necip hablemitoğlu
uğur mumcu
kamer genç
adil serdar saçan
ilhan irem
ve benim babam,
henüz ortaokula giderken arkadaşlar kütüphaneye gidelim dediler,gittik.
burası normalde gittiğimiz kütüphane değildi töv yanı türkiye öğretmen vakfı adının asılı olduğu bir yurdun alt katında oluşturulmuş izmir buca'da heykel meydanına yakın bir yerdi , içeriye girince üniversite öğrencisi abileri gördük, hepsi aynı torna tezgahından çıkmış gibi tek düze farklı simaları olmasına rağmen hepsi birbirinin kopyası gibiydi, o zamanlar dönem ödevi verilirdi ve bu abiler bizlere o zor dönem ödevlerini yapmakta yardımcı olurdu, içeride çay bisküvi eşliğinde karate filmleri izlerdik, içeride dikkatimi çeken ilk şey sızıntı dergisi idi biz evde ,bilim ve teknik dergisine abone olmuştuk o yüzden bu sızıntı sergisi bana çok garip gelmişti her bir yazının içinde mutlaka din ile ilgili birşeyler vardı, sonra bir gün babam siz nereye gidiyorsunuz böyle zırt pırt diye sordu, bende anlattım orayı, bir iki gün sonra babam ve diğer arkadaşların babaları bizim evde bahçede toplanmış bizleri çağırdılar ve dediler ki, bir daha asla ve asla oraya o kütüphaneye gitmeyeceksiniz, oradan hiçbir kimse ile konuşmayacaksınız dediler iyice tembih ettiler.
ve biz bir daha oraya gitmedik ve çok kısa bir süre sonra duyduk ki oraya polis baskın yapmış ve kapanmış.
yani aslında benim ilkokul mezunu babam, arkadaşları bile o dönemde herşeyin farkındaymış , sıradan halk bile herşeyin farkında iken bu şerefsizler her yere sızmış tüm siyaset kadrolarını kanser gibi sarmış, polisin içine, askeriyeye girmiş göz göre göre gelmişler kimse birşey yapmamış herkes uyumuş sesi çıkanı yok etmişler.
ve hala o günlerin sıkıntısını çekiyoruz.
adil serdar saçan mahkemedeki tarihi ibretlik savunması
13.03.2024 · 9. sıra
pusulam cocukluk
12.03.2024 00:00