Sık geçen başlıklar

ilker canikligil 9

ekşi'de gör
çalışanlarına verdiği maaş yüzünden yine topa tutulmuş medya şirket sahibi. ben de bu maaşı az bulanlara sormak isterim hangi şirkette sürekli geç kalıp işinize devam edebilirsiniz? ula adam geyik canlı videolarında hep anlatıyor çekilen 2-3 program bölümünün yedek alınmadığı için uçması, sürekli geç gelme, kamerayı başka aletleri düşürüp zarar verme hepsi burada çalışanlarda var. birisinin sevgilisine iki üç espri yaptı diye bir iki ay neyse maaş verdi lan adam daha nasıl patron olsun? eee o da yapmasın kovsun diyorsanız o zaman maaş düşük demeyeceksiniz.

bu adamın yanından ayrılıp 1,5-2 kat daha fazla maaşla çalışmaya başlayan olduğunu zannetmiyorum. he varsa da sabah 9 akşam 9 gibi çalışıyordur buradaki gibi geç gelse de "bir süre" daha idare eden patronları yoktur bunu net söylüyorum.

son olarak o kadar çalışana rağmen biri bile kendisi program yapamadı bilgisayarların başına oturup netflix izliyorlar bence arada da kurgu yapıyorlar.

ekleme: bu zamana kadar bulduğu en büyük iki yetenek sarışın mina ve şu anda hala çalışıyor mu bilmiyorum mimar sinan'a giren çocuk. kumru da iyi bir çalışan görünüyor gözlüklü sakallı abi de zaten tecrübeli biri onun dışındakiler kendisinin hayır olsun diye maaş verdikleri bence.
yalanım yok ilk başlarda pek hazzetmiyordum kendisinden. sonra sonra youtube'da açık ara en fazla takip ettiğim türkçe içerik üreticisi oldu.

şimdi de twitter'da sürekli görüyorum da pataküte indiriyor beyinsizlere. siyasi eksende kendisini konumlandırdığı nokta açısından baktığımızda canikligil bile bu kadar cesurlaşabiliyorsa bu iş bitmiştir.
hay sikicem sizin savcı tehditlerinizi ya, bıkmadınız mı oğlum bu baskı ortamından, her farklı sesi susturmaya çalışmaktan, polisle, savcıyla, hapisle korkutmaktan. ropörtaj yapmak ne zamandır suç oldu? bu ülkede abdullah öcalanla ropörtaj yapıldı kaç defa. hakan şükür propagandasını kendi youtube kanalında yapıyor zaten istediğinde.

beşiktaşlı biri olarak hakan şükür'ü sevmezdim ama futbolculuk yeteneklerine saygı duyardım. ilker canikligil'le yaptığı ropörtajı da izledim. propagandayı bırak, kendini rezil etti. acaba pişmanlığı var mıdır, samimi biçimde kendini sorgulamış mıdır, fetö'nün yediği onca boktan sonra, ben bu adamlarla nasıl beraber hareket ettim demiş midir diye izledim ama tam tersi, klasik fetö taktikleriyle takiyye yaptı. fetö bir şey yaptıysa da, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi konuştu. dünya alemin bildiği damgalı fetöcülüğünü, kelime oyunlarıyla inkar edip, ben fethullah gülen'e sempati duyardım, şu an hiç bir iletişimim, ilgim yok dedi.

bırakın konuşsunlar, kendilerini rezil etsinler ve insan içine çıkamasınlar. son olarak da ilker canikligil'i eleştiren tüm gazeteciler, kendilerinden utanmalılar. onlarda öyle bir göt yokmuş ki, şimdiye kadar hakan şükürle görüşememiş, ropörtaj yapamamışlar. bu utancı yaşayacaklarına, ilker canikligil'i eleştiriyorlar, yüz karaları sizi.
ne suriyeli güzellemesi lan? suriyeli videosunda, yanında çalışan gençler sizin gibi yapıp suriyeliye yüklendi. adam gayet normal cevap verdi.

