"zaman zaman bilic'le
rakı içerdik. onu istanbul'da birkaç iyi balıkçıya götürmüştüm. iyi balıkçı dediğim bu meşhur bilindik yerler değil, benim sevdiğim yerler. çok keyifliydi. zaten bilic'in, karşısına geçen herkese keyif verecek bir muhabbeti vardır. müzik de konuşurduk sık sık. bazen işler kötü gittiğinde ona plak hediye ederdim. ilk aldığım
jim morrison'dı galiba. ikincisi de
hendrix; stüdyosu ingiltere'de yapılmış bir en iyiler derlemesi. bir de
eric clapton almıştım ama onu pek sevmemişti, biraz ballad'cı bulmuştu onu. yazar çizer konusunda da benzer zevklerimiz vardı. ikimiz de
bukowski okurduk,
chuck palahniuk mesela; tıkanma, dövüş kulübü... onlardan bahsederdik hep. uzun uzun konuşur, ülkeyi kurtarırdık. beşiktaş, türkiye, balkanlar, dünya... neticede hiçbirinin kurtaramadık ama denedik."
önder özen,
socrates dergi, ekim 2015