hıyarsız cacık olur mu?
öyle bir video işte.
Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
90+6'da muslera'nın röveşata golü ile 9-8 öne geçeceğimiz maç.
öncelikle hayırlı forumlar. kadın doğru yapmış. ani fren ihtimaline karşı takip mesafesi denen nane var zaten.
sonunda saçma sapan futbol başlıklarından ve entry'lerinden kurtulabileceğimiz bir güncelleme olmuş. tebrik ederim, kanseri yendik.
doktor yetiştirip, öldürmek için mermi harcıyoruz...
kağıt üstünde kızın ülkeye verdiği opportunity costun haddi hesabı yok...
kağıt üstünde kızın ülkeye verdiği opportunity costun haddi hesabı yok...
yavşağın tekidir. senelerce ekmeğini yediği kulübe terbiyesizlik yapmaktadır.
zenginden alınamayıp fakirden alınan vergi.
real madrid'in son 2 maçının yani leganes ve real betis karşılaşmalarının ciddi değerlendirilmesi gerek. eminim aradaki fark analiz edilmiştir. leganes sadece savunma yapmaya çalıştı, 4 stoper ile oynadı. önde 0 etkinlik, yedikleri baskının haddi hesabı yok, sonucunda telef oldular.
real betis ise, topu sürekli öne taşıdı, 3. bölgede devamlı tehdit oluşturdu ve bütün maç oyuna ortaktı. yenilebilirdi de ancak maç 0-0 bitti.
öyle topu real'e vereyim, topun arkasına geçeyim, donk'u 3. stoper gibi oynatayım gibi yollara başvurulursa, bu maç bitmez, hazard'ın, kroos'un oyuncağı olunur, aman diyeyim.
real betis ise, topu sürekli öne taşıdı, 3. bölgede devamlı tehdit oluşturdu ve bütün maç oyuna ortaktı. yenilebilirdi de ancak maç 0-0 bitti.
öyle topu real'e vereyim, topun arkasına geçeyim, donk'u 3. stoper gibi oynatayım gibi yollara başvurulursa, bu maç bitmez, hazard'ın, kroos'un oyuncağı olunur, aman diyeyim.
uyku chipi. yolda mısın bas uyu hem dinlen hem yolun nasıl geçtiğini anlama. öğle arasında bas 40 dk temiz uyku. serviste metrobüste otobüste metroda dakika kur o dakikaya kadar top patlasa uyanma. yankesiciler gözünüz aydın!!
(bkz: scottie pippen)
buna paşam diyen, sarılan, ağlayan var. pelikancıları bize güldürüyorlar.
allah'tan şifreli yayin çıktı kurtuldum bu malliktan hicbir maçı izlemiyorum internetten özetlerini dahi izlemiyorum. milli maçları trt yayınlıyor diye denk gelirsem izliyorum. yeni nesil de uzak kalıyor bu sayede bir kuşak sonra futbol kimsenin sikinde olmayacak bir branş olursa şaşırmayın.
ben emniyet kemeri takmıyom hacı ya beni boğuyo, önceden arkadan bağlardık da o da uzun iş. bak böyle tokalar var takıyosun araba da ötmüyo, mis vallaha benim karıya da aldım bi dene. kafam rahatladı yeminlen.
tavuk yerine et döner yemek.
taksiye binmek.
kahvenin yanına tatlı söylemek.
dikkat ederseniz hep yemek ile alakalı çünkü yemek dışındaki simarikliklar fakir insanı cok zorlar.
taksiye binmek.
kahvenin yanına tatlı söylemek.
dikkat ederseniz hep yemek ile alakalı çünkü yemek dışındaki simarikliklar fakir insanı cok zorlar.
ikisinin de birbirine bir üstünlüğü yok. insanlık dışı ve gününün büyük kısmını alan çalışma saatleri.
yaşanan olay tamamen sahtekarlık ona bir lafım yok.
fakat 140 tl verip de resimdeki gibi bir elbisenin gelmesini beklemek de çok mantıklı değil.
ucuzsa vardır bir nedeni, pahalıyla vardır bir hikmeti.
fakat 140 tl verip de resimdeki gibi bir elbisenin gelmesini beklemek de çok mantıklı değil.
ucuzsa vardır bir nedeni, pahalıyla vardır bir hikmeti.
