Sık geçen başlıklar

bir daha kimseye guvenmeyen adam 12

ekşi profili
sürdürebilirlik adına susuz pisuvar konseptinin hayatımıza girmesiyle meydana gelen durumdur. sürdürebilirlik, su tasarrufu adına böyle bir icat yapıldı da artık susuz temizleniyor her yer. neyse uçak biletimi alırken karbon izimin silinsin diye uçuş firmasına 3-5 kuruş daha fazla ödeyeyim de rahatlayayım.

yüzlerce insanın işediği yere su dökmezseniz ve temizlemezseniz kokar tabii.
18 yaşımdan beri yani yaklaşık 15 yıldır chp oy veren bir seçmen olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki kk ve avareleri gitmeden oy falan yok. zaten bulunduğum konum itibarariyle yerel seçimlere oy veremiyorum ama cumhurbaşlanlığı ve meclis seçimlerinde chp'ye oy falan vermem. zaten bu kafayla giderse chp kendini barajı zorlarken bulabilir.
umarım olmaz ama 2. turda seçimin kaybedilmesi durumunda masadan kalkacak ve bir daha oturmayacak siyasetçidir. 14 mayıs seçiminden sonra sessiz kalmayı tercih etmesinden ben bunu anlıyorum. aday açıklandığı geceki yüz ifadesini sanırım hepimiz hatırlıyoruz ve aslında o ifade çok şey anlatmıştı.
bir beşiktaşlı olarak gerçeği söylemek gerekirse zaten herhangi bir gruptan çıkma olasılığımız düşük ancak bu gruptan çıkma (3. olarak) ihtimalimiz g grubu hariç diğer gruplardan bir tık üstte. sporting geçen yıl 1 defa yenildi, ajax 2 yenilgi ile haftalar öncesinden şampiyonluğunu ilan etti. dortmund'da da alman disiplini ve haaland var.

ülke puanın ne durumlarda olduğunu hepimiz biliyoruz bu gruptan alınacak her puan veya puanlar önemli. gruptan çıkarsa ne mutlu hepimize.

sanırım ülkede herkes sadece süper ligi izliyor ve diğer liglerin özetlerine bile bakmıyor sadece eski bilgileriyle hareket ediyor. bugün galatasaray danimarka liginden randers'ı 2-1 ile biraz da zorlanarak geçti. geçtiğimiz sezon bizim ligimizi 5. bitiren sivasspor ise danimarka ligini 3. bitiren kopenhag'dan 5 yedi.

avrupa'da bambaşka bir futbol oynanıyor türkiye'e ise bambaşka bir futbol var. hakemler oyunu durdurmuyor, oyuncular son gücüne kadar koşuyor, yıldız oyuncusu olmayan takımlar bile takım ruhuyla oynuyor. türk futbolu ise ne yazık ki bitmiş durumda. takımlar borç içerisinde yüzüyor. kur farkı nedeniyle diğer takımların alım gücü sabit kalırken bizim takımların alım gücü hızla düştü. bugün trabzonspor'un rakibi roma 40 milyon euro civarında bir tutara forvet alıyorken, bizim takımlar 15-20 milyon euro bütçe ile transfer yapmaya çalışıyor. trabzonspor'un bütün borcu 1 milyar tl yani yaklaşık 100 milyon euro bu açıdan da bakabilirsiniz duruma.

bizim takımlar 1-2 hafta içerisinde antrenör değiştiriyor, hatta daha maç oynamadan sözleşmeler fesh ediliyor. yani bildiğiniz amatörce yönetiliyor, manager oyunlarında yönetilir gibi.

kısacası; gruptan çıkarsak ne mutlu hepimize, tüm takımlarınız avrupa'daki rakipleriyle arasındaki fark sürekli açılıyor. umarım galatasaray ve fenerbahçe'de gruplarında galibiyetler alarak gruplarından çıkar ve ülke puanına katkı sağlar. bu arada sadece ülke puanına değil uefa'dan alacakları primlerle beraber bütçelerini toparlar ve türk futbolunu bir nebze olsun ileriye götürebilirler.

bu ligden sneijder, guti, gomez, roberto carlos, anelka, hagi, taffarel, alex, queresma gibi yıldızlar geçti. umarım süper ligin kalitesi ve futbolu eski günlerine döner.

ekleme: avrupa ligi kurası olmuş diyen suserler olacaktır ama ülke takımlarının durumu belli sanki avrupa liginde yarı final-final de mi eleniyoruz. ülke futbolu olarak avrupa liginde böyle bir gruba düşsek şükredecek durumdayız. beşiktaş'ı geçtim, süper lig karması kursak bu gruptan lider çıkar diyebileceğimiz kaç takım olur mk.
kredi kartıyla işlem demek fiş kesme zorunluluğu demek.
fiş kesme zorunluluğu demek vergi doğması demek.
vergi doğması demek küçük esnaf/kobinin korkulu rüyası demek.

yemek-tatlı-pasta yediğiniz, saçını kestirdiğiniz, ev kiraladığınız yerlerde asılıysa vergi levhasına bir bakın... günde binlerce lira kazanan işletmelerin nasıl da 2-3 bin lira yıllık gelir vergisi ödediğini. sonra gidin maaş bordronuzu inceleyin 1 ayda gelir vergisi diye ne kadar ödediğinizi görün.
bankacıyım ve sürekli şubelerdeyim. öncelikle şunu belirteyim hiç bir müşteri kuzu değil. sırasını takip ediyor, sonradan gelip kartla sıra numarası alıp işlemini ondan önce gerçekleştiren olursa şube çalışanlarıyla kavga ediyor ki burada şube çalışanlarının yapabileceği bir şey yok. sıradaki diyorlar ve numerator hangi sıra noyu çağırırsa o kişinin işlemini yapıyor. buna ek olarak, 1-2 lira gibi personelin elinde olmayan komisyon masrafı çıkınca gişedeki personelle kavga ediyor. sırası biraz gecikince müdürün odasına çıkıyor. tuvalet konusuna gelirsek bildiğiniz üzere bankalara girerken üst araması yapılmıyor. nakit bulunması nedeniyle bankalar güvenliğin en üst düzeyde olması gereken kurumlardan biridir. silahlı hırsızlık-soygun girişimleri sürekli olarak yaşanmakta ve medya yansımaktadır. böyle bir kurumun tuvaletini her gelene açması güvenlik zafiyeti yaratacaktır. buna ek olarak, zaten şubelerdeki tuvaletler ancak personele yetecek kadar 1-2 kişilik oluyor.