herkes sizinle aynı düşüncede olamaz. siz, neden akpliler gibi yüzyıllardır insanlara bunu dayatıyorsunuz? bırakın da insanlar ben böyle düşünüyorum, böyle mutluyum desin, ben buyum ve kökenlerim bu desin.
asi olmayan aptaldir diyor. bunu soyleme cesareti oldugu icin kendisini tebrik ediyorum. flu tv abonelik seviyemi yukselticem.
yahu adamın kanalında *bager akbay'la yaptığı sekiz tane derin sanat sohbeti var.

bu “ne demek sanat eğitimi almadan konuşamam ya”cılarımı oraya alalım. sabaha kadar yazıp, buyursunlar sohbete yorumlarda dahil olsunlar.

e ama oldu mu bu zamana kadar....olmadı...çünkü konuşulan lafı anlamıyor ki. sonra haliyle de sohbet ağır geliyor, sıkılıyor ve kapatıyor.

hayhay, bu ayıp bişey değil.

fakat ahmakça olan sanat konuşabilmek için ilker canikligil ile, en az orada konuşulanlar kadar sanat bilmen lazım. bunun yolu da baya bildiğin temel eğitim.

hani temel mühendislik eğitimi gibi... calculus bilmeyen insanla, ben neyin statik ya da dinamik tasarımını tartışayacağım abi. hangi üst yapı inşaatının önünden geçerken, “ııı bu kolonların donatıları bana biraz az gözüktü” demeye cesaret ediyorsun.

ama şey de mesela; lan burj khalifa da ne ihtişamlı ya, kaç metreküp beton gitti kim bilir.*

sanat eserlerini yorumlamak, eleştirmek ya da beğenmekle-kısaca ürün-; sanat konuşmak bambaşka şeyler.

şu açıklamayı buraya yazmaya ben utanıyorum, adama iki gündür söyletmeye utanmıyorsunuz.
türkiye'de neden fikir hayatı gelişmiyor diye soran eden kaldıysa hâlâ, o tip sorular sormayı bırakmak için ilker canikligil ile ilgili şu son yazılanlara bakmak yeterli olacaktır. canikligil kendi istediği karakter olmadı diye sinire kesen deliler kendinden geçmiş, onu nasıl beğenmez, bunu nasıl beğenmez, şunu nasıl hatırlamaz, bunu nasıl unutur diye çıldırıyor. türkiye kocaman bir tımarhane, ekşisözlük de bu tımarhanenin konsantre hali.

bir entry okuyorum, canikligil'in ruhunun derinliklerine inivermiş. neymiş, canikligil uzun metraj çekmemiş, bu da onda yaraymış. maşallah arkadaş telekineziyle beynine girmiş, snaps olarak takılıyor, tüm işleyişe hakim, adamın en derin travmalarına tespit etmiş. ekşisözlük yazarı olduğu için bu teşhisi kabul etmemiz lazım. muhtemelen ilker canikligil de en kısa zamanda terapiye başlar artık.

bir başkası, david niven'in ölüm tarihini bilememiş, adamı erken öldürmüş diye bayrakları yarıya indirmeyi teklif edecek nerdeyse. bir paragraf sitemkâr yazı yazıp bunu da kritik hata diye belirtmiş çünkü sinefil kendileri, büyük otorite. çok kritik hata gerçekten, bu hata bize dünyanın yok olması olarak geri dönecek. şimdi çok az kişinin bildiği bir sırrı paylaşacağım: hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. ama david niven söz konusuysa bunu kabul edemeyz. unutmayacak, şaşırmayacak, achtung! ne yapalım, kurşuna dizelim mi? ne de olsa insan olan david amcayı unutmamalı. kendisi bizim önderimiz, ışığımız, kuzeyimiz, güneyimiz, doğumuz ve batımız.

nuri bilge ceylan'ı beğenmemiş, tarkovski'yi beğenmemiş. canikligil, tarkovski ya da nuri bilge ceylan sevenlerin onay makamı mı? o beğenmeyince, beğenen insanlar kendi zevklerinden şüpheye mi düşüyor? nasıl bir manyaklık bu yahu? canikligil dünyaya gelirken, "tarkovski'yi seveceğim, ilerde nuri bilge ceylan da parlayacak, onun da en büyük hayranı ben olacağım" diye anlaşma falan mı imzalamış? taahhüt mü vermiş? siz canikligil'e güvenip mi izliyorsunuz bu filmleri. o sevmezse depresyona mı giriyorsunuz? beğeni öznel bir meseledir gençler, alışın şimdiden.

