ama nafile..haklıydı. ne diyeceğimi bilemedim, dışarı çıktım önce sola, sonra sağa döndüm ve gittim. uzun bi süre uğramadım. ama gidecek, ferhan şensoy ile konuşacaktım, mahzuni şerif konuşacaktık be, çay içip mahzuni şerif konuşacaktık lan.

    evde konuşmalar yapıyordum kapıdaki adam oluyordum, biletçi kız oluyordum saçma sapan sorular sorup mükemmel cevaplar veriyordum. kendi kendime konuşmalarımın sonucunda, evde deli damgası yemeden tek hamlede ikisini de yere serecek o efsanevi konuşmamı hazırladım, yaklaşık 30 saniye süren bir tirad.
    kadıköy'den karaköy vapuruna bindim, yürüyerek beyoğlu'na çıktım. en sevdiğim yollardan biri bu.. halen bile. yürürken aklımdan da tiradımı tekrar ediyorum. ezber önemli. ben matematiği bile ezberleyerek geçmişim.
    girdim halep pasajı 'ından içeri. kapı açık. o kıl kapıda duran adam da orda, gittim yanına derin bi nefes aldım ve hayatımdaki ilk tiradımı attım.
    adam ben konuştukça hiç tepki vermiyordu. konuşmam bitince de

    -tamam ben senin numaranı alayım ferhan bey dilerse arar. dedi.

    o zamanda cep telefonunu yeni almıştım. daha henüz kimse ile konuşmamış kimseyi çaldırıp kapatmamıştım. numaramı verdim. adımı söyledim yazmadı. ancak numaramın yanına aşık mahzuni şerif yazdı.

    ertesi gün okula gittim yemekhanede yemek sırası bekliyordum birden telefon çaldı. bütün yemekhaneyi susturdum. susun lan susun ferhan şensoy arıyor. numaramı tek bilen o!

    -alo! ben ferhan şensoy. mahzuni şerif için perşembe akşamı saat sekizde şarabi 'de olacağım. isterseniz oraya gelirsiniz.

    dedi ve kapattı. arkadaşlarım diz çöktüğümü görüp kolumdan tutup beni ayağa kaldırdılar. şoktaydım.
    okuldan eve nasıl gittim hatırlamıyorum.
    o gece sabaha kadar uyumadım. o an anladım, insan mutlu olduğu anlarını anlatacak birini arıyor yanında. bu yazıyı da bu hisle yazıyorum.

    sabah oldu, erkenden kalkıp gittim beyoğlu’ na. erkenden. o gün akşama kadar kaç çay içtim bilmiyorum. alkolle aram yok sigara kullanmıyordum. sakinleşmek için başka yöntem bulamıyorum da.
    ama iyi ki bulamıyorum, o heyecanı yaşamak, kalbinin ağzında attığını hissetmek muhteşemmiş. yaşım 30 oldu hala ararım o heyecanı. şöyle düşünün; aşık olduğunuz kişinin ilk elini tutuşunun bi üstü, sizi öptüğü anın bi tık altı. böyle bi heyecan ile gezdim 10 saat beyoğlu sokaklarında.
    gezdim ancak şarabi nedir kimdir bilmiyordum.. şarabi yi buldum, öğrendim. içeri girdim, çıktım. saatin sekiz olmasını bekliyorum. bi aşağı yürüyorum bi yukarı, tavaf ettim koca taksimi. gezi parkından galatasaray lisesine kadar yürüyorum sonra tekrar gezi parkının önüne geliyorum yetmiyor galatasaray lisesini de geçip tünel e yürüyorum, zaman geçmiyor ben de tünelden aşağı karaköy’ e inip tekrar beyoğlu’ na çıkıyorum. yaşım genç lan yorulmuyorum.

    saat sekiz olmadan şarabi deydim. garsonlar hemen yanıma geldiler içeri girip ferhan şensoy a doğru yürüdüğümü görünce. çünkü en arkanın iki önünde oturmuş sağında solunda kimse yok önünde bi kağıt parçası bi şeyler yazıp sigara içiyordu.
    ferhan şensoy a geldim, mahzuni şerif için dedim. biraz bekledim ve yanına gitmem için gerekli vizeyi ferhan abi başını sallayarak verdi. öyle ya o artık ferhan abi..

    garsonlar sandalyemi çektiler ferhan şensoy’ un karşısına oturttular, ferhan abi ile garsonlar bir saniye kadar göz göze geldiler ve ikisinden de hiç bi ses çıkmadı, garson gitti ferhan abi gözünü garsondan alıp benim gözlerimin içine dikti. nisan ayının ilk haftaları olduğunu hatırlıyorum. hava sıcak olmasına rağmen ferhan abi bana baktığında buz kestim. iki elim birbirini tutmuş sıkıyordu.

