zamanında pek beğendiğim bir vecizle girizgah etmek isterim:
"leoparın kuyruğunu tutmayacaktın tib."
baştan beri eğlenerek izliyorum mevzuyu. zaten son birkaç gündür "popüler" sekmesine tıklandığında görüldüğü üzere hem gündemde hem debe listesinde üst sıralarda hep bu kalkışma.
internet/sosyal ağ işlerinde kullanıcı profili konusunda bir uzman değilim, fakat ekşi sözlük kullanıcılarını -farklı hesaplarla yaklaşık on yıldır burada olduğum için- az çok kestirebiliyorum. buradaki insanların %70 civarındaki çoğunluğu muhalif kesimden, dilediklerini başka yerde söyleyemedikleri için burada olanlar. elbette bu noktadaki "kendi gibi başka insanlara ulaşıp onlara yazdıklarını okutma" motifini de es geçmemek lazım.
kanzuk kişisi son açıklamayla buradaki alter egoya oynuyor zaten. sinsice, güzel hazırlanmış açıklamada şöyle bir metin var dikkatleri çekmek istediğim:
"uzun vadede kaliteli içeriğin öne çıkarılması için kullandığımız araçlardan biri ve bence en keyiflisi olacak. halihazırda gayet beğenildi ve yayındaki entryler belki de yıllar boyunca alamayacakları gösterimi bir kaç gün içinde aldılar."
"yıllardır içeriğin kalitesinin düşmesinden şikayetçiydiniz efendiler," diyor aslında burada; "emek verilmiş ve kaliteli içerikler bundan gayrı hak ettikleri değeri alacaklar, ayrıca sizin kazancınız da yazdıklarınızın daha çok kişi tarafından okunacak olması." komik. hele "teknik sebeplerle iki dakikada bir entry silinebilme" hikayesi tamamen yalan ve korkudan doğan kısıtlamadan ibaret.
17 yıllık bir sitenin yöneticisinin şu hallere düşmemesi gerekirdi bence. ta en baştan "olay" sekmesinde bir duyuru ile bu iş halledilebilir, hatta pek çok insan elde edilecek mali kazanımları zerre umursamadan safi "kaliteli içeriğin toplandığı bir mecraya katkıda bulunmak için" entrylerini kullanım hakkını gönüllü olarak size verirdi. sadece en baştan "ya biz böyle bir şey yapmak istiyoruz, buyrun bu da taslağımız. katılmak isterseniz ayarlar sekmesinden şunu işaretleyiniz" demeliydiniz.
sosyal medya sitelerini iyi işletebilmek için anahtar olan birkaç kavram var yöneticilerin iyi bilmesi gereken. bunun birincisi sahip olduğunuz sosyal medya aracısına dahil olan üyelerin genel profili aslında. yukarıda söylediğim %70'e tekabül eden muhalifler zaten kaliteli içeriğin %95'ini üretenler. dolayısıyla yönetimin birincil hedef grubu bu insanlar olmalıydı. şikayetler yükselmeye başladığında bu kalkışmanın gerçekleşeceğini kestirebilmeliydi mesela. zira sözlüğün ana kitlesi olan muhalifler bir kez gezi'nin tadını aldılar, toplu davrandıklarında en yüksek mecralardaki insanları bile korkutabildiklerini gördüler. artık güçlerinin farkındalar yani. sözlük nedir ki?
bak. ta bir yıl önce yazmışım böyle olacağını. zor değildi kestirmek: (bkz: #51066143)
kanzuk'un "yaptıklarımızı çok beğenenler oldu" demesiyle "yüzde 50'yi zor tutuyorum." söyleminin nezdimizde pek bir farkı yok aslında. ya da "değişiklikler olacak" sözleriyle "biz dilediğimizi yaparız" ifadesinin.
insanların belki 2300 yıl öncesinden ortaya konmuş problemlerin tuzağına düşmesi hakikatte havsalanın almadığı bir gerçeklik. (bkz: quis custodiet ipsos custodes)** hele hele yıllardır bu işi yapanların şu duruma gelmesi çok enteresan. sanırım ego büyüdükçe "ya biz yanlışlık yaptık" demek zorlaşıyor. ya da bir kez geri adım atınca yüzünü yerlere sürtmüş hissiyatını yaşayacaklarını zannediyorlar. bilemiyorum altan.
elbette sözlüğün modernize edilmeye çalışılması dünyanın en normal olaylarından biri. "değişmeyen tek şey değişimin ta kendisidir" derken herakleitos, haklıydı. fakat kaçırılmaması gereken nokta, iki bin yıl sonra hegel'in diyalektiği tanımlarken değişime de dokunuşuydu. "evet, hiçbir zaman bir dereden aynı su geçmezdi; fakat dereden geçen suyun moleküler formülü her zaman aynıydı."
şunu demek istiyorum aslında; değişim çağrıları yaparken o değişime "interaktif" olduğunu iddia ettiğiniz platformda üyelerinizi de dahil etmeniz gerekirdi. burada otisabi'nin yazısında belirttiği üzere "iletişimsizlik" problemi ortaya çıkıyor. örneğin yine olay sekmesinden "pek sevgili kullanıcılarımız, yeni temalar yapıyoruz, buyrun buradan bakabilirsiniz, sizin fikirleriniz bizim için önemli" diye duyursaydınız herkes sözlüğe kendini daha bağlı hissederdi.
şunu unutmamak elzem; buradaki kullanıcılar olmazsa sözlük bir hiçten ibaret. ve aktivist ruhlu insanlar entry silip terk etmeye devam ettikçe sözlüğün piyasa değeri fena halde düşüyor. benim internetle pek ilgilenmeyen ihtiyar çalışma arkadaşlarım bile "eren ekşi sözlükte isyan varmış, n'oluyor?" diye soruyorsa bu sabah, o iş internet jargonuyla "gg" olmaya yaklaşıyor demektir. ha, tabii bu durum başta bir trafik artışına sebep olacaktır (reklamın kötüsü olmaz) ama uzun vadede...
en iyisini siz bilmiyorsunuz saygıdeğer sözlük yönetimi. aslında şu son krizden gördüğümüz üzere pek bilmiyorsunuz bile denebilir. dolayısıyla hızlıca şu çılgın duruşunuzu bırakıp özünüze, insanların kendini önemli hissettiği platform olmaya geri dönmeye ihtiyacınız var. bir sosyal medya aracısına herkes bir sebep için girer. ekşi sözlük'ün buradaki en büyük artısı yıllar boyunca "kutsal bilgi kaynağı" olmasının yanı sıra -üzerine basarak söylüyorum- "kendini önemli hissetme isteğini tatmin etmesi" idi. şimdi siz doğal varoluş sebebinizle çatışarak "biz ne dersek o olur" diyorsunuz, bunun yegane nedeni de "potansiyeli likite (paraya) çevirme dürtüsü".
yanlış yapıyorsunuz efendiler. yanlış yapıyorsunuz ve bu hızla giderseniz batacaksınız.
son olarak sözlük yönetimine apollo 17 astronotu gene cernan'dan gelsin:
"i don’t know whether that does you any good, but there’s something out there.” (bilmiyorum bunu sana söylemem bir işe yarar mı ama, orada bir şeyler var)
ve sözlük ahalisine:
https://youtu.be/5r7wbwahc2a
09.03.2016 · 43. sıra
senin beni sevebilme ihtimaline sicayim
10:43 ~ 11:03