6 kasım 2002'de oynanan fenerbahçe-galatasaray müsabakası 5 ve 6 rakamları arasındaki ezoterik güç farkının izdüşümlerinden birine sahne olmuştur.
sadece futbol dünyası için değil; nümeroloji, istatistik hatta psikoloji bilimleri için dahi deliller sunar. zira bu karşılaşma 6 yerine 5-0 bitmiş olsa idi çoktan unutulup gitmişti.
6 rakamı, üstünlük ve yenilmezlik anlamına gelir. 3+3'ün toplamı olduğundan kusursuz ve eksiksiz kabul edilir. 6 rakamı, kendisine sahip olan kimselerin doğal sempatilerini azaltır ve dış dünyanın ikiyüzlü tutumunu görünür kılar. 6 rakamı 7'den bile güçlüdür!
peki ya 6-0'lık bir galibiyet, yıllar yılı kafa ütüleyecek denli büyük bir zafer midir?
cevabı evet!
lakin onu bu kadar önemli yapan şey sizin 6-0 kazanmış olmanız değil, rakibinizin de 6-0 kaybetmiş olmasıdır. bunlar aynı gibi görünse de gerçekte birbirlerinden farklı edimler üretir.
biz galatasaraylılar yıllarca bu mağlubiyeti başarılarımızla aşındırmaya çalıştık. yok efendim şu kadar şampiyon olduk, bu kadar kupayı elinizden aldık vesaire.
evet bu argümanlarımızın hepsi çok güzeller. evet hepsinin de somut bir karşılığı var. fakat geçen zaman içinde fenerbahçe camiası, basit bir lig maçını, çeyrek asra uzanan yenilmezlik serisi ile ulayıp "bir şeye" dönüştürmeyi başardı.
özellikle son 5 yıldır tatsız tuzsuz geçen derbilerin bir sebebi de, toprağa sinen korku ve gerilimin yarattığı o "şey" de gizlidir. dilerseniz bu tanımlanamayan fobiyi kendimden yola çıkarak şöyle izah edeyim.
6 kasım gecesi 5. golü yediğimizde gerçekten kötü hissetmiştim. ancak 6. gole verdiğim tepki pişmiş kelle gibi sırıtmak oldu. zira ekranda izlediğim şey komik bile değildi artık. gülünçtü! ki bu ikisi birbirinden farklı kavramlardır.
bir de fenerli dostlarımızın yüksek desibelli gol sevinçleri var ki; nasıl bir travma yarattıysa artık, o geceden itibaren bir daha kendileriyle aynı mekanda maç izleyemedim.
zaten o son golün ardından işlerin başka bir boyuta evrildiğinin farkına varmıştım. arkadaşıma dönüp "hadi siktir olup gidelim burdan" dediğimi anımsıyorum. biz kalktık gittik. seneler geçti gitti...
bugün galatasaray'ın kemik kadrosunda türk oyuncu yok gibi bir şey. sahadaki ecnebi oyuncular sözleşme imzalayalı henüz 10 hafta bile olmamış. olası bir fenerbahçe derbisinde soğukkanlı ve rahat olmaları beklenir değil mi? öyle olmuyor işte.
olmuyor çünkü; kainatın bir yerinde, bir başka gezegende serhat akın ve tuncay şanlı mondragon'a gol atmaya devam ediyorlar halâ!
ve bu ecnebi çocuklar, bendenize travma yaşatan o haykırışları işitiyorlar sahada. ortega ve ümit özat'ın ayak izlerini görüyorlar. zemin halâ yeşil, taze ve ıslak! fenerli oyuncular bile kendi tarihlerinin baskısı altındayken, sen kim kedi?
eğer bu maç 5-0 yahut 6-1 bitse idi tarih kesinlikle farklı akacaktı. 5-0 ve 6-1'lik mağlubiyetin fonetik algısı bile başkadır. süreç içinde tolere edilebilirler. lakin 6-0 bundan müstesnadır... maalesef o atılamayan/fazladan yenilen bir gol zamanın akışını galatasaray aleyhine değiştirmiştir.
ben 34 yaşındayım. şuncacık ömrümde 20 yıl konuşulan bir şampiyonluğu ne gördüm ne işittim. ancak basit bir lig maçının 20 yıl konuşulmasını hiçte yabana atamıyorum. nesini yabana atacaksın ağabey?