    -ne içersin?
    --su

    kafasını benden kaldırıp hiç bi şey demeden yanımıza gelen garsona iki şarap dedi.
    iki beyaz şarap geldi. içtim. çok küçükken cemde dedemin dizinin dibinde içmiş olduğum bade gibiydi.

    sende hayranı mısın mahzuni’ nin dedi. evet dedim. benden ne istiyorsun dedi,
    mahzun’ yi çok sevdiğimi ama onu hiç görmediğimi söyledim. arkadaşlarımla ondan konuşamıyor, oturup birlikte onu dinleyemiyorduk. ben köyden geldim köyde herkes seviyor ama burada kimse bilmiyor dedim. köyde dedemle amcamla yaşadıkları hikayeleri anlattım. güldü, gözleri doldu, purosunu yaktı söndü yine yaktı, bi kadeh şarabı yeni bitirmiştim ki ikişer tane daha söyledi. o an anladım benim de bitirmemi beklemiş kendi şarabını çoktan bitiren ferhan abi.

    ben susunca da o mahzuni ile nasıl tanıştığını anlattı, anlattı. ağlaya ağlaya dinledim. şu an buraya yazamayacağım “bira” hikayesini dinlerken de hem ağlıyor hem gülüyordum. çok esprili, çok hazır cevapmış mahzuni. bunu ilk defa o gün orada duyuyordum mesela.

    o zamanlar yazmış olduğu “kiralık oyun” için ferhan şensoy, akşam dokuzda da okan bayülgen ile sözleşmiş. ben, kalkmam gerektiğini anlıyorum. "hayır, sen otur" diyor, oturuyorum. okan bayülgen ferhan şensoy un yanına oturuyor, birlikte geldiği özgü namal da benim yanıma oturuyor.
    karşımda ferhan şensoy, yanımda özgü namal sağ çaprazımda da okan bayülgen.
    şaraplar mahzuni şerif için kalkıyor.

    ferhan abi beni okan bayülgen ile tanıştırırken
    okan bayülgen ne gariptir ki beni hatırlıyor. ekşi sözlük zaga zirvesi nde ayaküstü muhabbetimizden dolayı. ekşi sözlük’ ten konuşuyoruz. ferhan abi ben internetten hiç anlamam “sikerim ekşi sözlüğü” dedikten sonra ferhan şensoy kararı ile internet mevzumuz kapanıyor. gülüyoruz. galiba sarhoş olduk.

    ferhan abi, okan bayülgen’ e daha önce kiralık oyun için erkek rolü oynayacak bi kız aradığını orta oyuncularda özge isimli biri olduğunu, onu bu rol için düşündüğü okan’ dan da bulmasını istediğini anlatıyor. özgü namal bu olanları ilk defa orada duyuyor. kahkahalar atıyor.
    okan bayülgen de "abi onun adı özge değil özgü" diyince hem gerçek ismini öğrenmek hem de kiralık oyunda oynar mısın diye sormak için okan bayülgen, ferhan abi ile özgü namal a bi buluşma ayarlıyor.
    buluşma dediğim de özgü namal şarabi’ ye geliyor.. arkasında da bi ton gazeteci. ferhan abi tabi deliriyor. anlatırken bile sinirleniyor. “bana gelmez bunlar özge’ ye neden gelsin” diye anlam veremedikçe daha da delirdim diyor. dayanamamış sormuş “kızım sen kötü bi şey mi yaptın” nedir bu herifler ?
    özgü namal “kötü bi şey yapmadımhocam kurtlar vadisinde oynadım” diyince o zamanların meşhur dizisi kurtlar vadisini zorla izletmişler ferhan şensoy a . üçü birden komedi dizisi izler gibi izlemişler. gülmekten o kocaman gözlerinden yaşlar akan özgü namalın beni evime kadar bırakması ile son buldu gece. budur ol hikaye.

