Sık geçen başlıklar
Debe Arşivi
arşiv kapsamı: 4 Haz 201526 Haz 2026
sahiplenmiyorum niye sahipleneyim osmanlılar tarihi yazarken atalarım -çoğumuzun atası gibi- olaylarla ilgisi olmayan köyünde ekinini eken ya da dağda gezen yörüklerdi muhtemelen ve osmanlı'nın gönderdiği vergi toplayıcılara söven kişilerdi atalarımız.

rumeli'ye nazaran anadolu'ya hiç yatırım yapmayan osmanlı. gücünün zirvesindeyken etnik problemleri çözmeyip hâlâ sıkıntı yaşamımızı sağlayan osmanlı (çünkü kendisini türk hissetmiyorlardı)
9 sene önce evlenmiş biri olarak, böyle yavşak bir sektör görmedim tamamen israf ve kazıkçı esnaf hatta ara elemanına kadar çoğu böyle.

düğün salonu dünya para şayet yemekli ise yandınız 500 kişi yemeği ödersiniz işi bilen biri yoksa o akşam yemek ufak ufak porsiyonlarda gelir. aslında 250 kişilik yemek.

gelinlik sektörü anlatmaya gerek yok, gelinlik alma ile kiralama arasında fiyat farkı yok gibi.

kına gecesi davetiye fotoğraf kuaför hep pahalı.

birde bahşiş teröristleri mevcut. düğün salonunun ahçışı güvenliği orkestrası tüm görevlileri yüzsüzce bahşiş istedi benden yüz bulamadı babama gittiler vs vs.

kısaca batsinlar ekonomiye zerre katkıları yok böyle kan emici sektör görmedim.

edit : 24 yaşında evlendim şimdiki aklım olsa hayatta düğün yapmam sade nikâh. düğün için yaptığım masrafla yurtdışına tatile giderdim. hala evliyim...
(bkz: fransız ihtilali)
uzuuuun uzun yıllar boyunca düşünsel anlamda temelleri atılmış bir hareket düşünün.

rousseau, diderot, voltaire’i okuyarak büyüdüğünüzü düşünün.

orta sınıfın eğitimli bir bireyi olduğunuzu, ekonomik sıkıntıları aşamayan bir çevrenin nasıl da kızışmaya başladığını gördüğünüzü düşünün.

kralın meclisi olan état généraux (eta jenegho) ‘ya köylülerin ilk kez katıldığını duyduğunuzu düşünün. birşeyler değişiyor ve hissedebiliyorsunuz.

camille desmoulins’ın attığı nutuğu gazetede okuduğunuzu hayal edin, hareketi kızıştıran o meşhur nutuğu.

bastil hapishanesi’ne doğru yürüyen kalabalığın içindesininiz, hapishane basılıyor ve mahkumlar salıveriliyor, düşünün ordasınız..

ve paris’i ele geçirdiğinizi..
düşünün..
çünkü, "dindar nesil" projesinin amacı; sorgulamayan, başındakinin (devlet, patron, ağa...) söylediğini yapan ucuz iş gücü yaratmaktı.

ama arapların petrolü gibi, çalışmadan sana para kazandıracak bir kaynağın yoksa, bu iş gücünü değerlendirebilmek için de, onların çalışabileceği alanları açacak yatırımcı gerekiyor. bu yatırımcılar da doğal olarak, cemaat evlerinde abilerinden gizli porno izleyerek büyümüş takunyalılardan çıkmaz. ya eğitimli/nitelikli seküler kesmi ya da yabancı yatırımcıyı, gerekli ortamı sağlayarak ülkende bu iş alanlarını yaratmaya ikna etmen gerekiyor (cevahir'de araplara don-gömlek satarak ülkeye çekeceğin dövizle öyle cari açığı falan kapatamazsın).

bu yatırımcılar da, ülkedeki dillere destan adalet ve özgürlük ortamına güvenmeyince, o dindar, sorgulamayan, ucuz iş gücü ülkenin elinde patladı basitçe (bir kısmı hala, zaten kısıtlı olan devlet kaynakları ile bekçi/polis/imam... vs. yapılarak eritilmeye çalışılıyor). proje için heba edilen nesilden, torpille bir yerlere kapağı atamayanlar, acı bir şekilde dinin karın doyurmadığını fark ettiler.