6-0 nedir amına koyim??
bir de 10 kişiler ya.
sadece futbol dünyası için değil; nümeroloji, istatistik hatta psikoloji bilimleri için dahi deliller sunar. zira bu karşılaşma 6 yerine 5-0 bitmiş olsa idi çoktan unutulup gitmişti.
6 rakamı, üstünlük ve yenilmezlik anlamına gelir. 3+3'ün toplamı olduğundan kusursuz ve eksiksiz kabul edilir. 6 rakamı, kendisine sahip olan kimselerin doğal sempatilerini azaltır ve dış dünyanın ikiyüzlü tutumunu görünür kılar. 6 rakamı 7'den bile güçlüdür!
peki ya 6-0'lık bir galibiyet, yıllar yılı kafa ütüleyecek denli büyük bir zafer midir?
cevabı evet!
lakin onu bu kadar önemli yapan şey sizin 6-0 kazanmış olmanız değil, rakibinizin de 6-0 kaybetmiş olmasıdır. bunlar aynı gibi görünse de gerçekte birbirlerinden farklı edimler üretir.
biz galatasaraylılar yıllarca bu mağlubiyeti başarılarımızla aşındırmaya çalıştık. yok efendim şu kadar şampiyon olduk, bu kadar kupayı elinizden aldık vesaire.
evet bu argümanlarımızın hepsi çok güzeller. evet hepsinin de somut bir karşılığı var. fakat geçen zaman içinde fenerbahçe camiası, basit bir lig maçını, çeyrek asra uzanan yenilmezlik serisi ile ulayıp "bir şeye" dönüştürmeyi başardı.
özellikle son 5 yıldır tatsız tuzsuz geçen derbilerin bir sebebi de, toprağa sinen korku ve gerilimin yarattığı o "şey" de gizlidir. dilerseniz bu tanımlanamayan fobiyi kendimden yola çıkarak şöyle izah edeyim.
6 kasım gecesi 5. golü yediğimizde gerçekten kötü hissetmiştim. ancak 6. gole verdiğim tepki pişmiş kelle gibi sırıtmak oldu. zira ekranda izlediğim şey komik bile değildi artık. gülünçtü! ki bu ikisi birbirinden farklı kavramlardır.
bir de fenerli dostlarımızın yüksek desibelli gol sevinçleri var ki; nasıl bir travma yarattıysa artık, o geceden itibaren bir daha kendileriyle aynı mekanda maç izleyemedim.
zaten o son golün ardından işlerin başka bir boyuta evrildiğinin farkına varmıştım. arkadaşıma dönüp "hadi siktir olup gidelim burdan" dediğimi anımsıyorum. biz kalktık gittik. seneler geçti gitti...
bugün galatasaray'ın kemik kadrosunda türk oyuncu yok gibi bir şey. sahadaki ecnebi oyuncular sözleşme imzalayalı henüz 10 hafta bile olmamış. olası bir fenerbahçe derbisinde soğukkanlı ve rahat olmaları beklenir değil mi? öyle olmuyor işte.
olmuyor çünkü; kainatın bir yerinde, bir başka gezegende serhat akın ve tuncay şanlı mondragon'a gol atmaya devam ediyorlar halâ!
ve bu ecnebi çocuklar, bendenize travma yaşatan o haykırışları işitiyorlar sahada. ortega ve ümit özat'ın ayak izlerini görüyorlar. zemin halâ yeşil, taze ve ıslak! fenerli oyuncular bile kendi tarihlerinin baskısı altındayken, sen kim kedi?
eğer bu maç 5-0 yahut 6-1 bitse idi tarih kesinlikle farklı akacaktı. 5-0 ve 6-1'lik mağlubiyetin fonetik algısı bile başkadır. süreç içinde tolere edilebilirler. lakin 6-0 bundan müstesnadır... maalesef o atılamayan/fazladan yenilen bir gol zamanın akışını galatasaray aleyhine değiştirmiştir.
ben 34 yaşındayım. şuncacık ömrümde 20 yıl konuşulan bir şampiyonluğu ne gördüm ne işittim. ancak basit bir lig maçının 20 yıl konuşulmasını hiçte yabana atamıyorum. nesini yabana atacaksın ağabey?