  • 42. suriyeli erkeklerin silah altına alınması

    18-40 yas arasi suriyeli erkeklerin vatanlarini savunmasi icin yapilmasi gerekendir.

    bizim genc, aslanlar gibi evlatlarimiz suriye'de isid denen serefsizleri temizlemek icin canlarini veriyorsa bu kisiler de deniz kenarlarinda, parklarda, avmlerde bos bos gezeceklerine vatanlarini savunmalari gerekir.

  • 43. sabirem elte mbanko

    ara transfer döneminde barcelona'nın ilgi alanına girmiş olan hırçın golcü.

    zenci olmasına rağmen, sarıya boyattığı saçları ile dennis rodman imajı çizmektedir.

  • 44. internette tanışılan kişiyle ilk buluşma

    devrin popüler sitelerinden birinde tanışmıştık. burası kastı diyip msn'e geçmiştik. msn'de, o zamanlar vakit de bol, saatlerce konuşuyorduk. konular muhtelif ve akıcıydı. sohbet ilerledikçe ilerliyordu ama nedense ikimiz de birbirimize" gel artık bir kafede görüşelim" teklifini sunmamıştık. belki ikimiz de cool yapmıştık ya da bu güzel sohbetin gerçek hayatta devam etmeyeceğinden korkmuştuk.
    bir gün çok yakın bir arkadaşım bana içmeye geldi. onunla geyik yaparken ikimiz de döktük neler yaptığımızı. ben internetten yazıştığım kızı anlattım, o da o dönem kimlere yazdığını. tipik iki abazanın içip-sıçmasıydı.
    kız ile muhabbetimiz tam gaz devam ediyordu bu arada. fiziken hiç görmediğim kız için onun doğumgününde video bile hazırlamıştım. bazı ödevlerimde bana yardımcı oluyordu, ben de onunkilere katkıda bulunuyordum. benim için çeviri bile yapmıştı. iki-üç gün için yurtdışına çıkması gerekmişti, döndüğünde en çok özlediği şeylerden birinin benimle akşamları geyik yapmak olduğunu söylemişti.
    aylar geçiyordu ama birbirimizi bir türlü gerçek hayatta davet etmiyorduk. bu durum artık benim canımı sıktığı için ne olacaksa olsun diyip onu, izmir'in geleneksel buluşma noktasına sevinç pastanesi önüne çağırmaya karar verdim. o akşam, muhabbeti hep bu yönde kurdum. sanırım o da niyetimi anladı ve bana acı gerçeği söyledi: ben bir buçuk aydır biriyle beraberim.
    acayip şaşırdım. her bokunu anlatan kızın, bunu gizlemesine anlam veremedim.

    açıkla ki olay orada bitsin di mi? ne diye bu kadar süre bekledin, niye gizledin?
    bunca muhabbetten sonra "ama ben seni arkadaş olarak görüyorum" diyecek sığlıkta bir kız değildi çünkü.
    canım sıkıldı. msn'de ne kadar kızabiliyorsam o kadar kızdım. bana iki saat sonra daha acı bir şey söyledi: "ben x ile beraberim."
    x dediği adam, başta belirttiğim, beraber içtiğim herif. o gün içtiktikten sonra gitmiş ertesi gün, benim arkadaş listemi incelemiş ve kızı eklemiş. ben aylardır naif naif konuşurken hızlı davranıp kıza buluşma teklif etmiş. bir de sevgili olmuşlar.
    bunları öğrendikten sonra tek bir kelime bile edemedim. sustum. karşı taraf msn'den bir ton açıklama yapıyordu ama artık daha fazlasına gerek duymuyordum. ne yazdığını bile okumadan engelledim.
    sandalyeme çöktüm. geçen ayları, doğumgünü videosunu, konuştuklarımızı düşünürken kapım çaldı. gelen, benim arkadaştı. olay giderek tuhaf bir duruma sürükleniyordu. arkadaş, kusura bakma ne zamandır söylecektim ama tepkinden korktum, bir türlü söyleyemedim diyordu. kız da ağlıyormuş. lütfen engeli kaldırsın, ben hiç böyle olmasını istemedim diye haber vermiş. lan manyak mısınız, kafayı mı yediniz...
    arkadaşıma, olm git başımdan ne bok yerseniz yiyin. engeli de kaldırmıyorum. ne konuşacam senin sevgilinle artık dedim. gavat mısın arkadaşım sen diye çemkirdim. ne dersem diyim kızın çok kötü durumda olduğunu ve benle konuşmak istediğini söyleyip duruyordu. engeli kaldırmam için dil döküyordu.
    bir süre daha konuştuktan sonra, bende hiçbir kıpırdı olmadığını fark edince ben gideyim dedi.
    kendimi çok kötü hissettim. kandırılmış, salak, kazık yemiş... ne derseniz diyin. tüm bu yakıştırmalara itirazsız boyun eğecek haldeydim. ikide bir evime gelen arkadaşım kaç haftadır beni kandırıyormuş. her gün yazıştığım kız da aynı şekilde beni yiyormuş. ne boktan bir haldeyim lan dedim, filmlerde gördüğüm o aptal şu an benim.

