Sık geçen başlıklar

mavericks 14

ekşi profili
utanmasalar tekniker robot "o iş öyle yapılmaz amua godum" diyerek mühendisin yakasına yapıştı yazacakları haber. araba yapmak için çalışan robotik kollar kaza sonucu mühendisi yaralamış olay bu.
şu ana kadar her seferinde anladım. her seferinde de kendimi "kuruntu yapıyorsun boşver, gereksiz kıskançlık yapma" diyerek ikna ettim. sonucunda bir başkası olduğunu hep öğrendim, doğru çıktı. sanıyorum 3 kere falan aldatılmışımdır. doğru zamanda bitiremeyip inşa edilen şeyi tamir etme, vefa, duygusallık gibi sebeplerden uzatmamdan kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

insan iletişimi denen şey sadece dudaktan çıkan cümlelerle kurulmuyor. yanına oturduğunuzda önceden olan tavrıyla şimdi olan tavrı, sizinle önceden konuştuğu konular ve şimdi konuştuğu konular. önceden sizi eleştirme dozuyla şimdiki eleştirme dozu, ileriye dönük planlar yapıp, biz diye konuşurken artık bireysel düşünmeye başlaması bunların hepsi birer işaret. zaten "acaba başkası mı var?" sorusu aklınıza geliyorsa bildiniz! %90 başkası var evet.

benim tavsiyem güçlü bir şekilde hissediyorsanız direkt gidip sorun. sonra neden sormadım diye pişman oluyorsunuz. duraksayıp şaibeli cevaplar veriyorsa da siktir edin gitsin. ömrü boyunca asla mutluluğu bulamayacak insanlar bunlar. sakın beni bir başkasına tercih etti gibi kendinize yüklenmeyin sorun sizde değil. içlerindeki bencillik ve kötülüğü bildikleri için zaten kimseye tam olarak ait de olamıyor bu insanlar. genelde de özgüvenleri düşük oluyor zaten, kendilerine saygısı olmadığı için o konuma düşmekte sakınca görmüyorlar. siz "biz" kavramına toz konduramazken, o yepyeni insanların ağzına sakız edebiliyor beraber kurduğunuz "biz" kavramını.

intikam alacağım diye de kendinizi heba edip ona benzemeyin. iyi insan olmaya, aşka ve duyguya inanmaya devam edin. emin olun karşınıza çok güzel insanlar çıkıyor siz iyi niyetli olduktan sonra. ne kadar çabuk çıktığına gerçekten şaşırırsınız.
ne tuhaf lan. hepimiz insanız, doğada ne ayı mağara için kredi çekip bir ömür sadece barınmak için enerji harcıyor, ne de sincap bir tane ağaç için kredi çekiyor.

sınırlı vaktimizde bolca yemek, içmek, gezmek için çalışacağımıza içinde dümdüz durup, geberip gideceğimiz beton için çalışıyoruz.
leş gibi popülizm kokan zırvalar. diyor ki "bizim millet fakirdir ama belli değerleri vardır, para bunu bozamaz." bu dediğine kendisi inandı mı merak ediyorum. parayla bizim milletin her şeyini bozar, baştan toplarsın.
her telefonumun 2. senesinde gerçekleştirdiğim şımarıklığım. 1 sene boyunca telefon kabı + ekran koruyucu ile kullanıp bu ikisini çıkarınca yeni telefon almışsınız gibi oluyor. resmen krizi fırsata çeviriyorum.
ister ego deyin ister narsist. beni varlığına inandıramamış yaratıcıya neden secde edeyim?

edit: mesaj atıp küfür eden, okusan inanırsın diyen arkadaşlar. türkiye'de doğan çoğu insan gibi ben de müslüman yetiştirildim, 5 vakit namaz kıldığım dönem de oldu. kuranı arapça okumayı ve inanır mısınız tüm sureleri biliyorum. temeli korku üzerine kurulu bir dinden emin olun eğlence olsun diye çıkamazsınız. yanmaktan, sonsuz azaptan sizin kadar ben de korkuyorum. emin olun sizden çok okudum, korkmanın yersiz olduğuna emin olana kadar da araştırdım.

edit2: islam korku demek değildir, rahmet dolu ayetler var görmüyor musun, islam iyiliği, güzelliği öğütler gibi ad hominem yaparak "sen haksızsın" diyen mesajlara da topluca 2. bir cevap vermek istiyorum. ne dediğim tam anlaşılmamış çünkü. kuranda rahmet dolu, güzel, iyiliği öğütleyen ayetler yoktur demiş miyim? dememişim. bu cepte dursun. dinden çıkarken "korktum" bunun sebebi de temeli korku üzerine kuruludur demiş miyim? demişim. temel nedir? taban. bir binadan çıkarken en alt kata inersiniz di mi? benim dinden çıkarken her şeyi geçtikten sonra en son inancımı ayakta tutan tek şey artık korkuydu. sizin o kalpten bağlılık, rahmet dediğiniz şeyleri zaten mantıksız bulduğum şeyler ışığında geçtim, bitirdim kafamda. yanmaktan, ya varsa diye ömür boyu azap çekmekten yaşadığım "korku". ayakta tutan dedim di mi? yani neymiş? temeli korkuymuş.
dedem anneannemi çok severdi ve bunu sürekli güzel sözlerle, uzun bakışmalarla eve gelirken alınan hediyelerle gösterirdi. yaşları 70'e dayandığında bile beraber hava almaya çıktıkları o gün dedem kalp krizi geçirirken dahi son kez aşkla bakıp öyle gitmiş. anneannem hala hayatta, yaşı 80 oldu hala da aşık. ölmek üzere olan o gözlerde bile ondan önce pes eden eşinin fotoğrafına baktığında parıltıyı görebiliyorsunuz.

böyle bir ortamda büyüyen annem, çocukluğum boyunca babamdan yeteri kadar ilgi görmemekten şikayet ederdi hep. benim de çocuk aklıma "kadınlar ilgi ister" derinlemesine işledi. babama karşı da ilgisini hiç eksik etmedi annem, 50 yaşında adama hala çocuk gibi ilgi gösteriyor, şımartıyor.

bana da özellikle kadınlara karşı saygılı, kibar ve ilgili olmayı öğretti, öğütledi. buraya kadar her şey tamam da. böyle bir ortamda büyüyen ben?!

evet hayatıma giren kadınlara karşı görev gibi değil içimden gelerek, keyif alarak aşırı ilgiliyim, şımartmayı seviyorum. "aşık oldum" dediğinizde koca koca adamların ilkokul çocuğu gibi dalga geçtiği karanlık dönemde aşka hala inanıyorum.

henüz şikayet eden kadın görmedim. hatta ilişkilerim uzun, ayrılıklarım kısa sürer. ilgiye alışan taraf ilgisiz kalmaya uzun süre dayanamıyor sanırım. ben zaten küslüğü kaldıramıyorum. ama tamam da ben kadınların da aşk istediği, aşka inandığını düşünerek, görerek büyüdüm. hala bütün filmlerde, dizilerde, romanlarda kadınlar temel ihtiyaç gibi açlar aşka.

gerçek hayatta bunun karşılığı yok. kadın beyni bizden 10 kat daha rasyonel çalışıyor. basit bir "seni çok seviyorum" dediğinizde bile dudaklar "ben de" derken gözlerde "neden ki? ne çıkarın var?" ifadesini görebiliyorsunuz. araba alıp ona aşık olacağım ben de sonunda, ya da bir takım tutar fanatiği olurum. bilmiyorum.