6-0 nedir amına koyim??
bir de 10 kişiler ya.
böyle böyle önce sizin lehinize, başkalarının aleyhine yapılan yasak ve kısıtlamaları destekleyin, yapılınca şak şaklayın ki, ilerde başka alanlarda da “bir kesim” rahatsız oluyor diye yasaklar getirilebilsin.
önce kendi arabanda sigara içemezsin, sonra yolda sigara içemezsin, sonra hiç içemezsin. en son derler ki “günah” diye yasakladık.
neyse dersin, zaten ben içmiyordum iyi oldu.
sonra alkol satışı yasağının saati daha bir erkene gelir, önce dersin zaten gündüz alıyoruz, hele karşıysan direkt desteklersin, “yeaani erduvanı disteklemiyorum emmee bu kararıni desteqliyorım.” dersin. solcuyum diye gezersin falan sonra.
sonra dışarda alkol satışı da yasaklanır, sadece mekanlarda içebilirsin, dersin zaten dışarda daha keyifli, ya da oh iyi oldu zaten sen içmiyorsun.
sonra komple yasaklanır, ya ben evde yapıyom zaten dışarda pahalıydı dersin, ya da zaten karşıysan bi büyük zemzem açarsın, bu kutlu yasağı kutlamak için. önce zararlı derler, sonra içip hanımını döven bi şerefsizi gündem yaparlar, bunun üzerine kaldırırlar ama sonra derler ki “günah” diye kaldırdık.
sonra bir bakmışsın bazı kıyafet kısıtlamaları gelmiş. şort giyemezsin mesela, ya da dekolte giyemezsin. hatta dar kot giyemezsin. derler ki “ama gazi de şapka zorunluluğu getirmişti.” o zamana kadar o kadar yasağı desteklemiş, o kadar kısıtlamaya göz yummuşsun ki, neyse lan dersin, böyle de güzeliz. sonra ibo dinlersin “güzeliz çok çok” diye bi tiktok atarsın yasaklanmamışsa, yasaklanmışsa yutub atarsın. o da mı yasaklandı lan? hangi yıldayız? 2023 mü? vay amk bu kadar sürede nasıl bu kadar yasak geldi. neyse gerçi iş güç var, memleket sorunlarını biz mi çözcez aq. son kalan bi sosyal medyada gerekirse bi paylaşım yapar vazifemizi getiririz ülkeyi kurtarmak için.
oha türban ve takke zorunluluğu mu? bu kadarı da fazla değil mi? ama olsun lan bak ne güzel alkol sigara bitti memleket güzel kokuyor resmen. izmirde içenler varmış hala piiii, başlarına taş yagsin inşullah. takalım canım türban, takke falan nolcak. hem adidas spor türbanı çıkarmış kuzum, şık güzel bişey onu giyeriz.
aaa zina da yasaklanmış. olsun canım nerden bilecekler evde ne yaptığımızı. komşu ihbar hattı mı? nasıl yani? işte app var, komşun eve karşı cinsten biriyle girince hemen polise haber veriyorsun, gelip alıyorlar. cezası? 20 bin lira. iyi bari hapis değilmiş. eh dur bakalım onun da sırası gelir.
size de bu yakışır. batılı kanun örneklerinin en boktanlarını uygula, ama dibine kadar şark kültürünü koru. avrupanın çalışma saatlerindeki rahatlıkları yok, ama kısıtlayıcı yasakları var.
rahatsız olduğunuz kişilerden insan gibi size üflememesini söyleyin, red eder ise huzur bozma davası açarsınız.
ama
yasak istemeyin. bu yasak sizi etkilemez, bir sonraki etkiler.
ya da bir sonraki.