    -olay burada bitmiyor, başlık internette tanışılan kişiyle ilk buluşma sonuçta-

    arkadaş bana e-posta üstüne e-posta atmaya başladı. hepsinde durumu açıklayıp özür diyordu, bunun yanında kızın bana söylemek istediklerini aktarıyordu. kısacası manyak bir çift vardı karşımda. bir rahat verin deli misiniz dedikçe daha bir özürle geri geliyorlardı. kız bir yandan, bizim eleman bir yandan yaptık bir hata affet tarzında yazmayı sürdürmüşlerdi.
    bir süre sonra bu özürler kesildi nihayet dedim vazgeçtiler, peşimi bırakacaklar. en olmayacak şey oldu.
    bir akşam o meş'um kapım tekrar çaldı ve aylardır yazıştığım, gerçek hayatta göremeden beni aldatan kız ile sevgilisi karşımda bana bakıyorlardı. ellerinde poşetler, yiyecek içki falan almışlar, nasıl bir yüzle bilemiyorum ama benimle konuşmak için gelmişlerdi. böylelikle ilk kez kızı gerçek hayatta görmüş oluyordum, hem de evime girmek için hazırlanıyorken.
    o an ağzım açık, ne yapacağımı bilemedim. grup seks mi teklif edecekler acaba diye içimden geçirdim. çift olarak bana aşık sanırım bunlar, evime baskına geldiler diye düşündüm. hafiften de tırstım ayrıca. filmde seyretsem, senarist ne saçmalamış diyeceğim olayı yaşıyordum.
    ayakkabılarını çıkarıp daldılar içeriye. hiçbir şey yapamadım. kız hemen mutfağı aradı. zaten göt kadar evim olduğu için hemen buldu ve bir şeyler pişirmeye başladı. meze hazırladı. o bunları yaparken, arkadaş beni salona çekti ve sanki bir bok yaşanmamış gibi geyiği harladı. gelirken yol çok tıkalıymış da, insanlar çok kabaymış da...
    rüyada mıyım diye arada sırada kendimi kontrol ettim. derin nefes aldım. tam kızacağım, siz ne utanmaz arlanmaz insanlarsınız diye basıcam bağıracam... kız mutfaktan mezeleri getirmeye başladı. bizim eleman hemen rakıyı açtı, buzdolabından soğuk su getirdi. bir ikram, bir hürmet...
    -kanka bilgisayarı açıyorum, usb'de fasıl getirdim dinleriz.
    aç amına koyiim dedim. aç...
    kız, bizim arkadaş ve ben o gece baya içtik. mezeler harikaydı gerçekten. özür faslından sonra şakalar, espriler havada uçuştu. üstüne üstlük bizim eleman sızdı ve kızla baş başa kalıp bir süre daha konuştuk. sonra sabah oldu, kahvaltı etmeden gittiler.

    o geceden sonra bir daha beni rahatsız etmediler. sanırım kendilerince vicdanlarını rahatlattılar.
    aylar sonra bizim arkadaş o kızdan da ayrıldı. bana gelip
    -kanka iyi ki çıkmamışsın, çok boş bir hatunmuş sana gelmezmiş.
    dedi. eyvallah dedim. senin gibi dost zor bulunur, benim için kendini feda ettin...

