Sık geçen başlıklar

pahalılığın artık sabredilemez noktaya gelmesi 13

ekşi'de gör
başlıkta okuduklarıma bakılırsa pahalılığın nedeni sizsiniz. biri çorbanın elli lira olmasını maliyetini hesaplayarak yadırgamış. o çorbayı yapan aşçı, dükkanın kirası, artan elektrik ve doğalgaz giderleri gibi unsurları hesaba katmamış. biri pahalı şeyleri satın almayarak ucuzlatabileceğimize inanıyor. bunları söyleyen insanlar daha kim bilir neleri anlamamıştır. mesela ülkede hastane bedava sanıyor olabilirler. ya da arabanın üstünde iki araba kadar vergi olduğunu da fark etmemiş olabilirler. aykırı örnekler vermiyorum. yani basit para durumlarını anlamayan insanlar, gerçeklerin yarattığı ağır tahribata maruz kalmadığı için yeteri kadar ses de çıkarmıyorlar. fiyatları pahalı bulsalar da gelecek için durumun ne kadar vahim olduğunu anlamaktan uzaklar.
şimdi söyleyeceklerim biraz fakirlik övgüsü gibi gelebilir ama ben yine de söyleyeyim; et pahalı, alamıyoruz demeyin, illa ki evinizin üstünden martılar geçiyordur, sokaklarda kedi köpek dolanıyordur, bir havalı tüfek alın (yaşadığım ülkede 50 öro falan, türkiye'den almayın, kaziklanirsiniz) her hafta bir tane avlasaniz, aylık et ihtiyacı çıkar.
deterjan pahalı diyorsunuz, yahu dağ bayır sabun çiçekleriyle dolu, toplayın, deterjan masrafınız olmasın.
yani çok şaşırıyorum size.
ben yurt dışında yaşadığım için parasını basıp alırım, siz bana bakmayın.
artık takip edemiyorum. 3 ay önce x borcum vardı. her ay 15 k ödeme yapıyorum. şu an x +20 k borcum var. yetişmiyor agalar.

bi markete gideyim diyorum, hanımla çocuğu bi dışarı çıkartayım , benzin , araç bakım , ıvır zıvır derken yine geri gidiyorum. yaşam tarzım aynı ama gün geçtikçe borç artıyor.

allah kimseyi gördüğünden geri bırakmasın. çabalıyorum şahsi ihtiyaçlarımı erteliyorum artık. başa başa razı olacağım o derecedeyim. eşek gibide çalışıyorum. bu kadar çalışmaya şu güzel yılların heba edilmesine hakkımı helal etmiyorum.
ya allah kitap aşkına markette 1 kilo soğan 20 lira olur mu çıldıracağım az kaldı
anlamıyor musunuz, türk halkının sabredilemez noktası diye birşey yok artık. en son 80 ihtilali ile halk dilini yuttu, organize eylemselliği unuttu, sesini duyurma yeteneklerini kaybetti.

çalışmasına rağmen artık fakirliğini kabullenmiş, karnını doyurabilmeyi beslenmek sanan, tiyatroyu, sinemayı, bir cafede kahve içmeyi, yılda birkez tatile çıkmayı lüks zanneden, ömrü boyunca çalışsa da kendine ait bir evi olamayacak, ömrü dolmuşta otobüste geçecek bir kitle var ve bu başlığa yazanlar da bu saydıklarıma dahil.
1 cam kavanoz tahin
1 cam kavanoz pekmez
1 kilo çay
1litre süt
1 ekmek
4 kare çikolata
1 kg pirinç
1 kg kuru fasulye
tek torbaya sığdı hepsi. 490 tl tuttu. bu nedir böyle, anlaşılır gibi değil, gerçekten değil. il er ortaylı in dediği gibi 100.000 tl insan gibi yaşamak için artık gerekiyor ve ben şaşkınım.
şirket yemek parası olarak günlük 65 tl'den sodexo veriyor. dün aldım 5 yaşındaki kızımı sodexo geçen bir markete gittim.

dedim ki ne istiyorsan alacağım. önce meyve reyonuna gittik yerli muz, armut ve ayva aldık.
sebze reyonundan salatalık, patates, biber ve domates aldık.
makarna istedi, tavuk but, süt ve yoğurt istedi.
en sonda abur cubur niyetine sürpriz yumurta ve cips aldık.

kasada 500 tl tuttu. böyle saçma bir pahalılık olabilir mi? içlerinde en pahalı olan tavuk ve 89 tl idi. bu duruma getirenlerin hepsinin allah belasını versin.
artık şu cafeler doluydu ekonomi iyi önermesini bi bırakın mk! ekonomi iyi olsa o kafeyi dolduran adam yurtdışına,akdenize,egeye akacak, tatil yapacak. sahilde çekirdek çitleyen adam çayını kafede içecek, evde pinekleyen adam yol parasına kıyıp sahile inecek. bunu anlamak bu kadar zor mu ya? herkesin standardı eskiye göre düştü işte mk!
sen 3 kilo süt,1 kalıp peynir alamıyorsun, adam pastırma yiyemiyor, öbürü artık tatile gidemiyor.
malum şahıs ve saz arkadaşları hariç hepimize giren girdi. olan bu.
isyan etmek için ülkedeki son kişinin de kafeye gidememesini bekleyelim hep beraber!
4 kişi kahvaltıya gidelim dedik. arkadaşım bayramda çok para harcadım valla ben gelemem dedi. doğru valla şimdi kahvaltı da pahalıdır diyerek komple vazgeçtik. vay mk. ne hallere düştük.
ülke artık dünyaya açıldı. türk halkı arjantin'den bile fakir hale getirildi ve artık dövizle kazananlar bu ülkenin nimetlerinden faydalanacaklar.
en popüler şehirlerinde yabancılar yaşayacak, şehrin varoş kesiminde o yabancılara hizmet eden taksici, garson, şöför, temizlikçiler yaşayacak. halk sokak satıcılarından yemek yerken, ancak çok zenginler restorantlarda yiyebilecek. halk araba alamadığı için motorla seyahat edecek.
nüfusun çoğu uygun olduğu için albenisi az olan orta anadolu'ya göç edecek.

parası değersiz ve fakir ülkelerde olan budur.
(bkz: filipinler)
(bkz: tayland)
(bkz: bangladeş)
(bkz: kamboçya)
bu ülkeler bile türkiye'den kat kat iyi durumda çünkü tarım bol, yüzlerce tür sebze egzotik meyve ve ucuz pirinç ile halk evinde karınını kolayca doyuruyor. yani yıllarca acıdığınız bu ülke halklarına özenecek duruma geleceksiniz

bu senaryoya kendinizi hazırlayın