önce kendi arabanda sigara içemezsin, sonra yolda sigara içemezsin, sonra hiç içemezsin. en son derler ki “günah” diye yasakladık.
neyse dersin, zaten ben içmiyordum iyi oldu.
sonra alkol satışı yasağının saati daha bir erkene gelir, önce dersin zaten gündüz alıyoruz, hele karşıysan direkt desteklersin, “yeaani erduvanı disteklemiyorum emmee bu kararıni desteqliyorım.” dersin. solcuyum diye gezersin falan sonra.
sonra dışarda alkol satışı da yasaklanır, sadece mekanlarda içebilirsin, dersin zaten dışarda daha keyifli, ya da oh iyi oldu zaten sen içmiyorsun.
sonra komple yasaklanır, ya ben evde yapıyom zaten dışarda pahalıydı dersin, ya da zaten karşıysan bi büyük zemzem açarsın, bu kutlu yasağı kutlamak için. önce zararlı derler, sonra içip hanımını döven bi şerefsizi gündem yaparlar, bunun üzerine kaldırırlar ama sonra derler ki “günah” diye kaldırdık.
sonra bir bakmışsın bazı kıyafet kısıtlamaları gelmiş. şort giyemezsin mesela, ya da dekolte giyemezsin. hatta dar kot giyemezsin. derler ki “ama gazi de şapka zorunluluğu getirmişti.” o zamana kadar o kadar yasağı desteklemiş, o kadar kısıtlamaya göz yummuşsun ki, neyse lan dersin, böyle de güzeliz. sonra ibo dinlersin “güzeliz çok çok” diye bi tiktok atarsın yasaklanmamışsa, yasaklanmışsa yutub atarsın. o da mı yasaklandı lan? hangi yıldayız? 2023 mü? vay amk bu kadar sürede nasıl bu kadar yasak geldi. neyse gerçi iş güç var, memleket sorunlarını biz mi çözcez aq. son kalan bi sosyal medyada gerekirse bi paylaşım yapar vazifemizi getiririz ülkeyi kurtarmak için.
oha türban ve takke zorunluluğu mu? bu kadarı da fazla değil mi? ama olsun lan bak ne güzel alkol sigara bitti memleket güzel kokuyor resmen. izmirde içenler varmış hala piiii, başlarına taş yagsin inşullah. takalım canım türban, takke falan nolcak. hem adidas spor türbanı çıkarmış kuzum, şık güzel bişey onu giyeriz.
aaa zina da yasaklanmış. olsun canım nerden bilecekler evde ne yaptığımızı. komşu ihbar hattı mı? nasıl yani? işte app var, komşun eve karşı cinsten biriyle girince hemen polise haber veriyorsun, gelip alıyorlar. cezası? 20 bin lira. iyi bari hapis değilmiş. eh dur bakalım onun da sırası gelir.
size de bu yakışır. batılı kanun örneklerinin en boktanlarını uygula, ama dibine kadar şark kültürünü koru. avrupanın çalışma saatlerindeki rahatlıkları yok, ama kısıtlayıcı yasakları var.
rahatsız olduğunuz kişilerden insan gibi size üflememesini söyleyin, red eder ise huzur bozma davası açarsınız.
ama
yasak istemeyin. bu yasak sizi etkilemez, bir sonraki etkiler.
ya da bir sonraki.
bundan 10 küsür sene önce öyle güzel terk edilmiştim ki, hem kendim harap oldum hem de o zaman çalıştığım yerdeki çaycı abla benim halime dayanamayıp erken menopoza girmişti.
alemlere rahatsızlık vermek için yaratılmışım.
alemlere rahatsızlık vermek için yaratılmışım.
millet şuan çöpten kupon arıyor
edit: tekrar çöpe attılar şuan
edit: tekrar çöpe attılar şuan
bu başlığı açan pezevenge sesleniyorum
otuz yaşına geldiğinde kendi bokunun içinde boğulursun umarım
otuz yaşına geldiğinde kendi bokunun içinde boğulursun umarım
yani diyor ki: adam gibi eğitim alandan bana oy çıkmıyor, partime oy verecek koyun bir gençlik oluşturmak istiyorum.