  • 45. 5 bin liraya alınacak en iyi otomobil

    bu başlık altına gelip işi fakirliğe veya sanayiden çıkamazsın yeaa liseliliğine bağlayanlara, hele hele de komiklikler şakalar kastıranlara 88 model otomatik vites ford taunus ile olan anılarımı anlatmak isterdim... hey gidi reyis... kendini sattım satalı 25-30 bin bandındaki 1.4, 1.6. 1.2 motorlu, arka koltukta oturanın bağdaş kurmak zorunda kaldığı tenekeler bana araba gibi gelmemeye başladı... kâh çukura sert girince bagaj kapağımız açıldı, kenara çekip kahkaha krizine girdik birlikte, kâh rampada 20-30.000 binlik orta sınıf tenekelere 2.0 motorun gücünü de gösterdik... aldığımda zaten bakımlıydı, ben de alınca güzel bir bakım yaptırdım ki, bindiğim süreçte daha da usta yüzü göstermedi bana... kasası dün üretilmiş gibi gıcırdı... yani işin özü ararsan ve sabırlı olursan 5.000 liraya sadece bir araba değil, ömür boyunca güzel anacağın bir dost bile alabiliyorsun... birlikte geçirdiğin zaman zarfında da, satarken de seni üzmez öylesi... siz bakmayın "kahve" deyince aklına kuru kahveci mehmet efendi'den önce starbucks gelenlere... bulursunuz, olur, kimseyi dinlemeyin, içinizden ne geliyorsa yapın... burada yazan arkadaşların özel hayatımdaki karşılığı "o alınır mı yeaa! son sahibi olursun yeaa! elinde kalır yeaaa!" diyenlerdir... 2 haftada okuttum, üstelik ankara'dan izmir'e uğurladım dostumu... kâr bile ettim satarken, ehe! hala fotoğraflarını yollar ara ara satın alan arkadaş... "abi canavarın selamı var sana" diye... aldı alalı "abi şu sorunu çıktı" diye aramışlığı da yoktur henüz... umarım daha da uzun süre olmaz, güle güle biner...

  • 46. çağla düvenci sönmez

    iddialar doğruysa eğer, yani psikolog olmadığı halde insanları bu şekilde suistimal etmişse, kapatalım gidelim ülkeyi.
    kadının uzmanıyım dediği alanlar çok riskli, çok sakıncalı alanlar. lohusa bunalımı, anne bebek ilişkisi, eş ilişkisi vs öyle iki seminere gittim, prima da bana güveniyor, bebek maması yüzüyüm ben, saksı değilim, en iyisin ben bilirimle çözülebilecek şeyler değil.
    bir yazışmasını gördüm internete konan, bir anne bebeğini doğumunun 9. gününde kaybetmiş, aradan 1 yıl geçmiş, çok içten bir şekilde bu kadına duygularını dökmüş, yazdığı birkaç cümle ile bile belli ağır travma geçirdiği. o iki üç cümleyle bile kadına sımsıkı sarılmak istiyor insan. ama bu "psikolog" arkadaş "size terapi uygulamam gerek, yüzyüze şu kadar maille bu kadar" yazıp göndermiş, olanca duygusuzluğu ile. içi bile titrememiş belli. bu vicdansızlık işte. bu kötülük. gerçekten psikolog olsa da böyle duygusuz yaklaşsa, amenna, işini layıkıyla yapıyor dersin. ama kimbilir bilmediği bir mesleği uygularken nasıl hasarlar verecek o ağır travmaların üzerine... işte bu salt kötülük. yoksa bir psikolog nasıl başkasına şişko der, benim kocam zengin ve yakışıklı çatlayın der vs tartışmaları lüzumsuz. seviyeyle ilgili çünkü bunlar. seviyen yoksa dersin, ne ki yani.
    geçenlerde de meleklerle yaşıyorum diyen bir kadını öldürdü "danışan"ı. e kardeşim 3 kez görüşmüşsün kadınla, madem o kadar ustasın bu konularda, anlamadın mı kadının yaşadığı travmayı, korkmadın mı? ben bunu gerçekten eğitim almış birisine yönlendireyim de mi demedin? az da değil seans paraları bu işlerin, onu farkettim. bu diplomasız sosyolog mail üzerinden terapi yaparsa 118 tl alıyormuş mesela. mail üzerinden terapi????

