sözlükte tanışıp evlenen hatta mutlu mesut yaşayan insanlar olduğunu duymuşsunuzdur, bu yüzden imkansız olmadığına inandığım olay.
ama yine de komik ne biliyim, sözlüğe üye olurken mesajlaşma olduğunu bile bilmiyordum ben *
Sık geçen başlıklar
yasama sevincli sandvic 5
ekşi profiliselena gomez ile güldürmüş kartlar.
ankara'da ne var, turist mi gelir diyenler için (bkz: anıtkabir).
sizin için hiç üşenmeden gittim baktım internetten,
2017 mayıs ayı yerli ziyaretçi sayısı 649.729 yabancı ziyaretçi sayısı 15.770 yani toplam 665.499 olduğu yazıyor.
tavsiyem arada bir siz de gidin belki bir şeyler hissedersiniz.
ankara'da ne var, turist mi gelir diyenler için (bkz: anıtkabir).
sizin için hiç üşenmeden gittim baktım internetten,
2017 mayıs ayı yerli ziyaretçi sayısı 649.729 yabancı ziyaretçi sayısı 15.770 yani toplam 665.499 olduğu yazıyor.
tavsiyem arada bir siz de gidin belki bir şeyler hissedersiniz.
konuştuğum çocuğa bir hastalığımın olduğunu ve günde dört kez iğne yaptığımı anlattım. öyle ömür mü geçer, günde dört kez iğne mi vurulurmuş eroin gibi, öyle yaşanmaz, sen çocuk yapma evlat edin vb şeyler söyledi bana.
hayatımda hiçbir zaman aşağılanacak, kötü bir şey yapmadım ancak bu hastalık mevzusunu kendime hep bir yara olarak görürdüm ve herkesten saklardım, kaçardım. son birkaç yıldır büyümenin etkisiyle olacak ki rahatlamıştım, bunun benim hatam ya da benim elimde olan bir şey olmadığına kendimi ikna edip etrafımdaki insanlardan kaçmıyordum öyle ki sözlükte bile bu konuda ikna ettiğim hasta insanlar oldu.
şimdi, üzüldüm mü? ne kelime, saatlerce ağladım. ertesi gün doktora koştum durumu sordum, olmaz öyle dediyse de ikna olmadım.
ne yaptım biliyor musunuz? shakespeare'in "yarayla alay eder yaralanmamış olan" sözünü anladım. peki bu kırgınlığımı geçirdi mi? tabi ki hayır.
o mu? onu da hayatımdan bir çırpıda sildim.
hayatımda hiçbir zaman aşağılanacak, kötü bir şey yapmadım ancak bu hastalık mevzusunu kendime hep bir yara olarak görürdüm ve herkesten saklardım, kaçardım. son birkaç yıldır büyümenin etkisiyle olacak ki rahatlamıştım, bunun benim hatam ya da benim elimde olan bir şey olmadığına kendimi ikna edip etrafımdaki insanlardan kaçmıyordum öyle ki sözlükte bile bu konuda ikna ettiğim hasta insanlar oldu.
şimdi, üzüldüm mü? ne kelime, saatlerce ağladım. ertesi gün doktora koştum durumu sordum, olmaz öyle dediyse de ikna olmadım.
ne yaptım biliyor musunuz? shakespeare'in "yarayla alay eder yaralanmamış olan" sözünü anladım. peki bu kırgınlığımı geçirdi mi? tabi ki hayır.
o mu? onu da hayatımdan bir çırpıda sildim.
insülin içerir.
başka türlü yaşamam güç.
başka türlü yaşamam güç.