Sık geçen başlıklar

pimp of pleasure 13

ekşi profili
burada ablaya neden bu kadar yüklenildiğini anlayamadığım olay. bunun parayla pulla ne ilgisi var amk. iş arkadaşlarından birisi ile toplantıdan çıkıp ayaküstü yemek yemeye gitmiyorsun, görücü olarak biri ile tanışmaya, belki de hayatını birleştirecek kararlar almaya gidiyorsun. her gün üç kişiyle bu şekilde görüşmeye gitmiyorsun sonuçta, daha sakin, daha nezih bir yere gidip karşındakini daha rahat tanıma fırsatı yakalayabilirsin. arby's'de ikili ekonomik menü mü alacaksın ilk buluşmada amk, bıktık fakir edebiyatınızdan ya. burada eleştirenlerin %97,9'u bir kızla buluşma fırsatı yakalasa lacivert'e götürmeye razı değilse ben de birşey bilmiyorum:)
12 eylül 1983 doğumluymuş.

bu adamın bu yaşta yaptıklarını görünce benim morali sifir sifir sifir..

adam 34 yaşında kendi ülkesinin ambargosunu deliyor, türkiye'de ticaret yapıyor, hükümetçe sevilen adam oluyor, rüşvet işlerine giriyor, ebru gündeş'e yürüyor, abd'ye gidiyor, itirafçı oluyor, hain oluyor, diplomatik kriz yaratıyor..

ben ise 81 doğumluyum sabit maaşla sgk'lı çalışıyorum, hayattaki en büyük aksiyonum crossfit'de deadlift yapmak amk..

birimizden biri garip ama dur bakalım..
iyiliklerinin hoşluklarının yanı sıra muhtemelen her sik gibi bu da 80'lerin sonunda 90'ların başında çocuk olmak şerefine nail olan neslin yaşadığı travmalardan birini içeren dönemdir.

göçmen ailesi olduğumuzdan mı bilinmez evde salon sürekli kilitli, misafirden misafire açılırdı amk. arada salonu temizleyecekleri zaman gizlice peşlerinden girer, o farklı dünyanın havasını iliklerimize kadar solurduk. evin en geniş odası olan odanın perde, halı, duvar kokusu bile farklıydı. ortadaki sehpada envayi çeşit kaçak sigara, vitrindeki alakasız yabancı içkiler ve objeler, duvar kağıtları, tablolar vs. sanki bambaşka bir eve gelmişsin gibi hissettirirdi. sadece bizim evimiz değil, misafirliğe gittiğimiz diğer evlerdeki salonlarda da durumun aynı olduğunu hatırlıyorum. salona giderken geçilen yerler bangladeş gibiyken salonun havası bambaşkaydı. günlerce kapalı kalmış, içinde yaşanmamış olduğu belliydi.

bunca yıldır da neden çocukken ebeveynlere "ulan en geniş oda orada kabak gibi dururken neden göt kadar odada yaşıyoruz?" diye sorgulamadığımı düşünürüm. nesil olarak biraz maldık galiba, korkardık fazla yorum yapmaya, sorgulamaya. şimdiki nesil olsa lav silahıyla dalarlar amk..