Sık geçen başlıklar

hugo'da küfreden çocuk 10

ekşi'de gör
tolga abi yatsın kalksın o dönemde internetin olmadığına dua etsin. internete düşen görüntüyü sildirsen bile günün birinde birinin arşivinden yeniden çıkar gün yüzüne…

kameralı cep telefonu yok ki hemen kayda alalım,
dekoderden geri al izle şansın da yok.

yayın kasedinin 1-2 kopyası var kanalda. o kasetleri al eline, bandına parmak at çek çıkar. görüntüleri tarihin tozlu sayfalarına gönderdin bile bu kadar basit.

ondan sonra çıkıp gönül rahatlığıyla, “görüntüleri çıkıp gösterene araba hediye edicem” dersin tabii…
ne zaman bu başlığı görsem tarsus’taki kazı aklıma geliyor.

memlekette dürüst, namuslu, cesur gazeteci yok ki şu iki olayı aydınlatsın bizler de rahat edelim.

düşünsenize tarsus’taki kazıda bu olayın videosu da çıkıyor mikemmel olur.
çok güçlü biri tarafından sildirildiği de söylenen olay. verilen gazete küpürlerine göre 1993 yılında gerçekleşmiş. biraz bakıyorum, o yıllarda sayın bilal erdoğan 12 yaşındaymış. hugo'ya katılmak için uygun bir yaş bence.
bütün bölümleri izlediğini iddaa edenlerin en azından bir bölümü kaçırdığını tahmin ediyorum . çünkü izledim ve kendi kulaklarımla duydum .

edit : görsel eklendi
görsel erdoğan şevgin'in sabah'taki köşe yazısı (20 kasım 1993)

bir not daha bırakayım tarih tutarsızlığı oluşma sebebi : ilgili paragrafın ilk satırında "çocuklar anlattı" demesi (zaman belirtmiyor -belli ki 20 kasımdan önceki bir tarih.)

edit 2 : benden 5 yaş küçük kardeşim de yanımdaydı önce birbirimize bakıp sonra epey gülmüştük . şu an 40'lı yaşlardayım ayrıyeten olayı sürekli inkar ederek bizim gibileri zan altında bırakan tolga abinin bende amk.
tolga abi yüzünden bir nesil şizofren muamelesi görüyor. adam o kadar emin ki yok edildiğinden çıkarana araba alıcam falan diyor. ne kadar dert ettin be tolga abi ne var bebenin biri amk dediyse çıkart o kasedi biz toplanıp araba alacaz sana söz.
başlıkta defalarca yazılmıştır da, bir de biz tekrar edelim;

canlı yayında dinledik lan bu çocuğu. neyin psikolojisi, bilmemnesi amk. o zamanlar internet yok, canlı yayını videoya kaydedecek ortam yok (olsa bile sabah sabah kim kaydetsin lan çocuk programını kanal 6'dan başka). evde de konusu olmuştu. hatta o zamanların milli eğitim bakanı avni akyol'du ve kredili sistem getirmişti amk. 144 krediyi alan mezun oluyordu liseden. hayatımız başka başka sınıflarda derse girmekle geçmişti lisede. bir çoğumuz liseyi dışarıdan bitirmiştik. açık lise vardı. ben nereye geldim amk.

edit: mesaj kutusunun amına koymuş amk ergenleri. yok mandela etkisi, yok halüsinasyon v.s v.s

olm sizi parayla mı veriyorlar ibneler. amk ergenleri internetle doğmuş, doğduğu anın videosunu oturup elinde bira izleyebiliyor, gelmiş mandela diyor halü diyor, yok püskevitim nerde diyor. lan siz nereden bileceksiniz zaten mandela'yı at yarakları. halüsinasyon demişken tansu çiller'i hatırlattılar, diyemediydi garibim zamanında bunu. şimdi buna da yok yaaaeee mandela etkisi derler bak. siktimin teknolojisi işte.