bu nasıl bir ruh hastalığıdır ki kendi halinde bir insan görüşlerini paylaştı diye saldırıya uğruyor? bu nasıl bir gerizekalılıktır ki bazı insanlar, diğer insanların farklı beğenileri olabileceğini idrak edemiyorlar? bence çok tuhaf. "benim beğendiğimi beğenmiyorsa ölsün" demek gibi bir şey bu. sırf flu tv'yi takip ediyorsunuz diye niye adamın sizinle aynı beğeniye sahip olmasını istiyorsunuz ki? umuyorum ki bu aklını kaçırmış kitle ergenlik çağında, hormonal baskı altında ergen öfkesine kapılmış insanlardır. diğer türlü manzara çok iç karartıcı.

takip ettiğiniz bir insanın sizinle aynı fikirde olmaması çok normal bir durum. cidden öyle. inanılmaz gibi geliyor belki ama gerçekten çok normal. hafızası da zayıflar, tarihleri, isimleri, filmleri de karıştırır. sizin ölüp bittiğiniz eserleri umursamaz. bunlar çok normal. bazen gerçekten çok tedirgin oluyorum, ekşisözlük bir tür tımarhane de acaba ben yanlışlıkla içerde kısılı mı kaldım diye.

takip ettiğiniz insanlar sizinle aynı fikirde değilse ve bu sizde böyle saldırgan dürtüler oluşturuyorsa, ruh sağlığınız bozuk olabilir, bir baktırın bence. deliye bak ya, benim beğendiğim yönetmeni nasıl beğenmezsin diye dertlenmiş, bir de adam azarlıyor. cehennem tasviri gibi bir şey.

ilker canikligil, para mara kazanmadan amme hizmeti yapıyor. bence kıçınızı kırıp istifade edin. kültür-sanat hayatı çöle dönmüş ülkede tematik programlarla iki gıdım bilgi-birikim aktarıyor. yayın kopyası olarak 30 dakikalık görüntüde kaydettiği insanların aktardığı damıtılmış bilgiyi edinmek için aylarını harcaması gereken ruh hastaları, adamın neyi sevmesi gerektiğini dikte etmeyi falan kendilerine hak görüyorlar. bence bu gerçekten de çok ağır bir psikolojik sorun. yazarken bile inanamıyorum. "benim beğendiğim şeyi beğenmiyor, o zaman kötü." bildiğin beyinsizlik beyanı olmuş bu.
christopher nolan tenet filmini çekerken bir bakıyor ki aynı ismi taşıyan ve logosu kendisininkine çok benzeyen bir bisikletçi var. hemen adama çok güzel bir mail atıyor, kısaca diyor ki, "kardeşim ben bu logoyu filmin konseptini de düşünerek bizzat kendim tasarladım, çok da seviyorum, fakat sen de aynısını düşünmüşsün. işini etkileyecekse bu durum, istersen açıklama yapayım, alakamız yok diye, istersen de logomu kaldırayım, senin işinde sıkıntı yaratmasın, çünkü ilk sen kullanmışsın."

bisikletçi de diyor ki, "ben kendi marka değerimi yaratana kadar kıçımı yırttım, en azından farklı font, farklı stil falan kullansan, çünkü cidden çok etkileneceğim." nolan sonra logoyu tamamen değiştiriyor.

şimdi bi nolan'ın takipçi sayısına bakıyorum, bi bisikletçinin. nolan cidden enayiymiş lan. ilker'i örnek alıp uyuzluk yapsana kardeşim, klaslık, centilmenlik senin neyine?

sonra da "bizi çekemiyorlar ya tepkiler ondan" patlattın mıydı tadından yenmez.

(bkz: #107604827)
burnuna tuzlu su çekmemiş mi?
o kadar dedi ama oytun hoca ya!