Sık geçen başlıklar

cafe ve restoranlarda fiyatların artık çıldırtması 10

ekşi'de gör
adam suya 125 ayrana 200 küsür vermiş bir porsiyon börek nasıl 500 olur diyor, sen aklıma mukayyet ol. ulan sizin gibi kerizler olunca olur tabi. alın teriyle para kazanan insanların paralarını bu kadar basit harcamayacağına eminim o yüzden bu tipler ya süzme salak ya beleş para ya da bu parayı dert etmeyecek kadar zengin (o da takribi mal varlığının 1 milyar olması demek) ki harcanıyor.
2017 senesinde marmara'da okurken dışarıda acıktığımda hep tavuk döner dürüm yediğim bir yer vardı. haftada bir kesin yediğim için çok net hatırlıyorum sene boyunca dürümün fiyatı hep 6 liraydı.

1404 lira olan o zamanın asgari ücretiyle bu dürümden 234 tane satın alabiliyorduk. ayrıca 425 lira olan 2017 kyk kredisi ile de 70 tane satın alabiliyorduk.

o dürümün güncel fiyatı şu an 125 lira. güncel asgari ücretle 136 tane satın alabiliyoruz. güncel kyk kredisi ile de 16 tane satın alabiliyoruz.

dolar hesabı yapalım.

dolar kuru 2017 ortalamasını 3.75 olarak alırsak 6 liralık dürüm 1.6 dolara denk geliyor.

güncel kuru 31.50 olarak alırsak 125 liralık dürüm de 3.96 dolara denk geliyor.

dolar bazında bile 2.5 kat fark var.
bir aşçı olarak yorum yapmam gerekirse,

bir menüde kalem başına fiyat, maliyet x3 olarak hesaplanır.

bir yemeği malettiğinin üç katına satarsan hayvansın hede hödö diyeceklere şöyle bir açıklama yapayım:

hesaplamanız gereken şey, giderlerin hepsi aradan çıktıktan sonra kâr edebiliyor olmanız, dolayısıyla malzeme fiyatı+mekan kirası+elektrik,gaz,su+çalışan ücretleri+temizlik masrafları+bakım masrafları+restorana ait lisans ücretleri (alkol örn.)+türkiye ekonomisi sayesinde ayda bir değişen fiyatlar sebebiyle yeni menü basımları gibi ek maliyetler.

şimdi maalesef ki türkiye'de artık bu malzeme fiyatı x3 dengesi bile fahiş fiyatlar dolayısıyla bozulmuş olabilir. bir restorandaki elektrik ve doğalgaz gideri zaten malzemeyi aşacak paralara ulaşmış olmalı diye üfürüyorum (çünkü çok da net bir bilgim yok) hadi çalışan paralarından kısarak dengelesinler diyelim falan filan ve bu matematiğe uydurmaya çalışalım.

fettucine alfredo gibi basit bir tarif üzerinden (ve kafeler nasıl yapıyorsa ona göre hesaplamaya çalışacağım) maliyet hesabı yapalım.

100 gram tavuk göğüs: 17 tl
100 gram çiğ makarna: 3,4 tl
75 ml krema: 13,125 tl
10 gram toz parmesan: 17,5 tl
1 diş sarımsak: 0,1 tl
15 ml zeytinyağı: 4,5 tl
tuz&karabiber: 0,03 tl+0,25 tl
üstüne süslemek için 1 adet kokteyl domates: 1,54 tl

yani toplamda 1 tabak fettucine alfredomuzun (ki bunlar perakende fiyatlar, toptanda bir 15 tl kadar ucuzlayacağını düşünmekteyim) malzeme bazında işletmemize maliyeti 57 tl 445 kuruş. bunun üç katı ise 172,335 tl oluyor. haydi bir de bunu 175 tl'ye yuvarlasın diyelim. (üstüne restoranların kullandığı hilelere hiç girmiyorum, toz parmesan diye hesapladığım şeyde çoğu restoran kars kaşarının kabuğunun rendesini falan kullanıyor, o hesapla da buraya 17,5 tl fiyat biçtiğimiz şeyin fiyatı 3 tl'ye falan düşüyor)

şu an yemeksepetinden fettucine alfredo fiyatlarına bakıyorum: liva pastanesinde 243 tl, pilavcı abide 247 tl, hüdaverdi pastanesinde 210 tl, matchless makarna'da 230 tl.

haydi bir de yemeksepeti komisyon alıyor üstüne kurye murye, restorandan menü fiyatına bakayım bulabildiklerimin: livashop.com'da fettucine alfredo 270 tl. yemeksepetinden de pahalı yani.