    korkmuyorlar demek ki azizim.

    korku demişken ve konuyla ilgiliyken, bir sözüm de akılları fikirleri socialmom gibi instagramda takipçi kasmak olan blogger ve instamomlara gelsin.

    kardeş siz çocuğunuzla ne zaman ilgileniyorsunuz gerçekten? ne zaman baksam ya foto atıyorsunuz, ya foto altında akıl fikir dağıtıyorsunuz, ya takipçiyle kavga edip ürün tanıtım yapıyorsunuz. bu gözler para veriyorlar diye cips fabrikası tanıtımına gidip "ben oğluşuma yedirmem ama çok sağlıklı yapıyorlar" diyenini de gördü. para bu kadar mı kıymetli?

    socialmom gibi çocuklarının boy boy fotoğraflarını paylaşıyorlar, sırf tanıtım parası alınıyor diye çocuk hangi okula gidiyor, hangi saatte hangi kursta hangi hocanın dersinde, hangi parkta hangi salıncakta sallanıyor, hepsi paylaşılıyor. çocuğun rızası olmadan yapılan bu paylaşımların çocuk haklarına aykırı olmasını geçtim, korkmuyor musunuz da?

    ben işe başladığım gün profil fotoğrafımda oğlumla olan pozumu değiştirdim, 200 bin takipçisi olan instamomlar, bloggerlar mahalle muhtarlarından aldıkları ikametgahlarla kimlik numaralarını paylaşacaklar yakında. tamam ben biraz fazla paranoyak davranıyorum da siz de fazla mı rahatsınız acaba?

    bak socialmoma takıntı yapmış birisi belli ki, gece gündüz kadınla ilgili paylaşım yapıyor. ben olsam üç buçuk atardım çoluğum çocuğumun her şeyini ortaya sermişken!
    gerçekten blogger annelere bir gün sormak istiyorum, çocuğunuzun ihlal ettiğiniz haklarına değiyor mu aldığı para diye.

  • 47. mete yarar

    yaptığı şey "benim söylediklerim doğru, sizinkiler yanlış. nedenini biliyorum ama ben burada bunu anlatamam" olan adam.

    o zaman sn. mete yarar, sen haksızsın. bu tartışmasız bildiğim bir şey. ama şimdi bunu sözlükte yazamam :/

  • 48. suriyeli gençler iş bekliyor

  • 49. gelişen teknolojiye rağmen değişmeyen şeyler

    (bkz: silecek)

    iki tane lastik parcasi 100 yildir camin uzerinde gidip geliyor. lan hic mi gelisim gostermez bir teknoloji? 1 milyon tl'lik jip'in silecegi de ayni fiyat, 25 bin tl'lik arabanin da.

    mesela camin uzerinde manyetik bir alan olussa ve su damlalari direkt aracin disina dusse, cok mu zor yani? artik silecek muhendisligi diye bir bolumun acilmasi sart. binbir tane muhendis, tekniker falan milyon euro'luk araba yapsin ama camina 10$'lik silecek takilsin. olacak is degil.

  • 50. evde kedi beslemenin aylık maliyeti

    çok özlemek, gün içinde üzerinizde bulduğunuz tüyüne bakıp "yavrııım:')" diye hüzünlenmek, elde bırakılan aşk ısırıkları, kenarı yenmiş banyo halıları, dağılmış bir yatak, tırmalanmak suretiyle çanağına sıçılmış bir yatak bazası, aşırı özlem.

    elalem çocuğunu benim mimi'yi sevdiğim kadar sevmiyor. feda olsun ona para pul, en pahalı mamalar. gelsin kafama sıçsın aşkım, yeter ki dibimde dursun.

    umarım çocuk yaptığımda chucky ile berat albayrak arasında bir evlat yetiştireceğimi anlamışsınızdır. thug life.