(bkz: gurur sandığım aslında ümitsizliğimdi)
tarkan yıllar önce reçeteyi yazmış.
Sık geçen başlıklar
ttncunal 10
ekşi profili(bkz: tiziano ferro) - (bkz: perdono)
sallayarak başladım şimdi birebir söyleyebiliyorum.
çok şarkı var ama bu şarkı tepeye oynar.
sallayarak başladım şimdi birebir söyleyebiliyorum.
çok şarkı var ama bu şarkı tepeye oynar.
periyodik cetvel gibi ülke amk..
rock müzik bir tepkidir.
hayata karşı net ve sert bir duruştur.
yeni neslin bir ideolojisi veya bir duruşu olmadığı için son derece soft ve tepkisiz müziklere yönelmiş olmaları çok doğal.
ben üzülüyorum ama kızamıyorum.
hayata karşı net ve sert bir duruştur.
yeni neslin bir ideolojisi veya bir duruşu olmadığı için son derece soft ve tepkisiz müziklere yönelmiş olmaları çok doğal.
ben üzülüyorum ama kızamıyorum.
maddiyatla maneviyat arasındaki fark gibidir.
birini duygularla inşa ederken diğerini tuğlalarla inşa edersin.
sayfalarca yazılabilir ama özeti budur.
birini duygularla inşa ederken diğerini tuğlalarla inşa edersin.
sayfalarca yazılabilir ama özeti budur.
daha önce de söyleyemiştim,görünce içimde şampiyonlar ligi müziği çaldıran bir sevgilim vardı,3 yıl süren bir ilişkimiz olmuştu 6 ay önce acı verici bir şekilde bitti.
bu ayrılık sürecini atlatmak pek kolay olmadı ama şu an toparlandım,iyi hiseddiyorum.
geçenlerde balkonda müziğimi açmış,sigaramı yakmış, ayaklarımı uzatmış dinlenirken bir anda rehberimde olmayan bir numaradan mesaj aldım. "merhaba" diye.
merhabalar dedim.
ben x,nasılsın? dedi.
eski sevgilimdi.
ama bir önceki eski sevgilim.
şaşırdım tabii.
telefonun ekranını kapatıp köşeye bıraktım ama içimde tuhaf bir his var.
aldım telefonu, iyiyim teşekkür ederim sen nasılsın görüşmeyeli?
dedim.
galiba sana çok haksızlık ettim ben çok mahçup hissediyorum dedi.
hala galiba diyebiliyorsan durumun farkında değilsin demektir.
dedim.
(2012'de ayrılmıştık ben o ilişkiden sonra 3 yıl yalnız takıldım ve bu 6 yıl içinde 1 ya da 2 kez karşılaştık)
sustum. internet bağlantısını kestim.
sabah 9 gibi beni aradı 3 saat konuştuk.
anlattı da anlattı.
arada öyle bir cümle kurdu ki telefonu fırlatmak istedim.
"hayatıma giren hiç kimse senin tırnağın etmez."
o kadar aptal bir cümle ki bu.
bak ben dolaştım biraz,başka kıyılarda yüzdüm ama senin dalgaların çok başkaymış.
der gibi.
o kıyılar kirlenmişti oysa.
başka bir insan olmuştum artık.
yeniden denemek istiyorum dedi.
teşekkür ederim diyip telefonu kapattım.
günlerce mesajlar,aramalar devam etti.
desteğine ihtiyacım var,sana ihtiyacım var dedi.
ona karşı bir şey hissetmediğimi söyleyip kibarca teklifini geri çevirdim.
çivi çiviyi söker mantığıyla hareket edip o taze ayrılığın izlerini bu şekilde silebilirdim ama yapmadım.
şu an "iyi ki" diyorum. çünkü, yalnızlık eşiği diye bir şey olduğuna inanıyorum ve bu da birkaç ay sürüyor. o eşiği geçtikten sonra 1 yıl ya da 3 yıl çok fark etmiyor.
yalnızlığa alışmış bir insan için bundan daha güzel bir nimet yoktur.
yeniden aşık olur muyum bilmiyorum ama o his yeniden kalbime uğrayıncaya kadar kendime emek vereceğim.
kendimi öğreneceğim.
bu duruma, zaruri ihtiyaç gözüyle bakmayın.
arabesk bir yaklaşımdır belki ama yalnız geldik yalnız gideceğiz.
velhasıılkelam:
rahat olun bu şekilde de yaşanıyor.
bu ayrılık sürecini atlatmak pek kolay olmadı ama şu an toparlandım,iyi hiseddiyorum.
geçenlerde balkonda müziğimi açmış,sigaramı yakmış, ayaklarımı uzatmış dinlenirken bir anda rehberimde olmayan bir numaradan mesaj aldım. "merhaba" diye.
merhabalar dedim.
ben x,nasılsın? dedi.
eski sevgilimdi.
ama bir önceki eski sevgilim.
şaşırdım tabii.
telefonun ekranını kapatıp köşeye bıraktım ama içimde tuhaf bir his var.
aldım telefonu, iyiyim teşekkür ederim sen nasılsın görüşmeyeli?
dedim.
galiba sana çok haksızlık ettim ben çok mahçup hissediyorum dedi.
hala galiba diyebiliyorsan durumun farkında değilsin demektir.
dedim.
(2012'de ayrılmıştık ben o ilişkiden sonra 3 yıl yalnız takıldım ve bu 6 yıl içinde 1 ya da 2 kez karşılaştık)
sustum. internet bağlantısını kestim.
sabah 9 gibi beni aradı 3 saat konuştuk.
anlattı da anlattı.
arada öyle bir cümle kurdu ki telefonu fırlatmak istedim.
"hayatıma giren hiç kimse senin tırnağın etmez."
o kadar aptal bir cümle ki bu.
bak ben dolaştım biraz,başka kıyılarda yüzdüm ama senin dalgaların çok başkaymış.
der gibi.
o kıyılar kirlenmişti oysa.
başka bir insan olmuştum artık.
yeniden denemek istiyorum dedi.
teşekkür ederim diyip telefonu kapattım.
günlerce mesajlar,aramalar devam etti.
desteğine ihtiyacım var,sana ihtiyacım var dedi.
ona karşı bir şey hissetmediğimi söyleyip kibarca teklifini geri çevirdim.
çivi çiviyi söker mantığıyla hareket edip o taze ayrılığın izlerini bu şekilde silebilirdim ama yapmadım.
şu an "iyi ki" diyorum. çünkü, yalnızlık eşiği diye bir şey olduğuna inanıyorum ve bu da birkaç ay sürüyor. o eşiği geçtikten sonra 1 yıl ya da 3 yıl çok fark etmiyor.
yalnızlığa alışmış bir insan için bundan daha güzel bir nimet yoktur.
yeniden aşık olur muyum bilmiyorum ama o his yeniden kalbime uğrayıncaya kadar kendime emek vereceğim.
kendimi öğreneceğim.
bu duruma, zaruri ihtiyaç gözüyle bakmayın.
arabesk bir yaklaşımdır belki ama yalnız geldik yalnız gideceğiz.
velhasıılkelam:
rahat olun bu şekilde de yaşanıyor.
(bkz: şahmat donetsk)
(bkz: yaran yanlış okumalar)
1.2 metrelik ev kredisi
1.2 metrelik ev kredisi
çok üstüne gitmeyin inciniyıırlar.
(bkz: ananı da al nick)