Sık geçen başlıklar

fakirlerin ak parti'ye oy vermesinin asıl nedeni 6

ekşi'de gör
zamanında bir arkadaşım şöyle demişti;
"eğer bir inekseniz, elinizdeki bifteği bir demet yonca ile değiştirmek sizin için çok kârlı bir iştir."
fakirlerin akp'ye oy verme nedeni salt fakir olmaları değildir, geçmişte de hep fakir olmalarıdır. kitle hareketlerinde homurdanmalar ve karşı koyuşlar genellikle ayrıcalıklarını ve sahip oldukları imkanları kaybeden üst ve orta sınıftan gelir. misal bugün ekşi sözlükteki akp karşıtlığının üzerine bina edildiği söylemleri inceleyin. neredeyse tamamı bir zamanlar sahip olunan fakat şimdilerde "kaybedilmiş" bir şeylerin anlatısı etrafında dönüyor. ekonomik ve siyasal kayıplar, "bir zamanlar" bunlara sahip olunduğu zaman ya da bunların değerinin bilindiği zaman acı vericidir. akp karşıtlığının devamlı ve artan bir biçimde eski türkiye güzellemesi üzerinden bina edilmesi bu yüzden tesadüf değil. bundan dolayı akp karşıtlığı geliştiren herkesin [yüzü geçmişe değil de ileriye dönük olan, daha eskiyi değil sürekli daha yeniyi arayan gerçek muhalefet bunun dışındadır] eski türkiye'de sahip olduğu iktisadi ve politik imkan ve ayrıcalıklar akp döneminde el değiştirince, ortaya bu tablo çıkıyor.

akp tabanı, geriye kalan herkesin kaybedildiğine inandığı birçok şeye ya hiç sahip değildi, ya da sahipse bile önemsemedi. onlar akp eliyle çok uzun zaman önce kaybettiklerine inandıkları şeyleri geri aldılar. bu yüzden mutlular, bu yüzden memnunlar. bu yüzden muhalif biri "bara, cafeye, restorana, tatile gidemiyoruz ulan" diye isyan ederken akp'liler çok samimi ve rahat bir şekilde "sen de gitmeyiver lan" diyebiliyor. çünkü bunlara dini veya ekonomik nedenlerle ya hiç sahip olamadığı ya da bunları değerli bulmadığı için bu tür kayıplar onun için bir anlam ifade etmiyor.

bir de "dünyanın her yerinde fakirler solcu olur" diyenler görüyorum, çok ayıp. nazi orduları hep ceolardan oluşuyordu herhalde.
nuri bilge ceylan yorumu da az çok fikir verendir.

''başka iktidarları silip süpürecek olaylar nedense bu iktidarı sarsmıyor gibi görünüyor. zayıf insan güce karşı her zaman gizli bir hayranlık besliyor çünkü.''
zenginlerin ve orta direğin de kendileri gibi fakirleşecekleri umudu.
ak parti iktidarı fakirlere yaradı da ondan. en iyi zamları her zaman asgari ücretliler aldı, kaçak gecekondu evlerine imar affı çıktı, sosyal yardımlar aldılar, liyakatle gelemeyecekleri yerlere parti üyeliğiyle geldiler vs.

ak parti bu fakirleri ve kendi dar çevre zenginlerini beslemek için orta sınıfın (özel sektör çalışanı, memur ve emeklilerin) üzerinden silindir gibi geçti. meslekler değersizleştirildi, vasıfsızlık yüceltildi.

bu adamlar kendilerinin maddi durumu sabit kalırken doktor, öğretmen ve mühendisin satın alma gücünün düşmesini zevkle izliyorlar. sırf bu zevk için bile oy veriyor olabilirler.

edit: torpil etkisi eklendi.
düşük proteinli beslenme
yetersiz eğitim
din

ekleme;

alttaki profesyonel troll'ün argümanlarına yanıt;

chp 1950 sonrası tek başına hiç iktidar olmadı.
koalisyon ortağı olduğu zamanlarda da mutlaka bir sağ parti ile ortaklık kurdu.

1950 öncesinde üniversitesiye türbanla girmek isteyip de gidemeyen bir kişi bile olmadı. çünkü o yıllarda türban diye bir örtünme biçimi yoktu.

