ilk önce şunu kabul edelim ki şartları yok, ilk şartı, ikinci şartı, caydırıcı şartı, cezai şartı diye belirtmekle, iş sözleşmesi yapmak arasında bir fark yok.
bir evliliği mutlu bir evlilik haline getiren durumlar vardır, sınavlar vardır, aniden gelişen olaylar vardır, biraz da öncelikler vardır.
benim önceliğim merhametli olmak; bir evliliği hem kendi içinde hem çevresine karşı örnek duruma getirir bu. merhametin cinsiyeti de olmaz. düpedüz cinayetlerin işlendiği bir evrende yaşıyoruz, en sinsisinden en vahşisine herkeste bu cinayeti az ya da çok işleme kapasitesi var. güvenle başınızı omzuna koyduğunuz kişinin, sizi, size ait olanları, size ait güzellikleri, belki de güç bela edindiğiniz değerleri öldürmeyeceğinden emin misiniz? katil sadece bedeni mi ortadan kaldırır sanıyorsunuz?
ya yaşama hakkınız? sizin mutlu olsun diye çaba harcadığınız kişinin, tuhaf bir geçmişi cebinde taşımadığından emin misiniz? o tuhaf geçmişi de onunla sırtlanmayı kabul edebilir misiniz? eleştirmek kolay... sizin sahip olduklarınıza sahip olmadan büyümüş, sizin kadar ayrıcalıklı hissetmemiş ve belki sadece siz tarafından bu denli büyük bir aşkla sevilmiş birini, bir ömür sevmeye ve sadık kalmaya ikna edebilir misiniz? mantığınızla değil, lütfen kalbinizle yanıt verin. suç ve ceza'yı okumuş olanlarınız bilir, mantığın bittiği yerde şeytanın nasıl sahneye çıktığını.
madde sıralamadığım şartnamemi
tolstoy'un
anna karanina'sında geçen şu güzel cümle ile bitirmek istiyorum: “birini seversen eğer, olmasını istediğin gibi değil, olduğu gibi, her şeyiyle seversin.” sadece bedene aldananlara değil bu cümlelerim. onlar söylediklerimden bir şey de anlamazlar. ben, ruhu, zekayı, bedeni birlikte uyumlu olanlar için yazdım hepsini.
yorgun ruhların dinlendiği o uçsuz bucaksız yerde, yine onunla dinlenmek isteyeceğiniz kişilerle karşılarsınız umarım. birlikte vakit geçirmeyi mesai harcamakla bir tutmadığımız kişilerin ellerini, bir yerde yakalayıp tutabiliriz umarım. ölene kadar geçinebileceğimiz biri var, güzellikte, çirkinlikte, kavgada, sulhte, yetmeyen zamanda, telaşta, varlıkta, yoklukta, yeryüzünde, gökyüzünde, savaşların ortasında da olsa, var.