e peki sorarım restoranlar, güncel perakende fiyatlarıyla 57,5 tl'ye mal ettiğimiz bir tabak yemeği kâr edebilecek olduğunuz ücreti 175 tl iken bize neden x4 x5 fiyatlarla kakalıyorsunuz?

peki sevgili halk, siz enayi misiniz, hala bu kafeleri restoranları hınca hınç dolduruyorsunuz?

eyyorlamam bu kadar.

komik edit: yarası olan bir işletmeci gocunmuş olacak ki mesaj attı isterse 750 lira fiyat biçer size ne diye, ben de o zaman ev sahipleri de tek göz odaya 30,000 tl isteyince kızmayın dedim, e tabi kızmam fedakarlık neden bizden bekleniyor siz de maaşınızın yarısını alın o zaman fedakarlık gösterip dedi.

muhatap olduğumuz zihniyet bu arkadaşlar. bu durumda fiyatların düşmesini daha çok bekleriz gibi.
başlık baştan sona cehalet kokuyor.
bakınız lüks restoranlarda insanların önüne koyulup porsiyonuna 500tl fiyat çekilen esnaflardan bahsetmiyorum, yanlış anlaşılmasın. fakirim diyen de zaten o mekanlara gitmesin bir zahmet, neyse.

2 yıl önce bir işletme açtım (dükkan kontratını imzaladıktan 6 gün sonra kapanmalar başladı). şimdi size aklıma gelen birkaç ürünün o günkü ve bugünkü fiyatlarını yazayım:

kahve 90tl/kg ---------------------- bugün 230tl/kg
kuvertür çikolata 75tl/2,5kg --- bugün 153tl/2,5kg
süt 3,85tl/litre -------------------- bugün 8,40tl/litre
şurup 78tl/700ml ----------------bugün 140tl/700ml
tuvalet kağıdı 6,50tl/rulo ------ bugün 15tl/rulo
kraf poşet 285tl/250adet ------- bugün 750tl/250adet
karton bardak 1,80tl/adet ----- bugün 3,50tl/adet

şu son iki maddeye dikkat edin. bu ürünler benim tabiri caizse doğrudan çöpe attığım ürünler. sen müşteri olarak geliyorsun, içeceğini karton bardakta istediğin an ben -3,50tl oluyorum zaten. bir bardak kahveye 20gr kahve girdiğini, 300ml süt girdiğini, 30ml şurup girdiğini (mesela fındıklı latte yapıyoruz diyelim) hesaplarsak, maliyeti ortada.
en basitinden bi cheesecake yapmanın maliyeti 2 yıl önce 30-40 lirayken iken, bugün 60-70 lira.
ben 2 yıl önce o cheesecake'i 18 liraya satıyordum, bugün 25 liraya satıyorum.
yani benim maliyetim %80-90 artıyorken, ben %30-35 anca zam yapabiliyorum.
ki bu yukarıda yazdığım fiyatlar bugünün fiyatları. sizin dilinizden düşürmediğiniz "e ama dolar düştü" gününden beri daha da zamlanmış fiyatlar. dolar düşse de hiçbir malzemenin fiyatı düşmedi, tam tersi kat kat daha da arttı.

şimdi ben sattığım bir kahveden %127 zam yapılan elektriği mi ödeyeyim (müşteri üşüyor, 4 ufo + 2 tüplü ısıtıcı var dükkanda),
kiramı mı ödeyeyim (hani devletin pandemide bile stopaj aldığı kira)
doğalgazı mı ödeyeyim,
suyu mu ödeyeyim,
geçici vergimi mi ödeyeyim,
gelir vergisini mi ödeyeyim,
bağkur'umu mu ödeyeyim,
4 elemanın maaş+sigortasını mı ödeyeyim,
müşteri çekmek için dükkanı mı geliştireyim,
reklam mı yapayım,
ürünleri mi geliştireyim,

hangisini yapayım, siz seçin?

ha şimdi gelip bana "10 lira olandan alacağına 5 lira olandan al" diye akıl da vermeyin. merak etmeyin, 13 yıldır zaten bu sektördeyim, neyi en ucuz nerden alacağımı gayet iyi biliyorum. herhangi bir ürüne fazladan para veriyorsam (ki 1-2 lirayı geçmez), bu benim tercihimdir, o satıcıdan ya da o üründen memnun olduğum içindir. ben zaten bu işe girerken bu toleransları göze alıp girmişimdir, merak etmeyin.

