türkiye'de neden fikir hayatı gelişmiyor diye soran eden kaldıysa hâlâ, o tip sorular sormayı bırakmak için ilker canikligil ile ilgili şu son yazılanlara bakmak yeterli olacaktır. canikligil kendi istediği karakter olmadı diye sinire kesen deliler kendinden geçmiş, onu nasıl beğenmez, bunu nasıl beğenmez, şunu nasıl hatırlamaz, bunu nasıl unutur diye çıldırıyor. türkiye kocaman bir tımarhane, ekşisözlük de bu tımarhanenin konsantre hali.
bir entry okuyorum, canikligil'in ruhunun derinliklerine inivermiş. neymiş, canikligil uzun metraj çekmemiş, bu da onda yaraymış. maşallah arkadaş telekineziyle beynine girmiş, snaps olarak takılıyor, tüm işleyişe hakim, adamın en derin travmalarına tespit etmiş. ekşisözlük yazarı olduğu için bu teşhisi kabul etmemiz lazım. muhtemelen ilker canikligil de en kısa zamanda terapiye başlar artık.
bir başkası, david niven'in ölüm tarihini bilememiş, adamı erken öldürmüş diye bayrakları yarıya indirmeyi teklif edecek nerdeyse. bir paragraf sitemkâr yazı yazıp bunu da kritik hata diye belirtmiş çünkü sinefil kendileri, büyük otorite. çok kritik hata gerçekten, bu hata bize dünyanın yok olması olarak geri dönecek. şimdi çok az kişinin bildiği bir sırrı paylaşacağım:
hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. ama david niven söz konusuysa bunu kabul edemeyz. unutmayacak, şaşırmayacak, achtung! ne yapalım, kurşuna dizelim mi? ne de olsa insan olan david amcayı unutmamalı. kendisi bizim önderimiz, ışığımız, kuzeyimiz, güneyimiz, doğumuz ve batımız.
nuri bilge ceylan'ı beğenmemiş, tarkovski'yi beğenmemiş. canikligil, tarkovski ya da nuri bilge ceylan sevenlerin onay makamı mı? o beğenmeyince, beğenen insanlar kendi zevklerinden şüpheye mi düşüyor? nasıl bir manyaklık bu yahu? canikligil dünyaya gelirken, "tarkovski'yi seveceğim, ilerde nuri bilge ceylan da parlayacak, onun da en büyük hayranı ben olacağım" diye anlaşma falan mı imzalamış? taahhüt mü vermiş? siz canikligil'e güvenip mi izliyorsunuz bu filmleri. o sevmezse depresyona mı giriyorsunuz? beğeni öznel bir meseledir gençler, alışın şimdiden.
bu nasıl bir ruh hastalığıdır ki kendi halinde bir insan görüşlerini paylaştı diye saldırıya uğruyor? bu nasıl bir gerizekalılıktır ki bazı insanlar, diğer insanların farklı beğenileri olabileceğini idrak edemiyorlar? bence çok tuhaf. "benim beğendiğimi beğenmiyorsa ölsün" demek gibi bir şey bu. sırf flu tv'yi takip ediyorsunuz diye niye adamın sizinle aynı beğeniye sahip olmasını istiyorsunuz ki? umuyorum ki bu aklını kaçırmış kitle ergenlik çağında, hormonal baskı altında ergen öfkesine kapılmış insanlardır. diğer türlü manzara çok iç karartıcı.
takip ettiğiniz bir insanın sizinle aynı fikirde olmaması çok normal bir durum. cidden öyle. inanılmaz gibi geliyor belki ama gerçekten çok normal. hafızası da zayıflar, tarihleri, isimleri, filmleri de karıştırır. sizin ölüp bittiğiniz eserleri umursamaz. bunlar çok normal. bazen gerçekten çok tedirgin oluyorum, ekşisözlük bir tür tımarhane de acaba ben yanlışlıkla içerde kısılı mı kaldım diye.
takip ettiğiniz insanlar sizinle aynı fikirde değilse ve bu sizde böyle saldırgan dürtüler oluşturuyorsa, ruh sağlığınız bozuk olabilir, bir baktırın bence. deliye bak ya, benim beğendiğim yönetmeni nasıl beğenmezsin diye dertlenmiş, bir de adam azarlıyor. cehennem tasviri gibi bir şey.
ilker canikligil, para mara kazanmadan amme hizmeti yapıyor. bence kıçınızı kırıp istifade edin. kültür-sanat hayatı çöle dönmüş ülkede tematik programlarla iki gıdım bilgi-birikim aktarıyor. yayın kopyası olarak 30 dakikalık görüntüde kaydettiği insanların aktardığı damıtılmış bilgiyi edinmek için aylarını harcaması gereken ruh hastaları, adamın neyi sevmesi gerektiğini dikte etmeyi falan kendilerine hak görüyorlar. bence bu gerçekten de çok ağır bir psikolojik sorun. yazarken bile inanamıyorum. "benim beğendiğim şeyi beğenmiyor, o zaman kötü." bildiğin beyinsizlik beyanı olmuş bu.