Sık geçen başlıklar

do not disturb 6

ekşi'de gör
do not disturb, iyi gözlemlenmiş bir türkiye kesitidir. cem yılmaz sosyal medya sağlık guruları ve pandemi sonrası gözlemlerini; aslında hepimizin farkında olup sorguladığı konuları kendi tarzıyla aktarmıştır.

mekanı, renkleri ve sahneleri de ayrıca beğendim.

--- spoiler ---

ayzek günümüz sosyal medya ünlümsüleri örneği peri sözleri adlı sosyal medya hesabını takip eden milyonlardan biri. o sahnelerdeki o klişe cümleleri o sosyal medya zırvalarından sürekli duymamız nasıl da aynı ama. kendimi kabullendim, tamam kabullendim, nefes al, negatifte kalma, alkali beslen…

bütün bunları yapıp neden düzelmiyor hiçbir şey değil mi?

ayzek'in bahtiyar'a akıl verdiği o sahnedeki her söz ayrı anlamlıydı mesela.

“kimse bilmiyorum demiyor”

“senin sorunun ne biliyor musun, sana akıl vereceklerin zamanı yok zamanı olanların da aklı yok”

bahtiyar'ın “masmavi bulutları selamlıyoruz ne metin, eurovision'a mı katılıyoruz” demesine çok güldüm. bahtiyar'ın var olduğu sahneler harikaydı.

ayzek tüm ciddiyetle bahtiyar'a akıl verirken duvar boya mı duvar kağıdı mı diye bakıyor… bu sahne o kadar net ki hafızamda defalarca yaşanan… kendi anlattıkları boşluklara kendileri bile inanmayan insanların sizin durumunuza ciddiyetle ve önemsiyormuş gibi yaklaşıp arkada çok alakasız bir konuyu daha çok merak etmeleri gibi mesela…

türk toplumunun topal bir genç kızı noksan görüp 50 yaşında bir adama uygun görmesi ne kadar da gerçekçi değil mi?

pandemide intihar eden müzisyenler… işinden olan insanlar… sosyal medya deliliği ve af ile sokağa salınan cezalılar.. katiller.. hepsine ayrı ayrı değinmiş..

karısını öldürmek için gelen adama ben sana iyi adam dedim ama ya diye hayal kırıklığı yaşaması, ben bu paraları kutuya atıyorum… o kadar iyi yerde durmaya çalışmak ama birinin gelip sevgi diye karısını vurması…

psikolojik gerilim verilen yerler, sesler, ışık hepsi bir bütündü.

her yönü ile güzeldi…

--- spoiler ---
cem yilmaz’in kucuk dunyalara adim attigi daha cok film izleriz umarim. cehaletin altin cagi yasanan ulkemizde, anlamliydi. pek cok insan pandemi yuzunden zarar gordu. yalnizliga itildi, sanal kimlikler onemli oldu. fakat sosyal medyanin olumsuz etkileri var. telefon icinde yasanan hayata ozenen, guce tapan, ekonomik zorluklar ceken ama cebini haksizca doldurmayi dusunmeyen, bir cicegi sever gibi bir insani sevebilen, herkesin sevdigi karakter gibi olmak isteyen metin’in hayati bu yuzden samimi geldi. beni de yukari cekin cigligi attiginin farkinda olmayan o kadar cok insan var ki. "14 bin takipcisi olan kisi neden olmek ister?" olumlu geri bildirim almayi, nefes almak gibi hayati bulanlarin sorusu. onlarin dunyasinda her aniniz, ozlu soz ve muzik esliginde paylasilmali. "ananasli pizza oldugunu kabul etmek ya da etmemek. asil mesele bu. herkes, herkesi sevemez. herkes, herkesle ayni olmak zorunda degil. kendini oldugun gibi kabul et, kendine yalan soyleme." diyesim geldi ayzek'e. oscar wilde'in 'kendin ol. digerleri coktan kapildi' sozunu eklemek yeterli de, hani kendine ait soz cumlesini dusununce fulari bogazimdan attim.
enerji, evrene selam, kisisel gelisim muhabbetlerine girenlere, kendisini doktor sananlara cem yilmaz faqbadi ile hak ettikleri sert dersi vermisti. sucuk ve borekle tekme atmasi da guzel olmus. oyuncu secimini, ozellikle ceku ve arif'i dunyasal dertler ile yanyana gormeyi sevdim. 7/10.
filmi izledim ve fikirlerimi yazmaya geldim fakat bunun bir önemi olmadığı kanısına vardım. standart iq sahibi bir insan film süresince yani 1 saat 54 dakika çince dil eğitimi alsa sanıyorum 5 ila 10 arası kelime veya bir kaç genel geçer cümle öğrenebilir.
herif kendi anadilinde ve komedi kategorisinde olmayan bir filme "komik değildi" şeklinde yorum yapabiliyor, muazzam. bu özgüvenin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yok fakat "bicoverdim" almayı ihmal etme yiğidim!
--- spoiler ---