lafa gelince herkes sokak arasındaki esnafa yüklenmesini biliyor. lan ben çok mu memnunum habire zam yapıp müşteri kaybetmekten? keriz miyim ben elimdeki müşteriyi tutmak varken zam yapıp kaçırmak isteyeyim müşteriyi?
2 yıl önce dükkanı açarken patlatmadığım kadar kafa patlatıyorum zam yaparken. müşteriye etkisi ne olur, müşteri kaçar mı vs diye.
ama zam yapmasam devletimin stopajını ödeyemeyeceğim?
bağkur'umu ödeyemeceğim ve devletim bana sağlık hizmeti vermeyecek?
elemanın maaşını - sigortasını yatıramayacağım?
işletmemi geliştiremeyeceğim?
yeni tatlılar yapmak için peynir/süt alamayacağım?

ha gelelim online yemek platformlarına.
eğer kendi kuryeniz yoksa ya da kendiniz kuryelik yapamıyorsanız kimse size beleşe kurye hizmeti vermiyor gençler haberiniz olsun.
yemeksepeti %37, trendyol %34 komisyon alıyor her siparişten (en son böyleydi, umarım güncellenmemiştir komisyonlar).
yani ben dükkanda 20 liraya sattığım kahveyi, tutup yemeksepetinde de 20 liraya satarsam kafadan 7,4tl eksideyim.
buna karton bardak, poşet, taşıyıcı ıvır zıvırı da ekleyince siz hesaplayıverin.

"madem öyle girme online platformlara" diyenlere de "madem pahalı geliyor alma sen de" diyorum ben de. ben kendimi kurtaracak minimum fiyatı yazıyorum zaten oraya (astronomik gereksiz fiyatlar yazanlar işletmeler de tabi ki var). ben bu platforma girdiysem satış yapabilmek için girdim zaten, fiyatları uçurup kös kös sipariş ekranına bakmak için değil.

tüm işletmeler dolandırıcı, bir dürüst sizsiniz anasını satayım. lahmacun nasıl 20 lira olurmuş. sen onun hesabını o esnafa değil, tependeki uzun adama soracaksın.
eskiden eşimle sık sık giderdik kafelere. gittiğimizde pizza, kola, kahve sınırsız çay yardırırdık. şimdi gitmiyoruz, mümkün olduğunca gitmiyoruz. geçenlerde birini beklerken sokakta beklememek için geçtik oturduk bi kafeye. eşim kahve içti ben de bir bardak açık çay. (demli desen de açık geliyor zaten) içeceklerimizi içtik, işimiz bitene kadar bekledik su bile istemedim. sonuçta bir çay bir kahveye 40 küsür lira verdik. eskiden o paralara kafede yemek yerdik. tamam kafelerin suçu yok ama bende de o kadar para yok aga, gitmiyorum artık herkes başının çaresine baksın.
gitmeyin diyenlerin sokak röportajlarında bir anda ortaya çıkıp "dolar almayın kardeşim, bırakın amerika'nın elinde patlasın" diyen yaratıklardan farkı yok.

dışarıda çay-kahve içme, et alma, cips yeme, alkol tüketme, sinemaya gitme, restoranda yemek yeme. her şeyi evde yap, evde yapsan bile pahalı olan şeylere hiç bulaşma. en basit bir şeye bile pahalı denildiği anda "o zaman yapma" diyenlerin iq'sü düşüktür.

ülkede her şey pahalı. somun ekmek yiyip doyalım o zaman; hayvan gibi yaşayalım, eğlenmeyelim, hiçbir şeyden keyif almayalım. pahalılığa çözüm bu mu?
hala cafe ve restoranlara gidenlere hakaret edenler, kahvemi evde demliyorum sorunu çözüyorum diyenler, evde kahvaltısını bile yapmayıp ona para veren enayidir diyenler var.

mesele sizin restoranlara gitmeyi sevmiyor olmanız değil.
mesele evde süper kahve demliyor olmanız değil.
mesele kahvaltı hazırlamanın çok basit bir iş olması da değil.
mesele şu ki, 2021 yılındayız; dünyanın her yerindeki insanlar bu tarz mekanlarda sosyalleşiyorlar; yıl 1962 değil, restoranda yemek yemek sadece zenginlerin yaptığı lüks bir aktiviye değil, restoranlara gitmek bir şımarıklık değil, bir sınıf meselesi değil, bir lüks değil.

