Sık geçen başlıklar
size şöyle bir hikaye anlatayım.
gemide çalıştığım dönemde romanya köstence limanına yanaştığımızda limanda meydancılık yapan, çikolata mesut lakaplı türk kökenli bir roman vardı. gemilere yemek yemeye gelir, ufak tefek ticaret yapıp işine dönerdi. yan tarafta koca arap gemisi varken sürekli bize yemek yemeye gelirdi. bir gün yemekte kapuska vardı, dayanamadım sordum. "yahu mesut abi, arapların gemisinde et yemek varken burda kapuskaya talimsin niye orda yemiyorsun" diye. verdiği cevap aynen şöyleydi: "ya kardeş araplar çok pis. elle yemek yiyolar, her yer yağ kırıntı, yalınayak geziyolar, wc yalınayak giriyolar, denize işiyolar, ellerini yıkamıyolar, midem kaldırmıyo" çikolata mesut'un söyledikleri böyleydi. 'midem kaldırmıyor' kısmı her anlamda önemli..
olacak, oldu oluyor gibi olup olmayanlar. hevesin kursakta kalması. nedenleri haklı haksız tartışılır ama insanın hevesinin kursağında kalması cinsiyeti ne olursa olsun acı veren bir şey..