--- spoiler ---

sen yine beğenme. yalnız bir siki de içinde yaşadığın coğrafyanın standartlarını göz önüne alarak beğenme be arkadaş. adam anlatmış filmde. demiş ki senin koronadan saldığın adam gidip karısını öldürüyor diyor. senin otellerin parasını verdiğin zaman bir numaralı suç yuvasıdır diyor. senin eczacın yeşil reçeteliye reçetesiz ilaç verir diyor. iş yeri sahibin işçisine potansiyel hırsız olarak bakıyor diyor. senin türk aile yapın, dişi olmayan kafadan kontak orta yaşlı bir adamla, topallayan genç kızı birbirine denk görür, boş zamanlarında bunları hesap eder, böyle şeylere kafa yorar diyor.

bu coğrafyada şöyle bir işe kalkışmak için cesaretin, zekanın, doymuşluğun, vizyonun ve önceki işlerden ders çıkarıp üzerine koyarak devam etme gibi toplumun çok azında bulunan istisna kaygılara sahip olmanın gerekmesinden başla, ondan sonra istediğin yerden beğenmemeye devam edersin.

ülkende böyle bir film yapmaya götü yiyen kaç tane insan evladı oldu? bir joker filminin kaç kıytırık otobiyografi filminden çıktığını bilir misin? bilmezsin. adları sanları hatırlanmadığı için bilmezsin. cebinde parası olan zeki bir adam, teknesiyle yılın 52 haftası dünya turu yapmak yerine, sanatını her geçen yıl olgunlaştırmaya çalışıyor. kolpaçino'nun ivedik'in gişe rekoru kırdığı ülkende kimsenin bulaşmaya götünün yemediği, zekasının yetmeyeceği bir film türünde bundan 20 sene sonra yapılacak en iyi filmlerden birinin belki yolunu açıyor, belki zeminini hazırlıyor, belki cesaretini veriyor. bunları değil de hadi seninle oturalım 3 saat filmin ışığını, mekanını, oyunculuklarını, senaryosunu, kopuklukları gömelim. umalım o vakitler de gelsin, en önce onu yaptığımız zamanlar da olsun. ama daha sırası değil be arkadaş.

iki saat boyunca riskli bir temada detaylara takılı kalmaya izin vermeden fikrinin ve cesaretinin güzelliğiyle izletti. aksaklıkları, eksisi yok muydu? tabii vardı. bizim ülkede jokere göre berbat olmak da bir başarı. her zaman böyle bir kıyas yapma şansımız olmuyor. o yüzden helal olsun cem yılmaz'a. emeğine, fikrine sağlık.
film, son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri. fakat bir komedi ve gişe filmi kesinlikle değil.

ayrıca yaşı yetenlerin tatlı hayat dizisinden "irfan" rolüyle hatırlayacağı celal kadri kınoğlu ve gora'dan ceku rolüyle hatırlayacağımız özge özberk muhteşem oynamışlar.

bakmayın siz ekşi sözlük hiçbir siki beğenmeme timinin saçma sapan yorumlarına. çoğu ya ergen ya 20'li yaşlarının başında z kuşağı çocuğu.

mutlaka izleyin.
cem yilmaz'in insanoglundan her gecen gun biraz daha nefret etmesinin disa vurumu olan film.

adam nasil nefret ettiyse cevresindeki cahilinden de, okumusundan da, sosyetesinden de, koylusunden de...yardirmis.

inanilmaz bir hikaye anlatimi var adamin bayiliyorum ya.

--- spoiler ---

kendini merkeze koy, kendini merkeze koy..kimim ben belki gotun tekiyim niye merkeze koyuyorum
--- spoiler ---

ahahah tek cumlede butun yasam koclari ve sosyal medya psikologlarinin icinden gecmis abimiz.