dünyanın her yerinde insanlar cafelerde, restoranlarda yiyor, içiyor, sosyalleşiyorlar. bu bir lüks değil, bu salaklık falan da değil. nasıl 21.yüzyılda telefon ve internet birer ihtiyaç haline dönüştüyse, bu da bir ihtiyaç. siz ihtiyaç duymayabilirsiniz, ama toplumun çoğu duyuyor. fakirinden zenginine herkes bütçesine uygun bi yerlere gitmek istiyor, kimi çay bahçesinde çay içer; kimi 65 liraya macchiato içer, kimi en ucuz dönercide yer; kimi t-bone steak yemeye gider. ama bu bir ihtiyaç. ve karşılaması her gün zorlaşan bir ihtiyaç. orta kesim için bile lüks haline gelmeye başlayan, beyaz yakayı yavaş yavaş zorlamaya başlayan bir ihtiyaç.

ve hayatımızdaki bu küçücük zevkin dahi lüks haline geliyor olması, ulasamayacağımız bir şeye dönüşüyor olması ekomominin geldiği halin belirgin bir göstergesi.

yani mesele siz ve sizin cafe-restoranlar hakkındaki fikirleriniz değil.
mesele ekonominin gidişatının hayatımızdaki zevkleri yavaş yavaş elimizden alıyor olması, zaruri olmasa dahi sosyal ihtiyaçlarımızı karşılayamayacak halde bizi bırakıyor olması.
bu millete bayılıyorum ya.

abi siz kendinizi tam olarak ne sanıyorsunuz millet olarak? hani akp'liler diyor ki "almanya bizi kıskanıyor" da siz de bu kafaya girerseniz o latteye yakın zamanda 640 tl de verirsiniz. hatta o latteler bu ülke topraklarından da uzaklaşır yakında...

işin gerçeği şu. biz millet olarak akp gibi bir partiye, tayyip gibi bir elemana 20 senelik yetki verdik. tek gerçek budur abi. benim yorumum, senin yorumun değil. 20 sene bunlar var başımızda. gerçekler bunlar.

siz elin cunta rejimiyle yönetilen afrikalı vatandaşına, o vatandaş "ya şöyle güzel son çıkan telefonları, bilgisayarları alayım, avrupa'ya tatile gidelim" dediğinde gerizekalı gözüyle bakmaz mısınız? demez misiniz "lan elinde keleş, boynunda altından zincir, ot içip cümle kuramayacak tipler tarafından yönetiliyorsun istediğin şeylere bak" demez misin?

o yüzden başa dönüyorum: sen 20 senedir akp rejimi ile yönetilmeyi kabul edip bir de yukardaki afrikalı gibi refah içinde yaşamak düşüncesini mi geçiriyorsun içinden? kimsin abi sen?
esnaf kafasıyla yönetilen birçok işletme için geçerli önermedir. o ponçik esnaflar pandeminin acısını halktan çıkarmak için kaldırmış bekliyorlar.

geçen gün aracmın abs sensörünün soketi kırıldı. değişmesi lazım. tanıdık elektrikçime gittim. elinde soket yoktu gittim buldum aldım, makaron yoktu gittim buldum. başka müşteri geldi ben oradayken. tanıdık ya dedim "sen bak ona ben benim aracın farını vs. sökerim sen lehimi yapar geçersin" söktüm.

geldi 2 lehim yaptı ben de far vs. geri montajını yaptım.

normalde para bile ödemeyeceğim iş, zaten işi ben yapmışım, malzemeyi de ben bulmuşum. evimde de lehim makinem, makaron vs. lazım olan malzemeler var. 20 tl atıp geçecektim ben parayı çıkarmadan dedi "70 tl"...

hani tanıdık ya çükü bize kalktı. dedim "al bu 50 tl'yi benden alacağın son para zaten" çıktım gittim.

ondan sonra vay efendim millet 3 kuruşluk klamensi bile neden internetten alıyor. alır tabii amk, ne ar kalmış esnafta, ne esnaflık ne de maziye saygı... 3 kuruşluk işe 100 kuruş talep eder olmuşlar.

haram zıkkım olsun... bu saatten sonra su veren itfaiyenin hortumunu sikeyim...
hala daha gerizekalı gibi aldığınız para düşük yazanlar var. he düşük he. ulan yüksek olsa (genel itibari ile) o fiyatlar orada mi kalacak sanıyorsun. benim maaşım yüksek türkiye ortalaması üzerinde. şu an istanbul da herhangi bir yere (evet lacivert veya mikla da dahil) gidebilirim. veya kadıköy'de herhangi bir yere. fiyatlar insanları keriz yerine koyacak kadar yüksek. bunun aldığın para ile ilgisi yok.

edit: bir arkadaş düzeltti hatamı sağolsun. yani girdi fiyatları yüksek evet haklı da. ama sağolsun bu işletmeciler fiyatlar bir yukseliyorsa dört yukseltiyorlar. bu durum saçma. evet kazanamadilar vs doğru da bu biraz fazla değil mi ?