büyüğünden küçüğüne bir sürü bahis şirketi var ve hepsi aynı sonuçlara bağlı.e bu durumda parayı hangisi verecek?vermek istemeyen şirket yine kazanacak.öyle iş olur mu?örneğin yarın ki real madrid galatasaray maçında real favori ve büyük miktarlar oynanacak.şimdi şike olacak ise hangi şirket ödeyecek real madride o şike parasını?bahiste şike internasyonel seviyede özellikle takım boyutunda olması imkansızdır
hangi maç hatırlamıyorum ama senesini hatırlıyorum 1985- 86 yılında inönü'de numaralıda izlemiştik, sinan engin samet aybaba falan oynuyordu. bakırköyden maça maça diye bağıran minibüslerle gitmiştik.
en son izlediğimiz maçta televizyonda beşiktaş fenerbahçe maçıydı 2003 yılında babamın evde karın ağrısı başlamıştı maçı izleyemiyordu ağrıdan, hatta izleyemecek durumdaysa iş ciddi demiştim ki.. dayanamadı hastaneye götürdük.. hastanede sedyede tahliller yapılırken maçı anlatıyordum ona sedyede yattığı yerden maçı soruyordu.. sonra bağırsağının tıkandığını öğrendik... kansermiş.. ertesi gün ameliyat oldu kalbi ameliyatın ağırlığın kaldıramadı 3 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kaybettik. son beşiktaş fener maçını konuşamadık bile.. sonucunu da öğrenemedi... bende hatırlamıyorum.
babanız hayattayken bol bol beraber maça gidin...
en son izlediğimiz maçta televizyonda beşiktaş fenerbahçe maçıydı 2003 yılında babamın evde karın ağrısı başlamıştı maçı izleyemiyordu ağrıdan, hatta izleyemecek durumdaysa iş ciddi demiştim ki.. dayanamadı hastaneye götürdük.. hastanede sedyede tahliller yapılırken maçı anlatıyordum ona sedyede yattığı yerden maçı soruyordu.. sonra bağırsağının tıkandığını öğrendik... kansermiş.. ertesi gün ameliyat oldu kalbi ameliyatın ağırlığın kaldıramadı 3 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kaybettik. son beşiktaş fener maçını konuşamadık bile.. sonucunu da öğrenemedi... bende hatırlamıyorum.
babanız hayattayken bol bol beraber maça gidin...
bu arkadaş kayseri maçını yönettiği bir maçı avrupada yönetse bir daha maç alamaz lisansını yırtanlar. yazık çok yazık bu ülkeye arka kardeşler hakemlikten para kazanıyor.
dövme, sakal, dize kadar entari gibi sweat, pantalonda zincir, kısa paça pantalon, beyaz spor ayakkabı ve dikkat çekecek kadar renkli çorap. hipster vs denilioyor ama artık bıktık ya.
kıro kısa paça, dar takım giyen delikanlı kıtipyozlardan daha itici geliyo artık bana bu hipstermıdır ne gereksiz zerzavatsa.
beyaz paçalı don giyen erkeklerimizi özledik yahu.
kıro kısa paça, dar takım giyen delikanlı kıtipyozlardan daha itici geliyo artık bana bu hipstermıdır ne gereksiz zerzavatsa.
beyaz paçalı don giyen erkeklerimizi özledik yahu.
aksi mümkün olmayan durum. ulan her köşe başında adamlar var. bunlardan biri yoksa şok var. ucuz olsun da plastik yiyelim, şok güzel.
yakışır. bundan sonrası 1984 zaten. (bkz: bakın burası çokomelli)
an itibariyle bilgisayardan mesaj atılamayan, kaybolmuş kutucuk. sözlüğü bozdunuz lan sonunda.
babamın vefat haberini aldığımda, "eşime hadi hazırlan memlekete gidiyoruz, babam ölmüş" dedim. gayet soğukkanlılıkla, eşim ağlayınca ne olduğunu idrak edebildim.
her insanın farklı hayatı ve duyguları var. bilemeyiz kişisel bir durum.
her insanın farklı hayatı ve duyguları var. bilemeyiz kişisel bir durum.
bu ve bunun gibi çakalları kim nerede dinliyorda bu zibidiler bu paralara arabalar evler alabiliyor anlamıyorum..
