Sık geçen başlıklar
hastası olduğum soğuktur.
şöyle bir kendine getirir, kahvenin çayın tadını güzelleştirir.

pembe yanaklı, sevimli insanlar görürsünüz sokaklarda. kimsede birbirine bir şey diyecek hal kalmaz, herkes iyice montuna atkısına gömülür, kuğulu parktaki kuğuların kıçı donmuyor mu diye düşünürsün yürürken, cücük havuz bile donmuştur çünkü.

girdiğin mekan her zamankinden sıcak gelir, o haşır huşur montlar yığılır üst üste, dev elyaf ve kaz tüyü yatağı gibi olur mekanlar, sandalyelerden sarkar atkılar, bu sizin mi diye tek eldivenler uzatır insanlar birbirine.

yaşlanmayı yavaşlatır fiziksel olarak ve bir yandan da manen sarar sizi.
böyle bir soğuktur ankara soğuğu.
türk kahvesinden bir yudum alırsın buz gibi ellerinle.
oh dersin.
çok iyi geldi.
enteresan bir şekilde benim beğendiğim burundur.

tabii aslında öncesi sonrası konulursa çok daha iyi değerlendirebiliriz.
yüzünü saklayacağını düşünmüştüm ama arkadaşımız çekinmemiş, e o vakit "öncesi sonrası" yolla gelsin, tam eleştiri öyle yapılsın.

edit: aha geldi öncesi.
bence doktor işini çok iyi yapmış. yalan yok.
gözümü bile kırpmadan ederim. 13 yıl oldu hala bir dakika düşünmem.

sevmediğiniz insanlarla sırf evlenmiş olmak için evlenip sonra da güzel olan her şey gibi bu kurumun da içini boşalttınız, anlamsızlaştırdınız.
solda evlilikle ilgili saçma sapan girdiler görünce de kızamıyorum işte, adamın inancı kalmamış ne yapsın.