Sık geçen başlıklar
ekşi'nin suçluyu değil de kurbanı suçlayan, asssssla herhangi bir suç mağduru olamayacak kadar zeki (!) ve uyanık olan şu yazar kitlesinden bıktım. insan sizden fikir istemiş, kuduz köpekler gibi salyanızı saça saça bana saldırın dememiş, değil mi?

ağır ceza mahkemesinde yargılanılacak birtakım suçları içeren dolandırıcılıktır. sevgili yazar kardeşim, özelden yazıyorum sana, birlikte savcılık dilekçeni hazırlayabiliriz.
kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, hala böyle düşünenler kaldı mı diyen kezbanlar, kocam isterse çalışabilir düşüncesini savunan ılıklar çıkacaktır elbette aramızdan. benim param ikimize de yetiyorsa kocamın çalışmasına ne gerek var? hem erkek dediğin yemek yapmayı, bulaşık yıkamayı bilmiyorsa isterse doktora bitirmiş olsun, ne önemi var? bir erkeğin en güzel mesleği baba olmaktır. kendi ayaklarımın üzerinde duracağım sevdasına kapılan erkekler yüzünden bugün aile kurumu yıkılmak üzere.
çok net ve kısa bir tanım yapacağım, alın hemen hemen her türlü ilişkinize uyarlayın. sizin sevilme biçiminiz onun sevme biçimine, onun sevilme biçimi sizin sevme biçiminize denk olmayan insanlardan uzak durmalısınız.
yukarıda bir yazar arkadaş yazmış, bunun adı terk etmek değil kaçmaktır diye. sizinle yüz yüze konuşup da iki kelime söyleyecek cesareti olmayan şu cibilliyetsizler için dertlenmeyin gözünüzü seveyim. her şeyden önce yaptığı size değil kendine saygısızlık, kendisine saygısı olmayan insan size nasıl saygı göstersin?

bırakın topuklarını vura vura kaçsınlar. sevdiğim bir aile büyüğümün biraz argo ama böyle durumlara cuk oturan bir sözü vardı. “at kaçtı mı kazığı bir kere yere iki kere kendi götüne vurur” diye. size bir kere vurdu vurmasına da daha iki kere de ona değecek o kazık, üzülmeyin o yüzden. zaten karşınızdakinin kale alınmaması gereken bir varlık olduğu bilincine vardığınız zaman kendisine vurmasının da önemi kalmayacak sizin için, emin olun bundan.