ekşisözlüğün trendlerdeki şaşırtan başlığı. keşke sözlük formatına uygun olmayan her başlık bunun gibi olsa. hepsi çok değerli müzisyenler ama kendisini çok sevsem de (bkz: evgeny grinko) nun bu versusta yeri yoktur maalesef. yann tiersen ve einaudi arasından ise %53 %47 oranla einaudi'yi tercih ederdim. bana bu tercihi yaptırdığın için abv. hepsi canım ciğerim.
lan dalyarak jeoloji mühendisi falan mısın da en zor dersin fizik 2. lise 3’teki çocuk bile geçiyor bu dersi.
ben daha çok ahmet necdet sezer gibi birini dellendirip adamın dava açmasına sebep olan 163 kişiyi merak ettim.
bilal oğlanın mezun olduğu kartal imam hatip lisesine bak sen. maşallah ne cevherler yetiştirmiş thy yi uçuruyorlar resmen.
edit: haber linki ve cüneyt özdemir’in konuya dair yorumu
dipnot: bilal oğlan kartal imam hatipten 1999 senesinde mezun olmuş. o sene öss soruları çalındığı için sınav tekrarlanmıştı. sadece dipnot
edit2: bir yazar arkadaşımızın bilgi düzeltmesini de buraya bırakıyorum
--- spoiler ---
bilal oğlan kartal ihl mezunu değildir. katsayı uygulamasından kurtulabilmek için bakırköy lisesine geçiş yaptı ve lise son sınıfı orada okuyup mezun oldu. o dönemde bu çok sıradışı bir durumdu çünkü aslında katsayı olarak birbirine denk okullar arasında geçiş yapılabilirdi. o dönemde bakırköy lisesinde müdür yardımcısı olan halil ibrahim bozkurt, kendi oğlu osman bozkurt ile beraber bilal'i de kendi okuluna aldı. bunun ödülü de bugünlerde osman bozkurt'un geldiği görevlerle ödeniyor. avukat osman bozkurt bilal'in kurduğu türgev ve tügva gibi vakıfların yönetiminde görev almaktadır.
--- spoiler ---
edit: haber linki ve cüneyt özdemir’in konuya dair yorumu
dipnot: bilal oğlan kartal imam hatipten 1999 senesinde mezun olmuş. o sene öss soruları çalındığı için sınav tekrarlanmıştı. sadece dipnot
edit2: bir yazar arkadaşımızın bilgi düzeltmesini de buraya bırakıyorum
--- spoiler ---
bilal oğlan kartal ihl mezunu değildir. katsayı uygulamasından kurtulabilmek için bakırköy lisesine geçiş yaptı ve lise son sınıfı orada okuyup mezun oldu. o dönemde bu çok sıradışı bir durumdu çünkü aslında katsayı olarak birbirine denk okullar arasında geçiş yapılabilirdi. o dönemde bakırköy lisesinde müdür yardımcısı olan halil ibrahim bozkurt, kendi oğlu osman bozkurt ile beraber bilal'i de kendi okuluna aldı. bunun ödülü de bugünlerde osman bozkurt'un geldiği görevlerle ödeniyor. avukat osman bozkurt bilal'in kurduğu türgev ve tügva gibi vakıfların yönetiminde görev almaktadır.
--- spoiler ---
---------------spoiler------------------------------
kıvanç: arkadaslar beni gönderiyordu, zayif gorduler herhalde, yeriz dediler.
suna: seni zayif görmek ne mümkün.(kıvancın aşırı kilosuna laf çarpıyor)
kıvanç: mideniz genişse bilemem tabi...
-----------------spoiler-----------------------------
kıvanç: arkadaslar beni gönderiyordu, zayif gorduler herhalde, yeriz dediler.
suna: seni zayif görmek ne mümkün.(kıvancın aşırı kilosuna laf çarpıyor)
kıvanç: mideniz genişse bilemem tabi...
