Sık geçen başlıklar
bazısı ısrarla anlamamakta direniyor.

ülkede et yiyemeyen çocukların olması bu sahtekar kadını haklı yapmaya yetmiyor.

dahası, onun derdi o et yiyemeyen insanlar değil, kendi kesesi ve haber yaparak prim kazanarak kendi kesesini doldurması. gerçek bir haberci olsa zaten az biraz emek harcamayla bu yoksulluğun haberini yapabilirdi. derdi bu değildi. "ben muhalifim" diyen angutları yolarak, onların şapşal kafalarını ve duyarlarını sömürerek prim yapmaktı.

"ne yani kadının haber yaptığı gibi et yiyermeyen insan yoh mu? vaar. demek garı haklu" diyen muhalif çomarların bu yazdıklarımı da idrak edeceğine umudum yok ama muhalif olup da kafası çalışan insanlar ne dediğimi anlasın kafi. kaz kafalılara akıl öğretmeye yeltenen enerji boşa giden enerjidir.
okan da bilmiyordu bunu..

yahu, bir önceki programında da aynı konuyu vurgulamıştı zaten adam.
yine, aynı şekilde "bilmiyor edasıyla" yaklaşarak. (bkz: tecahül-i arif)
adamın amacı bu. bunu düzelttirmek ve vurgulamak.
toplumdaki yanlış algıyı, yanlış bir söylemi dillendirerek düzelttirmek.

"okan'a verilen ders" başlıkları, aslında adamın bir azeri sanatçı aracılığıyla size ders verdirdiği halde, hala olayı anlamadığınızı görmemizi sağlıyor.
özel sektördeki diğer taşımacılık hizmetleri için:

(bkz: özel halk otobüsleri)
(bkz: dolmuşlar)

hele ki bu denli yoğun talep olan bir hizmeti özel sektöre bırakmak; 1. kamunun karını peşkeş çekmek olur, 2. o kalabalıkları özel sektörün aç gözlülüğüne mahkum etmek olacaktır.

şikayetiniz ve öneriniz varsa ibb bünyesinde yapılmasını salık verin ya da susun lütfen...