Sık geçen başlıklar

ortadoguda yeniden dagitilan kart 13

ekşi profili
kulüpleri zora sokan sistem. +3 yerli için çok kaliteli (olabildiği kadar) oyuncular lazım.

1) kuralın getirdiği kısıt nedeniyle büyük takımlar rekabete girmek zorunda kaldığından hem bonservis, hem maaş olması gerekenin en az iki katı oluyor.

2) bu durumdaki tüm oyuncular için rekabet oluşuyor. bu da oyuncuların sahibi kulüplerin kendilerini düşünerek en yüksek bonservisi verene oyuncuyu göndermek istiyor, buna diyecek bir şey yok. bu da oyuncuların kendileri ve transfer olacakları takım için uyum sorunu demek. a oyuncusu fenerbahçe'ye, b oyuncusu galatasaray'a uygunken bonservis, taraftarlık, kanım bilmem ne akar geyiğine b fener'e, a gs'ye gider ve iki oyuncunun da kariyeri bitme noktasına gelir.

3) bu madde en büyük sıkıntı. +3 yerli oyuncu rekabete girmek zorunda girmediği durumlarda yaşananları hepimiz biliyoruz. bunları yedekleyecek yerli oyuncular da kaliteli olmak zorunda. var mı bu kadar oyuncu? yok. olsa bile bu kadar kaliteli yerliye bonservis ve maaş mı yeter?

bu sezonu ele alalım. kerem, yunus ve abdülkerim galatasaray'ın +3 yerlileri. ancak yedekte gerçekten rekabet yaratacak yerli oyuncular yok. yani almak isteseler öyle oyuncular da yok piyasada. kerem ve yunus rehavetin getirdiği sorunlar nedeniyle geçen sezonki performanslarının çok uzağındalar. kerem 7 maç, 2 gol, 0 asist, yunus 7 maç, 0 gol, 1 asist. iki kanat forvet toplam 7 maçta 2 gol, 1 asist. büyük takımın kanat forvetleri bu performansı gösteremez, göstermemeli.

beşiktaş kalesinde ersin ile oynuyor. her maç küfür kıyamet. yedeği ondan da kötü. salih uçan ve yeni transfer tayyip talha var. bunların da rekabete girebileceği oyuncular yok, hepsi genç oyuncular. bu oyuncular yerlerini kaybedebileceği korkusunu yaşamak zorundalar. aksi halde bu oyuncuların performansı da giderek düşer.

fenerbahçe bu konuda biraz şanslı. kalecisi türk, onun da yedeği kötü. o da maalesef berbat başladı sezona. ancak diğer bölgelerde benzer kalitede türk oyuncuların olması ve rotasyondan kaçınmayan bir teknik direktörün olması türk oyuncuların hem diri, hem istekli kalmasını sağladı. mert hakan yandaş, ismail yüksek, emre mor, irfan can kahveci, ferdi kadıoğlu, arda güler... şu türk oyuncuların ikisi eksik olsa fenerbahçe'de de bu oyuncuların performansı düşerdi.

sonuç olarak bu kuralın kulüplere bindirdiği korkunç bir maddi yük var. daha ucuza yabancısını bulabilecekleri oyuncular yerine türk oyuncuları kullanınca takımın gücü düşüyor. daha fazla para harcayıp daha zayıf bir takım kurmak zorunda kalıyorsun. ayrıca bu kural yüzünden türk futbolcular türkiye içinde kalma eğiliminde oluyorlar, turt dışı transfer ihtimali kayboluyor. yurt dışındaki takım 3 bonservis verirken büyükler 6 bonservis veriyor. kulüpler oyuncuyu büyüklere satma eğiliminde oluyor. benzer sebeple yurt dışı takımı 1 maaş verecekken büyükler 3 belki 4 maaş veriyor. futbolcu da mutlu. yurt dışına gitmeyen kaliteli türk futbolcuların gelişimi duruyor. sonucu da milli takımın zarar görmesi.

kısacası bu kuralın takımlar arası adaleti zedelemeden belirtilen bir zaman çerçevesinde kademeli olarak kalkması ve bir daha da geri gelmemesi gerekiyor.
"kasap sucuğu", "ev sucuğu", "hayvanın sıçtığı bok sucuğu" filan yazanlara ana avrat sövmek için geldiğim başlık. millet olarak en büyük problemlerimizden birisi bölümleme yapamamak, her şeyi birbirine karıştırıp sulandırmaktır.

başlık "en iyi sucuk markası", marka amın evladı marka, sokturtma kasabına da evine de.

tanım: cumhuriyet
aşı olduktan sonra yaşanan her şey aşıya yoruluyor, ne güzel. bilim filan hak getire.

benim anladığım covid aşılarından önce kimse gözünü kaybetmiyordu, kimse hastalanmıyor, kimse kalp sorunları yaşamıyordu. hele o 80 yaşında aşı olanlar yok mu? bir kısmı maalesef hayatını kaybetmiş. halbuki aşı olmasalar 200 yaşına kadar yaşayacaklardı. ölümsüzlüğü bulan insanoğlu'nun en büyük düşmanı covid aşıları maalesef.
22 yaşındaki herkes mbappe de olsa sahaya sadece bir tanesi çıkacaktı, kalanı yine göbeğini kaşıyıp çayını yudumlayıp maçı seyredecekti. o yüzden üzülmeye gerek yok *

bayern maçlarının çok keyifli geçtiğini bir kez daha gösteren, lewandowski'yi beğenmeyenlerin de artık nasıl bir futbolcu olduğunu anlamasını sağladığını düşündüğüm keyifli maç.
la olum kimse motorun bosch'tan alınmasına laf etmiyor. tabii ki öyle yapmak zorundasın.

biz "%100 yerli", "özyerli", "özkaynaklarla, özmühendislerle, özmaddelerle, özmotorlarla, özotomobil yapcez yeah" diye hamaset yapmanıza kızıyoruz. ülke olarak otomobil yapacağız demek yerine böyle hamaset yaparsan lafını da yersin böyle.
akp gidecek ama rantçı, açgözlü, bencil, dinden kafayı yemiş cahil toplum aynen duracak. gerçekten vatansever birileri ülkenin götünü toplayacak ve tam düzlüğe çıkacakken bu orospu çocukları ve yardakçıları yine bir parti kurup yapılan iyi şeylerin üzerine çökecek. bir araya gelip demokrasi denen orospu çocuğu sistemde kalabalık olarak devletin malını yemeye, ülkenin anasını sikmeye devam edecekler. yüzyıllar boyu devam edecek bu düzen. demokrasi neden mi orospu çocuğu? ülkenin bütün kazanımlarının %90'ında söz sahibi insanların yönetimde söz sahibi olamamasından. çünkü birilerinin aklı yerine siki ve amı çalışıyor ve demokrasi şöleni yaşanıyor. yersen.