baba da çıkabilir. çoluklu çocuklu adamlarla mesajlaşmayın.
Sık geçen başlıklar
milady de winter 8
ekşi profilisevildiğini bildiği ve bu sevgiyi yoğun bir şekilde hissettiği andır. aşk güzelliği diye bir şey vardır buna inanın.
sabahattin ali'dir.
"bir ümidim yok. bu sondu. artık hiçbir şeyin değişmesine imkan yok,
lüzum da yok...
demek böyle olması icap ediyormuş.
yalnız söyleyebilsem...
bir kişiye olsun içimdekileri dökebilsem...
bunu sahiden istesem bile
artık böyle bir insan bulmama imkân yok...
bende arayacak hal kalmadı...
kalsa da aramam... "
"bir ümidim yok. bu sondu. artık hiçbir şeyin değişmesine imkan yok,
lüzum da yok...
demek böyle olması icap ediyormuş.
yalnız söyleyebilsem...
bir kişiye olsun içimdekileri dökebilsem...
bunu sahiden istesem bile
artık böyle bir insan bulmama imkân yok...
bende arayacak hal kalmadı...
kalsa da aramam... "
“aklımda ve kalbimde başka biri var.”
bu sözü duyup da bir saniye duran erkek görmedim.
bu sözü duyup da bir saniye duran erkek görmedim.
35 yaşına kadar evlenmemiş biriyle evlenmek.
+ birisine ne düşünüyorsun diye sormak çok saçma ya. ayrıca nezaketsiz de bir şey, kusura bakma ama bence öyle yani.
- niye abi?
+ abi, birincisi bu çok kişisel bir şey. ikincisi bunu anlatması çok zor. üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor.
yani sen şimdi sorup da bok edene kadar aklımın bir köşesinde ain't no sunshine when she's gone şarkısı çalıyordu. birazcık “bu akşam ne yicez acaba, sandviç mi yicez, makarna mı yapsak; sulu yemek yemiyoruz, yememiz lazım” düşünceleri 'birlikte.. onun haricinde benim eski ev sahibini biliyorsun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyordum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden hani ne düşünüyorsun diye sorduğun zaman o çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor “ne düşünüyorsun?” şeyi… bilmiyorum ki ne düşünüyorum. “ne düşünüyorsun?” diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada. işin içinden çıkamıyoruz sonra.
- çok da düşünmiceksin işte demek ki abi.. ya kusura bakma ben böyle şey yapmamıştım, baskın bir düşünce var da onun içindesin sanıyordum, affedersin. bi' derdin varsa paylaş…
(bkz: gibi)
- niye abi?
+ abi, birincisi bu çok kişisel bir şey. ikincisi bunu anlatması çok zor. üçüncüsü hiç bir zaman insanın kafasında böyle yekpare kristal top gibi parlayan tek bir düşünce olmuyor.
yani sen şimdi sorup da bok edene kadar aklımın bir köşesinde ain't no sunshine when she's gone şarkısı çalıyordu. birazcık “bu akşam ne yicez acaba, sandviç mi yicez, makarna mı yapsak; sulu yemek yemiyoruz, yememiz lazım” düşünceleri 'birlikte.. onun haricinde benim eski ev sahibini biliyorsun, o ev sahibiyle kafamda hayali bir tartışma yaşıyordum yani hatta kazanmak da üzereydim o tartışmayı. o yüzden hani ne düşünüyorsun diye sorduğun zaman o çok saçma oluyor ve içinden çıkılamaz bir hal alıyor. bildiğin vakit kaybı oluyor “ne düşünüyorsun?” şeyi… bilmiyorum ki ne düşünüyorum. “ne düşünüyorsun?” diye düşünüyorum, ne düşündüğümü düşünüyor oluyorum o sırada. işin içinden çıkamıyoruz sonra.
- çok da düşünmiceksin işte demek ki abi.. ya kusura bakma ben böyle şey yapmamıştım, baskın bir düşünce var da onun içindesin sanıyordum, affedersin. bi' derdin varsa paylaş…
(bkz: gibi)
bilinen tüm yalanlar söylendiğine göre gerçeği ama yalnızca gerçeği söylüyorum: erkeklerin gözünde fiziğiniz çekici değilse hiçbir şeyiniz de çekici değildir. fiziğinizi çekici bulduysa sizde olan diğer tüm detayları da çekici bulmaya başlar. yok zekaymış, yok entelektüellikmiş.. geçiniz efendim.