edit2: açık lise şimdi de var diye mesajlar geldi. elinizin altında sizi büyüten internet var dedik mi? dedik. bu amk internetini kullanarak açık lisenin 1992 yılında kurulduğunu görebiliyor olmanız lazım değil mi? ama ne var? hava var, artistlik var. lan olum adamlar kredili sistemi getirdiler ve ellerinde patlayınca açık liseyi getirip bari oradan bitirsinler liseyi dediler. hatta 95'te fazladan 14 kredi verdim. öyle kaldı fazladan verdiğim derslerin kredileri falan, hibe ettim liseye. alın amk aç köpekler der gibi.

nereden nereye geldi entry bile amk. tarihçi olduk ergenler yüzünden. hugo'nun da ta amk bu arada.
bak bu olay tarihsel anlamda da çok ilginç bir olay. 1990 -1995 arası yaşanmış bir olay olmasına rağmen “oldu mu olmadı mı, yaşandı mı yaşanmadı mı?” tartışmaları gırla gidiyor. bir de milattan öncesi için yaşanan olayları düşün...
bizi bu kadar merakta bıraktığı, bu kadar tartışmaların içine gark ettiği için “hugo’nun aq!”

edit büdüt:

benim hatırladığım kadarı ile şöyle bir diyalog yaşandı:

çocuk 3 hakkını da bitirdi. ama tuşlarla ilgili bir sıkıntı yaşıyordu. bok gibi oynadı bu yüzden. sonra "tüh allah belasını versin!" gibi bir şey söyledi. tolga abi de hem sevecenliğini yitirmeme hem de tatlı bir dille uyarma babında hafif kırıtarak ama hafif de yüzünü ekşiterek "böyle şeyler söylersen hugo çok üzülür ama!" gibi bir şey söyledi, bunun üzerine çocuk da "hugo'nun da amına koyiim!" demişti.
hala daha var mı, yok mu diye tartışılması çok ilginç. programın yapımcısı (bkz: alphan manas), kameramanı, köşe yazarları var derken sırf sunucu diye tolga abi'nin lafına bakmak bir garip. adam belli ki trollüyor işte. muhtemelen ömür boyu bu yayın kazasıyla anılacağını tahmin edip yüzde 55 hissenin kendisinde olmasının da etkisiyle o günkü orjinal kayıtları sildirdi, bu sebeple de bu kadar kendinden emin "görüntü bulana araba alacağım." diyor. dizi falan gibi takip gerektiren bir program olmadığı için ve günün şartları dolayısıyla da muhtemelen izleyen kimse kaydetmedi kasete hugo'yu.

30 eylül 1993 olayın gerçekleştiği tarih. bunu 1 ekim 1993 yılında tercüman gazetesinde köşe yazısını yazan barbaros yüksel'den anlıyoruz. hatırlayanlar tarafından çocuğun adının ramazan akarsu olduğuna ve adana'dan aradığına yönelik iddialar var. daha sonra adana'da yaşanan bir olayla ilgili çıkan haber de bu iddiayı mekan, yaklaşık yaş ve ismin tutması dolayısıyla güçlendiriyor. ilgili haber

neyse... aşağıya ilgili köşe yazılarını tekrar ekliyorum. bu olay yaşandı gençler.

barbaros yüksel - canlı yayın dikkat ister

erdoğan sevgin - telekritik

ek: alphan manas tweet
alphan manas açıklama
kameramanın tv8 aramızda kalmasın programındaki açıklamaları

edit: aşağıda coderın verdiği linkle çocuğun adının ulaş tokuş olduğu yapımcı alphan manas tarafından açıklanmış oldu. tolga gariboğlunun da aslında olduğunu bildiğini, ancak lafını yememek için açıklamadığını da üstü kapalı olarak söylemiş.
vukuatın bir canlı tanığı olarak, tolga abimizi gerçekleri itiraf etmeye çağıriyorum buradan. yemin içiyorum ki kulaklarımla duydum o veledin "hugonun a. koyayim" demesini. tolga abi aaa sen nasıl konuşuyorsun, çok ayıp çıkışına müteakip bebe" senin de a. koyayım" demişti. arkadaşımla birbirimize bakıp, o heyecanla televizyonun içine dalıyorduk resmen..

büdüt: bu konuda, savaş gazileri röpörtaji tarzı bir belgesel teklifine açık olduğumu belirtmek istiyorum. başıma bir şey gelmeyecekse eğer..*