zannediyorum ülkemizde aşağı sınıflar, "girift bilgi" ile ilişkilerini araba üzerinden kuruyorlar. ömrünce hiçbir girift bilgiye ilgi göstermemiş, biraz farklı bir sözcük kullansan afallayan tipler, arabadan çok iyi anlarlar. bir bakmak lazım aslında, diğer ülkelerde de böyle mi? futbol konuşmuyorsa, konuştuğu arabadır. arabanın her aksamını bilir, hiç binmediği arabaların özelliklerini sayar.
etrafında epey girift, hatta çetrefilli bir dünyanın döndüğünün biraz farkında. tepesinden uçak uçuyor, cep telefonuna görüntü geliyor, devlet denen kurum her gün milyonlarca operasyonu aynı anda yapıyor ve bir şekilde ona dokunuyor; bunların nasıl karmaşık işler olduğunu elbette seziyor. ama anlamak gibi bir kaygısı yok. anlamadığı, karmaşık bir hayatla çevrili olmak gerçeğiyle de, kendince erkekliğin rüknüne soktuğu bazı motiflerin karmaşasını çözerek baş ediyor.
ülke nasıl yönetiliyor bilmez. ne kadar vergi veriyor, bilmez. dünya nasıl işliyor, ne bileyim kuşlar nasıl uçuyor, neden madde var bunları sormaz bile. hiçbir ilgi alanı yoktur, gündelik bir hayat yaşar. yalnızca araba ve futbol konusunda bir dağarcık oluşturur. onun üzerine konuşuur, durur.
erkekliği de bunun üzerinden tanımlar. yahut kadınlığı. halbuki erkekliğini vitese endekslemesinin erkekliğini ne kadar zayıf kıldığının farkında değildir. plastikten bir sap, kendi organik sapının işlevini belirleyecektir, ona bu yetkiyi vermiştir, anlamaz.
tabii başlığı açan arkadaş belli ki troll. ilgi çekmek için yazıyor, geyik yapıyor. yazanların çoğu da "arabam şu model" demek için yazmışlar. yine de yalan değil mi? avam sınıfların yaşantısını şöyle bir gözle, arabadan başka konuştukları hiçbir şey 50 iq üzerini gerektirmez. arabayı da "yapmak" epey iq ister ama, var olanı anlamak herhalde ortalama bir zeka gerektiriyordur en fazla. zihninin çalışma, işe yarama ihtiyacını, arabayla atar.
arabanın böyle bir işlev kazanması tuhaf. gerçekten birkaç sene farklı ülkelerde yaşamak, onların avamını gözlemlemek isterdim aynı işlevi üstlenmiş mi diye.
evet, yalan değil mi? otomatik vites kullanan erkek değildir derler, "manitası" bikini giyen erkek değildir, ve ilahiri ve ila. bu düşüncedeki tipleri şöyle kıyaslıyorum veriştirdikleri muhayyel tiplemeyle: "manita"sını yurt dışına, diyelim 2000 motor otomatik vitesli, konforlu arabasıyla kara yoluyla geze geze tatile götüren, yol bilgisayarı arıza verince götürüp yetkili servise bırakan, kredi kartı şifresini girmek dışında uğraşmayan, bikini giyen karısını hiçbir zevkten, ilgiden, tatminden eksik bırakmayan adam "errrkek" değil, manuel vites kullanan erkek. müthiş.
karanlıkta değil, aydınlıkta beni görse yolun karşısına geçecek tip, mesela, otomatik vites kullanıyorum diye erkek değil diyor bana. trolü boşver, var böyle insanlar hayatımızda.
insan gibi yaşayan, modern hayatın konforundan istifade edip, nezih bir hayat sürmeye gayret eden "beyaz türk"ler, aynı zamanda biraz bıçkın ve kavgacı olmalılar. bu avam tiplerle her denk geldiklerinde manen yahut fiziken aşağılamalılar, ters bakınca dövmeliler ki, boktan erkeklik algıları yüzünden stres altına girmeyelim. zira hepimiz biliyoruz, bu anlayış zaman zaman sinir bozucu bir hal alıyor, uğradığın muamele mecburen elini beline attırıyor.
her ne ise, erkeklik de çok mesele değil de, gerçekten üzerine düşünmeye değer bir konu: başka hiçbir karmaşıklığa ilgi göstermeyen avamın, araba söz konusu olunca bu kadar meraklı olması. sebebine dair hiçbir fikrim yok, ama böyle başlıklar güzel veriler sağlıyor.
29.06.2020 · 30. sıra
nostalgiaman
28.06.2020 15:53