90ların sonlarında üniversite öğrencisiydim ve türbanlı sınıf arkadaşlarımız vardı. 28 şubat'a kadar isteyen türbanla üniversite okuyabilirdi.

akp'nin askeri vesayet denilen duruma son vermesi görünürde demokratikleşme kazanımıdır. ancak askerin yerini tarikatların vesayeti aldı. yani aslında pek fazla şey değişmedi.

ekonominin iyiye gitmesi durumu ise akp öncesi ımf ile yapılan stand-by anlaşmasının disiplinle devam ettirilmesi ve körfez savaşı sonrası oluşan küresel ekonomik konjonktürün ülkenin koşullarını iyileştirmesi sayesindedir.

akp'nin başarılı olarak görüldüğü yıllardaki kadrosu tamamen dağıldı. o zamanın yıldız siyasi figürleri şimdi akp muhalifi.

20 yılda üretim teknolojisi ve stratejilerindeki değişiklik lüks tüketimin tabana yayılmasına neden oldu. bu sayede daha çok kişi araba, bilgisayar, cep telefonu vs alabiliyor. bu akp'nin başarısı değil çok uluslu şirketlerin satış politikası ile ilgili.

neyse daha uzun uzun yazılır ama plaja gidecegim güneş tepeye çıkmadan bir kaç kez girip çıkayım. zaten ne demek istediğimi anlayabilecek kapasitede olanlar eksik kısımları tamamlayabilir.
bu konuya uzun zamandır kafa yoruyordum ve galiba asıl sebebini buldum. düşündüğümüz gibi ne cehaletten, ne okumamışlıktın, ne de bilinçsizlikten.

fakirler gayet de bilinçli, her şeyin farkında ve bilinçli bir şekilde ak partiye oy veriyorlar.

mesela onlar da biliyor ekonominin berbat durumda olduğunu, almanya'nın bizi kısmanmadığını, erdoğan'ın dünya lideri olmadığını, hukukun güçlünün yanında olduğunu, yolsuzlukları, liyakatın bir öneminin kalmadığını, her işin torpille döndüğünü.

işte tam olarak bu bilinç onlara ak parti'ye oy verdirtiyor.

hani bizim anadolu insanı irfanı dediğimiz bir şey var ya, işte tam olarak anadolu insanı irfanı bu. bu öyle bir irfan ki, çevremdekilerin durumu benden iyi olacaksa, benim durumum kötü olsun onunki de kötü olsun irfanı. benden dilek iste ama ne istersen arkadaşına iki katını vereceğim dendiğinde bir gözümü al allah'ım diyebilecek bir irfan bu. sana yüzde 50 zam yapacağım ama arkadaşına yüzde 100 zam yapacağım dediğinde patron, arkadaşıma benden fazla zam yapma da, bana zam yapmasan da olur diyebilecek bir irfan bu.

ak parti iktidarında ülke ne kadar kötüye giderse, işte fakir kitlemiz o kadar mutlu oluyor. ve bu mutluluk 2 sebeple gerçekleşiyor:

1) benim durumum kötü ama herkesin durumu kötü, benden de kötüleri var çok şükür duygusu. ülkenin durumu ne kadar kötüye giderse, benim gibi kötüler ve durumu benden kötülerin sayısı da o kadar artacak ve o kadar mutlu olacağım.

2) koyduk mu duygusu. bu fakir kitlesinin, kendisinden iyi durumda olabilecek kişilere karşı elinde tutabildikleri son kale, bu koyduk mu duygusu. kendisi ayda 2300 tl asgari ücretle geçiniyordur, ayda 30 bin tl kazanan bir doktor ak partiye oy vermeyin bakın ülke daha da kötüye gidecek dediğinde bile bile ak partiye oy veriyor ve o doktora "koyduk mu" demenin hazzını yaşıyor. aslında biliyor koyulan hep kendisi, ama sırf ona nasıl da koyduk size demenin yaşattığı tatmini yaşamak için veriyor oy. nasıl da koyduk ama.

işte fakirlerin kendilerini ak parti ile özdeşleştirip, bile bile ak partiye oy vermelerinin altında bu 2 sebep yatıyor sevgili dostlar. cehalet değil, keşke cehalet olsaydı, cahil insanı eğitebilirsin. ama bu kitleyi eğitemezsin.