-----------------spoiler-----------------------------
ooooo! bütün troller tam gaz yine. ah canlarım benim, nasıl da karalama ve iftira atmak için canla başla uğraşıyorlar. ekrem başkan artık bunların dengesini nasıl bozduysa gece bile mesai yapar olmuşlar.
tabi tabi...
elinizde biber gazı varken örneğin tasmasından kurtulmuş bir pitbull götünüzü koparmak istediğinde kesinlikle kullanmayın... bırakın hayvancağız afiyetle sizi yesin... hayır hassasiyetse birileri sizin gibi manyakların artık her yerde olduğunu bildiğinden gerekli hassasiyeti sizden önce göstermiş resmi de shoplamış, daha nedir yani ne istiyorsunuz?
ağa biz de hayvanseveriz ama bazısı artık saçmalıyor, siz ne yapıyor nasıl bu kafaları yakalıyorsunuz kuzum? o kedi köpek mamalarını mı yiyorsunuz nedir yani?
benden aklı selim arkadaşlara tavsiye, üzerinize saldıran bir köpek olursa biber gazı kullanmakta tereddüt etmeyin.
elinizde biber gazı varken örneğin tasmasından kurtulmuş bir pitbull götünüzü koparmak istediğinde kesinlikle kullanmayın... bırakın hayvancağız afiyetle sizi yesin... hayır hassasiyetse birileri sizin gibi manyakların artık her yerde olduğunu bildiğinden gerekli hassasiyeti sizden önce göstermiş resmi de shoplamış, daha nedir yani ne istiyorsunuz?
ağa biz de hayvanseveriz ama bazısı artık saçmalıyor, siz ne yapıyor nasıl bu kafaları yakalıyorsunuz kuzum? o kedi köpek mamalarını mı yiyorsunuz nedir yani?
benden aklı selim arkadaşlara tavsiye, üzerinize saldıran bir köpek olursa biber gazı kullanmakta tereddüt etmeyin.
iyi menemen yapan bir eşinizin olması...
bunun doğrusu kızılay'dan kurtuluş parkının içinden geçerek dikimevi'ne yürümektir.
belediye temizlik görevlisi, hamallar ve inşaat işçileridir.
götüne güveniyordur.
oturduğum semtte yoğun olarak yaşarlar ve yıllardır gözlemediğim şey cümlelerine ısrarla '' biz çerkesler... bizim dernekte...'' diye başlayıp bıkkınlık getirmeleridir. tamam abi çerkessin, süpersin, en iyisin, ari ırksın, bir tek siz zulüm gördünüz.
grafik ayarları ders niyetine okutulabilecek bilgisayar oyunu.
1 yanlış 4 fps götürüyor.
1 yanlış 4 fps götürüyor.
aile ilişkileri. ortadoğu'da ailesi ile problem yaşamayan insan çok azdır. bu yüzden toplumda görülen rahatsızlıkların çoğu aile kaynaklıdır. otobüste birbirine bağıran insanların bile sorunlarının ortak noktası ailedir ve bu kurtulunmayacak kadar derin bir problemdir. o yüzden evlenecek insanlar kesinlikle aileleri ile aynı şehirde yaşamamalı ve hastalık, bayram, özel günler dışında muhattap olmamalıdır.
indirim görünce gözü dönen birisi olarak "her şey" diyeceğim.
indirimde olduğu için aldığım elektrikli pilates topu şişirme pompası var evde.
pilates topu yok.
indirimde olduğu için aldığım elektrikli pilates topu şişirme pompası var evde.
pilates topu yok.
ben de ankaralı olarak istanbul sakinlerine "sakın ankara'ya gelmeyin olm, bak valla bi bok yok, pişman olursunuz, benden söylemesi." diye çıkışıyorum. "zaten kim napsın lan ankara'yı düdük makarnası?" cevabını alıp göt oluyorum.
400 gr etin 36 lira olması daha büyük rezalet.
çok sağlıklı ve güzeldir 34 bedenim ama gayet sağlıklıyım daha önce 40 bedendim ama yine gayet sağlıklı görünüyordum bir süre de erkektim o zamanlar da muhteşem görünürdüm daha sonra penisimi aldırdım ve meme yaptırdım onda da nefis oldum sonra ondan bıktım tekrar am yaptırdım yine süper güzel oldum sikicem kendimi artık yeter bu kadar güzellik yetti allahım ameliyatsız pasifler dışında yeşillendirmeyin artık.