türkiye'de daha seküler bir yaşam tarzına sahip bireylerin az-çok mutlu olabileceği nadir şehirlerden birisi.
altyapısı, ulaşımı, trafiği gerçekten büyük sorun. merkezi bir yerde yaşıyorum, 20 dakika park yeri aradığım oluyor. çevreyolu bazen o kadar tıkanıyor ki 10 dakikalık yolu 1.5 saatte alabiliyorsunuz. elektrik ve su kesintileri eskisi kadar çok değil bak, o var. ulaşımı da geliştireceğim diye daha da b.k ediyorlar, bunların hepsi doğru. lakin bu haliyle bile izmir'den çok çok daha düzgün, düzenli bir şehir olan konya'ya göre çok daha mutluyum burada.
konya şehir planlamacılığı açısından türkiye standartlarının çok üstünde bir yer. caddeler geniş, ulaşım izmir'den çok daha iyi, en son elektrik/su kesintisini ne zaman yaşadıklarını kendileri de hatırlamıyordur belki. üstelik ülkenin deprem açısından en güvenli yerlerinden birisi. üstelik konya'ya yerleşecek olsam izmir'deki hayat standartlarımın çok daha üstünde yaşama fırsatım var. lakin yerleşmeyi geçtim, aile ziyareti için birkaç günlüğüne gittiğimde bile mümkün olduğunca dışarıya çıkmadan gelmeye çalışıyorum. işte asıl fark burada yatıyor.
çok alkol tüketen bir insan değilim mesela, ama izmir'de arkadaşlarla birer bira içmek istediğim zaman rahatça ulaşabileceğim, nezih, pislik muamelesi görmediğim/etrafta gerçekten pislik insanların olmadığı birçok yer var. konya'da öyle mi? şehrin alkollü mekanlarını tek bir yere toplamışlar, bir kere araçla önlerinden geçtim gece vakti de dışarıya pislik akıyordu resmen. hayatta adım atmam. ya da izmir'de bir markete/dükkana girdiğim zaman ufak bir selamlaşma faslı yaşarım her zaman. konya'da dönüp suratınıza bakmaz çoğu esnaf, özellikle de onlar gibi dini jargon kullanmıyorsanız. izmir'de bir cafede saatlerce takılırsın yeri geldiğinde, konya'da yarım saatte bir başına dikilirler "sipariş alalım" diye. izmir'de demlendikten sonra evine gitmeye çalışan adamlar görürsün gece saat 2'de, çoğunun en büyük zararı lafa tutup zamanından çalmaktır. konya'da gece saat 2'de sokakta gördüğün adam ayık haliyle ters baktın diye seni dövmeye çalışır. izmir'de karşı cinsten biriyle konuştuğun zaman ilk saniyede sapık yaftası yemezsin, konya'da ise senden yaşlı kadın güya erkeğe saygı ve mesafe belirtme ifadesi diye sana "abi" diye hitap eder. izmir'de bir kadın senden hoşlandığı zaman bunu belli eder, yeri gelir ilk adımı atar, konya'da ise senden çok hoşlanan kadın bile -en azından dışarıya karşı- sana köpek çekmeye çalışır. izmir'de sana saçından, sakalından dolayı laf söyleyecek, dövmeye çalışacak insan azınlıktır, konya'da en iyisi bile olmayan aklıyla sana nasihat, olmayan estetik algısıyla "hiç yakışmış mı, bak şöyle yapsan ne kadar güzel olacak" diye moda tavsiyesi vermeye çalışır. izmir'de ülkedeki sürekli kötüye giden trendden nispeten daha az etkilenirsin, konya'da reisleri ne yapsa hayatlarıyla savunacak bir çoğunluğun içinde nefes almaya çalışırsın. ben 10 yıldır izmir'de yaşıyorum, bu 10 yılda bile ciddi bir kötüye gidiş gördüm, eskiler daha da iyi olduğunu söylüyor, ama izmir'in en kötü hali buysa, konya'nın medeniyete en yakın olduğu 2002-2003 yıllarından yine katmer katmer iyidir.
türkiye'desin işte. gönül istiyor ki hem altyapısıyla, hem insanıyla medeni standartlarda olunsun ama ben ikisini bir arada göremedim buralarda henüz. bu herkesin anlayıp empati yapabileceği bir şey değil, lakin insan seçim yapmak mecburiyetinde kaldığında kötü altyapıyla daha insani bir ortamda yaşamayı iyi altyapıyla kendisini boğan bir şehirde yaşamaya tercih edebiliyor. şahsen benim izmir sevgim bundandır, yoksa yemişim chp'sini de belediyesini de, aziz kocaoğlunu da olgun atilasını da. hayır burada yazdıklarıma bakıp da marjinal, buzlu bademli yaşadığımı sanma, eskiden biraz öyleydi ama görsen, son yıllarda o kadar da memur gibi yaşıyorum ki hayatı... ayda içtiğim 3-4 bira, onda da dostlarımla güzel bir yerde muhabbet edemeyeceksem, 50 yaşında konsomatrislerin olduğu mekanlar dışında alternatifim kalmayacaksa yemişim öyle altyapıyı.